Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Tek Harf Farkı Markayı Kurtarmaz – Yargıtay 11. HD 2026/3224

Finansal hizmetler alanında yıllardır belirli bir ibareyi kullandığını, bu ibarenin sektörde yaygın olduğunu ve kimsenin tekelinde bulunamayacağını ileri süren bir şirket, marka başvurusu önceki markalar nedeniyle reddedilince yargı yoluna gitmiştir. İstinaf aşamasında ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu nedenle küçük farklılıkların karıştırılmayı önleyeceği görüşü kabul görmüş; ancak Yargıtay bu değerlendirmeye katılmamıştır. Daireye göre markaların esaslı unsurunun aynı olduğu ve diğer unsurda yalnızca tek harfin farklı olduğu bir durumda bu fark, görünüşteki imajı değiştirecek nitelikte değildir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.06.2026 tarihli ve E.2025/5651, K.2026/3224 sayılı kararıyla, 36. sınıftaki finansal ve parasal hizmetleri kapsayan bir marka başvurusunun önceki markalarla görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu belirterek, YİDK kararını kısmen iptal eden bölge adliye mahkemesi kararını davalı Kurumun temyizi üzerine bozmuştur.

Kısa özet: Davacı şirketin 36. sınıftaki finansal ve parasal hizmetler için yaptığı marka başvurusuna iki ayrı şirket itiraz etmiş; Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK), itirazlardan birine dayanarak başvuruyu tümden reddetmiştir. İlk derece mahkemesi, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve gerçek hak sahipliği iddiasının davacıya kendi başvurusunu tescil ettirme hakkı vermediğini belirterek davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, ibarenin düşük ayırt ediciliği nedeniyle iltibas bulunmadığı görüşüyle davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay ise markaların bütünsel olarak benzer olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf kararını bozmuştur.

🏦 Başvuru, itirazlar ve YİDK kararı

Karar metnindeki bilgilere göre süreç şu şekilde ilerlemiştir:

  1. Başvuru: Davacı şirket, TÜRKPATENT nezdinde 2020/151616 sayılı, iki kelimeden oluşan bir ibare için marka başvurusunda bulunmuştur. Başvuru, 36. sınıfta bir hizmet türü ile “Finansal ve parasal hizmetler”i kapsamaktadır.
  2. Birinci itiraz: Aracılık hizmetleri alanında faaliyet gösteren bir limited şirket, adına tescilli 2009/67445 sayılı markayı gerekçe göstererek itiraz etmiştir. Bu itiraz kısmen kabul edilmiş ve 36. sınıftaki bir kısım hizmetler başvuru kapsamından çıkarılmıştır.
  3. İkinci itiraz: Bir anonim şirket, aynı esas unsuru taşıyan ve koruma kapsamında 01-45. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı seri markalarına dayanarak itiraz etmiştir.
  4. YİDK kararı: YİDK, 21.03.2022 tarihli ve 2022-M-3309 sayılı kararıyla davacının yeniden inceleme talebini reddetmiş; aynı kararla anonim şirketin markalarına dayalı itiraz kabul edilerek başvuru tümden reddedilmiştir.

Davacı, YİDK kararının iptalini ve başvurunun tescil işlemlerine devam edilmesini talep etmiştir. Dava, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmüştür.

📂 Davacının dayandığı argümanlar

Davacı, başvurunun reddine karşı birden fazla argüman ileri sürmüştür:

  • Uyuşmazlık konusu ibarenin ticaret sektöründe yaygın olarak kullanılan bir ifade olduğu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı,
  • İlgili markaya 2000’li yıllardan bu yana ciddi yatırımlar yapıldığı ve markanın kendisiyle özdeşleştiği,
  • Tarafların markalarının uzun yıllardır sektörde birlikte kullanıldığı,
  • Başvurunun, 2013 yılında tescil edilen ve 2007 yılından bu yana fiilen kullanılan kök markaların serisi niteliğinde olduğu,
  • Uyuşmazlık konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibinin kendisi olduğu.

Davalı Kurum, markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunmuştur. İtiraz sahibi anonim şirket ise benzerliğin yanı sıra birlikte var olma ilkesinin şartlarının gerçekleşmediğini ve davacı yararına kazanılmış hak koşullarının da oluşmadığını ileri sürmüştür. Diğer davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

⚖️ İlk derece: gerçek hak sahipliği ne sağlar?

İlk derece mahkemesi (2022/197 E., 2023/134 K.) davayı reddetmiştir. Gerekçenin temel unsurları şunlardır:

  • Hizmetler aynı: Başvuru kapsamındaki hizmetler, redde mesnet markaların kapsamında aynen yer almaktadır.
  • Markalar benzer: Taraf markaları görsel ve işitsel olarak birbirine benzemekte olup bütünsel olarak benzerdir.
  • Karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali vardır.
  • Gerçek hak sahipliğinin sınırı: SMK m.6/3 kapsamındaki gerçek hak sahipliği iddiası, başkalarının başvurularına itiraz etme ve tescil hâlinde hükümsüzlük davası açma hakkı verir; ancak kendinden önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş benzer markaya rağmen kişinin kendi başvurusunu tescil ettirmesine imkân tanımaz.
  • Müktesep hak: Davacı yararına kazanılmış hak koşulları oluşmamıştır.

Mevzuat Bilgi Sistemindeki güncel metne göre SMK m.6/3, başvuru veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka ya da ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine başvurunun reddedileceğini düzenlemektedir. Hükmün lafzı, ilk derece mahkemesinin yaptığı ayrımla uyumludur: Madde, önceki hak sahibine başkasının başvurusunu durdurma imkânı vermektedir.

🔄 İstinaf: düşük ayırt edicilik görüşü

Davacının istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2023/1290 E., 2025/1512 K.) farklı bir sonuca ulaşmıştır. Daire, dava konusu başvurunun siyah ve düz yazı karakteriyle yazılmış iki kelimelik bir ibareden, anonim şirkete ait redde mesnet markaların da yine siyah, düz yazı karakteriyle yazılmış ve ortak unsurun yanına “TÜRKİYE”, “HOLDİNG” gibi eklerin getirildiği ibarelerden oluştuğunu tespit etmiştir.

İstinaf dairesinin gerekçesine göre:

  • Ortak ibare düşük seviyede ayırt ediciliğe sahiptir.
  • Ayırt ediciliği düşük ibareler yönünden koruma düzeyi de düşük tutulmalıdır; bu tür ibarelerin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişiklikler dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldırabilir.
  • 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketicinin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, başvuru ile redde mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibas tehlikesi yoktur.

Bu gerekçeyle ilk derece kararı kaldırılmış; davanın kısmen kabulüyle YİDK kararının, anonim şirketin itirazının kabulü ile başvurunun tümden reddine ilişkin 2 ve 3 numaralı kararlar yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine hükmedilmiştir. Bu karar, davalı Kurum tarafından ve katılma yoluyla davacı tarafından temyiz edilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır; taraf ve marka adları kaynakta anonimdir.

🔍 Yargıtay neden bozdu?

Daire önce davayı, marka başvurusuna yapılan itirazın kabulüne ilişkin nihai Kurum kararının iptali istemi olarak nitelendirmiştir. Ardından iki temyizi ayrı ayrı ele almıştır:

Davacının temyizi: İstinaf kararında uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının temyiz itirazları reddedilmiştir.

Davalı Kurumun temyizi: Daire bu temyizi yerinde bulmuştur. Gerekçede vurgulanan tespitler şunlardır:

  1. Taraf markalarının esaslı unsuru olan ibareler aynıdır.
  2. Diğer ibarede yalnızca tek harf farklıdır ve bu fark, görünüşteki imajı değiştirecek marjinal bir fark değildir.
  3. İşitsel benzerlik incelemesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, sözcüklerin ilk hecelerinin ve ilk seslerinin telaffuzudur; ibarelerin Türkçede okunuşu karşısında markaların başlangıç ve son sesleri aynıdır.
  4. Bu nedenle markalar görsel ve işitsel olarak birbirine benzemekte olup bütünsel olarak benzerdir.

Daireye göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya HMK m.373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir. Taraflardan birinin duruşma istemi ise dava, HMK m.369/2 uyarınca duruşmalı incelenmesi gereken işlerden olmadığı için reddedilmiştir.

🧩 Benzerlik incelemesinde öne çıkan ölçütler

Karar, istinaf dairesinin “düşük ayırt edicilik – düşük koruma” yaklaşımına karşı Yargıtayın somut benzerlik incelemesini öne çıkardığını göstermektedir. Kararın metninden çıkan başlıca ölçütler şöyle sıralanabilir:

  • Esaslı unsurun aynılığı: Markaların akılda kalan asıl unsuru aynıysa, eklenen tanımlayıcı sözcükler benzerliği ortadan kaldırmayabilir.
  • Harf farkının etkisi: Tek harfin farklı olması, görsel imajı değiştirmiyorsa benzerliği gidermeye yetmeyebilir.
  • Okunuş: İşitsel benzerlikte ilk hece, ilk ses ve son ses önemlidir; yazımı farklı ibarelerin Türkçede nasıl okunacağı dikkate alınır.
  • Bütünsel değerlendirme: Sonuç, görsel ve işitsel benzerliğin birlikte değerlendirilmesiyle “bütünsel benzerlik” üzerinden kurulmuştur.
  • Hizmetlerin aynılığı: İlk derece mahkemesinin tespitine göre başvurudaki hizmetler, önceki markaların kapsamında aynen yer almaktadır.

Kararda, davacının ileri sürdüğü seri marka, uzun süreli birlikte kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiaları hakkında Yargıtayın ayrıca bir değerlendirmesi yer almamaktadır; bu yönlerin ilk derece mahkemesinin gerekçesinde tartışıldığı görülmektedir. Bozma sonrası bölge adliye mahkemesinin vereceği karar bu metinden anlaşılmamaktadır.

Marka tescilinde kötüniyet ve önceki hak iddialarına ilişkin diğer kararlar için serideki marka yedekleme kararı ile ithalatçının tescil ettiği marka kararı incelenebilir.

❓ Soru–cevap

Ayırt ediciliği düşük bir ibarede küçük farklar yeterli olur mu?

İstinaf dairesi bu görüşü benimsemişti; Yargıtay ise somut olayda esaslı unsurun aynı olduğunu ve diğer unsurdaki tek harf farkının görünüşteki imajı değiştirmediğini belirterek markaları bütünsel olarak benzer bulmuştur. Sonuç, somut markaların görsel ve işitsel özelliklerine göre belirlenmiştir.

Gerçek hak sahipliği, kişinin kendi başvurusunu tescil ettirmesini sağlar mı?

İlk derece mahkemesine göre sağlamaz. SMK m.6/3’e dayalı gerçek hak sahipliği, başkalarının başvurularına itiraz ve tescil hâlinde hükümsüzlük davası açma imkânı verir; ancak önceki tarihli benzer markaya rağmen kişinin kendi başvurusunu tescil ettirmesine dayanak olmaz. Yargıtay bu noktada ayrı bir değerlendirme yapmamış, davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

İşitsel benzerlikte hangi unsurlara bakılmıştır?

Daire, sözcüklerin ilk hecelerini ve ilk seslerinin telaffuzunu dikkate almış; ibarelerin Türkçede okunuşuna göre markaların başlangıç ve son seslerinin aynı olduğunu tespit ederek işitsel benzerlik bulunduğu sonucuna varmıştır.

Bozma kararından sonra dosya nereye gönderildi?

Karar, HMK m.373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Davacının temyiz itirazları ise reddedilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi karar metninden derlenmiştir. Karar bir bozma kararıdır ve dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir; sonraki aşamada verilen karar bu yazının kapsamı dışındadır. Marka başvurusuna itiraz ve YİDK kararlarının iptaline ilişkin uyuşmazlıklarda sonuç; markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine, kapsadıkları mal ve hizmetlere, önceki hak ve kullanım olgularına ve uygulanacak mevzuata göre her dosyada farklılık gösterebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu