Ambulans Çağıran Fail ve TCK 36 – Yargıtay CGK 2026/215

Bir kişiyi tabancayla vurup olay yerinden ayrılan fail, iki dakika sonra telefonu eline alıp acil çağrı merkezini arar ve yaralı için ambulans ister. Ceza hukuku bu davranışa nasıl bir değer biçer: suçun teşebbüs aşamasında kalmasına tesadüfen katkı veren bir ihbar mı, yoksa failin kendi çabasıyla ölüm neticesinin önüne geçtiği bir “gönüllü vazgeçme” mi? Soru daha da zorlaşır, eğer ambulansı ilk çağıran fail değil de evdeki bir yakın ise. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu dosyada, aramanın sırasından çok failin o andaki bilgi durumuna ve davranışının niteliğine bakmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.04.2026 tarihli ve E.2024/440, K.2026/215 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını oy birliğiyle reddetmiştir. Genel Kurul, ateş ettikten sonra kaçan ancak kısa süre içinde 112’yi arayarak adresi bildiren ve ambulans isteyen sanık hakkında TCK’nın 36. maddesindeki gönüllü vazgeçme hükmünün uygulanmasını ve sanığın tamamlanan kısım bakımından neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılmasını isabetli bulmuştur.
⏱️ Olay günü: iki dakika arayla iki çağrı
Karar metnine göre taraflar 2020 yılında boşanmış, ortak çocuklardan ikisinin velayeti sanığa, en küçük çocuğun velayeti ise mağdura verilmiştir. Küçük çocuğun velayeti konusunda ısrarcı olan sanığın, olaydan yaklaşık bir ay önce mağdura iletilmek üzere tehdit içerikli iki video kaydı gönderdiği tespit edilmiştir. Mağdur bu videolar nedeniyle şikâyette bulunmamıştır.
Suç tarihinde başka bir ilden mağdurun yaşadığı şehre gelen sanık, öğleden sonra mağdurun kaldığı evin kapısını çalmış, kapı açılınca elindeki tabancayla zorla içeri girmiş ve tabancayı mağdura doğrultmuştur. Mağdurun paniğe kapılıp kendisini geriye atması sırasında ateşlenen mermi, mağdurun batın bölgesine isabet etmiştir. Adli tıp raporuna göre ateşli silahla tek atışla oluşan mesane ve ince bağırsak yaralanması, mağdurun yaşamını tehlikeye sokacak niteliktedir. Kriminal incelemede atışın yakın mesafeden yapıldığı belirlenmiş; suçta kullanılan tabanca ele geçirilememiştir.
Uyuşmazlığın düğüm noktası 112 ihbar kayıtlarıdır. Kayıtlara göre mağdurla aynı evde yaşayan bir yakın saat 14.28’de 112’yi arayarak olayı bildirmiştir. Sanık ise aracına binip uzaklaştıktan sonra saat 14.30’da aynı hattı aramış, vurulma olayı olduğunu söyleyerek adresi bildirmiş ve acil ambulans gönderilmesini istemiştir. Mağdur hastaneye kaldırılarak yapılan tıbbi müdahale ile hayatta kalmıştır.
Sanık savunmalarında silahın isteği dışında patladığını, öldürme kastı bulunmadığını ve olaydan sonraki ilk işinin ambulansı aramak olduğunu ileri sürmüştür.
⚖️ İlk derece, istinaf ve özel daire
Dosyanın yargılama süreci şöyledir:
| Merci ve tarih | Sonuç |
|---|---|
| Ağır Ceza Mahkemesi (13.01.2022) | Teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürmeden mahkûmiyet (TCK 82/1-a-d, 35/2, 62/1) |
| Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (22.06.2022) | Bozma; 112 görüşme kayıtlarının getirtilerek gönüllü vazgeçmenin araştırılması gereği de bozma nedenleri arasında |
| Ağır Ceza Mahkemesi (17.11.2022) | Bozmaya uyularak aynı yönde mahkûmiyet |
| Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (08.03.2023) | CMK 280/2 ile ilk derece hükmü kaldırıldı; TCK 36 uygulanarak neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralamadan mahkûmiyet (TCK 86/1, 86/3-a-e, 87/1-d) |
| Yargıtay 1. Ceza Dairesi (07.11.2023) | Oy çokluğuyla onama |
| Yargıtay 1. Ceza Dairesi, itiraz incelemesi (09.07.2024) | Oy çokluğuyla itiraz yerinde görülmedi, dosya Genel Kurula gönderildi |
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu (08.04.2026) | Oy birliğiyle itirazın reddi |
Özel Dairenin onama kararına iki üye karşı oy yazmıştır. Karşı oya göre gönüllü vazgeçmeden yararlanabilmek için failin suçun tamamlanmasını kendi çabasıyla bizzat önlemesi gerekir; sanık 112’yi ikinci arayan kişi olduğundan, mağdurun hayatının kurtulması onun çabasına bağlanamaz. Karşı oy, sanığın bu davranışının en fazla TCK 62 kapsamında takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir.
📑 Başsavcılığın itiraz gerekçesi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 25.12.2023 tarihli itirazında eylemin teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme olduğunu savunmuştur. İtiraza göre sanık, suçu elverişli hareketlerle icraya başlamış ve icra hareketlerini tamamlamıştır; ölüm neticesi yalnızca mağdura zamanında yapılan tıbbi müdahale sayesinde gerçekleşmemiştir.
Başsavcılık şu noktaların altını çizmiştir: saldırı sırasında evde mağdur dışında kişiler bulunduğunu gören sanık, bu kişilerin olayı ihbar edeceğini bilmesi gereken konumdadır; acil yardım ekipleri ilk ihbar üzerine harekete geçmiştir ve mağdura tıbbi müdahalenin yapılması münhasıran sanığın haber vermesiyle gerçekleşmemiştir. Bu nedenle sanığın ölüm neticesini kendi gayretiyle önlediğinden söz edilemeyecektir.
Genel Kurulun önüne gelen uyuşmazlık da bu çerçevede tanımlanmıştır: sanık hakkında TCK 36’nın uygulanıp uygulanamayacağı ve buna bağlı olarak eylemin teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme mi, yoksa neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama mı olduğu.
📘 TCK 36: gönüllü vazgeçmenin unsurları
TCK’nın 36. maddesine göre fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; tamam olan kısım esasen bir suç oluşturuyorsa yalnızca o suçun cezasıyla cezalandırılır.
Genel Kurul, madde gerekçesine dayanarak önemli bir farkı hatırlatmıştır: 765 sayılı eski Kanun döneminde gönüllü vazgeçme yalnızca icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul ediliyordu. 5237 sayılı Kanun ise icra hareketlerinin bittiği fakat neticenin henüz gerçekleşmediği durumları da kapsama almıştır. Bu son aşamada vazgeçmenin kabulü için failin neticeyi önlemek bakımından ciddi bir çaba göstermesi aranır.
Kararda, doktrin ve yerleşik içtihat ışığında gönüllü vazgeçmenin şartları beş başlıkta toplanmıştır:
- kasıtlı bir suçun icra hareketlerine başlanmış olması;
- vazgeçmenin suç tamamlanmadan önce gerçekleşmesi;
- vazgeçmenin icra hareketlerinin devamına, suçun tamamlanmasına veya neticenin gerçekleşmesine yönelmesi;
- vazgeçmenin gönüllü olması, yani failin isteyerek hareket etmesi;
- neticenin önlenmesinin failin çabasıyla gerçekleşmesi; netice başka bir nedenle önlenmişse kural olarak TCK 36 uygulanmaz.
Genel Kurul ayrıca gönüllülüğün ölçütünü de açıklamıştır: suç yolunda daha fazla ilerleme imkânına sahip olduğu hâlde ilerlemeyen ya da icra bittikten sonra kendi çabasıyla sonucu önleyen failin vazgeçmesi gönüllüdür. Buna karşılık fail, icraya başlarken hesaba katmadığı başka bir engel yüzünden duruyorsa, ortada teşebbüs vardır.
🔍 Genel Kurulun somut olay değerlendirmesi
Genel Kurul, 112 ihbar formuna göre sanığın saat 14.30’da çağrı merkezini aradığını, olayı görevlilere anlattığını, mağdurun bulunduğu adresi açıkça bildirdiğini ve acil ambulans istediğini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit etmiştir.
Kararın belirleyici cümlesi, failin bilgi durumuna ilişkindir. Genel Kurula göre evden ayrılan sanığın mağdurun hayatta olup olmadığını ve evdeki yakının acil çağrı merkezini arayıp aramadığını bilmesi, genel hayat tecrübelerine göre kendisinden beklenemez. Başka bir deyişle, sanığın aramasının değeri, kendisinden iki dakika önce yapılmış ve sanığın haberdar olmadığı başka bir aramanın varlığıyla ortadan kalkmamaktadır.
Bu tespitten hareketle Genel Kurul, sanığın icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçtiğini ve bu yönde aktif bir davranış sergilediğini kabul etmiştir. Sonuç olarak sanığın teşebbüsten cezalandırılamayacağı, eylemin tamamlanan kısmı itibarıyla oluşan neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılmasında isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek itiraz oy birliğiyle reddedilmiştir.
🧩 Teşebbüs, vazgeçme ve etkin pişmanlık ayrımı
Karar, birbirine sıkça karıştırılan üç kurumu da netleştirmektedir:
- Teşebbüs: suçun tamamlanmaması veya neticenin gerçekleşmemesi failin elinde olmayan nedenlerden kaynaklanır; fail TCK 35 uyarınca indirimli cezayla sorumludur.
- Gönüllü vazgeçme: fail icrayı iradi olarak terk eder ya da kendi çabasıyla neticeyi önler; teşebbüsten ceza verilmez, yalnızca tamamlanan kısım ayrıca suç oluşturuyorsa o suçun cezası uygulanır.
- Etkin pişmanlık: suç bütün unsurlarıyla tamamlandıktan sonraki davranışları kapsar; çalınan malın iadesi veya kaçırılan kişinin serbest bırakılması gibi.
Somut olayda sonuç farkı büyüktür: teşebbüs kabul edilseydi sanık nitelikli kasten öldürmeye teşebbüsten sorumlu tutulacaktı; gönüllü vazgeçme kabul edildiği için ceza, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan ve silahla işlenen kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâline ilişkin hükümler üzerinden belirlenmiştir. Kasten öldürme ile kasten yaralama ayrımının başka bir boyutu için öldürme kastı mı yaralama mı yazısına bakılabilir.
🗂️ Kararın uygulamaya yansıması
Karar, icra hareketleri tamamlandıktan sonraki gönüllü vazgeçmede üç noktayı öne çıkarmaktadır. Birincisi, failin neticeyi önlemeye yönelik davranışı somut ve etkili olmalıdır: bu dosyada sanık yalnızca olayı haber vermekle kalmamış, adresi bildirmiş ve ambulans istemiştir. İkincisi, değerlendirme failin o anda bildiği ve bilebileceği koşullara göre yapılır; failin habersiz olduğu bir başka ihbarın varlığı, kendi davranışını değersiz kılmaz. Üçüncüsü, delil bakımından 112 kayıtları, arama saatleri ve görüşme içerikleri belirleyicidir.
Öte yandan karar, her ihbarın kendiliğinden TCK 36 sonucu doğuracağı anlamına gelmez. Genel Kurul gönüllü vazgeçmenin şartlarını sayarken, neticenin başka bir nedenle önlenmesi hâlinde failin kural olarak bu hükümden yararlanamayacağını da açıkça belirtmiştir. Her dosyada failin davranışının zamanı, içeriği ve neticeyi önlemeye elverişliliği ayrı ayrı incelenecektir.
🙋 Sık sorulanlar
112’yi ikinci arayan fail gönüllü vazgeçmeden yararlanabilir mi?
Bu kararda yararlanabileceği kabul edilmiştir. Ceza Genel Kurulu, olay yerinden ayrılan sanığın mağdurun durumunu ve başka birinin ihbarda bulunup bulunmadığını bilmesinin beklenemeyeceğini, adresi bildirip ambulans isteyen sanığın aktif bir davranış sergilediğini belirtmiştir.
Gönüllü vazgeçme kabul edilince fail tamamen cezasız mı kalır?
Hayır. TCK 36 uyarınca fail teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak o ana kadar gerçekleşen kısım ayrı bir suç oluşturuyorsa o suçun cezası verilir. Bu dosyada sanık, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mahkûm edilmiştir.
Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık arasındaki fark nedir?
Gönüllü vazgeçme suç tamamlanmadan önceki aşamaya, etkin pişmanlık ise tamamlanmış suçtan sonraki davranışlara ilişkindir. Karar, madde gerekçesine atıfla, malın iadesi veya kaçırılan kişinin serbest bırakılması gibi suç tamamlandıktan sonraki hâllerin vazgeçme değil etkin pişmanlık olduğunu hatırlatmıştır.
Özel Dairedeki karşı oy hangi görüşü savunmuştu?
Karşı oy, failin neticeyi bizzat kendi çabasıyla önlemiş olması gerektiğini, sanığın ikinci arayan kişi olması nedeniyle bu şartın oluşmadığını ve sanığın davranışının yalnızca TCK 62 kapsamında takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebileceğini savunmuştur. Genel Kurul bu görüşü benimsememiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, failin olaydan kısa süre sonra acil çağrı merkezini arayarak adres bildirdiği ve ambulans istediği somut bir dosyaya ilişkindir; ihbarın zamanı, içeriği ve failin bilgi durumu farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



