Süreli Teminatla Tehiri İcra – AYM 2019/17045

Bir işçilik alacağı davası kazanılır, ilamlı takip başlatılır ve ihtiyati haciz konulur. Borçlu şirket kararı temyiz eder, bankadan bir teminat mektubu getirir ve takip durur. Kâğıt üzerinde her şey yolundadır: Hüküm onanırsa alacaklı, teminatı paraya çevirerek alacağına kavuşacaktır. Ancak teminat mektubunun üzerinde küçük bir ayrıntı vardır: son geçerlilik tarihi. Yargılama bu tarihi aşınca teminat da işlevini yitirir. Anayasa Mahkemesinin bu yazıda incelenen kararı, tam olarak bu ayrıntının alacaklıyı nasıl güvencesiz bıraktığını ele almaktadır.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 15.10.2025 tarihli ve 2019/17045 başvuru numaralı kararıyla (R.G. 26.02.2026, sayı 33180), bir yıl süreli banka teminat mektubu kabul edilerek icranın geri bırakılmasına karar verilmesi ve bu teminat gerekçesiyle ihtiyati hacizlerin de kaldırılması sonucunda kesinleşmiş işçilik alacağının güvencesiz kalmasını, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiş ve başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine oy birliğiyle hükmetmiştir.
⏳ Dört yıl altı ay duran bir takip
Başvurucu, 23.07.2013 tarihinde iki şirket aleyhine Batman İş Mahkemesinde işçilik alacakları davası açmıştır. Dava dilekçesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talebi yer almamıştır. Mahkeme 16.10.2014’te davayı kabul ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının tahsiline hükmetmiştir. Kararda en yüksek kalem 26.823,22 TL ile fazla çalışma ücretidir.
Sonrasındaki olaylar kronolojik olarak şöyle gelişmiştir:
- İlamlı takip: Başvurucu, Batman 1. İcra Dairesinde toplam 70.476,10 TL için takip başlatmıştır.
- İhtiyati haciz: 24.11.2014’te Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden ilama dayalı ihtiyati haciz kararı alınmıştır.
- Tehiri icra talepli temyiz: Borçlu şirketler kararı 28.11.2014 ve 03.12.2014 tarihlerinde temyiz etmiştir.
- Teminat mektubu: Borçlulardan biri, 10.12.2014 tarihli, 83.811,62 TL bedelli ve 10.12.2015’e kadar geçerli kesin teminat mektubu sunmuştur. Mektup yalnızca bu borçlu için verilmiştir.
- Kabul ve mehil: Batman İcra Mahkemesi aynı gün teminatı kabul etmiş, icra müdürlüğü 11.12.2014’te altmış günlük mehil vermiştir.
- İhtiyati haczin kaldırılması: İcra mahkemesi 18.12.2014’te teminat bulunduğu gerekçesiyle ihtiyati haczi kaldırmış; bu karara yönelik temyiz, kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
- İcranın geri bırakılması: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 06.02.2015’te ilamın icrasının temyiz incelemesi sonuna kadar geri bırakılmasına karar vermiştir. Başvurucunun teminatın süreli olduğuna dair 16.02.2015 ve 03.11.2016 tarihli dilekçeleri hakkında değerlendirme yapıldığını gösteren bir belge bulunmamaktadır.
- Bozma ve yeniden hüküm: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 14.11.2016’da emsal ücret araştırması yapılmadığı gerekçesiyle kararı kısmen bozmuş; iş mahkemesi 14.12.2017’de yeniden kabul kararı vermiş, bu arada tekrarlanan ihtiyati haciz talebi hakkında karar verilmemiştir.
- Onama: Kapatılan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 16.04.2019’da kararı onamıştır.
Başvurucunun beyanına göre yenilenen icra dosyasındaki hesapla alacak 02.04.2024 itibarıyla 229.639,85 TL’ye ulaşmıştır.
⚖️ Tehiri icra nasıl işler?
Türk hukukunda mahkeme kararları, istisnalar dışında kesinleşmeden icraya konulabilir. Kararı kanun yoluna taşıyan borçlu ise İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 36. maddesi uyarınca teminat göstererek icranın geri bırakılmasını (tehiri icra) isteyebilir. Kararda aktarılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarına göre sistemin işleyişi şöyledir:
- Temyiz kendiliğinden durdurmaz: Kesinleşmeden icraya konulan ilamın temyiz edilmesi, icrayı kendiliğinden durdurmaz.
- Teminat karşılığı mehil: Borçlu, İİK m.36’da sayılan teminatlardan birini (para depo, rehin, esham ve tahvilat, muteber banka kefaleti veya yeterli mahcuz mal) gösterirse icra müdürü uygun bir süre verir.
- Teminat ödeme değildir: Hukuk Genel Kuruluna göre teminat mektubunun ibrazı borcu sona erdirmez; borç, teminat mektubunun paraya çevrildiği anda sona erer.
- Onama hâlinde doğrudan tahsil: Hüküm onanırsa alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmadan teminat paraya çevrilerek alacaklıya ödenir; ilam alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.
Mekanizmanın özü bir takastır: Borçlu, kesinleşmeyi bekleme imkânı kazanır; alacaklı ise bu bekleyişin karşılığında, sonunda hazır bulacağı bir güvenceye sahip olur. Anayasa Mahkemesi bu dengeyi kararın 40. paragrafında açıkça ifade etmiştir.
🏛️ Anayasa Mahkemesi ne dedi?
Başvuru başlangıçta üç başvurucunun birleştirilmiş dosyaları üzerinden yürütülmüş; Komisyon, makul sürede yargılanma şikâyetlerini başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle ve diğer iki başvurucunun mülkiyet şikâyetlerini açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Esas inceleme yalnızca bir başvurucunun mülkiyet hakkı şikâyeti üzerinden yapılmıştır.
İkinci Bölümün değerlendirmesinin kilit cümleleri şunlardır:
- İİK m.36’ya göre teminat mektubunun kesin ve süresiz olması gerekmektedir.
- Süreli teminat mektubunun kabul edilmesi ve konulan ihtiyati hacizlerin kaldırılması, başvurucuyu alacağının tahsili imkânı açısından güvencesiz bırakmıştır.
- Kesin ve süresiz teminat istenseydi başvurucu, bir gecikmeye ve yeni bir haciz sürecine gerek olmadan alacağını tahsil edebilecekti.
- Kesinleşmiş hükümden sonra alacaklının “normal bir icra sürecinde olduğu gibi” takibe devam edebilmesi menfaatler dengesini sağlamaz.
Mahkeme sonuçta, borçlu lehine sağlanan avantajı dengeleyen alacaklı lehine avantajın ortadan kalktığını ve adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Giderim: Başvurucu 150.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat istemiştir. Mahkeme yeniden yargılamada hukuki yarar görmemiş, talebiyle bağlı kalarak net 100.000 TL manevi tazminata hükmetmiş; icra takibinin devam ettiği anlaşıldığından maddi tazminat talebini bu aşamada reddetmiştir. Ayrıca 364,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 30.364,60 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verilmiştir.
🛡️ Özel kişiler arası alacakta devletin pozitif yükümlülüğü
Olayda alacaklı da borçlu da özel kişidir; devletin alacağa doğrudan el koyması gibi bir müdahale yoktur. Bu nedenle Mahkeme incelemeyi devletin pozitif yükümlülükleri üzerinden yapmıştır. Kararın gerekçesinde bu yaklaşımın basamakları şöyle kurulmuştur:
- Kesinleşmiş alacak mülktür: İcrası kabil her alacak mülkiyet hakkının kapsamındadır; varlığı mahkeme kararıyla kesinleşen alacak Anayasa’nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil eder.
- Etkili icra sistemi kurma sorumluluğu: Devletin, yargı kararlarının uygulanması ve kişilerin alacaklarına kavuşması için etkili bir icra sistemi kurma sorumluluğu vardır.
- Menfaatler dengesi: İcra takibinde alacaklı ile borçlunun mülkiyet hakları çatışır; sistemin her iki tarafın menfaatini dengelemesi, süreci taraflardan biri aleyhine ölçüsüz sonuç doğuracak şekilde işletmemesi gerekir.
- Sonuç taahhüdü yok: Etkili mekanizmalar kuran kamu makamlarının bir davanın kazanılmasını sağlama yükümlülüğü yoktur; incelenen, mekanizmanın somut olayda yeterli ve elverişli işleyip işlemediğidir.
Bu çerçevede Mahkeme, ihlali borçlunun ödeme yapmamasına değil, kamu makamlarının teminatı kabul etme ve hacizleri kaldırma biçimine bağlamıştır. Kararın ağırlık merkezi de budur: Teminatın niteliğini denetleyen mercilerin tercihi, alacaklının güvencesini fiilen ortadan kaldırmıştır.
Seride, mülkiyet hakkının icra sürecindeki başka bir yüzünü ele alan icradaki paranın nemalandırılmaması kararı ile uzun süreli tedbirlere ilişkin banka hesabında uzun süreli bloke kararı da bulunmaktadır.
🧾 Süreli ve süresiz teminat arasındaki fark
Kararın 42. paragrafında teminatın kesin ve süresiz olması gerektiği tespitine, AYM’nin “İlgili Hukuk” bölümünde aktardığı Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 07.03.2017 tarihli, E.2016/25942, K.2017/3338 sayılı kararına atıfla ulaşılmıştır. O kararda borçlunun dosya borcunun tamamını karşılayan süresiz ve kesin teminat mektubu sunması, mevcut hacizlerin kaldırılmasını haklı kılan durum olarak değerlendirilmiştir.
Somut olayda ise tablo farklıdır:
- Teminat mektubu bir yıl geçerlidir; yargılama bozma ve yeniden hüküm nedeniyle dört yılı aşmıştır.
- Mektup yalnızca iki borçludan biri için verilmiştir.
- Buna rağmen teminat, hem icranın geri bırakılmasına hem ihtiyati haczin kaldırılmasına dayanak yapılmıştır.
- Başvurucunun süreye dikkat çeken dilekçeleri hakkında bir değerlendirme yapıldığı belgelenmemiştir.
Kararda, teminat mektubunun süresinin sona ermesinden sonra paraya çevrilip çevrilemediğine ilişkin ayrıca bir tespit bulunmamaktadır. Mahkemenin vurguladığı nokta, kesinleşme anında “derhâl” tahsil imkânının ortadan kalkması ve alacaklının sıfırdan haciz sürecine itilmesidir.
🆕 İİK m.36’nın bugünkü metni
AYM, olay tarihindeki metni esas almıştır; bu metinde icranın geri bırakılması kararı bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan alınmaktaydı. Maddenin mevzuat bilgi sistemindeki yürürlükteki metninde ise icra müdürünün süreyi, icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere verdiği öngörülmektedir. Ayrıca 24.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun’la maddenin son fıkrasına, bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde temyiz süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisinin devam edeceğine ilişkin bir cümle eklenmiştir.
Kararı veren merci değişmiş olsa da teminatın niteliğine ilişkin tartışma güncelliğini korumaktadır: Teminatın hükmolunan para kıymetinde olması, icra mahkemesince kabul edilmesi ve onama hâlinde “başkaca işleme gerek kalmaksızın” paraya çevrilebilmesi, kanunun öngördüğü dengenin parçalarıdır. AYM kararı, bu dengenin süreli bir teminatla kurulamayacağını anayasal düzlemde ortaya koymaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası ve Emsal Kararlar arşivi üzerinden ilgili bilgilere ulaşılabilir.
❓ Merak edilen sorular
İhlal borçlu şirketin ödeme yapmamasından mı kaynaklandı?
Hayır. Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı özel kişiler arası bir alacak ilişkisi olarak görmüş ve devletin pozitif yükümlülükleri açısından incelemiştir. İhlal, süreli teminat mektubunun kabul edilerek icranın geri bırakılması ve aynı teminat gerekçesiyle ihtiyati hacizlerin kaldırılması sonucunda alacaklının güvencesiz kalmasına dayandırılmıştır.
Maddi tazminat neden verilmedi?
Başvurucu 150.000 TL maddi tazminat da istemiştir. Mahkeme, icra takibinin hâlen devam ettiğini tespit ederek maddi tazminat talebini bu aşamada reddetmiş; manevi zarar karşılığında talep edilen net 100.000 TL’ye hükmetmiştir.
Yeniden yargılama kararı verildi mi?
Verilmedi. Mahkeme, kesin ve süresiz teminat alınmadan icranın geri bırakılmasına karar verilmesinden doğan ihlalin sonuçlarını gidermek için yeniden yargılamada hukuki yarar ve zorunluluk bulunmadığını, etkin giderim yolunun tazminat olduğunu belirtmiştir.
Diğer başvurucuların şikâyetleri ne oldu?
Başvuru, hukuki irtibat nedeniyle birleştirilen üç dosyadan oluşmuştur. Komisyon, üç başvurucu yönünden makul sürede yargılanma şikâyetini başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, diğer iki başvurucunun mülkiyet hakkı şikâyetini ise açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan bireysel başvuru kararından ve kararda aktarılan mevzuat ile Yargıtay içtihatlarından derlenmiştir. Başvurucu ve heyet bilgilerine yer verilmemiştir. Bireysel başvuru kararları somut olayın koşullarına göre verilir; benzer görünen dosyalarda farklı sonuçlar doğabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



