Gerekçesiz Temyiz Dilekçesi – Yargıtay CGK 2026/191

Bir beraat kararına karşı Yargıtay’a gitmek isteyen taraf, dilekçesine yalnızca “karar kanuna ve hukuka aykırıdır, bozulması gerekir” yazarsa, Yargıtay dosyayı esastan inceler mi? Ceza muhakemesinde sıkça karşılaşılan bu soruya Yargıtay Ceza Genel Kurulu, vergi suçuna ilişkin bir dosyada açık bir cevap vermiştir: Hükmün neden bozulması gerektiğini göstermeyen kalıp bir cümle, kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni sayılmaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.03.2026 tarihli ve E.2025/414, K.2026/191 sayılı kararıyla, bölge adliye mahkemesinin verdiği beraat kararına karşı katılan vekilinin sunduğu tek cümlelik temyiz dilekçesini yetersiz bulmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Özel Dairenin onama kararını kaldırmış ve temyiz istemini CMK m.298 uyarınca sebep yokluğundan reddetmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🧭 Vergi suçu dosyasının üç aşaması
Karar metninden anlaşıldığı kadarıyla dosya şu aşamalardan geçmiştir:
- İlk derece: İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesi, 25.10.2022 tarihli kararıyla sanığı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2 ve 359/4. maddeleri ile TCK m.62, 50/1-a ve 52/2-4 uyarınca 4.500 TL adli para cezasıyla cezalandırmış ve cezayı taksitlendirmiştir.
- İstinaf: Sanık müdafiinin başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, 25.11.2022 tarihinde CMK m.280/2 uyarınca ilk derece kararını kaldırarak sanığın beraatine hükmetmiştir.
- Temyiz dilekçesi: Katılan vekili 12.12.2022 tarihinde, “Sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan dolayı beraat kararı verilmişse de verilen beraat kararı kanuna ve hukuka aykırıdır. Bu nedenle ilgili kararın bozulması gerekmektedir.” ibaresini içeren bir dilekçe sunmuştur.
- Özel Daire: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 28.11.2024 tarihinde beraat hükmünü oy çokluğuyla onamıştır.
Görüldüğü gibi uyuşmazlık, sanığın suç işleyip işlemediğiyle değil; katılan tarafın temyiz başvurusunun Yargıtay’ın incelemesini başlatmaya elverişli olup olmadığıyla ilgilidir. Bu yönüyle karar, suç tipinden bağımsız olarak tüm ceza dosyalarını ilgilendiren bir usul meselesini ele almaktadır.
📝 Özel Daire ile Başsavcılık neden ayrıştı?
Onama kararına karşı oy kullanan iki hâkim, CMK m.294/1’deki “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” kuralına dikkat çekmiştir. Karşı oya göre Ceza Genel Kurulu, 27.11.2024 tarihli kararlarında “hukuka aykırı ceza kararının bozulması” gibi ifadeler içeren dilekçeleri yeterli temyiz nedeni saymamıştır; somut dilekçe de aynı nitelikte olduğundan ve süresinde gerekçeli bir temyiz dilekçesi verilmediğinden temyiz isteminin reddi gerekmektedir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.04.2025 tarihinde aynı gerekçeyle itiraz yoluna başvurmuştur. 11. Ceza Dairesi ise 26.06.2025 tarihinde, yine oy çokluğuyla, itirazı yerinde görmemiş ve dosya CMK m.308 uyarınca Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.
🏛️ Ön sorun: Ek gerekçe için davetiye gerekir miydi?
Genel Kurul, asıl meseleye geçmeden önce Yargıtay İç Yönetmeliği m.27 uyarınca bir ön sorunu değerlendirmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte olan CMK m.295/1, temyiz nedenlerinin ek bir dilekçeyle yedi gün içinde bildirilebilmesine imkân tanıyordu. Bu durumda katılan vekiline, ek dilekçe verebileceğini hatırlatan meşruhatlı bir davetiye tebliğ edilmesi gerekip gerekmediği tartışılmıştır.
Genel Kurul bu soruyu olumsuz cevaplamıştır. Bölge adliye mahkemesi kararının son kısmında, hükme karşı başvurulacak kanun yolu, süresi ve şekline ilişkin ihtaratın yeterli biçimde yer aldığı; bu nedenle ayrıca meşruhatlı davetiye tebliğine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır. Böylece dosya, katılan tarafın mevcut dilekçesi üzerinden değerlendirilmiştir.
🧩 Genel Kurulun temyiz nedeni ölçütleri
Genel Kurul, 03.07.2024 tarihli 49-219, 16.10.2024 tarihli 194-314 ve 27.11.2024 tarihli 464-380 sayılı kararlarında ortaya koyduğu yaklaşımı tekrarlamıştır. Kararın bu konudaki temel tespitleri şöyle özetlenebilir:
- Temyiz nedeni zorunlu unsurdur: Başvuruda gösterilen sebep, usulüne uygun bir temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsurudur ve aynı zamanda incelemenin sınırlarını çizer.
- Genel ifade yetmez: Kararın hukuka veya usule aykırı olduğunu söylemek, gerekli ve yeterli bir temyiz sebebi olarak kabul edilemez.
- Olay anlatılmalıdır: Muhakeme hukukuna aykırılık iddiasında, bu aykırılığı ortaya koyan olay ve olgular açıkça anlatılmalıdır; Yargıtay denetimini bu anlatım üzerinden yapar (CMK m.301).
- Somut sonuç: “Beraat kararı kanuna ve hukuka aykırıdır, bozulması gerekir” şeklindeki dilekçe, kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermemektedir.
Bu gerekçeyle Genel Kurul; Başsavcılık itirazını kabul etmiş, 11. Ceza Dairesinin onama kararını kaldırmış, katılan vekilinin temyiz istemini CMK m.298 uyarınca sebep yokluğundan reddetmiş ve dosyayı mahalline gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi etmiştir. Sonuçta bölge adliye mahkemesinin beraat kararı, Yargıtay’ın esasa ilişkin bir incelemesi olmaksızın geçerliliğini korumuştur.
⚖️ Usul aykırılığı ile maddi hukuk aykırılığı ayrımı
Kararın en öğretici bölümü, temyiz incelemesinin kapsamını iki ayrı kategori üzerinden anlatmasıdır. Genel Kurula göre:
- Usul kurallarına aykırılık: Yargıtay yalnızca başvuruda gösterilen usul aykırılıklarını, anlatılan maddi olay üzerinden inceler. Hükmü etkileyecek nitelikteki ihlaller bozma sebebi olur. CMK m.289’daki mutlak (kesin) hukuka aykırılık hâlleri ise hükmü doğrudan etkilediği kabul edildiğinden bu sınırlamanın istisnasını oluşturur.
- Maddi hukuka aykırılık: Temyiz eden bu tür aykırılıkları da başvurusunda göstermek zorundadır; ancak gösterilen sebepler incelemenin sınırını çizmez. Sübut, suçun unsurları, suç vasfı, hukuka uygunluk nedenleri, teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi konularda Yargıtay, temyiz edenin sıfatını da gözeterek tüm maddi hukuka aykırılıkları saptayıp hükmü bozabilir.
Bu ayrım ilk bakışta çelişkili görünebilir: Maddi hukuk denetimi geniş olduğuna göre, genel bir ifade neden yeterli sayılmamıştır? Kararın mantığına göre geniş denetim, usulüne uygun açılmış bir temyiz davasının varlığını gerektirir. Hiçbir sebep göstermeyen başvuru bu eşiği aşamadığından, Yargıtay’ın maddi hukuka ilişkin geniş inceleme yetkisi hiç devreye girmemiştir. Kararda, doktrinde savunulan ve kararın hukuka aykırı olduğu yönünde bir irade ortaya konulduğunda tüm maddi hukuk yönünden inceleme yapılabileceği görüşüne de yer verilmiş; ancak somut dilekçe bu anlamda bir temyiz nedeni içermiyor kabul edilmiştir.
İstinaf aşamasında bozma yetkisinin sınırlarını ele alan zorunlu müdafi ve istinaf bozma yetkisi kararı ile kanun yolunun açık olup olmadığını tartışan HAGB açıklanınca temyiz yolu kararı, ceza muhakemesindeki kanun yolu sisteminin diğer yönlerini göstermektedir.
🆕 7499 sayılı Kanun sonrası tablo
Karar, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMK m.295/1’i esas almıştır. Mevzuat Bilgi Sistemindeki güncel metne göre CMK m.295, 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle CMK m.294/1’e, Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde temyiz isteğinin sanığın yararına mı aleyhine mi olduğunu açıkça belirteceğine ilişkin bir cümle eklenmiştir.
Güncel hâliyle CMK m.291/1’e göre temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki hafta içinde dilekçe veya tutanağa geçirilen beyanla yapılır. CMK m.294/1’deki sebep gösterme yükümlülüğü ve CMK m.298’deki “temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği” hâlinde ret kuralı ise yürürlüktedir. Ayrı bir ek gerekçe dilekçesi düzenlemesinin kaldırılmış olması, sebeplerin temyiz başvurusunun kendisinde yer almasının önemini daha da görünür kılmaktadır. Hangi hükmün uygulanacağı ise her dosyada hüküm ve başvuru tarihlerine göre ayrıca değerlendirilir.
❓ Merak edilenler
“Karar hukuka aykırıdır” demek temyiz nedeni sayılır mı?
Bu kararda sayılmamıştır. Ceza Genel Kuruluna göre kararın hukuka veya usule aykırı olduğunu genel olarak ifade etmek, CMK m.294/1’in aradığı anlamda gerekli ve yeterli bir temyiz sebebi değildir; bu nitelikteki dilekçe CMK m.298 uyarınca sebep yokluğundan reddedilmiştir.
Özel Dairenin onama kararı neden kaldırıldı?
Onama kararı, temyiz isteminin esastan incelendiği anlamına gelir. Genel Kurul ise temyiz isteminin incelenebilir nitelikte olmadığını, dolayısıyla reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu nedenle onama kaldırılmış, yerine temyiz isteminin reddine karar verilmiştir; beraat kararının sonucu değişmemiştir.
Yargıtay, dilekçede yazılmayan hataları da inceleyebilir mi?
Karara göre maddi hukuka aykırılıklarda Yargıtay, gösterilen sebeplerle bağlı olmaksızın tüm aykırılıkları saptayabilir; usul aykırılıklarında ise kural olarak başvuruda gösterilenlerle sınırlıdır, CMK m.289’daki mutlak hukuka aykırılıklar bunun istisnasıdır. Ancak bu yetkinin kullanılabilmesi için öncelikle usulüne uygun, sebep içeren bir temyiz başvurusu bulunmalıdır.
Katılana ek gerekçe için ayrıca davetiye gönderilmesi gerekir mi?
Somut olayda gerekmemiştir. Genel Kurul, bölge adliye mahkemesi kararında kanun yolu, süre ve şekle ilişkin ihtaratın yeterli olduğunu, bu nedenle o dönem yürürlükte bulunan CMK m.295/1 kapsamında ayrıca meşruhatlı davetiye tebliğine gerek bulunmadığını kabul etmiştir. Bu hüküm 7499 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan Ceza Genel Kurulu karar metninden derlenmiştir. Karar, CMK m.308 uyarınca yapılan itiraz üzerine verilmiş bir Genel Kurul kararıdır. Temyiz başvurularının yeterliliği; başvurunun içeriğine, ileri sürülen aykırılığın usul veya maddi hukuka ilişkin olmasına, hüküm ve başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre her dosyada farklı değerlendirilebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



