Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİş Hukuku

Fazla Mesaide Menfaat Birliği – Yargıtay 9. HD 2026/1625

Fazla çalışma alacağı, iş yargılamasının en çok tartışılan kalemidir. İşyerinde giriş-çıkış kaydı yoksa geriye çoğu zaman tek bir delil kalır: tanık. Peki dinlenen tanıkların kendileri de aynı işverene dava açmışsa bu beyanlar hükme esas alınabilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 24.02.2026 tarihli, 2026/150 E. ve 2026/1625 K. sayılı kararı, bu soruya net bir ölçüt getiriyor.

Kısa özet: Almanya’daki şantiyelerde 15.09.2016-01.05.2021 tarihleri arasında soğuk demirci ustası olarak çalışan işçi, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma başta olmak üzere işçilik alacaklarını istemiştir. İlk derece mahkemesi, tanık anlatımlarına dayanarak haftalık ortalama 6,75 saat fazla çalışma kabul etmiş, davayı kısmen kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasını isabetli bulmuş; ancak dinlenen davacı tanıklarının aynı işverene karşı davaları bulunduğunu ve başkaca destekleyici delil olmadığını tespit ederek kararı bozmuştur.

👷 Davanın Konusu ve Tarafların İddiaları

Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışı iş sözleşmesi ile 15.09.2016-01.05.2021 tarihleri arasında davalı şirketin Almanya’daki muhtelif şantiyelerinde soğuk demirci ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız nedenle sona erdirildiğini, ücretin bir kısmının elden bir kısmının bankaya ödendiğini ileri sürmüştür. Dilekçede ayrıca; davacının her gün 07.00-21.00/22.00 saatleri arasında hafta tatili ayrımı olmadan çalıştığı, dinî bayramların birinci günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığı, fesih sırasında belgelere okutulmadan imza attırıldığı, imzalamaması hâlinde uçak biletinin alınmayacağı, pasaportunun ve son ücretinin verilmeyeceği yönünde baskı yapıldığı iddia edilmiştir. Bu iddialara dayanarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti, eksik ödenen ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları talep edilmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi bulunduğundan sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona erdiğini, davacının istifa dilekçesi sunduğunu, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, tüm ücretlerin ilgili kuruma eksiksiz bildirildiğini ve fazla çalışma iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

⚖️ Derece Mahkemeleri Ne Karar Verdi?

İlk derece mahkemesi; davacının 2 yıl 6 ay 29 gün kıdeminin bulunduğunu, dinlenen tanık beyanları ve emsal ücret araştırmasıyla birlikte değerlendirildiğinde son çıplak brüt ücretinin 3.532,50 Euro olduğunu, sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu ve iş sözleşmesinin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat külfeti altındaki işverenin bu yükümlülüğü yerine getiremediğini kabul etmiştir. Hafta tatili ve fark ücret alacağı bulunmadığı sonucuna varan mahkeme, tanık anlatımlarından hareketle davacının haftalık ortalama 6,75 saat fazla çalışma yaptığını ve dinî bayramların birinci günü hariç ulusal bayram ile genel tatil günlerinde çalıştığını kabul ederek davayı kısmen kabul etmiştir.

Bölge adliye mahkemesi; ilk derece mahkemesinin hukuki nitelendirmesini, delil takdirini ve gerekçelendirmesini isabetli bularak, kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise, temyize konu kararı yalnızca fazla çalışma ücreti yönünden hatalı bulmuş; bölge adliye mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliğiyle karar vermiştir. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🌍 Yurt Dışı Çalışmada Hangi Hukuk Uygulanır?

Kararın ilk tartıştığı mesele, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmesine uygulanacak hukuktur. Daire, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24/1 hükmüne göre hukuk seçiminin taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımnen de yapılabileceğini vurgulamıştır.

Karara göre; Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı taraf en geç cevap dilekçesiyle yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunmamışsa yahut taraflar en geç ön inceleme duruşmasında hukuk seçimi konusunda anlaşmamışlarsa, uygulanacak hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçildiği kabul edilir. Somut olayda davalı, Alman hukukunun uygulanması gerektiğini ancak temyiz aşamasında ileri sürdüğünden bu itiraz sonuç doğurmamış; uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir.

🧾 Fazla Çalışmanın İspatında Delil Sırası

4857 sayılı İş Kanunu’nun 41 inci maddesi uyarınca fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmadır ve her bir saati için normal saat ücretinin yüzde elli yükseltilmesiyle ödeme yapılır. Kararda, bu alacağın ispatına ilişkin yerleşik ölçütler sistematik biçimde sıralanmıştır:

  • Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
  • İşçinin imzasını taşıyan bordro, sahteliği ispatlanıncaya kadar kesin delildir; imzalı bordroda görünen fazla çalışma ücretinin ödendiği varsayılır.
  • İmzalı ve ihtirazi kayıtsız bordro varsa, işçi daha fazla çalıştığını ancak yazılı belgeyle kanıtlayabilir.
  • Bordro imzalatılmadığı hâlde fazla çalışma tahakkuklarını içeren, her ay değişen tutarlar banka kanalıyla ödenmişse, ödenenin üzerindeki çalışma her türlü delille ispatlanabilir.
  • İşyeri kayıtları, giriş-çıkış belgeleri ve iç yazışmalar delil niteliğindedir; bunlar yoksa tanık beyanlarıyla sonuca gidilir.
  • İşyerindeki çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Bu karar bakımından belirleyici olan nokta, dosyada işyerindeki çalışma düzenini gösterir kayıt bulunmamasıdır. Daire, bu durumda tanık beyanlarına göre değerlendirme yapılmasında isabetsizlik bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Sorun, tanığa başvurulmasında değil, hangi tanığın beyanına tek başına itibar edilebileceğindedir.

👥 “Menfaat Birliği” Ölçütü Ne Anlama Geliyor?

Kararın çekirdeği şu cümledir: çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir; fazla çalışma ücreti alacağının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez.

Bu, söz konusu tanıkların dinlenemeyeceği anlamına gelmez. Daire, beyanların başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi hâlinde davalıya karşı davası olan tanıkların anlatımlarına itibar edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Destekleyici unsur olarak değerlendirilebilecek hususlar kararda tek tek sayılmıştır:

  • İşin ve işyerinin özellikleri,
  • Davalı tanıklarının anlatımları,
  • İş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar,
  • Aynı çalışma dönemine ilişkin olarak söz konusu alacakların varlığını ortaya koyan kesinleşmiş mahkeme kararları.

Somut olayda dinlenen davacı tanıklarının davalı işverene karşı davalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Daire; davalı tanık beyanlarını ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan 2026/148, 2026/149 ve 2026/165 esas sayılı dosya içeriklerini birlikte değerlendirmiş, davacının fazla çalışma yaptığının ispatlanamadığı sonucuna varmıştır. Kararda, menfaat birliği içindeki tanıkların beyanları dışında başka bir delil ya da olgu bulunmadığı özellikle vurgulanmıştır.

🆕 Bozmanın Pratikteki Sonucu

Karar iki yönüyle dikkat çekicidir. Birincisi, bozma yalnızca fazla çalışma kalemiyle sınırlıdır; kıdem ve ihbar tazminatı, ücretin tespiti ve diğer kalemlere yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Bu, fazla çalışmanın diğer alacaklardan bağımsız bir ispat rejimine tabi olduğunu göstermektedir.

İkincisi, Dairenin aynı gün incelediği üç ayrı dosyanın içeriğini destekleyici olgu olarak kullanması, toplu dosyalarda çapraz değerlendirme yapılabileceğini ortaya koymaktadır. Aynı işyerinden kaynaklanan ve birbirine tanıklık eden dosyalarda, tanıkların karşılıklı konumu bir bütün hâlinde ele alınmaktadır.

İş ilişkisinden doğan alacaklarda ispat tartışmalarının bir başka görünümü için iş avansının iadesine ilişkin Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı incelenebilir.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Aynı işverene dava açmış bir kişi tanık olarak dinlenebilir mi?

Kararda bu tanıkların dinlenemeyeceği söylenmemiştir. Belirtilen husus, beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ve salt bu beyanlarla sonuca gidilememesidir; beyanlar başkaca delil ya da olgularla desteklendiğinde itibar edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

İşyerinde giriş-çıkış kaydı yoksa tanık beyanına gidilebilir mi?

Kararda, dosyada çalışma düzenini gösterir işyeri kaydı bulunmadığından tanık beyanlarına göre değerlendirme yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Tartışma, tanığa başvurulmasında değil, tanığın konumundadır.

Yurt dışında çalışan işçinin davasında Alman hukuku uygulanır mı?

Karara göre, davalı en geç cevap dilekçesiyle yabancı hukukun uygulanması yönünde itirazda bulunmamışsa 5718 sayılı Kanun’un 24/1 maddesi uyarınca Türk hukukunun zımnen seçildiği kabul edilir. Bu dosyada da Türk hukuku uygulanmıştır.

Bu karar benim dosyama doğrudan uygulanır mı?

Yargıtay kararları benzer uyuşmazlıklarda güçlü bir yol göstericidir; ancak her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud