E-Para Şirketine KPS Ücreti – Danıştay 10. D 2025/2773

Üç aylık dönemde 122.250.532 sorgu ve karşılığında 4.034.267,56 TL; izleyen üç ayda 89.771.786 sorgu ve 2.962.468,94 TL. Bu rakamlar, bir elektronik para şirketinin müşterilerine ait adres bilgilerini doğrulamak için Kimlik Paylaşımı Sistemi (KPS) üzerinden yaptığı sorgular nedeniyle kendisinden istenen katılma payı tutarlarıdır. Şirket, ücretin sorgu başına değil, sorgudan dönen “her bir çıktı verisi” başına hesaplanmasının kanuna aykırı bir mali yük yarattığını ileri sürerek bu hesaplamanın dayanağı olan Tebliğ hükümlerinin iptalini istemiştir. Ödeme hizmetleri sektörünün müşteri tanıma süreçlerindeki maliyetini doğrudan ilgilendiren uyuşmazlığı Danıştay ilk derece mahkemesi sıfatıyla karara bağlamıştır.
Danıştay Onuncu Dairesi, 28.05.2025 tarihli ve E.2021/6131, K.2025/2773 sayılı kararıyla, duruşmalı inceleme sonunda davanın reddine oy birliğiyle karar vermiştir. Daire, katılma payının “sorgu veya dönen kayıt başına” alınacağının kanunda açıkça düzenlendiğini ve Tebliğ’deki “çıktı verisi” esaslı hesaplamanın üst hukuk normlarına uygun olduğunu kabul etmiştir. Karara karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık tutulmuştur.
🪪 Ödeme kuruluşları KPS’ye neden erişir?
Kimlik Paylaşımı Sistemi, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün merkezi veri tabanında tutulan kimlik ve yerleşim yeri bilgilerine, kanunda sayılan kurum ve kuruluşların çevrim içi erişmesine imkân veren sistemdir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 45. maddesi bu verilerin paylaşılabileceği kuruluşları tek tek sayar: bankalar, sigorta ve emeklilik şirketleri, finansal kiralama ve finansman şirketleri, sermaye piyasasındaki aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri ile 6493 sayılı Kanun kapsamındaki ödeme hizmeti sağlayıcıları bu listededir.
Aynı madde, bu kuruluşların bilgileri yalnızca kendi iş ve işlemlerine esas olmak üzere ve ilgili kişilerle sınırlı olarak alabileceğini, tanımlanmış hizmetler dışında başka bir amaçla kullanamayacağını öngörür. Sistemi kanuna aykırı kullananlar hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine göre işlem yapılacağı da maddede yer alır.
Erişimin bedeli ise Kanun’un 65. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre KPS’deki bilgilerin, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile Cumhurbaşkanlığı ofisleri dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişilerle paylaşılması karşılığında “sorgu veya dönen kayıt başına” katılma payı alınır. Tutar, servisin niteliğine göre üç kuruştan az olmamak üzere Bakanlık ve Hazine ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Katılma payları üçer aylık dönemler itibarıyla hesaplanır; süresinde ödeme yapmayanların sistemle bağlantısı kesilir ve ödenmeyen tutarlar 6183 sayılı Kanun’a göre vergi dairelerince takip edilir.
🧾 Taahhütname, tahakkuk ve dava
Karar metnine göre olayların sırası şöyledir:
- 19.03.2021: Davacı şirket ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü arasında, merkezi veri tabanına çevrim içi ve çevrim dışı erişimin usul ve esaslarını belirleyen Veri Paylaşımı Taahhütnamesi imzalanmıştır. Taahhütnamede, katılma payının dava konusu Tebliğ hükümlerine göre alınacağı açıkça yazılıdır.
- 2021’in ilk çeyreği: 01.01.2021-31.03.2021 dönemi için 122.250.532 sorgu karşılığında 4.034.267,556 TL katılma payı tahakkuk ettirilmiş ve bildirim ayının sonuna kadar ödenmesi istenmiştir.
- 27.05.2021: Şirketin bu tahakkuka yaptığı itiraz idarece reddedilmiştir.
- 2021’in ikinci çeyreği: 01.04.2021-30.06.2021 dönemi için 89.771.786 sorgu karşılığında 2.962.468,938 TL katılma payı tahakkuk ettirilmiştir.
- 06.09.2021: Şirket, tahakkukların dayanağı olduğunu belirttiği Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki “çıktı verisi” tanımı ile 6. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendindeki “sonrası çıktı olarak paylaşılan her bir çıktı verisi” ibaresinin iptali için doğrudan Danıştay’da dava açmıştır.
Dava konusu Tebliğ hükmü, Ulusal Adres Veri Tabanında yer alan ve kişiyle eşleştirilmemiş adres bileşenlerinin paylaşıldığı servislere ilişkindir. Bu servislerde ücret, gerçekleştirilen sorgu sonrası çıktı olarak paylaşılan her bir çıktı verisi için üç kuruş olarak belirlenmiştir. “Çıktı verisi” ise Tebliğ’de “servis ile yapılan sorgulama sonucunda elde edilen ve anlamlı bir veri bütününden oluşan her bir bileşen” olarak tanımlanmıştır. Diğer metinsel servislerde ise ücretin sorguya esas her bir girdi verisi üzerinden alındığı görülmektedir.
🗣️ Şirketin itirazları ve idarelerin savunması
- Kanunda dayanak yokluğu: Şirkete göre ne Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda ne de Kimlik Paylaşımı Sistemi Yönetmeliği’nde “çıktı verisi” kavramı veya çıktı verisi üzerinden katılma payı alınması öngörülmüştür; Tebliğ, kanun koyucunun öngörmediği bir mali yükümlülük yaratmıştır.
- Kamu yararı ve ölçülülük: KPS bir kamu hizmetidir ve belirli kuruluşların sisteme erişiminde kamu yararı vardır. Bu kuruluşları sistemi kullanmaktan kaçındıracak bir ücretlendirme, elverişlilik, gereklilik ve orantılılık yönünden ölçülülük ilkesine aykırıdır.
- İçişleri Bakanlığının savunması: Veriler taahhütname imzalanarak paylaşılmakta, Ulusal Adres Veri Tabanı servislerinin ücretlendirilmesi Tebliğ’in 6. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca her çıktı için yapılmaktadır; düzenleme hukuka uygundur.
- Hazine ve Maliye Bakanlığının savunması: Tahakkuk ve bildirim işlemleri Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce yapılmakta olup Bakanlıkça tesis edilmiş bir işlem bulunmamaktadır; şirket adına 6183 sayılı Kanun kapsamında takibe aktarılmış bir katılma payı da tespit edilmemiştir.
Danıştay Savcısı da davanın reddi yönünde görüş bildirmiş; “çıktı verisi” tanımının Kanun’un 65. maddesindeki “dönen kayıt” ibaresine uygun olduğunu, Tebliğ’in Kanun hükmünün nasıl uygulanacağını gösteren ve karışıklığı önlemeye yönelik bir düzenleme olduğunu belirtmiştir.
🏛️ Dairenin değerlendirmesi
Daire, kararını üç temel tespit üzerine kurmuştur:
- Şirket sistemin yasal kullanıcısıdır: Davacı, 6493 sayılı Kanun kapsamında bir elektronik para şirketi olduğundan 5490 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre KPS’den yararlanabilecek kuruluşlar arasındadır; dolayısıyla Kanun’un 65. maddesindeki katılma payı rejimine de tabidir.
- Kanun “dönen kayıt” esasını öngörmüştür: 65. madde, katılma payının sorgu veya dönen kayıt başına alınacağını açıkça düzenlemiş, Yönetmelik de ücretlendirmenin usul ve esaslarının belirlenmesini davalı idarelere bırakmıştır. Her çıktı verisi için ücret alınması bu kanuni çerçevenin dışına çıkmamaktadır.
- Taahhütname ile kabul: Şirket, katılma payının dava konusu Tebliğ hükümlerine göre alınacağı açıkça yazılı taahhütnameyi imzalamış ve bu koşulla sistemden yararlanmıştır.
Bu tespitlerden sonra Daire, katılma payı ödemekten muaf tutulan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri dışında kalan kullanıcıların ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, ücretin sorgu veya dönen kayıt başına alınacağına ilişkin kanuni düzenlemenin varlığını ve ücretin belirlenmesinin Yönetmelikle idarelere bırakılmasını birlikte değerlendirerek düzenlemenin üst hukuk normlarına uygun olduğu sonucuna ulaşmış ve davayı reddetmiştir. Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Kararda, şirketin ölçülülük ilkesine ilişkin iddiası ayrıca ve ayrıntılı biçimde tartışılmamıştır. Dairenin yaklaşımı, ücretin miktarından çok, ücretlendirme yönteminin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığına odaklanmaktadır.
📡 Fintech şirketleri açısından kararın yeri
Ödeme ve elektronik para kuruluşları, müşterilerini uzaktan tanıma ve adres doğrulama süreçlerinde kamu veri tabanlarına yoğun biçimde başvurur. Karardaki sorgu sayıları, bu kullanımın ölçeğini ve katılma payının şirket maliyetleri içindeki ağırlığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Daire, bu maliyetin hesaplanma yöntemine ilişkin itirazı kanunilik ilkesi çerçevesinde incelemiş ve Kanun’daki “dönen kayıt” ifadesinin, sorgu başına değil, sorgudan dönen her veri bileşeni başına ücretlendirmeye de imkân verdiğini kabul etmiştir.
Kararın bir diğer yönü, sözleşmesel kabulün idari düzenlemenin denetimindeki yeridir. Daire, şirketin Tebliğ’e atıf yapan taahhütnameyi imzalamış olmasını gerekçede ayrıca belirtmiştir. Bununla birlikte kararın asıl dayanağı, Tebliğ hükmünün Kanun’a uygun bulunmasıdır; taahhütnamedeki kabul bu sonucu destekleyen bir olgu olarak yer almaktadır.
Ödeme ve elektronik para kuruluşlarına ilişkin Danıştay 10. Dairesinin diğer kararları için sitedeki e-para kuruluşunda yatır-çek sermaye ve ödeme kuruluşu izninde süre yazılarına; aynı Dairenin ödeme hizmetleri mevzuatına dayanan bir başka düzenleme denetimi için ise kripto ile ödeme yasağı yazısına bakılabilir.
🔎 Soru ve cevaplar
Elektronik para şirketleri Kimlik Paylaşımı Sistemini kullanabilir mi?
Katılma payı neye göre hesaplanıyor?
Danıştay neden davaya ilk derece olarak baktı?
Ödenmeyen katılma payının sonucu nedir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr kaynağında yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar, ilk derece sıfatıyla verilmiş bir ret kararıdır ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açıktır; kararın kesinleşip kesinleşmediği kaynakta belirtilmemiştir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



