Emsal KararlarForex Hukuku

İstanbul Finans Merkezinde Hukuk Seçimi – AYM 2025/68

Yabancı para cinsinden defter tutmak, sözleşmeleri İngilizce yazmak ve uyuşmazlıklara yabancı bir ülkenin hukukunu uygulamak, Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirket için kural olarak mümkün değildir. Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kayıtların Türk lirasıyla tutulmasını esas alır. 1926 tarihli 805 sayılı Kanun ise Türk şirketlerinin her türlü muamele, mukavele ve muhaberesini Türkçe yapmasını zorunlu kılar. 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu, merkezdeki “katılımcılar” için bu üç alanda bir istisna bölgesi oluşturdu. 131 milletvekili, bu istisnaların Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürerek iptal davası açtı.

Anayasa Mahkemesi, 06.03.2025 tarihli ve E.2022/106, K.2025/68 sayılı kararıyla, 7412 sayılı Kanun’un “Ortak düzenlemeler” başlıklı 7. maddesinin dört fıkrasının da Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine oybirliğiyle karar verdi. Yürürlüğün durdurulması talebi de reddedildi. Karar, 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: 7412 sayılı Kanun’un 7. maddesi İFM katılımcılarına üç imkân tanır: Hazine ve Maliye Bakanlığının düzenlemesiyle defter ve belgeleri yabancı para birimiyle tutabilmek, kendi aralarında ve İFM faaliyetlerinde 805 sayılı Kanun’un Türkçe kullanma zorunluluğundan muaf olmak, kendi aralarındaki özel hukuk işlemlerinde serbestçe hukuk seçebilmek. Dördüncü fıkra bu hükümleri en az üç ülkede aktif faaliyet gösteren katılımcıların bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezlerine de uygular. AYM’ye göre Bakanlığa verilen yetkinin çerçevesi kanunda çizilmiştir. Katılımcılarla katılımcı olmayanlar arasındaki farklı muamele nesnel ve ölçülüdür. Dil ve hukuk seçimi istisnalarının sınırları da açık ve öngörülebilirdir.

🏢 İFM katılımcısı kimdir?

Kararın her bölümünde belirleyici olan kavram “katılımcı”dır. Mahkemenin aktardığı üzere 7412 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre katılımcı, katılımcı belgesi alarak ofis alanında faaliyet gösterecek kişileri ifade eder. Bunlar gerçek ve tüzel kişiler, bunların şubeleri ve temsilcilikleri, adi ortaklıklar, irtibat büroları, bölgesel yönetim merkezleri ve ulusal varlık fonlarıdır. Kanun’un 1. maddesindeki amaç ise Türkiye’nin finansal rekabet gücünü artırmak, finansal piyasaların ve ürünlerin derinleşmesine katkı sağlamak, uluslararası finans ve sermaye piyasalarına entegrasyonu güçlendirmek ve İFM’yi önde gelen küresel finans merkezlerinden biri hâline getirmektir.

Mahkeme bu amacı, eşitlik ve kamu yararı değerlendirmelerinin dayanağı olarak kullanmıştır. İstisnaların kapsamı da katılımcı tanımıyla ve “İFM’de yürütülen faaliyet” ölçütüyle sınırlıdır.

💱 Yabancı para ile defter tutma yetkisi

Birinci fıkra, katılımcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelerin yabancı para birimiyle tutulabilmesi konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına düzenleme yetkisi verir. Bakanlık bu yetkiyi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine bağlı olmaksızın kullanır.

Dava dilekçesinde iki itiraz öne sürülmüştü. Birincisine göre Bakanlığa verilen yetki sınırsız ve belirsizdi. İkincisine göre kayıtlarını Türk lirasıyla tutmak zorunda olan diğer şirketler dezavantajlı duruma düşüyordu. Mahkeme iki itirazı ayrı ayrı inceledi:

  1. Yasama yetkisinin devri: Bakanlığın yetkisi, yalnızca katılımcıların defter ve belgelerinin yabancı para birimiyle tutulması ve düzenlenmesiyle sınırlıdır. Katılımcı kavramı da kanunda tanımlanmıştır. Genel çerçeve ve temel esaslar kanunda belirlendiği için Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık yoktur.
  2. Eşitlik: İFM’de katılımcı olarak faaliyet gösterenler ile aynı alanda faaliyet yürüttüğü hâlde katılımcı olmayanlar karşılaştırılabilir durumdadır ve kural aralarında farklılık yaratmaktadır. Ancak bu farklılık, İFM’nin diğer finans merkezleriyle rekabet edebilmesi ve uluslararası yatırımcıların ülke ekonomisine dâhil edilmesi amacına dayanır. Mahkeme farkı nesnel, makul ve ölçülü buldu (Anayasa m.10).

🗣️ 805 sayılı Kanun’dan muafiyet

İkinci fıkra, katılımcıların kendi aralarında ve İFM’de yürüttükleri faaliyetler kapsamındaki her türlü muamele, mukavele ve muhabere için 805 sayılı Kanun’un 1. ve 3. maddelerinin uygulanmayacağını öngörür. Mahkeme kuralın kapsamını şöyle belirledi:

  • Türk tabiiyetindeki katılımcılar, kendi aralarında ve İFM faaliyetleri kapsamında Türkçe kullanma zorunluluğundan kurtulur.
  • Aynı katılımcıların katılımcı olmayanlarla ve İFM dışında yaptıkları faaliyetlerde muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterleri Türkçe tutma zorunluluğu devam eder.
  • Yabancı katılımcıların Türkçe dışındaki bir dilde düzenledikleri belgeler de geçerli kabul edilir.

Dilekçeye göre hangi dilin esas alınacağı belirsizdi ve denetim imkânı ortadan kalkıyordu. Mahkeme bu görüşe katılmadı. Mahkemeye göre istisnanın kapsamı ve sınırları açık ve net çizilmiştir, kural belirli ve öngörülebilirdir. Kanun’un amacıyla uyumlu olduğu için kamu yararı dışında bir amaç taşıdığı da söylenemez. Kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunmadı.

📜 Serbest hukuk seçiminin sınırları

Davanın en dikkat çekici itirazı üçüncü fıkraya yönelikti. Bu fıkra katılımcıların kendi aralarındaki özel hukuk işlemlerinde serbestçe hukuk seçmesine izin verir. Dilekçeye göre yabancılık unsuru taşımayan bir ilişkide iki Türk şirketinin yabancı bir hukuku seçebilmesi egemenlikle bağdaşmıyordu. Seçimin koşullarına ilişkin bir ilke de öngörülmemişti.

Mahkeme, hukuk seçimi imkânının sınırsız olmadığını vurguladı. Hukuk seçimi ancak aşağıdaki şartlar birlikte gerçekleştiğinde geçerlidir:

  • İşlem katılımcıların kendi aralarında yapılmış olmalıdır.
  • İşlem katılımcıların İFM’de yürüttükleri faaliyetler kapsamında bulunmalıdır.
  • İşlem özel hukuka tabi olmalıdır.
  • Seçim, katılımcının faaliyetinin tabi olduğu mevzuata aykırı olmamalıdır.

Mahkemeye göre bu şartlardan birini taşımayan işlem ve sözleşmeler kuralın kapsamı dışındadır. Örneğin katılımcı olmayan biriyle yapılan, İFM faaliyeti dışında kalan, kamu hukukuna ilişkin olan ya da sektör mevzuatına aykırı düşen işlemlerde serbest hukuk seçimi söz konusu olamaz. 7412 sayılı Kanun’un 2. maddesi finansal faaliyet, hizmet ve işlemlerin hangi mevzuat kapsamında yürütüleceğini de belirlemiştir. Kural bu çerçevede hukuk devleti ilkesine aykırı bulunmadı.

📎 Karar metni: Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası ve 04.06.2025 tarihli, 32920 sayılı Resmî Gazete kaydı esas alınarak derlenmiştir. Dava açan milletvekilleri, heyet ve raportör adları derlemeye alınmamıştır.

🌍 Bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezleri

Dördüncü fıkra, en az üç ülkede aktif faaliyet gösteren katılımcıların bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezlerine de 7. maddenin uygulanacağını öngörür. Mahkemeye göre bölgesel yönetim merkezleri zaten katılımcı tanımındadır. Kanun koyucu, bazı grupların hazine ve finans işlemlerini ayrı merkezlerden yürüttüğünü dikkate alarak bu merkezleri ayrıca saymıştır. “En az üç ülke” şartı ise daha ciddi uluslararası muhatapların varlığını sağlamaya yöneliktir. Önceki fıkralar için açıklanan gerekçeler burada da geçerli görülmüş ve kural Anayasa’nın 2., 7. ve 10. maddelerine aykırı bulunmamıştır.

🔎 Yatırımcı ve karşı taraf açısından sonuçlar

Karar, İFM rejiminin anayasal zeminini güçlendirmekle birlikte istisnaların sınırlarını da netleştirmiştir. Uygulamada öne çıkan noktalar şunlardır:

  • Katılımcı belgesi olmayan taraf kural dışındadır. Hukuk seçimi ve Türkçe muafiyeti, katılımcıların kendi aralarındaki işlemlerle sınırlıdır. Katılımcı olmayan bir kişiyle yapılan sözleşmelerde Türkçe zorunluluğu devam eder ve serbest hukuk seçimi imkânı bu kurala dayanmaz.
  • Sektör mevzuatı önceliklidir. Hukuk seçimi, katılımcının faaliyetinin tabi olduğu mevzuata aykırı olamaz. Sermaye piyasası, bankacılık veya ödeme hizmetleri mevzuatındaki emredici kurallar, seçilen hukuk aracılığıyla bertaraf edilemez.
  • Yabancı para defter bir istisnadır. Bu imkân Bakanlığın düzenlemesine bağlıdır ve yalnızca katılımcılar için geçerlidir. Katılımcı olmayan şirketler genel hükümlere tabidir. AYM bu farkı eşitlik ilkesine aykırı bulmamıştır.
  • Uyuşmazlıklarda ilk soru kapsamdır. Bir sözleşmede yabancı hukuk ya da yabancı dil kullanıldığında, işlemin kuralın kapsamında kalıp kalmadığı her somut olayda ayrıca belirlenir. Bunun için tarafların katılımcı olup olmadığına, işlemin İFM faaliyetiyle ilgisine ve özel hukuk niteliğine bakılır.

Finansal piyasalara ilişkin yetkilerin kanunla çerçevelenmesi konusunda AYM’nin farklı sonuca ulaştığı örnekler de vardır. Serideki döviz ve hisse yetkisinde kanun şartı ve finans komitelerinin veri yetkisi yazıları bu kararla birlikte okunabilir.

❓ Sorular ve cevaplar

İFM’deki iki Türk şirketi aralarındaki sözleşmeye yabancı hukuk uygulayabilir mi?

AYM’nin değerlendirdiği kurala göre her iki taraf da katılımcıysa ve işlem İFM’de yürütülen faaliyet kapsamında özel hukuka tabi bir işlemse, faaliyetin tabi olduğu mevzuata aykırı olmamak kaydıyla hukuk seçimi serbesttir. Mahkeme, yabancılık unsuru bulunmamasının bu imkânı Anayasa’ya aykırı kılmadığını, sınırların kanunda çizildiğini kabul etmiştir.

Katılımcı bir şirket katılımcı olmayan müşterisiyle İngilizce sözleşme yapabilir mi?

Karara göre 805 sayılı Kanun’dan muafiyet, katılımcıların kendi aralarında ve İFM’de yürüttükleri faaliyetlerle sınırlıdır. Türk tabiiyetindeki katılımcıların katılımcı olmayanlarla ve İFM dışında yaptıkları işlemlerde Türkçe kullanma zorunluluğu devam etmektedir.

Yabancı para ile defter tutma yetkisi Bakanlığa sınırsız bir yetki vermiyor mu?

AYM’ye göre hayır. Bakanlık yalnızca katılımcıların defter ve belgelerinin yabancı para birimiyle tutulması ve düzenlenmesi konusunda yetkilidir. Katılımcı kavramı da kanunda tanımlanmıştır. Genel çerçeve kanunla çizildiği için yasama yetkisinin devri söz konusu değildir.

Karar oybirliğiyle mi verildi?

Evet. 7412 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dört fıkrasına yönelik iptal talepleri ve yürürlüğün durdurulması talebi 06.03.2025 tarihinde oybirliğiyle reddedilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Özet, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan norm denetimi kararından derlenmiştir. Karar, 7412 sayılı Kanun’un 7. maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu soyut olarak denetleyen bir iptal davasına ilişkindir. Belirli bir şirketin katılımcı sayılıp sayılmadığı, bir sözleşmedeki dil veya hukuk seçiminin geçerliliği ya da defter tutma usulü konusunda doğrudan sonuç doğurmaz. Bu sorular ilgili ikincil düzenlemelere ve somut işlemin niteliğine göre farklı sonuçlanabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu