Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Ceza HukukuEmsal Kararlar

Öldürme Kastı mı Yaralama mı? – Yargıtay 1. CD 2026/4147

Bir bıçak darbesi, sanığı kasten yaralamadan mı yoksa öldürmeye teşebbüsten mi sorumlu kılar? Cevap yaranın boyutunda değil, failin kastında aranır; kast ise doğrudan gözlenemediği için dışa yansıyan davranışlardan çıkarılır. “Aldatma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için baştan belirtmek gerekir: incelenen kararda aldatma, bir sözleşme hilesi değil, sanığın on dokuz yıllık eşinin kendisini başkalarıyla aldattığı yönündeki kıskançlık temelli iddiası ve bu meseleden çıkan tartışmanın olayın saiki olması bağlamında geçmektedir. Kararın asıl konusu, bölge adliye mahkemesi ile Yargıtay dairesi arasında ikinci tura taşınan bir suç vasfı tartışmasıdır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 20.05.2026 tarihli, 2026/2646 E. ve 2026/4147 K. sayılı kararı, hastanede tedavi gören eşine tek bıçak darbesiyle hafif bir yara açan sanığın eylemini “kasten yaralama” sayan bozma görüşünde ısrar etmiş, bölge adliye mahkemesinin nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs yönündeki direnmesini yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kurulu’na göndermiştir. Karşı oy yazısıyla birlikte okunduğunda karar, öldürme kastının hangi ölçütlerle tartışıldığını iki yönden gösteren öğretici bir örnektir.

Kısa özet: İlk derece mahkemesi sanığı kasten yaralamadan mahkûm etmiş; katılan kurum vekilinin istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi bu hükmü kaldırıp nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ceza vermiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 25.06.2025 tarihinde suç vasfının kasten yaralama olduğu gerekçesiyle hükmü bozmuş, bölge adliye mahkemesi 10.10.2025 tarihinde önceki hükmünde direnmiştir. Daire, 20.05.2026 tarihli kararıyla direnmeyi yerinde görmemiş, bozma kararının düzeltilmesine yer olmadığına oy çokluğuyla karar vererek dosyayı CMK 307/4 uyarınca Ceza Genel Kurulu’na göndermiştir. Bir üye, öldürme kastının bulunduğu ve hükmün onanması gerektiği görüşüyle karşı oy yazmıştır.

🏥 Hastane Odasındaki Bıçak Darbesi: Olayın Seyri

Karar metnine göre mağdur ile sanık resmî nikâhlı eştir ve aralarında uzun süredir sanığın kıskançlığından kaynaklanan bir anlaşmazlık vardır. Olaydan iki gün önce yaşanan tartışmanın ardından mağdur eline aldığı bıçağı kendi karnına batırmış; sanık, bıçağı mağdurun elinden alarak daha fazla zarar vermesini engellemiştir. Mağdur hastanede tedavi altına alınmış, sanık bu süreçte mağduru ziyaret etmiş ve sağlık durumuyla ilgilenmiştir.

23.01.2019 günü sanık yine ziyarete gitmiş, mağdura “sen beni seviyor musun” diye sormuş; mağdurun “sen bana güvenmiyorsun” cevabı üzerine elindeki bıçağı gelişigüzel sallayarak mağduru omuz ekleminin yaklaşık 4 cm altında, yaklaşık 2,5 cm’lik bir kesi oluşacak şekilde yaralamıştır. Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporuna göre yaralanma yaşamı tehlikeye sokan bir durum değildir ve etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafiftir.

Karşı oy yazısı arka planı biraz daha ayrıntılı aktarmaktadır: Sanık hakkında sağlık kurumlarınca “atipik psikoz” ve “delüzyonel bozukluk” tanıları konulmuş, ancak Adli Tıp kurulları cezai ehliyetinin tam olduğunu belirlemiştir. Sanık, kuşkucu kişilik yapısıyla eşinin kendisini başkalarıyla aldattığını ileri sürmekte, çift bu yüzden sık sık tartışmaktadır. Hastane odasındaki tartışmanın da kıskançlık ve aldatma meselesinden çıktığı ve ikinci hamle sırasında refakatçi ile hastane görevlisinin sanığa müdahale ettiği bu yazıda not edilmektedir.

🔁 İlk Derece, İstinaf, Bozma ve Direnme: Dört Aşama

  • İlk derece (15.03.2023, 2019/62 E. – 2023/92 K.): Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı kasten yaralama suçundan mahkûm etmiştir.
  • İstinaf (16.02.2024, 2023/914 E. – 2024/288 K.): Katılan kurum vekilinin başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, duruşmalı inceleme sonunda CMK 280/2 uyarınca ilk derece hükmünü kaldırmış ve sanığı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûm etmiştir.
  • Bozma (25.06.2025, 2024/4661 E. – 2025/5157 K.): Katılan kurum vekili ile sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi, suç vasfının kasten yaralama olduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
  • Direnme (10.10.2025, 2025/2768 E. – 2025/1914 K.): Bölge adliye mahkemesi önceki hükmünde direnerek sanığı TCK 82/1-d, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca hapis cezasıyla cezalandırmış ve hak yoksunluklarına hükmetmiştir.

Direnme kararına karşı katılan kurum vekili cezanın orantılı olmadığını, gerekçesiz biçimde alt sınıra yakın ceza verilmesinin ve takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş; sanık müdafii ise öldürme kastının bulunmadığını savunmuştur. Daire, gerekçesinin ilk paragrafında yargılama işlemlerinin usul ve kanuna uygun yapıldığını, adli raporların yeterli olduğunu, eksik inceleme bulunmadığını ve takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal ve yeterli gerekçeyle uygulandığını belirtmiştir. Hükümdeki tek hukuka aykırılık suç vasfına ilişkindir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🎯 Öldürme Kastı Hangi Ölçütlerle Belirlenir?

TCK 21/1‘e göre kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Kasten öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama arasındaki fark, dışarıdan aynı görünen bir eylemin hangi neticeye yönelik olduğudur. TCK 35/1 uyarınca teşebbüs, kastedilen suçun elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başlanıp elde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır; öldürmeye teşebbüsten söz edebilmek için önce öldürme kastının ispatı gerekir. Eşe karşı kasten öldürme TCK 82/1-d‘de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren nitelikli hâl olduğundan, teşebbüste TCK 35/2 gereği on dört yıldan yirmi bir yıla kadar hapis cezası söz konusudur. Kasten yaralama ise TCK 86‘da düzenlenmiştir; eşe karşı ya da silahla işlenmesi üçüncü fıkrada cezayı artıran nitelikli hâllerdir.

Daire çoğunluğu öldürme kastının bulunmadığı sonucuna varırken şu olguları birlikte değerlendirmiştir:

  • Anlaşmazlığın düzeyi: Sanık ile mağdur arasında anlaşmazlık bulunmakla birlikte bu anlaşmazlık husumet boyutunda değildir.
  • Olay öncesi davranış: Taraf ve tanık beyanlarıyla doğrulandığı üzere, mağdur birkaç gün önce kendisini bıçakladığında sanık bıçağı elinden alarak eylemine devam etmesini engellemiştir. Daireye göre öldürmek niyetinde olan bir insanın böyle bir davranışta bulunması beklenemez.
  • Yaranın niteliği: Yaralanma hayati tehlike oluşturmamış, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif kalmıştır.
  • Darbe sayısı ve şiddeti: Bıçak gelişigüzel sallanmış, tek bir kesi oluşmuştur.

Bu unsurların bütünü karşısında Daire, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğuna dair “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller” bulunmadığını belirtmiş; suç niteliğinde yanılgıya düşülerek nitelikli kasten öldürmeye teşebbüsten hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin suç vasfına yansıması budur: Öldürme kastı kesin biçimde ispatlanamıyorsa fail, daha hafif olan yaralama suçundan sorumlu tutulur.

⚖️ Karşı Oy: Aynı Olguların Farklı Okunması

Karşı oy yazan üye aynı dosyadan tam tersi sonuca ulaşmıştır. Öne çıkardığı ölçütler şunlardır: Bıçağın elverişliliği, hedef alınan bölgenin sol göğüs olması, mağdurun hasta yatağında kendisini savunabilecek durumda bulunmaması ve sanığın ikinci hamlesinin refakatçi ile hastane görevlisinin müdahalesiyle durdurulmuş olması. Karşı oya göre yaralanma ölümcül olmasa da, eylemi sürdürme iradesine tanıkların aktif müdahalesinin engel olması kastın öldürmeye yönelik olduğunu gösterir; bu nedenle TCK 82/1-d ve 35. maddeleri uyarınca yapılan uygulama yerindedir ve hüküm onanmalıdır.

İki görüş arasındaki fark, öldürme kastı ölçütlerinden hangisine ağırlık verildiğidir: Çoğunluk ilişkinin niteliğini, sanığın önceki koruyucu davranışını ve yaranın hafifliğini öne çıkarırken; karşı oy aracın elverişliliğini, hedef bölgeyi ve eylemin dış müdahaleyle kesilmesini belirleyici saymıştır. Ceza Genel Kurulu bu iki değerlendirme arasında karar verecektir.

📜 CMK 307/4: Direnme Kararı Yargıtay’da Nasıl İncelenir?

5271 sayılı CMK’nın 307/4. maddesi, Yargıtay’dan verilen bozma kararına karşı bölge adliye veya ilk derece mahkemesine direnme hakkı tanır. 6763 sayılı Kanun ile 2016’da eklenen cümleler uyarınca direnme kararı önce kararına direnilen daireye gönderilir; daire, direnmeyi mümkün olan en kısa sürede inceler ve yerinde görürse kendi kararını düzeltir, görmezse dosyayı Ceza Genel Kurulu’na gönderir.

İncelenen kararda Daire, direnme gerekçesini değerlendirdikten sonra bozma kararının “düzeltilmesine yer olmadığına” ve dosyanın CMK 307/4 gereğince Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine, tebliğname görüşüne uygun olarak ve oy çokluğuyla karar vermiştir. Aynı fıkraya göre direnme üzerine Ceza Genel Kurulu’nca verilen kararlara karşı direnilemez; suç vasfı tartışması Genel Kurul kararıyla kesin olarak çözülecektir.

Direnme ve Ceza Genel Kurulu süreci olağan kanun yolunun son halkasıdır; onama sonrasında devreye giren olağanüstü yollar için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CMK 308 itirazına ilişkin yazıya bakılabilir.

🆕 Kararın Pratik Sonuçları

Karar kesin bir sonuç içermese de öldürme kastı ölçütlerini ve direnme prosedürünü somut biçimde ortaya koymaktadır:

  • Kast, olayın bütününden çıkarılır: Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, olay öncesi davranışlar, kullanılan araç, hedef alınan bölge, darbe sayısı ve şiddeti ile yaranın niteliği birlikte değerlendirilir; tek bir ölçüt belirleyici değildir.
  • Şüphe sanık lehine yorumlanır: Öldürme kastına dair kesin ve inandırıcı delil yoksa eylem kasten yaralama olarak nitelendirilir.
  • Kıskançlık ve aldatma iddiası tek başına kastı belirlemez: Kararda kıskançlık kaynaklı anlaşmazlık kabul edilmiş, ancak bunun husumet boyutuna ulaşmadığı vurgulanmıştır.
  • Direnme üzerine son sözü Ceza Genel Kurulu söyler: Daire bozma görüşünü koruduğunda dosya CMK 307/4 uyarınca Genel Kurul’a gider ve Genel Kurul kararına karşı direnilemez.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ceza hukukuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Bu kararda aldatma iddiasının rolü nedir?

Karar metninde aldatma, sanığın eşinin kendisini başkalarıyla aldattığı yönündeki kıskançlık temelli iddiası olarak geçmektedir; hastane odasındaki tartışma da bu meseleden çıkmıştır. Kararın konusu aldatmanın ispatı değil, bu tartışma sırasında gerçekleşen bıçaklama eyleminin kasten yaralama mı yoksa öldürmeye teşebbüs mü olduğudur. Daire çoğunluğu, kıskançlık kaynaklı anlaşmazlığın husumet boyutunda olmadığını belirtmiştir.

Yaranın hafif olması öldürme kastını tek başına dışlar mı?

Hayır. Kararda yaranın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olması, anlaşmazlığın düzeyi, sanığın olay öncesi davranışı ve darbe sayısıyla birlikte değerlendirilmiştir. Karşı oy ise yaranın ölümcül olmamasına rağmen bıçağın elverişliliği, hedef bölge ve eylemin tanık müdahalesiyle kesilmesi nedeniyle öldürme kastının bulunduğunu savunmuştur.

Bölge adliye mahkemesi Yargıtay’ın bozma kararına uymak zorunda mıdır?

CMK 307/4 uyarınca bölge adliye mahkemesinin bozma kararına karşı direnme hakkı vardır. Direnme kararı önce bozmayı veren daireye gider; daire direnmeyi yerinde görürse kendi kararını düzeltir, görmezse dosyayı Ceza Genel Kurulu’na gönderir. İncelenen kararda Daire ikinci yolu izlemiştir.

Bu karar benzer her dosyada aynı sonucu doğurur mu?

Hayır. Karar, direnme üzerine verilmiş ara nitelikte bir karardır ve suç vasfı tartışması Ceza Genel Kurulu’nda sonuçlanacaktır; ayrıca her dosya kendi delilleri ve somut koşullarıyla değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır, karar Ceza Genel Kurulu incelemesine gönderilmiş olup kesinleşmiş bir hüküm içermez ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud