Mal Rejimi Davasından Feragat – Yargıtay HGK 2026/364

Barışma umuduyla geri çekilen bir dava, yıllar sonra aynı eşler arasında yeniden açıldığında karşınıza “kesin hüküm” itirazı olarak çıkabilir mi? Ankara’daki bir aile mahkemesi bu soruya “evet” demiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma kararına rağmen kararında direnmişti. Dosyada üstelik ikinci bir feragat daha vardı: Kadın, boşanma süreci sürerken davalı eşin aracı üzerindeki tedbirin kaldırılmasını istemiş ve bu talep araçtaki alacak hakkından vazgeçme olarak okunmuştu. Uyuşmazlığı son olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çözdü.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2026 tarihli ve E.2025/401, K.2026/364 sayılı kararıyla, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasında verilen direnme kararını iki ayrı uyuşmazlık yönünden de oy birliğiyle bozmuştur. Karar kesin olarak verilmiştir.
💍 İki boşanma, iki tasfiye davası
Taraflar 1996 yılında evlenmiştir. Kadın, 27.08.2018 tarihinde Ankara 9. Aile Mahkemesinde boşanma davası açmış; bu davaya dayanarak 29.08.2018 tarihinde Ankara 16. Aile Mahkemesinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasını da başlatmıştır. Kadının anlatımına göre davalı eşin baskısı, ortak çocuklar ve aile çevresinin etkisiyle davalardan vazgeçmiş, ortak yaşam yeniden kurulmuştur.
Kadın 03.12.2018 tarihli dilekçeyle her iki davadan da feragat etmiştir. Mal rejimi davası 13.12.2018 tarihinde feragat nedeniyle reddedilmiş ve bu karar istinaf edilmeden 19.02.2019 tarihinde kesinleşmiştir.
Barışma uzun sürmemiştir. Kadın 30.01.2019 tarihinde Ankara 20. Aile Mahkemesinde yeniden boşanma davası açmış, 07.02.2019 tarihinde de eldeki mal rejimi davasını açmıştır. Talepleri şunlardır:
- Davalı adına kayıtlı iki taşınmaz için şimdilik 1.000,00 TL,
- Bankadaki yatırım ve mevduatlar için şimdilik 500,00 TL,
- Davalı adına kayıtlı bir araç için şimdilik 500,00 TL.
İkinci boşanma davası kabulle sonuçlanmış ve hüküm 28.04.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen boşanma kararına göre, erkek ilk davadan vazgeçmesi için kadına baskı uygulamış, barışmanın ardından verdiği sözleri yerine getirmemiş, psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamış, evi terk etmiş ve boşanmada ağır kusurlu bulunmuştur.
🔁 Direnmeye kadar giden süreç
Davalı erkek cevap dilekçesi vermemiş, 09.10.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında önceki boşanma ve katılma alacağı davalarından vazgeçildiğini hatırlatarak davanın reddini savunmuştur. Dosyanın seyri kısaca şöyledir:
- İlk derece (19.06.2020, E.2019/95 K.2020/201): Araç yönünden talep feragat nedeniyle, taşınmazlar yönünden ise HMK 114/1-i ve 115/2 uyarınca kesin hüküm nedeniyle usulden reddedilmiştir. Mahkeme, mal rejimi davalarında külli tasfiye kuralının geçerli olduğunu da gerekçeye eklemiştir.
- Bölge adliye mahkemesi (05.04.2023, E.2021/782 K.2023/433): İstinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (02.05.2024, E.2023/6680 K.2024/3040): Karar hem araç hem taşınmazlar yönünden bozulmuştur.
- Direnme (E.2024/461 K.2024/667): İlk derece mahkemesi önceki gerekçesini tekrar ederek kararında direnmiştir.
- Hukuk Genel Kurulu (10.06.2026): Direnme kararı iki uyuşmazlık yönünden de bozulmuştur.
🏠 Taşınmazlar: doğmamış haktan feragat
Kurulun ikinci uyuşmazlık başlığı altında incelediği soru şudur: 03.12.2018 tarihli feragat, sonradan açılan tasfiye davasında kesin hüküm gibi sonuç doğurur mu?
Kurul önce edinilmiş mallara katılma rejiminin işleyişini hatırlatmıştır. TMK 225/2’ye göre mahkemece boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Boşanma davası reddedilirse mal rejimi hiç kesintiye uğramadan devam eder ve reddedilen davaya dayanan tasfiye davaları da sonuçsuz kalır. Kararın ifadesiyle, boşanma davasının açılmasıyla mal rejiminde geciktirici koşula bağlı bir sona erme söz konusudur. Katılma ve değer artış payı alacağı da ancak bu sona erme gerçekleşince talep edilebilir bir alacağa dönüşür.
Uygulamada tasfiye davaları çoğu zaman boşanma davasıyla birlikte ya da hemen ardından açılır. Kurul, Yargıtay’ın bu durumda boşanma davasının sonucunu bekletici sorun yaptığını, boşanma olumsuz sonuçlanırsa tasfiye davasının görülebilirlik koşulu oluşmadığından reddedildiğini belirtmiştir.
Somut olayda mal rejimi, kabulle sonuçlanan ikinci boşanma davasının açıldığı 30.01.2019 tarihinde sona ermiştir. 03.12.2018 tarihinde ise evlilik hukuken devam etmekte, mal rejimi sürmekte ve tasfiye davasının görülebilirlik koşulu bulunmamaktadır. Kurul bu nedenle o tarihte yapılan beyanı doğmamış haktan feragat olarak nitelendirmiş ve eldeki davaya bir etkisinin bulunmadığını kabul etmiştir. Taşınmazlar yönünden işin esasına girilerek deliller toplanması gerekmektedir.
🚗 Araç: baskı altında verilen dilekçe
Birinci uyuşmazlık, eldeki dava sürerken verilen bir dilekçeyle ilgilidir. Kadının talebi üzerine mahkeme 11.02.2019 tarihinde araç kaydına satış ve devri önleyen tedbir koymuştur. Davacı vekili 07.08.2019 tarihinde tedbirin kaldırılmasını istemiş, 19.09.2019 tarihli dilekçesinde de gerekçeyi açıklamıştır: Ortak çocuklar annenin yanında kalmaktadır; baba, araçtaki tedbir nedeniyle kadını tehdit etmekte ve çocuğun dershane ücretini ödememektedir; kadının bu ücreti karşılayacak gücü yoktur. Tedbir 23.09.2019 tarihinde kaldırılmış, ilk derece mahkemesi de bu dilekçeyi araç yönünden feragat saymıştır.
Kurul, feragatin davayı esastan sona erdiren ve kesin hüküm gibi sonuç doğuran bir taraf işlemi olduğunu, davacının feragatten dönemeyeceğini ve feragatin ıslahla da ortadan kaldırılamayacağını vurgulamıştır. Ancak HMK 311’e göre irade bozukluğu hâlinde feragatin iptali istenebilir. Bu iddia ayrı bir davada ileri sürülebileceği gibi aynı dava içinde de ileri sürülebilir; mahkeme ise bunu kendiliğinden inceleyemez. Kadının vekili istinaf dilekçesinde baskıyı açıkça dile getirdiği için iddia usulüne uygun biçimde ileri sürülmüş sayılmıştır.
Kurulun değerlendirmesinde öne çıkan olgular şunlardır:
- Dilekçe verildiğinde ortak çocuk on yedi yaşında ve üniversiteye hazırlık aşamasındadır; eğitim yılı yeni başlamıştır.
- Kadın ev hanımıdır, geliri yoktur, kirada oturmaktadır ve çocukların zorunlu eğitim giderleri için boşanma aşamasındaki eşine muhtaçtır.
- Bu koşullarda kadının erkeğin ekonomik baskısı karşısında son derece savunmasız kaldığı kabul edilmiştir.
- Beyan; açık, net ve şüphe uyandırmayacak nitelikte değildir ve araçtan doğan alacak hakkının özünden vazgeçme amacı taşımamaktadır.
Sonuç olarak araç yönünden artık değere katılma alacağının hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.
📚 Kararın dayandığı hükümler
- HMK m.307 ve 310: Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
- HMK m.309: Feragat dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır; karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir; kısmi feragatte vazgeçilen kısım açıkça gösterilir ve feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
- HMK m.311: Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde feragat ve kabulün iptali istenebilir.
- TBK m.30-39: Yanılma, aldatma ve korkutma hâlleri. TBK 37’ye göre korkutma sonucu sözleşme yapan taraf, sözleşmeyle bağlı değildir.
- TMK m.225: Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
- HMK m.114/1-i ve 115/2: Kesin hükmün bulunmaması dava şartıdır; dava şartı eksikliğinde dava usulden reddedilir. İlk derece mahkemesi taşınmaz talebini bu hükümlere dayanarak reddetmişti.
Kurul ayrıca, açık irade beyanı olmadan feragat sonucu çıkarılamayacağına ilişkin İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.05.1987 tarihli, 1986/4 Esas, 1987/5 Karar sayılı kararının gerekçesine atıf yapmıştır.
🧭 Boşanma davasını geri alma kararından farkı
Sitede daha önce ele alınan boşanma davasını geri alma ve irade bozukluğu yazısındaki Hukuk Genel Kurulu kararı, boşanma davasının kendisiyle ilgili bir usul işleminin iradeye uygunluğunu tartışıyordu. HGK 2026/364 sayılı kararın ağırlık noktası ise farklıdır:
- Taşınmazlar yönünden belirleyici olan irade bozukluğu değil, zamanlamadır. Mal rejimi sona ermeden yapılan feragat, henüz talep edilebilir hâle gelmemiş bir alacağa yöneldiği için yeni tasfiye davasını engellememiştir.
- Araç yönünden ise feragatin içeriği tartışılmıştır: Tedbirin kaldırılması talebi, çocuğun eğitim giderleri üzerinden kurulan ekonomik baskı altında verildiği için hakkın özünden vazgeçme sayılmamıştır.
- Kararda iki ayrı feragat beyanı için iki ayrı ölçüt kullanılmıştır: biri hakkın doğup doğmadığına, diğeri iradenin açık, kayıtsız ve şartsız olup olmadığına bakmaktadır.
Mal rejimi tasfiyesinde farklı bir hesaplama sorunu için boşanmadan önce satılan araç yazısı da incelenebilir.
❓ Merak edilenler
Barışan eşin daha önce feragat ettiği tasfiye davası yeniden açılabilir mi?
Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, feragatin yapıldığı tarihte evliliğin hukuken devam ettiğini ve mal rejiminin henüz sona ermediğini esas almıştır. Bu durumda yapılan feragat doğmamış haktan feragat sayılmış, kabulle sonuçlanan sonraki boşanma davasına dayanan yeni tasfiye davasına kesin hüküm engeli oluşturmamıştır. Feragatin mal rejimi sona erdikten sonra yapıldığı dosyalarda değerlendirme farklı olabilir.
Mal rejimi hangi tarihte sona ermiş kabul edildi?
TMK 225/2 uyarınca mal rejimi, kabulle sonuçlanan boşanma davasının açıldığı 30.01.2019 tarihinde sona ermiştir. Feragatle sonuçlanan ilk boşanma davasının açılış tarihi esas alınmamıştır; çünkü o dava boşanmayla sonuçlanmamıştır.
Tedbirin kaldırılmasını istemek alacaktan vazgeçmek anlamına gelir mi?
Kurul, somut dilekçeyi bağlamıyla birlikte okumuştur. Dilekçe, çocuğun dershane ücretinin ödenmemesi ve gelirsiz annenin bu gideri karşılayamaması üzerine verilmiştir. Bu koşullarda beyanın kayıtsız, şartsız ve açık bir feragat iradesi taşımadığı kabul edilmiştir. Kararda genel bir kural konulmamış, olayın özellikleri belirleyici olmuştur.
İrade bozukluğu iddiası mahkemece kendiliğinden incelenir mi?
Hayır. Kurula göre feragatin irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğu ayrı bir davada veya aynı dava içinde ileri sürülebilir; ancak bu iddianın ileri sürülmesi gerekir, mahkeme kendiliğinden inceleme yapamaz. Bu dosyada iddia istinaf dilekçesinde açıkça dile getirilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddialarına, kesinleşen boşanma kararındaki tespitlere ve derece mahkemelerinin kararlarına dayanır. Hukuk Genel Kurulu kararı kesin olup dosya esasın incelenmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir; tasfiye sonucunda hükmedilecek alacak miktarı karar metninde yer almamaktadır. Feragatin tarihi, mal rejiminin sona erme anı ve irade bozukluğunun ileri sürülüp sürülmediği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



