Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Yazar Adını Baskıdan Silmek – Yargıtay 11. HD 2026/4097

Sınava hazırlık kitapları çoğu zaman tek bir kalemden çıkmaz. Bir yayınevi, birkaç yazarla birlikte soru bankaları ve konu anlatımlı kitaplar hazırlatır; kapakta birden fazla isim yer alır. İlişki bozulduğunda yayınevi, yazarlardan birinin başka kitaplardan soru aktardığını ileri sürer ve sözleşmedeki bir maddeye dayanarak kitapların yeni baskılarından o yazarın adını çıkarmanın hukuka uygun olduğunun tespitini ister. Soru şudur: Bir yayın sözleşmesi, yazarın adının sonraki baskılarda yer almamasını yaptırım olarak öngörebilir mi?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.07.2026 tarihli ve E.2025/6854, K.2026/4097 sayılı kararıyla, yayınevi tarafının asıl ve birleşen davalarını reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi kararını oy çokluğuyla ve kesin olarak onamıştır.

Kısa özet: Bir yayınevi ile yazar arasında matematik soru bankası ve konu anlatımlı kitaplar için yayın sözleşmesi yapılmıştır. Yayınevi tarafı, yazarın başka eserlerden intihal yaptığını ileri sürerek sözleşmenin cezai şartlara ilişkin 7. maddesi uyarınca kitapların ikinci baskılarında yazarın adının yazılmamasının hukuka uygun olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemeler, yazarın FSEK m.11 karinesine göre eser sahibi sayıldığını, hangi sorunun hangi yazara ait olduğu belirlenemediğinden intihalin ispatlanamadığını ve sözleşme maddesinin FSEK m.15’teki emredici hükme aykırı olduğunu kabul etmiştir. Yargıtay kararı onamış, bir üye karşı oy kullanmıştır.

📚 Yayın sözleşmesi ve intihal iddiası

Asıl dava dilekçesine göre yayınevi ile davalı yazar arasında 01.07.2012 tarihli bir sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeyle yazar, üniversiteye hazırlık veya ortaöğretim grubuna yönelik matematik soru bankası ve konu anlatımlı eserleri meydana getirmeyi; yayınevi de bu eserleri yayımlamayı üstlenmiştir. Sözleşmede fesih, cezai şart ve tarafların karşılıklı yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Davacı taraf, yazarın sözleşmeye aykırı olarak çok sayıda intihalde bulunduğunun anlaşıldığını, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini ileri sürmüştür. Davaya konu limit, modüler aritmetik, bölünebilme, çarpanlara ayırma ve ikinci dereceden denklemler gibi başlıklardaki kitapların gerçek sahibinin davalı değil, yayınevi yetkilisi ile diğer yazarlar olduğunu savunmuştur. Talep, sözleşmenin cezai şartlara ilişkin 7. maddesi gereği bu kitapların ikinci baskılarında davalının adının yazılmamasının hukuka uygun olduğunun tespiti ve taraflar arasındaki muarazanın giderilmesidir.

Birleşen davada da benzer bir istem yer almıştır. Bu dava, sayı basamakları ve taban aritmetiğine ilişkin başka bir kitapla ilgilidir. Davacı taraf burada ayrıca, davalının yayın koordinatörlüğü görevinin kamu görevlisi olması nedeniyle yapılan şikâyet üzerine sona erdiğini, intihal konusunda kendisinden açıklama istendiğini ancak yanıt verilmediğini ileri sürmüştür.

🗣️ Yazarın savunması

Davalı yazar, iddiaları kabul etmemiştir. Cevap dilekçesindeki başlıca noktalar şunlardır:

  • Pek çok eseri tek başına yazdığını, yayınevi yetkilisinin ise kendi branşı olan matematik dışındaki kitaplara da adını yazdırdığını,
  • 01.07.2012 tarihli sözleşmeyi imzaladığını hatırlamadığını, yayınevi ile 2016 yılının Ocak ayında sözleşme yaptığını; bu nedenle sözleşme aslının dosyaya sunulmasını ve düzenlenme tarihinin tespitini istediğini,
  • İlişkiyi sona erdiren ve tazminat isteyen tarafın kendisi olduğunu, tüm sözleşmeleri feshederek eserlerinin basılmamasını ihtar ettiğini,
  • Kitapların daha önce birçok kez kendi adına bandrol alınarak basılıp satıldığını.

⚖️ İlk derece ve istinaf gerekçeleri

İlk derece mahkemesi (Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/234 E., 2022/296 K.) asıl ve birleşen davaları ayrı ayrı reddetmiştir. Gerekçenin halkaları şöyledir:

  1. Kitaplar birden fazla eser sahibi tarafından oluşturulmuştur. Hangi kısmın ve hangi sorunun hangi yazara ait olduğu net olarak belirlenememektedir.
  2. Bu nedenle ortak bir yazar grubunun önceki kitabındaki soruların sonraki kitaplara alınması intihal oluşturmaz.
  3. Soruların yayınevinin organizasyonu ve kontrolünde basılan yeni kitaplarda yer alması ve yayınevi yetkilisinin de kitaplarda eser sahibi olarak adının bulunması birlikte değerlendirildiğinde iddia ispatlanamamış ve hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır.
  4. Davacı taraf haklı nedenle fesih iddiasını destekleyen bir fesih ihtarnamesi sunmamıştır. Buna karşılık davalının 06.04.2016 tarihli ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (2023/692 E., 2025/1338 K.) istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, ilk derece gerekçesine iki önemli unsur eklemiştir. Birincisi, tüm kitapların üzerinde davalının eser sahiplerinden biri olarak adının bulunduğunu ve bandrol talep formu taahhütnamesinde de müşterek eser sahiplerinden biri olarak bildirildiğini tespit etmiş; FSEK m.11 uyarınca davalının karine olarak eser sahibi sayıldığını belirtmiştir. İkincisi, sözleşmenin 7. maddesini FSEK m.15’teki emredici hükme aykırı bulmuş ve sonraki baskılarda davalının adının eser sahipliğinden çıkarılmasının bu maddeye aykırı olduğunu açıkça vurgulamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığı ve istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle kararı HMK m.370/1 uyarınca onamıştır. Temyiz eden taraf duruşma da istemiş, ancak dava HMK m.369/2 kapsamında duruşmalı incelenmesi gereken işlerden sayılmadığı için bu istek reddedilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, karşı oydaki doktrin atfı metinden çıkarılmıştır.

✍️ Adın belirtilmesi yetkisi neden sözleşmeyle kaldırılamadı?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15. maddesine göre eseri sahibinin adı veya müstear adıyla ya da adsız olarak umuma arz etme veya yayımlama konusunda karar verme yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, bir eserin kimin tarafından meydana getirildiği tartışmalıysa gerçek sahibinin hakkının tespitini mahkemeden isteyebileceğini düzenler.

Bu yetki, Kanunun manevi haklar arasında düzenlediği yetkilerdendir. Bölge adliye mahkemesi, eser sahibinin adının eserde yer alıp almayacağına karar verme yetkisinin kanunla doğrudan eser sahibine tanındığı bu düzenlemeyi emredici nitelikte görmüştür. Bu nedenle sözleşmeye konulan ve bir ihlal hâlinde yazarın adını sonraki baskılardan çıkarmayı öngören hüküm, yayınevi tarafına böyle bir yetki vermemiştir.

Kararın bu yönü, yazarın adının eser sahipliği karinesiyle de bağlantılıdır. FSEK m.11’e göre yayımlanmış eser nüshalarında eser sahibi olarak adını kullanan kişi, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Dosyada aksini ispat yükü yayınevi tarafındaydı ve mahkemeler bu yükün karşılanamadığını kabul etti. Eser sahipliği karinesinin farklı bir uygulaması için sitedeki grafik eserde sahiplik karinesi yazısına bakılabilir.

🔍 Karşı oy: birlikte eserden alıntı intihal midir?

Kararın oy çokluğuyla verilmesi, meselenin tartışmalı olduğunu gösterir. Karşı oy yazan üye, uyuşmazlığı farklı bir eksende ele almıştır:

  • Birlikte eser sahipliği: Kitapların hangi bölümünü ve hangi soruyu kimin yazdığı belirlenemediğine göre ortada ayrılmaz bir bütün oluşturan, birlikte meydana getirilmiş bir eser vardır. Karşı oyda aktarılan kurala göre bu durumda eserin sahibi, onu meydana getirenlerin birliğidir ve birliğe adi şirket hükümleri uygulanır. Bu kural FSEK’in yürürlükteki metninde 10. maddede yer almaktadır.
  • Kendi eserinden alıntı: Karşı oya göre bir kişinin kendi eserinden FSEK m.35’teki iktibas serbestisini aşan ölçüde alıntı yapması normalde intihal oluşturmaz.
  • Birliğe ait eserden alıntı: Ancak birliği oluşturan yazarlardan birinin, birliğe ait eserden atıfsız ya da sınırı aşan ölçüde alıntı yapması, birliğe ait eseri kendine mal etmek anlamına gelir ve intihal oluşturur.
  • Sonuç: Davacı gerçek kişi birlikte eser sahiplerinden biri, yayınevi ise sözleşmenin tarafı olarak dava açmakta hukuki yarara sahiptir. Davalının eyleminin sözleşmeye aykırılık oluşturup oluşturmadığı değerlendirilerek karar verilmeliydi; karar bozulmalıydı.

Çoğunluk bu görüşü benimsememiş, derece mahkemelerinin ispat değerlendirmesini yerinde bulmuştur. Karşı oyun da sözleşme maddesinin FSEK m.15 karşısındaki geçerliliğine ayrıca değinmediği görülmektedir.

🧩 İspat açısından dosyadan çıkan dersler

Dosya, çok yazarlı yayınlarda intihal iddiasının ispatının neden zor olduğunu gösteriyor. Derece mahkemelerinin dikkate aldığı noktalar şunlardır:

  • Katkının ayrıştırılması: Hangi sorunun hangi yazar tarafından hazırlandığı belirlenemedikçe, sonraki kitaptaki benzerlik bir yazarın başkasına ait eseri aşırması olarak nitelendirilememiştir.
  • Kapak ve bandrol kayıtları: Kitaplar üzerindeki isimler ve bandrol talep formundaki müşterek eser sahibi bildirimi, FSEK m.11 karinesini güçlendiren belgeler olarak değerlendirilmiştir.
  • Yayınevinin kontrolü: Soruların yayınevinin organizasyonu ve kontrolü altında basılan kitaplarda yer alması, iddiayı hayatın olağan akışına uygun bulmayan değerlendirmenin dayanaklarından biri olmuştur.
  • Fesih belgeleri: Haklı nedenle fesih iddiası, buna ilişkin bir ihtarname sunulamadığı için kabul görmemiş; karşı tarafın ihtarnamesi esas alınmıştır.

Eser sahipliğine ilişkin bir başka ispat tartışması için sitedeki işleme eser iddiasında ispat yükü yazısı da incelenebilir.

❓ Sık sorulan sorular

Yayınevi sözleşmeye dayanarak yazarın adını yeni baskıdan çıkarabilir mi?

Bu dosyada bölge adliye mahkemesi, yazarın adının sonraki baskılarda yer almamasını öngören sözleşme maddesini FSEK m.15’teki emredici hükme aykırı bulmuş, Yargıtay da kararı onamıştır. Sonuç, somut sözleşmenin içeriğine ve eser sahipliğinin ispatına bağlıdır.

Mahkemeler intihal iddiasını neden kabul etmedi?

Kitaplar birden fazla yazar tarafından hazırlanmış ve hangi sorunun kime ait olduğu belirlenememiştir. Mahkemeler, ortak yazar grubunun önceki kitabındaki soruların sonraki kitaplara alınmasını intihal saymamış, iddiayı ispatlanmamış bulmuştur.

Kitabın kapağında adı bulunan kişi eser sahibi sayılır mı?

FSEK m.11’e göre yayımlanmış eser nüshalarında eser sahibi olarak adını kullanan kişi, aksi sabit oluncaya kadar eser sahibi sayılır. Bu dosyada karinenin aksi ispatlanamamıştır.

Karşı oy hangi noktada çoğunluktan ayrıldı?

Karşı oya göre kitaplar birlikte eserdir ve yazarlardan birinin birliğe ait eserden izinsiz alıntı yapması, eseri kendine mal etme anlamında intihal oluşturur. Bu nedenle sözleşmeye aykırılığın ayrıca değerlendirilmesi ve kararın bozulması gerektiği belirtilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava ve cevap dilekçeleri ile ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçelerine dayanır; yayınevinin ve yazarların kimliği kaynakta anonimdir. Yargıtay onama kararının gerekçesi kısadır; ayrıntılı değerlendirmeler derece mahkemelerinin gerekçesinde ve karşı oyda yer almaktadır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Sözleşme hükümleri ve eser sahipliği delilleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu