Ceza HukukuEmsal Kararlar

Geç Şikâyet ve Şüpheden Yararlanma – Yargıtay CGK 2026/427

Bir çocuğun alnında, adli tıp raporuna göre yüzde sabit iz niteliğinde bir yara izi var. Çocuk, bu yarayı annesinin kalemlikle vurarak açtığını anlatıyor; pedagog, beyanlarına itibar edilebileceğini bildiriyor. Anne ise kızının oda kapısına çarptığını, kendisini hemen hastaneye götürdüğünü söylüyor. Olay hastane kayıtlarına girdiği gün kimse şikâyetçi olmamış; şikâyet, aradan iki ayı aşkın süre geçtikten ve eşler arasında boşanma süreci başladıktan sonra gelmiş. Ceza Genel Kurulunun yanıtladığı soru şuydu: Bu tablo, mahkûmiyet için gereken “şüpheden arındırılmış” kanaati oluşturmaya yeter mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli ve E.2026/281, K.2026/427 sayılı kararıyla, sanığın kasten yaralama suçundan beraatine ilişkin bölge adliye mahkemesi direnme hükmünü onayan Özel Daire kararına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını oy birliğiyle reddetmiştir. Böylece beraat hükmü korunmuştur.

Kısa özet: İlk derece mahkemesi, çocuğunu kalemlikle yüzünden yaraladığı kabul edilen anneyi neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Bölge adliye mahkemesi hükmü kaldırıp CMK 223/2-e uyarınca beraat kararı vermiş; Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu kararı bozmuş, bölge adliye mahkemesi ise beraatte direnmiştir. Direnme üzerine Daire bu kez beraati oy çokluğuyla onamış, Başsavcılık itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu; olayın adli mercilere geç intikali, aynı döneme denk gelen boşanma süreci ve sanığın çocukların yönlendirildiği savunmasını birlikte değerlendirerek delillerin mahkûmiyete yetmediğine karar vermiştir.

🩹 Hastane kaydı, yara izi ve iki ay sonra gelen şikâyet

Karar metnine göre çocuk, 27.07.2017 tarihinde alnından yaralanmış ve aynı gün hastanenin acil servisinde dikiş atılarak tedavi edilmiştir. O tarihte olay hakkında herhangi bir başvuru yapılmamıştır. Eşler arasında boşanma davasına konu edilen birtakım olayların yaşanmasından sonra, babanın 10.10.2017 tarihinde karakola giderek annenin çocuklara şiddet uyguladığı iddiasıyla şikâyetçi olması üzerine soruşturma başlamıştır. Eşler 30.11.2018 tarihinde boşanmıştır.

Dosyadaki temel deliller şunlardır:

  • Adli tıp raporu (06.03.2019): Çocuğun alın orta kısmında 2,5 x 0,3 cm’lik, ilk bakışta dikkati çeken nedbe dokusunun yüzde sabit iz niteliğinde olduğu.
  • Pedagog değerlendirmesi: Çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişiminin yaşına uygun olduğu, yönlendirilmeden kendi iradesiyle beyanda bulunduğu, ifadelerine itibar edilebileceği.
  • Çocuğun beyanları: Kollukta yarayı annesinin kalemlikle vurarak açtığını ve babasına söylememesini istediğini; mahkemede ise kalemini açarken yeri kirlettiği için annesinin kalemlikle kafasına vurduğunu anlatması.
  • Kardeşin beyanı: Kardeş, kendisine yönelik ayrı bir olaydan söz etmiş; ancak ablasının kafasına kalemlikle vurulduğunu görmediğini belirtmiştir.
  • Babanın beyanı: Olay sırasında kendisine yaranın kapı korkuluğuna çarpma sonucu oluştuğunun söylendiğini, gerçeği sonradan öğrendiğini ifade etmesi.
  • Sanığın savunması: Çocuğun kardeşiyle kavga ederken oda kapısının kenarına alnını çarptığı, kendisini önce sağlık ocağına sonra hastaneye götürdüğü, tedavi sırasında çocuğun doktora “kapıya çarptım” dediği ve çocukların “doldurulduğu” yönünde savunma.

🔁 Mahkûmiyetten beraate: dört aşamalı bir yargılama

Dosya, iki ayrı kanun yolu turundan geçerek Ceza Genel Kuruluna ulaşmıştır:

  1. İlk derece mahkemesi (19.02.2020): Sanığı TCK 86/2, 86/3-a-e, 87/1-c-son, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
  2. Bölge adliye mahkemesi (30.12.2020): İstinaf üzerine ilk derece kararını kaldırmış ve CMK 223/2-e uyarınca, yani yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı vermiştir.
  3. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (13.07.2023): Oy çokluğuyla beraati bozmuştur. Daireye göre çocuğun soruşturmada ve pedagog eşliğinde mahkemede verdiği beyanlar birbirine benzerdi ve çocuğun annesini haksız yere suçlaması için bir gerekçe yoktu. Daire ayrıca ek savunma hakkı verilmesine ve temel cezanın belirlenmesine ilişkin hususlara işaret etmiştir.
  4. Direnme ve onama: Bölge adliye mahkemesi 22.11.2023 tarihinde önceki beraat hükmünde direnmiştir. Direnme hükmünün temyizi üzerine 1. Ceza Dairesi 30.09.2025 tarihinde direnme kararını yerinde görerek beraati oy çokluğuyla onamıştır.

Bu son onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.12.2025 tarihinde CMK 308 uyarınca itiraz etmiştir. 1. Ceza Dairesi 03.03.2026 tarihinde itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.

🗂️ Başsavcılığın itirazı ve karşı oylar

Dosyanın dikkat çekici yönlerinden biri, Daire içinde de görüşlerin iki aşamada ayrışmasıdır. İlk bozma kararına katılmayan üye, olayın ortaya çıkış biçimini, aradan geçen süreyi, boşanma ve velayet sürecini ve beyanlardaki çelişkileri gerekçe göstererek beraatin onanması gerektiğini savunmuştur. İkinci aşamada ise onama kararına katılmayan iki üye, adli tıp raporunun çocuğun beyanıyla uyumlu olduğunu belirterek mahkûmiyet yönünde görüş bildirmiştir.

Başsavcılığın itiraz gerekçeleri özetle şunlardır:

  • Çocuk, pedagog eşliğinde olayı oluşa uygun biçimde anlatmıştır; pedagog raporuna göre yönlendirme yoktur.
  • Çocuğun yaşı itibarıyla yalan söylemesini gerektiren bir durum ve annesini haksız yere suçlaması için bir neden bulunmamaktadır.
  • Şikâyetin iki ay sonra yapılması olayın gerçekliğini ortadan kaldırmaz; çocuk, korktuğu için olanları babasına anlatamamıştır.
  • Çocuğun aşamalarda değişmeyen ifadeleri adli tıp raporuyla doğrulanmaktadır.
📎 Kararın tam metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E.2026/281, K.2026/427 sayılı ve 24.06.2026 tarihli kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

⚖️ Genel Kurulun ölçütü: gerekçeli şüphenin tamamen yenilmesi

Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlığı “sanığa isnat edilen kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığı” sorusu olarak tanımlamış ve önceki kararlarına atıfla şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesini yeniden ortaya koymuştur. Kararda bu ilkenin masumiyet karinesinin bir uzantısı olduğu vurgulanmış ve şu esaslar sıralanmıştır:

  • Mahkûmiyet bakımından önem taşıyan her sorundaki şüphe mutlaka sanık yararına değerlendirilir.
  • Kural; suçun işlenip işlenmediği, sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusundaki şüphelerin tamamında geçerlidir.
  • Ceza mahkûmiyeti herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalıdır; bu ispat başka türlü bir oluşa imkân vermemelidir.
  • Delillerin bir kısmı gözetilip diğerleri göz ardı edilerek, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak ceza verilmesi gerçeğe ulaşılmadan hüküm kurulması anlamına gelir.
  • İsnat edilen fiilin sanık tarafından işlendiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir.

Genel Kurul aynı ilkeyi farklı olgularda da uygulamıştır; ambarda ele geçirilen kaçak sigaralarla ilgili karar için ambardaki kaçak sigara ve şüphe yazısına bakılabilir. Delillerin değerlendirilmesinde eksik araştırma tartışmasının öne çıktığı bir başka örnek için çelişkili sağlık raporları yazısı da incelenebilir.

🔍 Deliller neden yetmedi?

Genel Kurul, somut olayda delilleri tek tek değil bir bütün olarak tartmıştır. Kararın gerekçesinde öne çıkan unsurlar şunlardır:

  • Adli mercilere intikal süresi: Yaralanma 27.07.2017’de hastane kayıtlarına girmiş, ancak o tarihte başvuru yapılmamıştır. Şikâyet, iki ayı aşkın süre sonra gelmiştir.
  • Boşanma süreciyle eş zamanlılık: Şikâyet, eşler arasında boşanma davasına konu olan olayların hemen ardından yapılmıştır.
  • Sanığın savunması: Tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanığın, çocukların yönlendirildiği yönündeki savunması diğer olgularla birlikte değerlendirilmiştir.

Bu değerlendirme sonucunda Genel Kurul, mahallinde toplanıp tartışılan delillerin gerekçeli ve muhtemel şüpheyi tamamen ortadan kaldırmaya ve sanığın suçu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturmaya yeterli olmadığını kabul etmiştir. Bu nedenle CMK 223/2-e uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmış ve Başsavcılık itirazını reddetmiştir.

Karar, adli tıp raporunun yaranın varlığını ve niteliğini kanıtladığını, ancak yaranın nasıl ve kimin eylemiyle oluştuğu sorusunu tek başına cevaplamadığını göstermesi bakımından da önemlidir. Pedagog raporu ve çocuğun beyanları dikkate alınmakla birlikte, Genel Kurul bu delillerin olayın ortaya çıkış biçimi ve zamanlamasıyla birlikte okunması gerektiğini kabul etmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

🆕 7589 sayılı Kanun ve CMK 308’deki yeni itiraz süresi

Bu dosyaya ilişkin itiraz, CMK 308’in önceki hâline göre yapılmıştır. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle CMK 308 değiştirilmiştir. Maddenin güncel metnine göre:

  • Süre ve başlangıç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin kararlarına karşı dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Önceki düzenlemede süre, ilamın Başsavcılığa verildiği tarihten itibaren bir aydı.
  • Kapsam: Yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları itiraz kapsamı dışında tutulmuş, diğer tüm kararlar kapsama alınmıştır.
  • Sanık lehine itiraz: Sanığın lehine itirazda süre aranmaması kuralı korunmuştur.
  • İstemde bulunabilecekler: Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, itiraz isteminde bulunabilecekler arasında sanık ve onun adına kanun yoluna başvurabilecekler ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış olan ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenler sayılmıştır.

Bu karar, sanık aleyhine yapılan bir itirazın Genel Kurulda esastan incelenip reddedildiği bir örnektir. Yeni düzenlemenin süreye ilişkin etkileri ise bundan sonraki itiraz dosyalarında görülecektir.

❔ Merak edilenler

Adli tıp raporu yüzde sabit iz tespit ettiyse mahkûmiyet kararı verilmesi gerekmez mi?

Bu kararda gerekmediği kabul edilmiştir. Rapor yaranın niteliğini ortaya koymuş, ancak Ceza Genel Kurulu yaranın sanığın eylemiyle oluştuğu konusunda gerekçeli şüphenin tamamen giderilemediğini değerlendirmiştir. Karar, raporun kanıtladığı olgu ile failin kim olduğu sorusunun ayrı ayrı değerlendirildiğini göstermektedir.

Pedagog eşliğinde alınan çocuk beyanı tek başına yeterli midir?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi ilk incelemesinde pedagog raporuna ve beyanlar arasındaki benzerliğe ağırlık vererek beraati bozmuştu. Ceza Genel Kurulu ise bu delilleri; olayın adli mercilere geç intikali, boşanma süreci ve sanığın savunmasıyla birlikte değerlendirerek mahkûmiyet için yeterli görmemiştir. Sonuç, somut dosyadaki delillerin bütününe dayanmaktadır.

CMK 223/2-e uyarınca verilen beraat ne anlama gelir?

CMK 223/2’de beraat kararının verileceği hâller sayılmıştır. (e) bendi, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlini düzenler. Bu bent, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olmasını düzenleyen (b) bendinden farklıdır; ispat yetersizliğine dayanan beraati ifade eder.

Başsavcılığın Ceza Genel Kuruluna itiraz süresi değişti mi?

Evet. 7589 sayılı Kanun’la değiştirilen CMK 308/1’e göre süre, dosyanın Başsavcılığa teslim edildiği tarihten itibaren üç aydır; önceki metinde ilamın verildiği tarihten itibaren bir ay öngörülüyordu. Sanığın lehine yapılan itirazlarda süre aranmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların ve mağdurların kimliği kaynakta anonimdir; mağdura ilişkin tanıtıcı bilgilere yer verilmemiştir. Kararda delillerin değerlendirilmesi somut dosyanın olgularına dayanır ve başka olaylar için genellenemez. CMK 308’e ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud