Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Grafik Eserde Sahiplik Karinesi – Yargıtay 11. HD 2026/1635

Bir tasarımcının çevrim içi bir platformda satışa sunduğu sloganlı grafik, bir gün bir giyim firmasının yağmurluklarında karşısına çıkar. Tasarımcının elinde çoğu zaman yalnızca kendi bilgisayarındaki dosyalar ve bu dosyalara ait ekran görüntüleri vardır. Mahkemeler bu tür kayıtları eser sahipliğini göstermeye yeterli bulmadığında dava daha ilk aşamada düşebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, dijital ortamda üretilen bir grafik esere ilişkin dosyada, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 11. maddesindeki eser sahipliği karinesinin bu tür delillerle de doğabileceğini kabul etti.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.03.2026 tarihli ve E.2025/4482, K.2026/1635 sayılı kararıyla, eser sahipliğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozarak kaldırmış, dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Kısa özet: Tasarımcı olan davacı, sloganlı bir grafik çalışmanın sahibi olduğunu, davalı şirketin bu çalışmayı izinsiz olarak tekstil ürünlerinde kullandığını ileri sürerek FSEK, SMK ve TTK’ya dayalı tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i ile tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi, çalışmanın eser niteliğini kabul etmiş, ancak ekran görüntüsüyle eser sahipliği karinesinin doğmayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiş; istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay, dosya kapsamı ve bilirkişi tespitlerine göre eser sahipliği karinesinin doğduğunun kabulü gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

🎨 Tasarımcının iddiası, şirketin savunması

Davacı, eserlerini ve tasarımlarını bir çevrim içi satış platformunda kendisine ait hesap üzerinden satışa sunan bir tasarımcıdır. Dava dilekçesine göre uyuşmazlığa konu sloganlı grafik, 10.12.2018 tarihinde davacı tarafından bir internet sitesine yüklenmiştir. Davacı, davalı şirketin kendisine ait yedi adet eseri izin ve bilgisi olmaksızın alarak tekstil ürünlerinde kullandığını, bu ürünlerin internette satışa sunulduğunu ve ihlalin sürdüğünü ileri sürmüştür.

Davacı talebini üç ayrı hukuki temele dayandırmıştır:

  • çalışmanın FSEK kapsamında “eser” olduğu;
  • aynı zamanda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında “tasarım” niteliği taşıdığı;
  • davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet oluşturduğu.

Bu temellere dayanarak tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istenmiş; şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın FSEK’in 68. maddesi uyarınca üç kat olarak ödenmesi ve 10.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiştir. Davacı, 17.10.2022 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 2.408,67 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı şirket ise grafiğin davacının gösterdiği internet adresinden temin edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının önce görselin kendisine ait olduğunu ve zararını ispat etmesi gerektiğini, ürünlerde yer alan sloganın çok yaygın kullanılan bir ibare olduğunu savunmuştur.

📉 İlk derece mahkemesi neden reddetti?

Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (2021/460 E., 2022/269 K.), kararında iki ayrı soruyu birbirinden ayırmıştır. Birinci soruya, yani çalışmanın eser olup olmadığına olumlu yanıt vermiştir: grafik, kanunda sayılan eser kategorilerinden birine girmekte, renk ve biçim olarak bütünlük taşımakta, özgün olup sahibinin hususiyetini yansıtmaktadır.

İkinci soru ise bu eserin sahibinin davacı olup olmadığıdır. Mahkeme burada davacı aleyhine sonuca varmıştır. Gerekçeye göre:

  • dosyaya sunulan ekran görüntüsüyle eser sahipliği karinesi doğamaz;
  • ekran görüntüsünde FSEK’in 12. maddesi anlamında yayımlama veya çoğaltma tarihi ve ortamı belli değildir;
  • davacının iddialarını destekleyen bir tespit yapılamamıştır;
  • tasarımın kamuya ne zaman ve kim tarafından sunulduğu ispatlanamadığından tescilsiz tasarım korumasının şartları da oluşmamıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (2023/276 E., 2025/905 K.) bu kararı usul ve yasaya uygun bularak davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları ve internet adresleri kaynakta gizlenmiştir.

🖥️ Bilirkişi raporundaki dijital izler

Özel Daire, kararını büyük ölçüde 31.01.2022 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere dayandırmıştır. Rapora göre dava konusu çalışma, FSEK kapsamında estetik değere sahip ve sahibinin hususiyetini taşıyan grafik bir eserdir. Bilirkişi incelemesinin dijital kayıtlara ilişkin bulguları ise şöyledir:

İncelenen kaynakTespit
Davacının gösterdiği internet sitesiDava konusu sloganlı görsele rastlanmamıştır
Davalıya ait ürün sayfasıDava konusu yağmurluğa ait fotoğraflar yer almaktadır; sayfanın en eski arşiv sürümü 29.11.2020 tarihlidir, fotoğrafların eklenme tarihine ulaşılamamıştır
Davacının sunduğu ekran görüntüsüÇevrim içi bir hizmetten alınmıştır; dosya bir klasör altına yüklenmiş, oluşturulma tarihi 10.12.2018 olarak görünmektedir
Dosyanın orijinaliDava dosyası eklerinde paylaşılmamıştır

Özel Daire, orijinal dosyanın sunulmamış olmasının davacının eser sahibi olduğu konusunda kesin bir kanaat sağlamayacağını açıkça kabul etmiştir. Buna rağmen, eser sahipliği karinesinin doğduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Kararın ağırlık merkezi, “kesin kanaat” ile “karine” arasındaki bu ayrımdır.

📜 FSEK 11 ve 12: karine ve yetki

Özel Daire, gerekçesinde iki maddeyi metin olarak aktarmıştır. FSEK’in 11. maddesine göre yayımlanmış eser nüshalarında veya güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını ya da tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde ya da radyo televizyon aracılığıyla verilen konferans ve temsillerde mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kişi de, birinci fıkradaki karine yoluyla başka biri eser sahibi sayılmadıkça, eserin sahibi kabul edilir.

FSEK’in 12. maddesi ise yayımlanmış bir eserin sahibi 11. maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayanın, o da belli değilse çoğaltanın eser sahibine ait hak ve yetkileri kendi adına kullanabileceğini düzenler. Bu durumda yetkili kişiler ile asıl hak sahipleri arasındaki ilişkiye, aksi kararlaştırılmamışsa adi vekâlet hükümleri uygulanır.

İki madde birlikte okunduğunda, kanun koyucunun eser sahipliği konusunda ispat güçlüğünü hafifletmeyi amaçladığı görülmektedir. Karine, ispat yükünü karşı tarafa aktarır: eser sahibi olarak görünen kişinin bu sıfatı, aksi kanıtlanana kadar korunur.

🔨 Özel Dairenin bozma gerekçesi

Özel Daire, ilk derece mahkemesinin çalışmanın eser niteliğini kabul edip davacının bilgisayarındaki ekran görüntüleri ve dosyalarla eser sahipliğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, bölge adliye mahkemesinin de bu kararı onayladığını tespit etmiştir. Daireye göre mahkemenin yapması gereken, dosya kapsamı ve bilirkişi raporundaki tespitleri dikkate alarak davacının eser sahipliği karinesi gereği dava konusu esere ilişkin hak ve yetkileri kullanabileceğini kabul etmek ve değerlendirmeyi bu kabul üzerinden yapmaktır. Hatalı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Sonuç kısmında davacının temyiz itirazları kabul edilmiş, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı bozularak kaldırılmış ve dosya HMK 373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer görülmemiştir. Karar 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Eser sahipliği ile işleme eser iddiasındaki ispat sorunlarının birbirine nasıl temas ettiğini görmek için işleme eser iddiasında ispat yükü yazısına bakılabilir.

🧭 Bozmadan sonra açık kalan sorular

Kararın kapsamını doğru okumak için neyi çözdüğü kadar neyi çözmediği de önemlidir. Yargıtay, yalnızca eser sahipliği karinesinin doğduğunu ve davanın bu gerekçeyle reddedilemeyeceğini belirlemiştir. Aşağıdaki konular ilk derece mahkemesinin yeniden yapacağı değerlendirmeye kalmıştır:

  • davalının, karinenin aksini ispatlayıp ispatlayamayacağı;
  • davalının ürünlerindeki görselin davacının eserinin izinsiz kullanımı olup olmadığı;
  • SMK kapsamındaki tescilsiz tasarım koruması ve TTK’ya dayalı haksız rekabet talepleri;
  • FSEK 68’e dayalı üç kat maddi tazminat ile manevi tazminat talepleri.

Davalının, sloganın çok yaygın kullanılan bir ibare olduğu yönündeki savunması da bu çerçevede önem taşıyabilir. Ancak bilirkişi raporu, korumanın konusunu salt slogan değil, renk ve biçim bütünlüğü taşıyan grafik çalışma olarak tanımlamıştır.

Kararın uygulama bakımından dikkat çeken yanı, dijital ortamda üretilen ve fiziksel bir nüshası bulunmayan eserlerde ispat eşiğine ilişkin yaklaşımdır. Daire, orijinal dosyanın sunulmamasını bir eksiklik olarak not etmekle birlikte, dosya oluşturma tarihi ve çevrim içi hizmetteki kayıtlar gibi verileri karinenin doğumu için yeterli saymıştır. Bu yaklaşım, karinenin bir ispat kolaylığı olduğunu ve karşı tarafın aksini kanıtlama imkânını ortadan kaldırmadığını hatırlatmaktadır.

❔ Soru ve cevap

Bu kararda ekran görüntüsü eser sahipliğini kesin olarak kanıtladı mı?

Hayır. Özel Daire, orijinal dosya sunulmadığı için davacının eser sahibi olup olmadığı konusunda kesin bir kanaat oluşmayacağını belirtmiştir. Kabul edilen, yalnızca FSEK 11 anlamında eser sahipliği karinesinin doğduğudur; karine, aksi ispat edilene kadar geçerlidir.

Grafiğin eser niteliği tartışma konusu oldu mu?

Bu yön derece mahkemelerinde de kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi ve 31.01.2022 tarihli bilirkişi raporu, çalışmanın renk ve biçim bütünlüğü taşıyan, özgün ve sahibinin hususiyetini yansıtan bir grafik eser olduğunu belirtmiştir. Uyuşmazlık eser niteliğinde değil, eserin kime ait olduğunda toplanmıştır.

Davacı tazminat taleplerinde haklı bulundu mu?

Karar bu konuda bir sonuç içermemektedir. Yargıtay, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermiştir. Tecavüz, haksız rekabet ve tazminat talepleri, ilk derece mahkemesinin karine üzerinden yapacağı yeni değerlendirmede ele alınacaktır.

FSEK 12. madde bu dosyada neden anıldı?

İlk derece mahkemesi, ekran görüntüsünde FSEK 12 anlamında yayımlama veya çoğaltma tarihi ve ortamının belli olmadığını gerekçeye dahil etmiştir. Özel Daire de 11. maddeyle birlikte 12. maddeyi aktararak, eser sahibinin belli olmadığı hâllerde yayımlayan veya çoğaltanın yetkilerini düzenleyen sistemi hatırlatmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, dijital ortamda üretilmiş bir grafik eserde eser sahipliği karinesinin doğumuna ilişkin bir bozma kararına dayanır; tecavüz, haksız rekabet ve tazminat taleplerinin esası hakkında bir sonuç içermez ve farklı delil durumlarında sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu