Zarardaki Yatırımcıya Ceza – Danıştay 13. D 2025/3342

Bir yatırımcı, otuz iki iş günü boyunca aynı paya on binlerce küçük alım emri girer, satışlarını ise az sayıda büyük emirle yapar. Dönem sonunda hesabını kapattığında ortada kazanç yoktur; komisyon ve vergi kesintileriyle birlikte net sonuç zarardır. Sermaye Piyasası Kurulu ise bu işlem kalıbını piyasa bozucu eylem sayar ve yasal alt ve üst sınırın tam ortasından bir idari para cezası belirler. Soru şudur: Zarar eden bir yatırımcıya neden ortalama tutarda ceza verildiği işlemde yazmıyorsa, bu eksiklik cezayı tek başına hukuka aykırı kılar mı?
Danıştay 13. Dairesi, 03.11.2025 tarihli ve E.2025/1979, K.2025/3342 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyarak, piyasa bozucu eylem nedeniyle verilen 498.444,50 TL idari para cezasına ilişkin Kurul kararı yönünden de davanın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, tebliğinden itibaren 30 gün içinde İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olarak verilmiştir.
📈 Denetleme raporundaki işlem kalıbı
Kurul’un 07.10.2020 tarihli denetleme raporuna dayanan tespitler karar metninde ayrıntılı biçimde aktarılmıştır. İnceleme döneminde endeks %7,82 artarken payın ağırlıklı ortalama fiyatı %49,70 oranında yükselmiştir. Davacıya ilişkin başlıca tespitler şunlardır:
- 38.346.457 adet alım ve 38.714.530 adet satım olmak üzere toplam 77.060.987 adet işlemle (%18,11) en fazla işlem yapan yatırımcıdır.
- Fiyatı bir üst kademeye taşıyan 815 sözleşme (%10,38) ve 752.075 adet fiyat yükseltici işlemle (%14,47) bu alanda ilk üç yatırımcı arasındadır.
- 64.474.958 adet alım (%20,45) ve 62.460.856 adet satım emriyle (%19,08) en fazla emir ileten yatırımcıdır; alım emirlerinin yaklaşık %40,53’ü işleme dönüşmeyerek pasif emir olarak beklemiştir.
- Alım emirlerinin %39,97’si (4.848 emir) 1-100 lot aralığındadır; satım emirlerinde bu oran %0,77’dir (16 emir). Satım emirleri 2.070 defada, alım emirleri bunun yaklaşık altı katı olan 12.132 defada iletilmiştir.
- 23.098.007 adetlik emir iptaliyle (%17,56) en fazla emir iptal eden yatırımcıdır.
- 32 iş gününün 14’ünde piyasadaki işlemlerin yaklaşık dörtte biri, 18’inde iletilen her beş alım emrinden biri davacıya aittir.
Rapora göre bu kalıp, piyasanın likit olduğu ve paya yoğun talep bulunduğu izlenimi yaratmış, diğer yatırımcıların ilgisini paya yöneltmiştir. Dönemde fiyat hareketlerini açıklayacak bir özel durum açıklaması da KAP’ta yayımlanmamıştır.
Kâr-zarar sonucu ise farklıdır: Dönem içinde alınıp satılan paylardan 292.336,60 TL zarar edilmiş; dönem başında elde bulunan paylardan 368.073 adedinin satışından 290.403,74 TL menfaat sağlanmıştır. Bütün hâlinde sonuç 1.932,86 TL zarar, komisyon ve BSMV kesintileriyle birlikte net realize zarar 62.324,36 TL’dir.
🗣️ Davacının itirazları ve Kurul’un savunması
Dava, Danıştay’da ilk derece olarak açılmış; Kurul kararıyla birlikte Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (f) bentlerinin iptali de istenmiştir. Davacının itirazları arasında Tebliğ’in 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesine aykırılığı, savunma hakkının ihlali, denetleme raporunun tebliğ edilmemesi, sürecin Kanun’un 107. maddesi kapsamında başlayıp altı aylık işlem yasağı uygulanması, istatistiklerin hatalı olması, pay piyasasında derinlik olmadığından işlemlerin parça parça yapılması ve kâr hesabının hukuka aykırılığı yer almaktadır.
Kurul ise kabahatlerde kanunilik ilkesinin daha esnek uygulandığını, çerçeve kanun düzenlemesinin ikincil düzenlemelerle doldurulabileceğini, piyasa dolandırıcılığı suçunda özel kast arandığını, piyasa bozucu eylem için ise özel kastın ve piyasa hâkimiyetinin gerekmediğini, fiillerin piyasa açısından önemli ve etkili olmasının yeterli olduğunu savunmuştur.
6362 sayılı Kanun’un 104. maddesine göre makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan ve borsaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu eylem sayılır; bunları gerçekleştirenlere yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir, menfaat temin edilmişse ceza bu menfaatin iki katından az olamaz.
🔢 İlk karar: neden ortalama?
Daire, 31.10.2024 tarihli ve E.2021/1095, K.2024/4345 sayılı kararıyla davayı ikiye ayırmıştır: Tebliğ hükümlerine yönelik istemi reddetmiş, Kurul kararını ise iptal etmiştir. Dairenin eylemlerin piyasa bozucu nitelikte olduğunu sabit gördüğü, İdari Dava Daireleri Kurulu kararında açıkça belirtilmektedir.
İptal gerekçesi cezanın miktarına ilişkindir. Cezanın belirlenmesinde 2019 yılı üst sınırı 958.581,00 TL ile alt sınırı 38.308,00 TL’nin ortalaması esas alınmıştır. Daire’ye göre davacının piyasa bozucu eylemler sonucunda zarar ettiği de dikkate alındığında, cezanın neden bu şekilde belirlendiği idari yargı denetimine açık biçimde gösterilmemiş ve ceza mevzuata uygun şekilde bireyselleştirilmemiştir.
Ceza miktarının gerekçesine ilişkin farklı bir tartışma için sitedeki GYO yöneticisine üst sınırdan ceza kararına da bakılabilir.
🏛️ İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma gerekçesi
Kurul kararının iptal edilen kısmı davalı idare tarafından temyiz edilmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 12.06.2025 tarihli ve E.2025/597, K.2025/1299 sayılı kararıyla temyizi kabul ederek iptal kısmını bozmuştur. Bozma gerekçesi idari işlemin sebep unsuruna ilişkin genel bir yaklaşıma dayanır:
- 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre iptal davalarında denetim yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları üzerinde yapılır.
- İşlemin sebebi kanunda açıkça belirtilmemiş olsa bile, dava açıldığında yargı mercii önünde idarece bildirilmesi zorunludur.
- Sebebin işlemde gösterilmemesi bir şekil eksikliğidir; varoluş şartı olmadığından esasın incelenmesini engellemez ve yalnızca bu yönden iptali gerektirmez.
- 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca mahkemeler her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar; idareden işlemin sebebinin gösterilmesini istemeli ya da sebebi kendiliğinden araştırmalıdır.
- Somut olayda alt sınırdan uzaklaşılmasının nedeni konusunda tereddüt varsa, bu husus bir ara kararla idareden sorulabilirdi; bu araştırma yapılmadan bireyselleştirme yapılmadığı sonucuna varılmıştır.
İdare temyiz dilekçesinde alt sınırdan uzaklaşmanın sebeplerini açıklamıştır: eylemlerin niteliği ve çeşitliliği, sonuca katkı, kastın yoğunluğu, birden fazla mevzuat hükmünün ihlali ve payın aktif olduğu izlenimi yaratılarak diğer yatırımcıların bu paya yöneltilmesiyle ortaya çıkan zararın büyüklüğü. İdari Dava Daireleri Kuruluna göre bu açıklama tereddüdü gidermiştir; ihlalin önemi, zararın büyüklüğü, gerçekleştirilme şekli, kusurun yoğunluğu ve yatırımcıların zarara uğraması dikkate alındığında alt sınırdan uzaklaşılmasında hukuka aykırılık yoktur.
Bu gerekçe, davacının kendi zarar etmiş olmasının cezanın belirlenmesinde tek başına belirleyici sayılmadığını göstermektedir. Ölçüt, eylemin piyasada ve diğer yatırımcılar üzerinde yarattığı etkidir.
📌 Uyma zorunluluğu ve sonuç
Daire, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrası, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesi ile 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin dördüncü fıkrası ve 50. maddesine dayanarak, Danıştay dava dairelerine İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına karşı ısrar imkânı tanınmadığını belirtmiştir.
Bu nedenle Daire, bozma kararında belirtilen gerekçelerle Kurul kararı yönünden de davanın reddine karar vermiştir. Yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmış; önceki kararda idare lehine vekâlet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. Karar 03.11.2025 tarihinde oybirliğiyle verilmiş, İdari Dava Daireleri Kuruluna 30 günlük temyiz yolu açık bırakılmıştır.
Piyasa bozucu eylemlerde yatırımcı grubuna dahil edilmenin ispatı konusunda Danıştay’ın farklı yönde sonuçlanan bir kararı için sitedeki piyasa bozucu eylemde ispat yazısı incelenebilir.
🆕 Menfaat hesabında 2024 değişikliği
Bu dosyada davacının net sonucu, komisyon ve BSMV kesintileri de hesaba katılarak 62.324,36 TL zarar olarak belirlenmiştir. Kararın ilgili olduğu dönem 2019 yılıdır ve kararda aşağıdaki değişikliğin uygulanmasına ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır; ancak sonraki dönemler bakımından dikkat çekicidir.
6362 sayılı Kanun’un 103. maddesine 26.06.2024 tarihli 7518 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkraya göre, 103. madde ile 104. maddede belirtilen menfaat hesaplamalarında kişinin menfaatin elde edilmesiyle bağlantılı işlemlerde ödediği komisyonlar, vergiler, kredi faizleri, danışmanlık ücretleri ve Kurulca benzer kapsamda görülen diğer maliyetler dikkate alınmaz; elde edilen menfaatin nakde çevrilip çevrilmediğine de bakılmaz. Alım satım işlemlerine ilişkin menfaat hesabında esas alınacak fiyatlar ve maliyet yöntemleri Kurulca belirlenir.
- Menfaat varsa ceza, menfaatin iki katından az olamaz (SPKn m.104).
- Menfaat yoksa ceza, kanuni alt ve üst sınırlar arasında belirlenir; bu dosyada tartışma bu aralıktaki konumun gerekçesine ilişkindir.
- Değişiklikten sonra komisyon ve vergi gibi maliyetler menfaat hesabından düşülmemektedir; bu durum “net zarar” savunmasının ağırlığını sonraki dosyalarda etkileyebilir.
❓ Sık sorulan sorular
Zarar eden bir yatırımcıya piyasa bozucu eylem cezası verilebilir mi?
Bu dosyada evet. SPKn m.104 cezayı eylemin piyasa bozucu niteliğine bağlamaktadır; menfaat sağlanması yalnızca cezanın alt sınırını menfaatin iki katına yükselten bir unsurdur. Davacının net zararına rağmen ceza hukuka uygun bulunmuştur.
Ceza gerekçesinin işlemde yazılmamış olması iptal sebebi değil mi?
İdari Dava Daireleri Kuruluna göre sebebin işlemde gösterilmemesi bir şekil eksikliğidir ve tek başına iptali gerektirmez. Mahkeme sebebi ara kararla idareden isteyebilir; bu dosyada idarenin temyizde yaptığı açıklama tereddüdü gidermiştir.
Ceza tutarı nasıl belirlenmişti?
Karar metnine göre 2019 yılı için alt sınır 38.308,00 TL, üst sınır 958.581,00 TL olup ceza bu iki tutarın ortalaması olan 498.444,50 TL olarak belirlenmiştir.
Daire neden kendi önceki görüşünde ısrar etmedi?
Danıştay’ın ilk derece olarak baktığı davalarda İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına karşı ısrar imkânı bulunmamaktadır. Daire bu nedenle bozma gerekçesine uyarak karar vermiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan denetleme raporu tespitleri, tarafların iddia ve savunmaları ile İdari Dava Daireleri Kurulu kararından yapılan alıntılara dayanır; davacının ve pay ihraççısı şirketin kimliği kaynakta anonimdir. Karar, verildiği tarih itibarıyla temyiz yolu açık olarak verilmiştir; sonraki aşamalara ilişkin bilgi incelenen metinde yer almamaktadır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı işlem kalıbı ve gerekçeye sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



