Mahkemede Dava Varken Tahkim – Yargıtay 4. HD 2026/6111

Aynı trafik kazası için iki ayrı kapı aynı anda çalınabilir mi? Kazada yaralanan bir sürücü, önce asliye hukuk mahkemesinde karşı aracın sürücüsü ve işletenine dava açar. Bu dava sürerken aynı kaza nedeniyle karşı aracın trafik sigortacısına karşı Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti ve ardından İtiraz Hakem Heyeti sürekli iş göremezlik tazminatına hükmeder. Sigortacı ise baştan beri aynı şeyi söylemektedir: Mahkemede görülmekte olan bir dava varken Komisyon yolu kapalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 20.05.2026 tarihli ve E.2026/1063, K.2026/6111 sayılı kararıyla, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin on dördüncü fıkrasına dayanarak İtiraz Hakem Heyeti kararını oy birliğiyle bozmuştur. Dairenin tespitine göre başvurunun usulden reddedilmesi gerekirdi; tazminat hesabına, kusura ve maluliyet raporuna ilişkin itirazlar bu aşamada incelenmemiştir.
🚗 Kaza ve paralel iki başvuru
Karar metninde aktarılan başvuru dilekçesine göre, davalı sigortacı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle teminat altına alınan araç 27.09.2020 tarihinde bir trafik kazasına karışmıştır. Davacı, karşı araçta sürücüdür; kazada yaralanmış ve malul kalmıştır.
Davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna yaptığı başvuruda, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatını, başvuru tarihini izleyen 15. günün bitiminden itibaren işleyecek faiziyle istemiştir. Yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesiyle talep 250.815,41 TL’ye yükseltilmiştir.
Dosyanın asıl düğümü ise sigortacının cevap dilekçesinde ortaya çıkmıştır. Sigortacı, başvuruya konu kaza nedeniyle ilk olarak Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve 2022/40 Esas sayılı bu dosyanın hâlen derdest olduğunu bildirmiştir. Bunun yanında şu savunmalara da yer vermiştir:
- Başvuru eksik evrakla yapıldığından sigortacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemelidir.
- Sunulan iş göremezlik raporu hatalı düzenlenmiştir.
- Başvurucu ehliyetsiz olduğundan müterafik kusur indirimi yapılmalıdır.
- Kusur durumu ayrıca tespit edilmelidir.
🏛️ Hakem heyetleri ne karar verdi?
Uyuşmazlık Hakem Heyeti, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına dayanarak talebi kabul etmiş; 250.815,41 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle sigortacıdan tahsiline karar vermiştir.
Sigortacının itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti, kusur raporunu, maluliyet raporunu, aktüer bilirkişi raporunu ve hesaplamaları mevzuata ve içtihatlara uygun bulmuştur. İtirazları kısmen kabul ederek kararı düzeltmiş, ancak esasa ilişkin sonucu değiştirmemiştir. Düzeltilmiş hüküm şu kalemlerden oluşmaktadır:
- 250.815,41 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28.12.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle sigortacıdan tahsili,
- 3.762,23 TL başvuru ücreti, 650,00 TL bilirkişi ücreti ve 11,50 TL vekâletname suret harcından oluşan toplam 4.423,73 TL yargılama giderinin sigortacıdan tahsili,
- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesinin on yedinci fıkrası gereğince 5.201,41 TL vekâlet ücretinin sigortacıdan tahsili.
Sigortacı bu kararı temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde, 19.09.2022 tarihli ara kararla derdest mahkeme dosyasına ilişkin evrakın istendiğini, ancak kendilerinin bu durumdan ancak İtiraz Hakem Heyeti aşamasında haberdar olduklarını, tebligatların vekil yerine asile yapıldığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Hesap yöntemine, rapora ve kusura ilişkin itirazlarını da tekrarlamıştır.
⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi
Daire önce uyuşmazlığı, ZMSS poliçesiyle teminat altına alınan aracın karıştığı kazada yaralanıp malul kalan sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebi olarak nitelendirmiştir. Ardından sonucu belirleyen kuralı aktarmıştır.
5684 sayılı Kanun’un “Sigortacılıkta tahkim” başlıklı 30. maddesinin on dördüncü fıkrası şöyledir: “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz.” Daireye göre bu düzenleme gereğince başvuru sahibinin, sigorta tahkim yoluna gitmeden önce aynı uyuşmazlık için genel mahkemelerde dava açmamış olması gerekir.
Kararda bu şartın kim tarafından ve ne zaman denetleneceği de belirtilmiştir. Şartın gerçekleşip gerçekleşmediği ön inceleme aşamasında raportör tarafından incelenir. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesine göre raportör, dosya üzerinde yapacağı ön incelemede uyuşmazlığın mahkemeye intikal edip etmediğini araştırır.
Somut olaydaki tespitler şöyledir: Davacı vekili, aynı uyuşmazlıkla ilgili olarak Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/40 Esas sayılı dosyasında sürücü ve işletene karşı sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin tahsili için dava açmıştır ve bu dava derdesttir. Daire, mahkemede açılmış ve kesinleşmemiş bir dava bulunduğundan Komisyona başvuru yapılamayacağını, bu nedenle başvurunun usulden reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığını belirtmiştir.
Sonuç olarak İtiraz Hakem Heyeti kararı bozulmuş; bozmanın kapsam ve şekline göre sigortacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. Karar 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
📜 Kanundaki engel: m.30/14 nasıl okunmalı?
Sigorta tahkimi, 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrasıyla kurulan ve sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişilerle riski üstlenen taraf arasındaki uyuşmazlıklarda işleyen özel bir çözüm yoludur. Aynı fıkraya göre zorunlu sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda hak sahipleri, ilgili kuruluş sistemin üyesi olmasa da tahkim usulünden yararlanabilir. Trafik sigortası bu nedenle Komisyon önüne en sık gelen dosya türlerinden biridir.
On dördüncü fıkra ise bu yolun önüne bir eşik koymaktadır. Kanun metni iki durumu sayar:
- Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklar,
- Tüketicinin korunmasına ilişkin kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar.
Bu iki durumda Komisyona başvuru yapılamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kuralı, “tahkime gitmeden önce aynı uyuşmazlık için genel mahkemede dava açılmamış olmalı” biçiminde yorumlamış ve dava derdest olduğu sürece engelin devam ettiğini kabul etmiştir. Kararın ifadesiyle, mahkemedeki dava “kesinleşmeden” Komisyona başvuru yapılamaz.
Bu yaklaşım, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendindeki genel dava şartını hatırlatmaktadır. Bu bende göre aynı davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması bir dava şartıdır. Karar metni HMK m.114’e açıkça atıf yapmamaktadır; dayanak doğrudan 5684 sayılı Kanun m.30/14’tür. Bu karşılaştırma yalnızca kuralın amacını anlamaya yardımcı olması için eklenmiştir.
Kesin hükmün varlığı da benzer bir sonuç doğurabilir. Sitede yer alan kesin hükümden sonra tahkim yazısı bu farklı ihtimali ele almaktadır.
🔍 Taraflar farklıyken de engel var mı?
Kararın en dikkat çekici yönü, iki yoldaki davalıların aynı olmamasıdır. Asliye hukuk mahkemesindeki dava, karar metnine göre sürücü ve işletene karşı açılmıştır. Komisyon başvurusu ise ZMSS sigortacısına karşı yapılmıştır.
Daire buna rağmen mahkemedeki davayı “dava konusu uyuşmazlık ile ilgili” bir dava olarak nitelendirmiş ve m.30/14 engelinin gerçekleştiğini kabul etmiştir. Kararda bu konuda ayrıca bir tartışma yapılmamıştır. Metinden çıkan sonuç şudur:
- Uyuşmazlığın kaynağı aynı trafik kazasıdır.
- İstenen zarar kalemleri örtüşmektedir: mahkemede sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri, Komisyonda sürekli iş göremezlik tazminatı istenmiştir.
- Daire, bu örtüşmeyi m.30/14 anlamında aynı uyuşmazlık için yeterli görmüştür.
Kararın sigortacının sorumluluğunun niteliğine veya davalılar arasındaki ilişkiye dair ayrıntılı bir açıklaması bulunmamaktadır. Bu nedenle tarafların farklı olduğu her dosyada aynı sonucun çıkacağını söylemek mümkün değildir; her olayın kendi dava dilekçesi ve talep kalemleri birlikte değerlendirilir.
🧭 Kararın pratik sonuçları
Bozma kararı esasa ilişkin bir değerlendirme içermemektedir. Davacının malul kalıp kalmadığı, tazminatın doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ya da kusur oranları bu kararla tartışılmamıştır. Daire, sigortacının bu yöndeki itirazlarını “şimdilik” incelememiştir.
Karardan çıkarılabilecek başlıca noktalar şunlardır:
- Usul önce gelir: Hakem heyetlerinin esasa ilişkin kapsamlı bir inceleme yapmış olması, m.30/14 engelini ortadan kaldırmamaktadır. Engel varsa sonuç usulden rettir.
- Denetim raportördedir: Yönetmelik m.16 uyarınca raportör, ön incelemede uyuşmazlığın mahkemeye intikal edip etmediğini araştırmakla yükümlüdür. Bu dosyada ara kararla derdest dosyanın evrakı istenmiş, ancak sonuç hükme yansımamıştır.
- Derdestlik süresince engel sürer: Daire, mahkemedeki dava kesinleşmeden Komisyona başvuru yapılamayacağını belirtmiştir.
- Tazminat tutarı yeniden değerlendirilecektir: Bozma sonrasında dosyanın akıbeti, hakem heyetinin bozmaya göre vereceği karara bağlıdır. Hakem heyetlerinin Yargıtay bozmasına direnemeyeceği konusunda sitedeki itiraz hakem heyeti ve direnme kararı da incelenebilir.
Trafik kazası tazminatlarında sürelere ilişkin farklı bir usul meselesi için geç cevapta zamanaşımı def’i yazısına da bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Sigorta Tahkim Komisyonu bu kararda tazminatı yanlış mı hesaplamıştı?
Yargıtay bu soruya cevap vermemiştir. Bozma yalnızca m.30/14 engeline dayanmaktadır; hesap yöntemi, maluliyet raporu ve kusur itirazlarının incelenmesine bozmanın kapsamı nedeniyle şimdilik yer görülmemiştir.
Mahkemedeki dava sigortacıya karşı açılmamıştı; engel yine de uygulandı mı?
Evet. Karar metnine göre asliye hukuk mahkemesindeki dava sürücü ve işletene karşı açılmıştır. Daire, bu davayı aynı kazadan doğan ve aynı zarar kalemlerini içeren uyuşmazlıkla ilgili kabul ederek Komisyona başvurunun yapılamayacağı sonucuna varmıştır.
Komisyon başvurusunda bu engeli kim kontrol eder?
Kararda belirtildiği üzere şart ön inceleme aşamasında raportör tarafından incelenir. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesine göre raportör, uyuşmazlığın mahkemeye intikal edip etmediğini araştırır.
Tüketici hakem heyetine gitmiş bir uyuşmazlıkta da aynı kural geçerli mi?
5684 sayılı Kanun m.30/14’ün lafzı, tüketicinin korunmasına ilişkin kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıkları da saymaktadır. İncelenen karar ise mahkemeye intikal etmiş bir uyuşmazlığa ilişkindir; tüketici hakem heyeti ihtimali bu dosyada tartışılmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan başvuru, cevap ve temyiz dilekçeleri ile hakem heyeti kararlarının özetine dayanır; davacının ve sigorta şirketinin kimliği kaynakta anonimdir. Bozma kararı esasa ilişkin itirazları incelememiştir ve dosyanın nihai sonucu bu yazının kapsamı dışındadır. Kanun ve yönetmelik hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Dava dilekçesi, taraflar ve talep kalemleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



