Emsal KararlarForex Hukuku

TMSF Kayyımında Ortakların Rızası – AYM K.2025/133

Bir şirkette hissesi olan kişi, payının bir kısmı veya şirketin yönetimi kayyıma verildiğinde ortaklık haklarının ne kadarını korur? Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım sıfatıyla bir şirketi yönetirken, kayyım atanmayan ortakları onlara sormadan yeni bir şirketin ortağı yapabilir mi; genel kurulun bütün yetkilerini Türk Ticaret Kanunu’ndaki usullere bağlı kalmadan kullanabilir mi? 2022 yılında 7407 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme bu sorulara “evet” diyordu. Anayasa Mahkemesi ise kararında bu yetkileri, pay sahiplerinin mülkiyet hakkı ile sözleşme ve teşebbüs özgürlüğü açısından ölçüsüz ve güvencesiz buldu.

Anayasa Mahkemesi, 17.06.2025 tarihli ve E.2022/91, K.2025/133 sayılı kararıyla (Resmî Gazete: 05.12.2025, sayı 33098), 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesinin (8) ve (9) numaralı fıkralarındaki TMSF yetkilerini oyçokluğuyla iptal etmiş, bu iptaller nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan fıkra kısımlarını ve kâr dağıtımına ilişkin (11) numaralı fıkrayı da 6216 sayılı Kanun’un 43/4 maddesi gereğince iptal etmiştir.

Kısa özet: 7407 sayılı Kanun’la değiştirilen 6758 sayılı Kanun’un 19/8 maddesi, TMSF’nin kayyım olduğu şirketlerde ortakların izin ve muvafakati aranmadan, mevcut pay oranları korunarak yeni şirket kurulmasına; 19/9 maddesi ise genel kurul yetkilerinin TTK hükümlerine tabi olunmaksızın TMSF tarafından kullanılmasına imkân veriyordu. Anayasa Mahkemesi, yeni şirket kurma yetkisinin ortaklara ve şirket alacaklılarına aşırı külfet yüklediğini (Anayasa m.13, 35, 48), genel kurul yetkisinin ise pay sahipleri için yeterli güvence içermediği için kanunilik şartını karşılamadığını (m.13, 35) belirterek kuralları iptal etmiştir. Kâr dağıtımı fıkrası da iptal edilmiştir.

🏛️ CMK 133 kayyımından TMSF yönetimine

Kararın zemini, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesidir. Bu hükme göre suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli olması hâlinde, soruşturma veya kovuşturma sırasında hâkim ya da mahkeme şirkete kayyım atayabilir.

Anayasa Mahkemesinin aktardığına göre 6758 sayılı Kanun’un 19. ve 20. maddeleriyle, terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK 133 uyarınca kayyım atanan şirketlerdeki kayyımlık görev ve yetkileri TMSF’ye devredilmiş; şirketlerin ve varlıkların satış ve tasfiyesine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu şirketlerin bir kısmının ortakları, hakkında tedbir bulunmayan pay sahipleridir.

TMSF kayyımlığının pay sahibinin mülkiyet hakkıyla ilişkisini bireysel başvuru boyutunda ele alan bir başka değerlendirme için şirket paylarına TMSF kayyımı yazısına bakılabilir.

📜 7407 sayılı Kanun TMSF’ye ne yetki verdi?

26.05.2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanun’un 16. maddesi, 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesinde üç önemli değişiklik yapmıştır. İptal davası milletvekillerince açılmış, Mahkeme dava konusu kuralları şu şekilde incelemiştir:

  • 19/8 – Yeni şirket kurma: TMSF’nin kayyım olduğu şirketlerde, ortakların mevcut pay oranında yeni şirkette pay sahibi olmaları koşuluyla, yönetim organının önerisi ve Fon Kurulu kararıyla yeni şirket kurulabilecek; bu hâlde ortakların izin ve muvafakati aranmayacaktı. Sermaye kayyımlı şirketçe karşılanacak, kuruluş “ilgili mevzuata tabi olmaksızın” gerçekleşecekti.
  • 19/9 – Genel kurul yetkileri: TMSF’nin kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurul yetkileri, 6102 sayılı TTK hükümlerine tabi olunmaksızın TMSF tarafından kullanılabilecekti.
  • 19/11 – Kâr dağıtımı: Fon, dokuzuncu fıkra çerçevesinde kısmen veya tamamen kâr dağıtımına karar verebilecek; kâr, hakkında mahkûmiyet kararı bulunmayan hissedarlara payları oranında ödenecek; soruşturma veya kovuşturma bulunmama ya da müsadere kararı verilmemiş olma koşulu borsada işlem gören hisseler bakımından aranmayacaktı.

Kararda 7407 sayılı Kanun’un başka maddeleri de incelenmiştir; bu yazı 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesine odaklanmaktadır.

🤝 Rızası alınmadan yeni şirkete ortak olmak

Kararda, yeni şirkette mevcut pay oranları korunsa bile yeni şirket kurulmasının ortaklar yönünden yeni mali sorumlulukların doğmasına sebebiyet verebileceği; yeni şirketin sermayesinin mevcut şirketçe karşılanmasının ise mevcut şirketin alacaklılarının alacaklarına kavuşmasını zorlaştırabileceği vurgulanmıştır. Bu nedenle kurallar hem ortakların hem alacaklıların mülkiyet hakkını sınırlamaktadır.

Mahkemeye göre kurallar, kayyım atanmayan payların sahiplerini, iradeleri dışında bir şirket sözleşmesinin tarafı hâline getirmektedir. Bu, Anayasa’nın 48. maddesindeki sözleşme ve teşebbüs özgürlüğüne bir sınırlamadır.

Ölçülülük incelemesinin sonucu şöyle özetlenebilir:

  • Kanunilik ve meşru amaç: Yetki açıkça düzenlenmiştir; yeni şirket kurulması bir tür yeniden yapılandırma olarak pay sahiplerinin menfaatlerine katkı sunabileceğinden meşru amaç vardır. Amaca elverişsiz veya gereksiz olduğu da söylenemez.
  • Orantılılık: Asıl sorun buradadır. Kurulacak yeni şirketin türü bakımından hiçbir sınırlama yoktur. Şahıs şirketlerinde ortakların sorumluluğu alacaklılara karşı genel olarak sınırsız olduğundan, yeni şirketin türü ortakların iradesi dışında sorumluluklarını aşırı ölçüde ağırlaştırabilir. Bu riski telafi edecek bir imkân ya da güvence öngörülmemiştir. Alacaklılar için sermayenin korunmasına ilişkin bir düzenleme de yoktur.

Mahkeme, kuralların şirketler ile ortakları ve alacaklıları arasındaki menfaat dengesini bozduğu, ortaklara ve alacaklılara aşırı külfet yüklediği sonucuna varmış; “…yeni şirket kurulmasına karar verilebilir.” ve “…izin ve muvafakati aranmaz.” ibarelerini Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Yeni şirkette kayyımlık yetkisinin kendiliğinden Fona geçeceğini düzenleyen yedinci cümle de bu iptalle uygulanamaz hâle geldiği için iptal edilmiştir.

📎 Kararın metni: Anayasa Mahkemesinin 17.06.2025 tarihli, E.2022/91, K.2025/133 sayılı kararının 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesine ilişkin bölümlerine ve hüküm fıkrasının ilgili kısımlarına PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🗳️ TTK dışı genel kurul yetkisi ve kanunilik

İkinci kural, genel kurul yetkilerinin TTK’ya bağlı kalmadan TMSF tarafından kullanılmasıydı. Kuralın sonucu, bu yetkilerin TTK’daki toplantıya çağrı, gündem, toplantı ve karar nisapları, tutanak, ortakların katılımı ve temsili ile genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin usul ve esaslardan bağımsız biçimde kullanılmasıdır.

Kararın yatırımcı açısından belki en önemli cümlesi şudur: Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da belirtildiği gibi sermaye şirketlerinin ortaklık payları Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülktür. Genel kurul; esas sözleşme değişikliği, kâr payı, finansal tablolar, şirket varlıkları ve şirketin sona ermesi gibi pay değerini doğrudan etkileyen kararların alındığı organdır. Genel kurul yetkilerinin TMSF’ye verilmesi, kayyım atanmayan ortakların pay sahipliğinden doğan haklarını genel kurulda kullanma imkânını ortadan kaldırdığı için mülkiyet hakkına bir sınırlamadır.

Mahkeme, kayyımlığın genel kurul kararlarıyla işlevsiz kılınmasını önlemek amacıyla düzenleme yapmanın kanun koyucunun takdirinde olduğunu kabul etmiştir. Ancak kuralda yetkinin ne şekilde ve hangi usulle kullanılacağı, pay sahiplerinin durumu, ortaklar üzerinde doğabilecek yükümlülüklere karşı başvurulabilecek hukuki yollar ve genel kurul kararlarının nasıl denetleneceği hakkında hiçbir düzenleme yoktur. Bu nedenle sınırlama kanunilik şartını karşılamamış, kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

💹 Kâr dağıtımı ve borsadaki hisseler

19. maddeye eklenen (11) numaralı fıkra, Fonun dokuzuncu fıkra çerçevesinde kâr dağıtımına karar verebilmesini düzenliyordu. Soruşturma veya kovuşturması süren hissedarların kâr payı, olumlu karar kesinleşinceye kadar Fon hesaplarında tutulacaktı. Fıkranın dördüncü cümlesi ise bu bekletme koşulunun borsada işlem gören hisseler bakımından aranmayacağını öngörüyordu.

Mahkeme, dördüncü cümlenin dokuzuncu fıkradaki TTK dışı genel kurul yetkisinin iptaliyle uygulanma imkânını yitirdiğini belirterek bu cümle bakımından ayrıca esas inceleme yapmamış, hüküm fıkrasında ise (11) numaralı fıkranın tamamını 6216 sayılı Kanun’un 43/4 maddesi gereğince iptal etmiştir. Dolayısıyla halka açık şirketlerde kayyım dönemine ilişkin kâr dağıtımının dayanağı olan bu özel düzenleme de ortadan kalkmıştır.

Yürürlüğün durdurulması talepleri, koşulları oluşmadığından reddedilmiştir; 19. maddeye ilişkin iptaller için erteleme süresi öngörülmemiştir.

⚖️ Karşıoy gerekçesi ne diyordu?

Kurallar oyçokluğuyla iptal edilmiştir. Karşıoy yazan iki üyeye göre CMK 133 kapsamında hem yönetim organının hem pay sahiplerinin yetkileriyle donatılan TMSF’nin, yeni şirket kurma veya bölünme için diğer ortakların onayını almak ve TTK prosedürlerine aynen uymak zorunda tutulması kayyımlığın amacına ulaşmasını engelleyecekti. Karşıoya göre ilgililer kayyım işlemlerine karşı mahkemeye başvurabilir ve devlet aleyhine tazminat davası açabilirdi.

Bir üye ayrıca kalan fıkra kısımlarının bağımsız uygulama alanı bulunduğunu savunmuş, çoğunluk bu görüşlere katılmamıştır.

🔎 Pay sahibi ve yatırımcı açısından sonuçlar

Karar, TMSF kayyımlığındaki şirketlerde hakkında tedbir bulunmayan ortaklar bakımından şu çerçeveyi ortaya koymaktadır:

  • Kayyım atanmayan ortaklar, izin ve muvafakatleri aranmaksızın Fon Kurulu kararıyla yeni bir şirketin ortağı yapılamaz; bu yetkinin yasal dayanağı iptal edilmiştir.
  • TMSF’nin genel kurul yetkilerini TTK’daki toplantı, nisap, temsil ve iptal-butlan güvencelerinden bağımsız kullanabilmesini sağlayan ibare iptal edilmiştir.
  • Ortaklık paylarının ve genel kuruldan doğan hakların mülkiyet hakkı kapsamında olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.
  • Aynı kararda, satış masraflarının iltisak veya irtibatı bulunmayan hissedarların payından düşülmeyeceğine ilişkin 20/1 maddesinin yedinci cümlesindeki “üyeliği” ibaresi iptal edilmiş, kalan kısmı ise eşitlik ilkesine aykırı görülmemiştir.

Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları Resmî Gazete’de yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girer ve geriye yürümez.

💬 Sık sorulanlar

Bu karar bir bireysel başvuru kararı mı?

Hayır. Karar, milletvekillerinin 7407 sayılı Kanun’un bazı hükümlerine karşı açtığı iptal davasında verilmiş bir norm denetimi kararıdır. Somut bir uyuşmazlığı çözmez, kuralları herkes bakımından iptal eder.

Mahkeme yeni şirket kurma yetkisini neden ölçüsüz buldu?

Mahkemeye göre yetki kanunla açıkça düzenlenmiş ve meşru bir amaca yönelikti; ancak kurulacak şirketin türü sınırlanmamıştı. Şahıs şirketlerinde ortakların sorumluluğu sınırsız olabildiğinden ortakların sorumluluğu iradeleri dışında ağırlaşabilir, sermaye mevcut şirketten karşılandığından alacaklıların teminatı azalabilirdi. Bu risklere karşı güvence öngörülmediği için sınırlama orantısız bulundu.

Genel kurul yetkisine ilişkin kural hangi gerekçeyle iptal edildi?

Mahkeme, ortaklık paylarının mülk olduğunu ve genel kurul yetkilerinin TMSF’ye verilmesinin kayyım atanmayan ortakların haklarını kullanma imkânını ortadan kaldırdığını belirtti. Yetkinin hangi usulle kullanılacağı, pay sahiplerinin başvurabileceği yollar ve kararların denetimi düzenlenmediğinden sınırlamanın kanunilik şartını karşılamadığına karar verdi.

Borsada işlem gören hisselere ilişkin düzenleme ne oldu?

Kâr dağıtımında soruşturma veya kovuşturma bulunmama koşulunun borsada işlem gören hisseler için aranmayacağını öngören cümle, dokuzuncu fıkradaki genel kurul yetkisinin iptaliyle uygulanamaz hâle geldi. Mahkeme hüküm fıkrasında kâr dağıtımına ilişkin (11) numaralı fıkranın tamamını 6216 sayılı Kanun’un 43/4 maddesi gereğince iptal etti.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan ve 05.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de ilan edilen E.2022/91, K.2025/133 sayılı norm denetimi kararından derlenmiştir. Kararın 7407 sayılı Kanun’un diğer maddelerine (Türkiye Varlık Fonu, Kurumlar Vergisi Kanunu, raylı sistem projeleri vb.) ilişkin kısımları bu yazının kapsamı dışında tutulmuştur. İptal kararlarının geçmişte yapılmış işlemlere etkisi ve somut şirketlerdeki uygulama, her dosyanın kendi koşullarına göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud