Boşanma Sonrası Hibe Yazısı – Yargıtay HGK 2026/267

Boşanma hükmünün kesinleştiği gün aile mahkemesi dosyasına giren birkaç satır, “bana düşen haklardan hiçbir zaman dava etmeyeceğim, ona hibe ediyorum” anlamındaki bir beyan, yıllar sonra açılan bir katılma alacağı davasının kaderini belirleyebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, otuz yıllık bir evliliğin ardından erkek eşin yazdığı böyle bir dilekçeyi incelemiş ve bu beyanın mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklardan vazgeçme anlamına gelmediğine karar vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026 tarihli ve E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesinin “bağışlama” gerekçesine dayanan direnme kararını oy çokluğuyla bozmuş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin, belgenin katılma alacağından feragat niteliği taşımadığı yönündeki bozma kararını benimsemiştir.
🏠 Otuz yıllık evlilik ve iki daire
Karar metnine göre taraflar 25.05.1979 tarihinde evlenmiş, evliliklerinden üç ortak çocukları olmuştur. Kadın eş 25.05.2009 tarihinde evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davası açmış; aile mahkemesi 19.11.2009 tarihinde TMK 166/1 uyarınca boşanmaya karar vermiş, hüküm 24.12.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanma kararında erkeğin kusurlu davranışları esas alınmış, kadın kendisi için nafaka veya tazminat talep etmemiş, yalnızca ortak çocuk için nafaka istemiştir.
Evlilik birliği içinde alınan iki daire kadın adına tescil edilmiştir. Erkek eş, katılma alacağının kendisine ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere her taşınmaz için şimdilik 1.000 TL olmak üzere toplam 3.000 TL’nin faiziyle tahsili istemiyle mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası açmıştır.
Davalı kadın zamanaşımı itirazında bulunmuş, taşınmazların alımında erkeğin katkısı olmadığını, dairelerden birinin kredi taksitlerinin kendi maaşından, diğerinin ise emekli ikramiyesiyle ödendiğini savunmuştur. Savunmanın kilit noktası ise erkeğin boşanma dosyasına verdiği bir dilekçedir.
✍️ Uyuşmazlığın merkezindeki yazı
Söz konusu belge, boşanma hükmünün kesinleştiği gün olan 24.12.2009 tarihinde boşanma davasına bakan aile mahkemesinin dosyasına girmiştir. Erkek eşin imzasını taşıyan dilekçede, boşandığında kendisine düşen haklar için hiçbir zaman dava açmayacağını ve bunları eşine hibe ettiğini belirten ifadeler yer almaktadır.
Erkek, alacak davasının 23.10.2018 tarihli duruşmasında yazının ve imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş; ancak yazıyı eşinin “boşanma davası için yazı ver” demesi üzerine, alkollü olduğu bir sırada verdiğini ve haklarından feragat etmediğini beyan etmiştir. Dinlenen tanıklardan biri yazının mal paylaşımı için verildiğini söylemiş, ortak çocuklardan biri de annesinin, babasının borçlarını ödemek için kredi çektiğini ve bunun karşılığında babasının evlilikte edinilen mallardan talepte bulunmayacağını yazılı olarak beyan ettiğini anlatmıştır.
🔄 Mahkemeler arasındaki görüş ayrılığı
| Aşama | Sonuç | Gerekçenin özü |
|---|---|---|
| İlk derece mahkemesi (08.10.2019) | Ret | Yazı, TBK 285 vd. maddelerinde düzenlenen bağış niteliğindedir. |
| Bölge adliye mahkemesi (09.03.2022) | İstinafın esastan reddi | Yazı tasfiye alacağı doğduktan sonra düzenlenmiştir; haklar bağışlanmıştır, bağıştan dönme için ayrı dava da açılmamıştır. |
| Yargıtay 2. HD (06.04.2023) | Bozma (oy çokluğu) | Beyan mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz; açık bir feragat yoktur, deliller toplanarak esasa girilmelidir. |
| İlk derece mahkemesi | Direnme | Asıl tartışılması gereken, belgenin feragat değil hibe olup olmadığıdır; belge hibe niteliğindedir. |
Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı şöyle tanımlamıştır: mal rejiminin boşanma nedeniyle sona ermesinden sonra erkek eşin düzenlediği belgenin, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ve sonucuna ilişkin bir anlaşma sayılıp sayılamayacağı; buna göre belgenin TBK 285 vd. maddelerinde düzenlenen bağış niteliğinde olup olmadığı.
📅 Mal rejimi ne zaman sona erer?
Genel Kurul, değerlendirmesine yasal mal rejiminin temel kurallarıyla başlamıştır. TMK 202/1 uyarınca eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi asıldır. Bu rejimin sona ermesiyle açılabilecek davalar değer artış payı (TMK 227) ve artık değere katılma alacağıdır (TMK 231). Tasfiye davasının görülebilmesi için mal rejiminin sona ermiş olması gerekir.
TMK 225/2’ye göre mahkemece evliliğin boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Boşanma davası reddedilirse rejim kesintisiz devam eder. Genel Kurul bu durumu, boşanma davasının açılmasıyla birlikte mal rejiminde geciktirici koşula bağlı bir sona erme olarak nitelendirmiştir. Somut olayda boşanma davası kabul edildiğinden mal rejimi 25.05.2009’da sona ermiş; uyuşmazlık konusu yazı ise bu tarihten sonra, 24.12.2009’da düzenlenmiştir.
🧭 Çoğunluğun feragat ölçütü
Genel Kurul çoğunluğu, uyuşmazlığın çözümünde “feragat” kavramını merkeze almıştır. Özel hukuk, hak sahibine hakkı üzerinde tasarruf yetkisi tanır; hak sahibi hakkını dava edip etmemekte, uzlaşmakta, sulh olmakta veya davadan feragat etmekte serbesttir. HMK 307’ye göre feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir; karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Ancak feragatin kayıtsız ve şartsız olması, kesin ve açık bir irade beyanıyla yapılması gerekir.
Bu ölçüt somut olaya uygulandığında çoğunluk şu sonuçlara varmıştır:
- 24.12.2009 tarihli beyan, yasal mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir hüküm içermemektedir.
- Belge, Özel Dairenin de belirttiği gibi boşanmanın eki niteliğindeki nafaka ve tazminat konularına ilişkindir; eşler arasında mal rejiminin tasfiyesine dair bir anlaşma yapılmamıştır.
- Beyan, katılma alacağından vazgeçildiğine dair kesin ve açık bir irade taşımamaktadır.
- Bu nedenle davanın açılmasına engel bir durum yoktur; deliller toplanarak talebin esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmelidir.
Direnme kararı, Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçelerle HMK 371 uyarınca bozulmuştur. İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamamış, karar 29.04.2026 tarihli ikinci görüşmede oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.
🗣️ Karşı oylar: bağışlama sözü verme
Kararda iki ayrı karşı oy yazısı bulunmaktadır ve görüşmeler sırasında dile getirilen aykırı görüş de gerekçeye yansıtılmıştır. Bu görüşe göre mal rejimi sözleşmeleri rejimin sona erme anına kadar yapılabilir; rejim sona erdikten sonra tasfiyeye ilişkin anlaşmalar borçlar hukukunun genel hükümlerine tabidir. Belge mal rejimi sona erdikten sonra düzenlendiğine göre, HMK’daki feragat hükümleriyle değil, TBK 285-298 arasındaki bağışlama hükümleriyle değerlendirilmelidir.
Karşı oy yazılarında öne çıkan noktalar şunlardır:
- Yazılı şekil yeterlidir: TBK 288/1 uyarınca bağışlama sözü vermenin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; alacak hakkı gibi maddi olmayan haklar da bağışlanabilir. Taşınmaz veya ayni hak bağışlama sözü için aranan resmî şekil, şahsi ve nakdi nitelikteki katılma alacağı için söz konusu değildir.
- Nafaka-tazminat yorumu olağan akışa uymaz: Boşanmada tam kusurlu bulunan erkeğin zaten nafaka ve tazminat isteme hakkı bulunmadığından, belgenin bu konulara ilişkin olduğunu kabul etmek hayatın olağan akışına aykırıdır.
- Kesinleşme günü verilen tek hak: Boşanma hükmü kesinleştiği gün eşler arasında ileri sürülebilecek tek hak katılma alacağıdır; tanık anlatımları da bunu doğrulamaktadır.
- İrade bozukluğu ileri sürülmemiştir: Alkollü olduğunu belirten erkek, iptal davası açmamış; TBK 296’daki geri alma ve ifadan kaçınma sebepleri de gerçekleşmemiştir.
Karşı oylardan biri ayrıca, boşanma davası açıldıktan sonra ancak hüküm kesinleşmeden yapılan tasfiye anlaşmalarının askıda hükümsüz olduğunu, boşanma kararının kesinleşmesiyle geçerlilik kazandığını belirtmiştir. Ancak bu görüşler Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
📌 Karardan çıkan ölçütler
Karar, boşanma sürecinde veya hemen sonrasında verilen genel ifadeli yazıların mal rejimi alacakları üzerindeki etkisini değerlendirirken izlenecek yaklaşımı göstermektedir. Çoğunluk görüşüne göre:
- “Haklarım”, “dava etmeyeceğim”, “hibe ediyorum” gibi genel ifadeler, mal rejiminin tasfiyesine açıkça değinmiyorsa katılma alacağından vazgeçme olarak yorumlanmamaktadır.
- Vazgeçme iradesinin kesin ve açık olması aranmakta; tanık anlatımları belgenin metninde bulunmayan bir içeriği tamamlamak için yeterli görülmemektedir.
- Belgenin hukuki niteliğinin tespiti, davanın esasına girilmesini engelleyen bir ön mesele olarak ele alınmakta; engel bulunmadığında katkı ve alacak miktarı ayrıca incelenmektedir.
Karar, katılma alacağının varlığı veya miktarı hakkında bir sonuç içermemektedir; davalının taşınmazların kendi geliriyle alındığı yönündeki savunması yeniden yapılacak yargılamada değerlendirilecektir. Anlaşmalı boşanmada protokole yazılan bir beyanın mal rejimine etkisini inceleyen farklı bir Genel Kurul kararı için “paylaşacak malımız yok” beyanı yazısına bakılabilir.
💬 Soru ve cevaplar
Boşanma davasında mal rejimi hangi tarihte sona erer?
TMK 225/2’ye göre boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu dosyada boşanma davası 25.05.2009’da açıldığı için mal rejiminin o tarihte sona erdiği kabul edilmiştir.
Genel Kurul yazıyı neden bağışlama olarak görmedi?
Çoğunluk, yazıyı katılma alacağından vazgeçme bakımından değerlendirmiş ve beyanın mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir hüküm içermediğini, kesin ve açık bir vazgeçme iradesi taşımadığını belirtmiştir. Belgeyi bağışlama sözü verme olarak niteleyen görüş karşı oyda kalmıştır.
Bu karar erkeğin katılma alacağı kazandığı anlamına mı geliyor?
Hayır. Genel Kurul yalnızca yazının davanın görülmesine engel olmadığını belirlemiştir. Taşınmazların edinilmesindeki katkı, alacağın varlığı ve miktarı ile zamanaşımı savunması, deliller toplanarak ilk derece mahkemesince değerlendirilecektir.
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Hayır. İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamamış, karar ikinci görüşmede oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir. Kararda belgenin bağışlama sözü verme niteliğinde olduğunu savunan iki ayrı karşı oy yazısı yer almaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri, Emsal Kararlar arşivinde ise serinin diğer yazıları yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, çekişmeli boşanmanın kesinleştiği gün dosyaya sunulan belirli bir yazının katılma alacağı davasına etkisine ilişkindir ve alacağın varlığı ya da miktarı hakkında sonuç içermez; anlaşmalı boşanma protokolleri veya farklı içerikli belgelerde sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



