Emsal KararlarForex Hukuku

AYM İptali Kesin Hükmü Aşmaz – Konya BAM 6. HD 2025/1314

1990’lı yıllarda yurt dışında yaşayan pek çok kişi, “yüksek getiri” ve “istendiği an iade” vaadiyle Konya merkezli şirketlere döviz yatırdı. Bu paraların iadesi için açılan davaların önemli bir kısmı, 2019 yılında yürürlüğe giren bir kanun hükmü nedeniyle esasa girilmeden “karar verilmesine yer olmadığı” kararıyla kapandı. Anayasa Mahkemesi 2023’te bu hükmü iptal edince, dosyası kapanmış yatırımcılar için akla şu soru geldi: Kanun ortadan kalktığına göre aynı alacak için yeniden dava açılabilir mi? Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, bu soruya olumsuz yanıt veren ilk derece kararını yerinde buldu.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 27.10.2025 tarihli ve E.2025/1468, K.2025/1314 sayılı kararıyla, önceki davası 3332 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca “karar verilmesine yer olmadığı” hükmüyle kesinleşen yatırımcının, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra aynı taraflara karşı açtığı ikinci davanın kesin hüküm dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin kararı onaylamış ve davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Kısa özet: Davacı, 1999 yılında “yüksek faiz ve istendiği an geri ödeme” güvencesiyle davalı şirkete 99.900 DM (51.078,10 Euro) verdiğini ileri sürerek şirket ortağı olmadığının tespitini ve paranın iadesini istemiştir. Aynı talepli ilk dava, istinaf aşamasında 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle getirilen düzenleme gereğince “karar verilmesine yer olmadığı” kararıyla sonuçlanmış ve Yargıtay onamasıyla kesinleşmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra açılan ikinci davada ilk derece mahkemesi, norm denetimindeki iptalin geriye yürümeyeceğini ve kesinleşmiş davayı yeniden açmayacağını belirterek davayı usulden reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı isabetli bulmuştur.

📜 Yatırımcı davalarının yasal arka planı

Uyuşmazlığın anlaşılması için yıllar içinde değişen hukuki çerçeveye bakmak gerekir. Karar metninde aktarıldığı üzere davacı, davalı şirketin Bankacılık Kanunu’na aykırı biçimde mevduat topladığını, Sermaye Piyasası Kurulu iznine aykırı olarak aracılık yapıp hisse senetlerini halka arz ettiğini, şirket yöneticilerinin çeşitli suçlardan yargılandığını ve şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını ileri sürmüştür. Bu tür davalarda yatırımcılar genellikle ellerindeki belgelerin gerçek bir ortaklık ilişkisi kurmadığını, paranın haksız fiil sonucu alındığını savunur.

07.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesi, 3332 sayılı Kanun’a geçici 4. maddeyi eklemiştir. Kararlarda aktarıldığı şekliyle bu düzenleme, sermaye koyan ilgilileri ortak kabul eden bir anlayış getirmiş ve derdest davalarda “karar verilmesine yer olmadığı” yönünde hüküm kurulmasına yol açmıştır. Anayasa Mahkemesi ise 18.05.2023 tarihli ve E.2020/11, K.2023/98 sayılı kararıyla 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiş; iptal kararı 12.09.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

🗂️ Aynı alacak için iki dava

Davacının yatırımı ve iki ayrı yargılama süreci karar metninden şu şekilde izlenebilmektedir:

TarihAşamaSonuç
06.06.1999Davacının paranın verildiğini ileri sürdüğü tarih99.900 DM (51.078,10 Euro)
30.09.2019İlk dava – Asliye Ticaret MahkemesiDavanın kabulü
28.09.2022İlk dava – Bölge Adliye Mahkemesi7194 sayılı Kanun m.41 gereğince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı
12.06.2023İlk dava – Yargıtay 11. Hukuk DairesiTemyiz başvurusunun reddi, onama; karar kesinleşti
21.05.2025İkinci dava – Asliye Ticaret MahkemesiKesin hüküm nedeniyle usulden ret
27.10.2025İkinci dava – Konya BAM 6. Hukuk Dairesiİstinaf başvurusunun esastan reddi

İkinci davada davacı; davalı şirket ile şirket yöneticisi olduğunu belirttiği üç gerçek kişiyi hasım göstermiş, aralarında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100 Euro’nun 06.06.1999 tarihinden itibaren ticari faiziyle aynen tahsilini istemiştir.

Davalılar ise tahsilat makbuzunun şirket yetkililerince imzalanmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının şirket paylarını üçüncü kişilerden edindiğini savunmuş; öncelikle de aynı talep hakkında daha önce verilmiş ve kanun yollarından geçerek kesinleşmiş bir karar bulunduğunu, bu nedenle davanın kesin hüküm sebebiyle usulden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

⚖️ İlk derece mahkemesinin gerekçesi

İlk derece mahkemesi, uyuşmazlığı esasa girmeden dava şartı yönünden çözmüştür. Karar metnine göre mahkeme şu tespitleri yapmıştır:

  • Tarafları ve hukuki sebebi birebir aynı olan önceki dava, kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
  • Anayasa Mahkemesinin geçici 4. maddeye ilişkin iptal kararı, davacı için yeni bir hak doğuran nitelikte değildir.
  • Önceki kararın dayanağı olan kanun maddesinin soyut norm denetimi sonucunda iptal edilmesi, kesinleşen davaların yeniden ele alınmasına veya yargılamanın iadesi sebebi sayılmasına yol açmaz.
  • Aksi yöndeki bir kabul, hukuki güvenlik ilkesine ve Anayasa’nın iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin hükmüne aykırı olur.

Bu gerekçeyle mahkeme, kesin hüküm dava şartının eksikliği nedeniyle HMK’nın 115. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrası, iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini öngörmektedir; ilk derece mahkemesinin “amir hüküm” olarak andığı düzenleme budur.

🏛️ İstinaf itirazı ve Dairenin kararı

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümden doğrudan etkilendiğini, 7194 sayılı Kanun’la alacağın tahsiline engel olunduğunu ve o dönemde şirkete açılmış davaların haksız biçimde sona erdirildiğini, kanunun Anayasa’ya aykırılığının iptal kararıyla sabit hâle geldiğini ileri sürmüş; davanın esasına girilerek yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir.

Daire, değerlendirmesine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 2017/1-1264 E., 2020/192 K. sayılı kararındaki kesin hüküm ilkelerini aktararak başlamıştır. Ardından dosyanın somut geçmişini tespit etmiştir: davacı önceki davada da ortak olmadığının tespitini ve yatırdığı paranın tahsilini istemiş, ilk derece mahkemesi 30.09.2019’da davayı kabul etmiş, Daire 28.09.2022’de 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesi gereğince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş ve bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.06.2023 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

Daire, önceki kararın kesin hüküm oluşturduğu sonucuna vararak ilk derece mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bulmuş ve davacının istinaf başvurusunu HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddetmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiş; tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık tutulmuştur. Bedesten kaydında karar “kesinleşmedi” olarak görünmektedir.

📎 Karar metni: Bölge adliye mahkemesi kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan anonimleştirilmiş hâliyle derlenmiştir. Kaynak metinde esas ve karar numaraları maskelenmiş olduğundan künye, resmî karar dizini kaydından alınmıştır.

🧩 Kesin hükmün üç koşulu

Dairenin aktardığı Hukuk Genel Kurulu kararına göre, uyuşmazlığın daha önce kesin bir hükümle çözümlenmemiş olması HMK’nın 114/1-i maddesi uyarınca bir dava şartıdır. Dava şartları kamu düzenine ilişkindir; mahkeme bunları yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar da her zaman ileri sürebilir.

HMK’nın 303. maddesine göre şekli anlamda kesinleşmiş bir hükmün başka bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için üç unsurun birlikte bulunması gerekir:

  • Tarafların aynılığı: Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri bakımından da geçerlidir (HMK 303/3).
  • Dava sebebinin aynılığı: Burada kastedilen hukuki sebepler değil, davacının talebini dayandırdığı olay ve olgulardır.
  • Dava konusunun aynılığı: İkinci davanın talep sonucu, ilk davada kesinleşen hüküm fıkrasını etkileyecek veya ortadan kaldıracak nitelikteyse dava konusu aynı sayılır.

Somut olayda her iki davada da aynı yatırım nedeniyle ortaklık bulunmadığının tespiti ve paranın iadesi istenmiştir. İlk derece mahkemesi tarafların ve hukuki sebebin birebir aynı olduğunu tespit etmiş, Daire de bu değerlendirmeyi yerinde görmüştür. Kararın dikkat çeken yönü, önceki davanın esasa girilmeden “karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde sonuçlanmış olmasına rağmen bu hükmün de kesin hüküm engeli olarak kabul edilmesidir.

🔀 Norm denetimi ile bireysel başvuru farkı

Karar, Anayasa Mahkemesinin iki farklı yolla verdiği kararların sonuçlarını birbirinden ayırması bakımından önem taşır. Norm denetiminde verilen iptal kararı, Anayasa’nın 153. maddesi gereğince geriye yürümez; bu nedenle kesinleşmiş bir dosyayı kendiliğinden canlandırmaz ve ilk derece mahkemesinin vurguladığı üzere yargılamanın iadesi sebebi sayılmaz. Buna karşılık bireysel başvuru sonucunda verilen ihlal kararı, ilgili dosya için yeniden yargılama sonucunu doğurabilir.

Nitekim aynı uyuşmazlık ailesinde Anayasa Mahkemesi, ortaklık karinesi nedeniyle iddiaları incelenemeyen yatırımcılar yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiş; bu kararlar üzerine yapılan yeniden yargılamalarda bölge adliye mahkemeleri esasa girmiştir. Bu yolun işleyişi için holdingde zorunlu ortaklık karinesi ve AYM ihlal kararı sonrası yeniden yargılama yazılarına bakılabilir.

Konya kararındaki davacı ise bireysel başvuru yoluyla değil, norm denetimindeki iptale dayanarak yeni bir dava açmıştır. Karar metninde, önceki dosya yönünden bireysel başvuru yapılıp yapılmadığına ilişkin bir bilgi yer almamaktadır. Dairenin vardığı sonuç, iptal kararının tek başına kesin hükmü ortadan kaldırmadığını göstermektedir.

Zaman çizelgesinde dikkat çeken bir ayrıntı da Yargıtay’ın onama tarihidir: Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 18.05.2023’te verilmiş, Yargıtay ise önceki davayı 12.06.2023’te onamıştır; iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih 12.09.2023’tür. Daire, kesinleşmenin iptalin yayımından önce gerçekleştiğini esas alarak değerlendirme yapmış, bu tarihler arasındaki ilişkiye ayrıca gerekçesinde yer vermemiştir.

❓ Sıkça sorulanlar

Esasa girilmeden verilen bir karar kesin hüküm oluşturur mu?

Bu dosyada önceki dava, kanun hükmü gereğince “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı” kararıyla sonuçlanmıştır. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, kanun yollarından geçerek kesinleşen bu kararın, tarafları ve hukuki sebebi aynı olan ikinci dava için kesin hüküm engeli oluşturduğunu kabul etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı geçmişte kapanan davaları etkiler mi?

Anayasa’nın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümez. İlk derece mahkemesi bu ilkeye dayanarak, kanun hükmünün iptalinin kesinleşmiş davaların yeniden ele alınmasına veya yargılamanın iadesi sebebi sayılmasına yol açmayacağını belirtmiş; Daire bu kararı yerinde bulmuştur.

Davacının yatırdığı paranın iadesi konusunda bir değerlendirme yapıldı mı?

Hayır. Dava, kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedildiği için paranın verilip verilmediği, ortaklık ilişkisinin geçerliliği ve zamanaşımı gibi esasa ilişkin itirazlar incelenmemiştir.

Bu karar kesinleşmiş midir?

Karar, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere verilmiştir. Resmî karar dizininde karar “kesinleşmedi” olarak kayıtlıdır; Yargıtay’ın olası temyiz incelemesinde farklı bir sonuca ulaşılması mümkündür.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan anonimleştirilmiş kararından derlenmiştir. Değerlendirme, önceki davası 3332 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca kesinleşmiş bir yatırımcının açtığı ikinci davaya ilişkindir; karar temyiz edilebilir niteliktedir ve bireysel başvuru sonucu yeniden yargılama yapılan dosyalar ile farklı olgulara sahip davalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu