Sistem Kesintisi ve VİOP Borcu – İst. BAM 12. HD 2026/15

Aralık 2021’de kur korumalı mevduat (KKM) açıklamasının ardından 18 lirayı aşmış olan Dolar/TL kuru birkaç gün içinde 13 lira seviyesine, ardından 11 lira bandına indi. Bu hızlı düşüş, vadeli işlem piyasasında dolar ve altına dayalı pozisyon taşıyan pek çok yatırımcının teminatını sildi, bazı hesapları eksi bakiyeye düşürdü. İncelediğimiz dosyada yatırımcı, aracı kurumun aynı gün yaşadığı bilgi işlem kesintisi nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulundan idari para cezası aldığını öne sürüyor ve zararın bu kesintiden doğduğunu savunuyor. Soru şu: Aracı kurum hakkında sistem kesintisi nedeniyle yaptırım uygulanmış olması, müşterinin eksi bakiye borcunu tek başına ortadan kaldırır mı?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 07.01.2026 tarihli ve E.2026/2, K.2026/15 sayılı kararıyla, aracı kurumun açtığı itirazın iptali davasını kabul eden ilk derece kararına karşı yatırımcının istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddetmiş ve icra inkâr tazminatına ilişkin hükmü de yerinde bulmuştur.
📉 Hesap, pozisyonlar ve eksi bakiye
Karar metnine göre taraflar arasında 2019 yılında Sermaye Piyasası Araçlarının Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. Yatırımcı hesabına toplam 169.946 TL yatırmış ve VİOP’ta işlem yapmaya başlamıştır. Bilirkişi tespitlerine göre yatırımcının, dayanak varlığı altın ve ABD doları olan iki üründe 1.020 adet vadeli işlem sözleşmesinden oluşan ve toplam 1.511.038 TL tutarında açık pozisyonu bulunmaktadır.
KKM açıklamasının ardından kur, Daire’nin aktardığı rakamlarla 16.12.2021’de 15 lira seviyesindeyken 17,4731’e kadar çıkmış, ardından 13,0226’ya inmiş ve sonraki günlerde düşüşünü sürdürmüştür. Yüksek fiyattan alınan kontratlar düşük fiyattan kapatılmış; açık pozisyonlar 1.019.860 TL bedelle satılmış ve toplam 460.831,35 TL zarar oluşmuştur. Kararda örnek olarak bir kontratın 1.032,35 TL’den alınıp 732,73 TL’den, diğerinin 1.127,17 TL’den alınıp 771,14 TL’den satıldığı belirtilmiştir.
Teminat tamamlama çağrıları karşılanmayınca hesapta 317.035,04 TL eksi bakiye doğmuştur. Aracı kurum bu tutarı yükümlülüğü gereği takas kuruluşuna ödemiş, ardından müşterisi aleyhine icra takibi başlatmıştır. Yatırımcının 12.01.2022 tarihli itirazıyla takip durunca aracı kurum itirazın iptali davası açmıştır.
☎️ Yatırımcının savunması: ulaşılamayan aracı kurum
Yatırımcı vekili savunmasını üç noktada toplamıştır:
- Talimat ve risk tercihi: Yatırımcının ana parasını korumaya yönelik bir tercihi olduğu, riskli işlemlerin onun ayrı ve açık talimatı olmadan yapıldığı, hesabına satış durdurma limiti (sell stop limit) tanımlandığı ileri sürülmüştür.
- Erişim sorunu: Zararın oluştuğu gün sabahtan itibaren hesabın eridiğini gören yatırımcının aracı kuruma telefonla ulaşamadığı, müşteri temsilcilerinin aramalara dönmediği ve öğlen saatlerinde hesabın yaklaşık 317.000 TL eksiye düştüğü savunulmuştur.
- SPK yaptırımı: Aracı kurumun bilgi işlem altyapısında aynı gün yaşanan kesintiler nedeniyle müşterilerin işlem yapamadığı ve bu sebeple kuruma 640.442,00 TL idari para cezası verildiği, alacağın da aynı güne ait olduğu, dolayısıyla zararın aracı kurumun kusurundan doğduğu ileri sürülmüştür.
Yatırımcı ayrıca bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını da istinaf sebebi yapmıştır.
🖥️ İlk derece mahkemesinin log kaydı incelemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 14.10.2025 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Mahkemenin dayandığı tespitler şunlardır:
- Sözleşme ve formlar: Sermaye piyasası mevzuatı gereği zorunlu olan sözleşme ve formların yatırımcıya imzalatıldığı, bildirim ve teminat tamamlama çağrılarının mevzuata uygun yapıldığı belirlenmiştir.
- Eksi bakiyenin kaynağı: Takibe dayanak eksi bakiyenin 2021 yılındaki VİOP açık pozisyonlarından doğduğu, KKM uygulaması ve borsa açıklaması nedeniyle birçok hesapta teminat açığı oluştuğu kabul edilmiştir.
- Log kayıtları: Bilirkişi raporuna göre ilgili gün log kayıtlarında yatırımcının muhtelif saatlerde sisteme giriş çıkış yaptığı görülmüştür.
- Video kayıtları: Yatırımcının sunduğu flash bellekteki videolarda emir iletildiği ancak işlemin gerçekleşmediği görülmüş; mahkeme bunu önceki günkü KKM açıklamasının yarattığı piyasa koşullarına bağlamıştır.
- İlliyet: Sistemsel kesinti nedeniyle uygulanan idari yaptırım ile dava konusu teminat açığından doğan borç arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı sonucuna varılmıştır.
⚖️ Dairenin gerekçesi
Daire, uyuşmazlığı aracılık çerçeve sözleşmesi kapsamında teminat açığının tamamlanmaması nedeniyle kapatılan pozisyonlardan doğan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali olarak nitelendirmiştir. Gerekçenin temel adımları şöyledir:
- Mevzuata aykırılık yok: Bilirkişi kök ve ek raporlarında aracı kurumun işlemlerinde mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
- Emirler piyasa koşulları nedeniyle gerçekleşmedi: Yatırımcının asıl savunması o gün işlem yapamamasıdır; ancak Daire, emirlerin iletildiği piyasa koşulları nedeniyle işlemlerin gerçekleştirilemediğinin belirlendiğini vurgulamıştır.
- SPK cezasıyla bağ kurulamaz: Bu tespit karşısında aracı kurum aleyhine SPK tarafından verilen idari para cezasına sebep olan eylem ile yatırımcının zararı arasında ilgi kurulamayacağı sonucuna varılmıştır.
- Kapatma yetkisi: Teminat tamamlama çağrısı yerine getirilmediğinden aracı kurum sözleşmeden doğan pozisyon kapatma yetkisini kullanmıştır.
- Zararın sahibi: Piyasa koşullarındaki bozulmadan doğan zarardan yatırımcı sorumludur; aracı kurumun yükümlülüğü gereği ödediği bedeli müşterisinden talep hakkı vardır.
🔗 İdari yaptırım ile özel hukuk zararı arasındaki fark
Kararın en öğretici yönü, kamu hukuku alanındaki bir yaptırım ile özel hukuk ilişkisindeki sorumluluğun birbirinden ayrı değerlendirilmesidir. SPK’nın aracı kuruma idari para cezası vermesi, kurumun belirli bir gün altyapı yükümlülüklerini yerine getirmediğini gösterebilir. Ancak bir müşterinin bu ihlale dayanarak borçtan kurtulabilmesi için, kendi zararının o kesintiden kaynaklandığını somut olarak ortaya koyması gerekir.
Somut dosyada bu bağ, iki delil grubuyla zayıflamıştır. Birincisi, log kayıtları yatırımcının gün içinde sisteme defalarca giriş çıkış yaptığını göstermiştir; yani hesaba erişim tamamen kapanmış değildir. İkincisi, yatırımcının kendi sunduğu videolar emirlerin iletildiğini, fakat gerçekleşmediğini göstermiştir. Mahkemeler bu durumu aracı kurumun altyapısına değil, KKM açıklamasının ardından oluşan olağan dışı piyasa koşullarına bağlamıştır. Emir iletilebildiği hâlde karşı taraf bulunamaması, sistem arızası ile aynı şey değildir.
Bu yaklaşım, sitede daha önce ele alınan ve aynı dönemde VİOP’taki fiyat limiti değişikliği nedeniyle borsa işletmecisinin sorumluluğunu tartışan KKM sabahı VİOP fiyat limiti kararıyla birlikte okunduğunda daha anlamlı hâle gelir: Her iki dosyada da olağan dışı kur hareketinin yarattığı zarar, piyasa düzenini işleten ya da aracılık eden kurumlara kendiliğinden yüklenmemiştir.
🧾 İcra inkâr tazminatı neden onaylandı?
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen icra inkâr tazminatına itirazın iptali davasında hükmedilebilmesi için, yerleşik uygulamaya göre alacağın likit, yani belirli veya belirlenebilir olması aranır. Yatırımcı bu koşulun bulunmadığını ileri sürmüştür.
Daire ise alacak miktarının ve zararın yatırımcının bilgisinde olduğunu, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte bulunduğunu kabul etmiştir. Gerekçede, yatırımcının yüksek kurdan aldığı varlıkların kurun takip eden günlerde 11 lira seviyelerine inmesiyle değer kaybettiği, piyasa koşullarında satış yapılamadığı, teminat tamamlanmadığı için hesabın düşük fiyattan tasfiye edildiği ve teminatın aracı kurum tarafından takas kuruluşuna ödendiği vurgulanmıştır. Hesap ekstreleri ve takas kuruluşuna yapılan ödeme, tutarın hesaplanabilirliğini ortaya koyan unsurlar olarak değerlendirilmiştir.
Teminat açığında yatırımcının sorumluluğuna ilişkin Yargıtay yaklaşımı için kaldıraçlı işlemde teminat açığı yazısına; talimat ispatının ön plana çıktığı ve sonucun farklılaştığı bir örnek için ise VİOP zararında talimat ispatı yazısına bakılabilir.
🧭 Karardan çıkan notlar
- Yaptırım kusur karinesi değildir: Aracı kurum hakkında verilen idari para cezası, müşterinin özel hukuk zararı bakımından kendiliğinden illiyet bağı kurmaz; zararın o eylemden doğduğu ayrıca belirlenmelidir.
- Log kayıtları belirleyicidir: Sisteme giriş çıkış kayıtları, “o gün hiç işlem yapamadım” savunmasının sınanmasında kullanılan temel teknik delil olmuştur.
- Emrin iletilmesi ile gerçekleşmesi ayrıdır: İletilen emrin piyasa koşulları nedeniyle karşılık bulamaması, aracı kurumun sistem arızası olarak değerlendirilmemiştir.
- Takas kuruluşuna ödenen açık rücu edilebilir: Aracı kurumun yükümlülüğü gereği ödediği teminat açığını müşterisinden talep hakkı kabul edilmiştir.
- Kesinleşme durumu: Karar, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olarak verilmiştir; Yargıtay incelemesinin sonucu ayrıca izlenmelidir.
Kararda talimatsız işlem ve satış durdurma limiti iddiaları ayrıca ve ayrıntılı biçimde tartışılmamış; Daire bilirkişi raporlarında mevzuata aykırılık bulunmadığı tespitine dayanmakla yetinmiştir. Bu nedenle karar, talimat ispatının ayrıntılı tartışıldığı dosyalardan çok, sistem kesintisi ile zarar arasındaki bağın kurulup kurulamayacağı sorusuna ilişkin bir örnek olarak okunmalıdır.
❓ Sorular ve cevaplar
Aracı kuruma SPK cezası verilmesi müşterinin borcunu düşürür mü?
Eksi bakiye neden müşteriden istenebildi?
Gün içinde aracı kuruma telefonla ulaşılamaması dikkate alındı mı?
İcra inkâr tazminatına neden hükmedildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan istinaf kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği ve bazı tarihler kaynakta anonimleştirilmiştir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiştir; Yargıtay incelemesi sonucu farklı olabilir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



