Mal Rejiminde Dört Yıllık Değer – Yargıtay 2. HD 2026/6988

Bir taşınmazın değeri 2020 sonunda belirlenir, hüküm ise 2024 sonunda kurulur. Aradaki dört yılda konut fiyatlarının yerinde saymadığını herkes bilir; ancak mal rejimi tasfiyesinde soru, fiyatların ne kadar arttığından çok hangi tarihin esas alınacağıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada bölge adliye mahkemesi, kendi kararından yaklaşık dört yıl önce saptanan değerlerle hesap yapmış; üstelik kararın kesin olduğunu düşünerek temyiz dilekçesini de reddetmiştir. Daire her iki noktada da farklı düşünmüştür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.06.2026 tarihli ve E.2025/4963, K.2026/6988 sayılı kararıyla, bölge adliye mahkemesinin temyiz dilekçesini kesinlik nedeniyle reddeden ek kararını ortadan kaldırmış, esas hükmü ise tasfiye konusu malın güncel değeri yönünden oy birliğiyle bozmuştur.
🏠 Dosyanın seyri: 20.000 TL’den 147.883,33 TL’ye
Dava, Lüleburgaz Aile Mahkemesinde açılmıştır. Karar metnine göre davacı eş, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş ve taşınmazın keşifle belirlenecek değerine göre talebini sonradan artırmak üzere, evlilik süresince devam eden mal rejiminin tasfiyesini istemiştir. Talep konusu, zemin katta bulunan 2 numaralı bağımsız bölümdür; mesken niteliklidir. Başlangıç talebi, katılma alacağı ve değer artış payı alacağı olarak şimdilik 20.000 TL’dir.
Yargılamanın aşamaları karar metninden şöyle izlenebilmektedir:
- 22.10.2021: Davacı vekili, HMK m.107/2 uyarınca verdiği dilekçeyle talebini toplam 147.904,92 TL’ye yükseltmiştir.
- İlk derece kararı (2020/117 E., 2021/751 K.): Dava kısmen kabul edilmiş, toplam 110.912,12 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
- İstinaf (İstanbul BAM 6. HD, 2022/740 E., 2024/2391 K.): Davacının istinaf başvurusu kısmen kabul edilmiş, ilk derece hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş ve toplam 147.883,33 TL’ye hükmedilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin karar tarihi 18.12.2024’tür.
- Ek karar: Davacının temyiz dilekçesi, bölge adliye mahkemesince kesinlik sınırı gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay’ın hüküm fıkrasında bu ek kararın tarihi 10.04.2025 olarak yer almaktadır.
Karar metninde ek karara ilişkin tarih farklı yerlerde 10.05.2025 ve 10.05.2026 olarak da yazılmıştır. Bu yazıda hüküm fıkrasındaki 10.04.2025 tarihi esas alınmıştır.
Bölge adliye mahkemesinin hesabında kullanılan değerler ise 10.12.2020 tarihinde belirlenmiştir. Yani hüküm, kendi tarihinden yaklaşık dört yıl önceki değerlere dayanmaktadır.
🔒 Birinci sorun: Karar gerçekten kesin miydi?
Bölge adliye mahkemesi, temyiz konusu miktarın kesinlik sınırının altında kaldığı görüşündeydi. Gerçekten de hüküm altına alınan tutar ile talep arasındaki fark, karar metnindeki rakamlara göre yalnızca birkaç on lira düzeyindedir. Davacının “kaybettiği” kısım bu kadar küçükken temyiz yolu açık mıdır?
Daire önce genel kuralı hatırlatmıştır. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar HMK m.362 uyarınca temyiz edilemez; sınırın altında kalan temyiz dilekçesi HMK m.366 atfıyla m.352/1-b uyarınca reddedilir. Kesinlik sınırı kamu düzenine ilişkindir ve belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır.
Belirleyici cümle ise şudur: Alacağın bir kısmının dava edilmesi hâlinde kesinlik sınırı, dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. HMK m.362/2 de aynı ilkeyi açıkça düzenlemektedir.
Daireye göre bu dava, HMK m.107’de düzenlenen belirsiz alacak davası niteliğindedir. Belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmı dava edilmişse, mahkemece dava kısmen reddedilmişse ve alacak miktarına yönelik itiraz varsa, davacı yönünden kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemez. Bu nedenle temyiz dilekçesini reddeden ek karar HMK m.362’ye aykırı bulunmuş ve ortadan kaldırılmıştır.
Bu yaklaşımın pratik anlamı açıktır: Davacı, tasfiye konusu malın güncel değeri belirlendiğinde talebinin çok daha yüksek çıkabileceğini ileri sürmektedir. Kesinlik incelemesini yalnızca reddedilen birkaç on liraya göre yapmak, bu itirazın hiç incelenmemesi sonucunu doğururdu.
📅 İkinci sorun: Hangi tarihin değeri?
Temyiz yolu açıldıktan sonra Daire esasa geçmiştir. Mal rejimi tasfiyesinde iki tarih birbirinden ayrılır:
- Mal rejiminin sona erdiği tarih: Hangi malların tasfiyeye gireceği ve bu malların durumu (nitelik, özellik) bu tarihe göre belirlenir.
- Tasfiye tarihi: Malların sürüm (rayiç) değeri bu tarihe göre belirlenir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 235. maddesinin birinci fıkrasına göre mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Değer artış payını düzenleyen TMK m.227/1 de alacağın, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanacağını belirtir.
Daire, Yargıtay uygulamasına göre tasfiye tarihinin karar tarihi olduğunu, tasfiyeyi bölge adliye mahkemesi yapıyorsa esas alınacak tarihin bölge adliye mahkemesinin karar tarihi olduğunu belirtmiştir. Bu dosyada bölge adliye mahkemesi ilk derece hükmünü kaldırıp yeniden esas hakkında hüküm kurduğuna göre tasfiyeyi yapan merci odur. Buna karşın hesap, 18.12.2024 tarihli karardan yaklaşık dört yıl önceki, 10.12.2020 tarihinde belirlenen değerlere dayanmaktadır. Daire bunu ilkeye aykırı bulmuştur.
Kararda bozma sonrası yapılacak işlem de tarif edilmiştir: Önceki karar bozulduğu için belirlenen değer güncelliğini yitirmiştir. Bölge adliye mahkemesi, 2 numaralı bağımsız bölümün bozmadan sonra verilecek yeni karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerini belirleyecek ve değer artış payı ile artık değere katılma alacağını buna göre hesaplayacaktır.
Edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımının ispatına ilişkin farklı bir mesele için sitedeki kişisel mal mı edinilmiş mal mı yazısına, mal rejimi davasında usule ilişkin bir başka örnek için mal rejimi davasından feragat kararına bakılabilir.
⚖️ Yargıtay’ın hükmü
Daire, 23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle şu kararı vermiştir:
- Bölge adliye mahkemesinin temyiz dilekçesini kesinlik nedeniyle reddeden 10.04.2025 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına,
- Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının, tasfiye konusu malın güncel değeri yönünden bozulmasına,
- Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine,
- Dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine.
Kararda bozmanın yalnızca güncel değer yönünden yapıldığı açıkça belirtilmiştir. Hangi malların tasfiyeye gireceği veya katkı oranları gibi konularda ayrı bir değerlendirme bulunmamaktadır.
🆕 Gündem: HMK m.107 ve m.362’deki 7589 değişiklikleri
Kararın kesinlik gerekçesi, HMK m.107’deki belirsiz alacak davası kurumuna dayanmaktadır. Bu madde, mevzuat metnine göre 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Yargıtay kararı ise 23.06.2026 tarihlidir; yani karar, maddenin yürürlükte olduğu dönemde ve o dönemde açılmış bir dava için verilmiştir.
Aynı Kanun’un 25. maddesiyle HMK m.362’ye üçüncü fıkra eklenmiştir. Bu fıkra, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararlarda temyiz edilebilirliği, kabul edilen ya da reddedilen kısmın miktarına ve ilk derece kararı ile aradaki farka göre ayrıca düzenlemektedir. İncelenen dosyada da bölge adliye mahkemesi yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur.
Bu değişikliklerin derdest dosyalara nasıl uygulanacağı, ilgili geçiş hükümlerine bağlıdır ve bu yazının kapsamı dışındadır. Kararın kesinlik gerekçesinin, yeni düzenlemeler altında açılan veya görülen davalarda aynen uygulanacağı söylenemez.
❓ Sık sorulan sorular
Mal rejimi tasfiyesinde malın hangi tarihteki değeri esas alınır?
TMK m.235/1’e göre mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Yargıtay’a göre tasfiye tarihi karar tarihidir; tasfiyeyi bölge adliye mahkemesi yapıyorsa onun karar tarihi esas alınır.
Bozmadan sonra yeniden değer tespiti gerekir mi?
Bu kararda Daire, önceki karar bozulduğu için belirlenen değerin güncelliğini yitirdiğini ve bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerinin belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Reddedilen kısım çok küçükse karar temyiz edilemez mi?
Daireye göre alacağın bir kısmının dava edildiği belirsiz alacak davasında kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Dava kısmen reddedilmiş ve miktara itiraz edilmişse, davacı yönünden kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemez.
Bu karar katkı oranları veya mal listesi hakkında bir şey söylüyor mu?
Hayır. Bozma yalnızca tasfiye konusu malın güncel değeri yönünden yapılmıştır. Hangi malların tasfiyeye gireceği ve katkı oranları bu kararda ayrıca tartışılmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi ve derece mahkemesi kararlarının özetine dayanır; eşlerin kimliği ve taşınmazın yeri kaynakta anonimdir. Karar metnindeki ek karar tarihleri arasındaki yazım farkı yazıda belirtilmiştir. 7589 sayılı Kanun değişikliklerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir ve geçiş hükümlerini kapsamaz. Mal varlığı, tasfiye tarihi ve talepleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



