Onama Sonrası Bozma: CMK 308 – Yargıtay 4. CD 2026/4871

Yargıtay bir mahkûmiyeti onadığında dosya çoğu okuyucu için kapanmış sayılır. Oysa Ceza Muhakemesi Kanunu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına daire kararlarına karşı itiraz etme yetkisi tanır ve daire, itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 09.03.2026 tarihli, 2026/3310 E. ve 2026/4871 K. sayılı kararı tam olarak bu yolun işlediği bir örnektir: Daire, üç ay önce verdiği onama ilamını kaldırmış ve Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Karar Arama sayfasında “aldatma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için bir not: kararın konusu bir aldatma suçu değildir. Kavram, Dairenin aktardığı AİHM ölçütlerinden birinde geçmektedir: gerçek dışı olguya dayanan açıklamalarda ifade sahibinin başkalarını aldatmayı amaçlayıp amaçlamadığı, ifadenin korunup korunmayacağını etkiler. Bu yazı kararı kendi konusu olan olağanüstü itiraz mekanizması çerçevesinde ele almakta, aldatma ölçütünün gerekçedeki yerini ayrı bir başlıkta açıklamaktadır.
📩 Kısa Mesajdan Yargıtay Onamasına: Dosyanın Seyri
Dava konusu eylem tek bir kısa mesajdır. Karar metnine göre sanık, suç tarihinde kardeşinin arkadaşı olan müştekinin cep telefonuna, belirli bir seçmen kitlesinin Cumhurbaşkanına oy vermesini çeşitli siyasi olaylarla ilişkilendirerek kınayan ve alıcıdan mesajı rehberindeki herkese göndermesini isteyen bir ileti göndermiştir. Mesaj ağır ve suçlayıcı bir siyasi dil taşımakta, ancak doğrudan bir sövme sözcüğü ya da ispatlanabilir somut bir fiil isnadı içermemektedir.
Yargılama, TCK 299’daki Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yürütülmüştür. Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesi sanığın mahkûmiyetine hükmetmiş; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 28.04.2022 tarihli, 2021/2054 E. ve 2022/799 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 10.12.2025 tarihli, 2023/8978 E. ve 2025/20649 K. sayılı ilamıyla bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
Olağan kanun yolları bu noktada tükenmiştir. Dosyayı yeniden Dairenin önüne getiren, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının olağanüstü itiraz yetkisidir.
🔁 Onamadan Sonra Ne Oldu? Başsavcılık İtirazı ve CMK 308
5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına ceza dairelerinin kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz etme yetkisi verir. Maddenin işleyişi üç basamaklıdır:
- 308/1: Başsavcı, re’sen veya istem üzerine daire kararına itiraz eder; sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
- 308/2: İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
- 308/3: Daire itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderir.
Somut dosyada Başsavcılık, 02.03.2026 tarihli ve 4-2022/88525 sayılı yazısıyla sanık lehine itiraz etmiştir. İtiraznamede, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun TCK 125’teki hakaret suçunun Cumhurbaşkanına karşı işlenmiş hâli olduğu, dolayısıyla ya sövme ya da onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek somut bir olgu isnadı gerektiği; aktif siyaset yapan devlet başkanının eleştiriye herkesten daha fazla tahammül etmek durumunda olduğu, Ceza Genel Kurulu, AİHM ve AYM kararlarına atıfla vurgulanmıştır. Başsavcılığa göre mesajda hakaretin unsurlarını oluşturan bir saldırı bulunmadığı gözardı edilerek kararın bozulması yerine onanması hukuka aykırıdır. İtirazname, onama ilamının kaldırılmasını ve bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını; itiraz yerinde görülmezse dosyanın CMK 308/3 uyarınca Ceza Genel Kuruluna gönderilmesini talep etmiştir.
Daire, itirazın 308/1’de belirtilen kanuni süresinde yapıldığını ve dosyanın 308/2 gereği kendisine gönderildiğini tespit ederek incelemeye geçmiştir. Aynı Dairenin aynı suç tipinde, fakat Başsavcılık itirazını reddedip dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderdiği yakın tarihli bir örnek için Cumhurbaşkanına hakaret sınırına ilişkin 2026/8843 sayılı karar yazımıza bakılabilir; iki karar birlikte okunduğunda 308/3’ün her iki kolunun da nasıl işlediği görülmektedir.
🧭 Dairenin Kendi Kararını Düzeltme Gerekçesi
Dairenin gerekçesi, Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararına dayanan bir tanımla açılmaktadır: hakaretin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer kişilerin şeref, haysiyet ve namusu ile toplum içindeki itibarıdır; suçun oluşması için davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması, somut bir fiil ya da olgu isnadı veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biriyle gerçekleşmesi gerekir. Daire, bir hareketin tahkir edici olup olmadığının zamana, yere ve duruma göre değişebileceğini, kamu görevlilerine veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözün hakaret bağlamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
Gerekçenin ikinci katmanı ifade özgürlüğüdür. Daire, Anayasa’nın 26. maddesine, sınırlamalarda 13. maddedeki ölçülülük şartına ve AİHS’nin 10. maddesine yer vermiştir: ifade özgürlüğü yalnızca kabul gören fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici düşünceler için de geçerlidir; müdahalenin gerekliliği ikna edici biçimde açıklanmalı, gerekçeler “ilgili ve yeterli” olmalıdır. Daire ayrıca devletin negatif yükümlülüğü (zorunlu olmadıkça ifadeyi yaptırıma bağlamamak) ile pozitif yükümlülüğü (şeref ve itibarı korumak) arasındaki dengeye dikkat çekmiş; bu dengenin ifadenin kamu yararına katkısı, ifade sahibinin tanınırlığı, ifadenin içeriği, şekli ve etkileri ölçütleriyle kurulacağını hatırlatmıştır.
Bu çerçevenin somut olaya uygulanması tek cümlede toplanmıştır: sanığın eylemi muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, mesaj metninin içeriği gözetildiğinde siyasi ve ağır eleştiri niteliğindedir; dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları oluşmamış, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
🔍 Değer Yargısı, Olgu İsnadı ve “Aldatma” Ölçütü
Gerekçenin en teknik bölümü, AİHM’in ifadeleri sınıflandırma yöntemidir. Daireye göre öncelikle ifadenin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenmelidir. Olgu isnadı kanıtlanabilir bir husustur; bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi ise tek başına ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilir. Değer yargılarının dahi belli düzeyde olgusal temele dayanması gerekir; hiçbir veriye dayanmayan bir değer yargısı AİHM tarafından da korunmaz.
“Aldatma” kavramı tam bu noktada devreye girmektedir. Daire, gerçek dışı olgulara dayalı iddia olarak nitelenen açıklamalar bakımından AİHM’in iki şeye baktığını aktarmıştır: ifade sahibinin bu tür ifadelerin ortaya konulmasından ve yayınlanmasından sorumlu olup olmadığı ve bu bilgilerle diğer kişileri aldatmayı amaçlayıp amaçlamadığı. Başka bir anlatımla, yanlış olgu içeren bir açıklama bile, yayan kişinin başkalarını yanıltma amacı taşımadığı durumlarda ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Somut olaydaki mesajın siyasi bir değer yargısı olarak nitelendirilmesi, bu ölçütün Cumhurbaşkanına yönelik hakaret iddiasında neden aleyhe işlemediğini açıklamaktadır.
Daire, ilkeleri üç AİHM kararıyla somutlaştırmıştır:
- Dabrowski/Polonya (18235/02, 19.12.2006): Hırsızlıktan ceza alan bir belediye başkanını “soyguncu” olarak niteleyen gazetecinin mahkûmiyeti; abartma hakkı ve kamuya mal olmuş kişinin olgusal temelli değer yargılarına hoşgörü yükümlülüğü nedeniyle ihlal.
- 1986 tarihli Avusturya kararı (9815/82, 08.07.1986): Federal Şansölyeyi “ahlaksızca”, “yüz kızartıcı” gibi ifadelerle eleştiren gazetecinin para cezası; hararetli siyasi tartışmada saldırgan ifadelerin hakaret sayılmaması ilkesi.
- Eon/Fransa (26118/10, 14.03.2013): Cumhurbaşkanı korteji önünde açılan pankart; yerginin doğası gereği abartma içerdiği ve cezanın yergi üzerinde soğutma etkisi yapabileceği.
Ortak ilke, Dairenin ifadesiyle “siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu”dur; dayanağı, siyasetçilerin kamuoyuna mal olmuş kişi hâline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.
🧾 Kararın Hükmü ve Dosyanın Dönüş Yolu
Daire, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle üç sonuca varmıştır:
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne;
- CMK 308/2 gereği Dairenin 10.12.2025 tarihli, 2023/8978 E. ve 2025/20649 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına;
- Sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararının CMK 302/2 gereği, tebliğnameye uygun olarak bozulmasına.
Dosya, CMK 304 uyarınca Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesine, ilamın bir örneği ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir. Bozma istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin olduğu için dosyanın ilk derece mahkemesine dönmesi 304/2-a hükmünün sonucudur.
Kararın pratik açıdan öne çıkan üç yönü şudur. Birincisi, Yargıtay onaması kesin bir son nokta değildir; CMK 308/3 daireye kendi kararını düzeltme imkânı verir ve Daire bu imkânı Ceza Genel Kuruluna gitmeden kullanmıştır. İkincisi, itiraz sanık lehine yapılmıştır ve 308/1’e göre lehe itirazda süre aranmaz; 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun ile Başsavcının itiraz süresi dosyanın tesliminden itibaren üç ay olarak yeniden düzenlenirken lehe itirazdaki süresizlik korunmuştur. Üçüncüsü, Cumhurbaşkanına hakaret suçu TCK 125’teki sövme veya somut olgu isnadı ölçütüyle sınanır; bu unsurlar yoksa mesajın sertliği sonucu değiştirmez.
Olağanüstü kanun yollarının hükümlü lehine işleyişine bir başka örnek, serimizdeki CMK 311 yargılamanın yenilenmesi kararında görülebilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Yargıtay onama kararı verdikten sonra aynı daire kararını değiştirebilir mi?
Bu karara göre evet. CMK 308/2 uyarınca Başsavcılık itirazı üzerine dosya kararı veren daireye gönderilir; 308/3’e göre daire itirazı yerinde görürse kararını düzeltir. Somut dosyada 4. Ceza Dairesi 10.12.2025 tarihli onama ilamını kaldırmış ve mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Karardaki “aldatma” ölçütü Cumhurbaşkanına hakaret suçuyla nasıl bağlantılı?
Daire, AİHM’in gerçek dışı olguya dayanan açıklamalarda ifade sahibinin bu bilgilerle başkalarını aldatmayı amaçlayıp amaçlamadığına baktığını aktarmıştır. Bu ölçüt, olgu isnadı ile değer yargısını ayırmanın bir parçasıdır; somut olaydaki mesaj siyasi bir değer yargısı olarak nitelendirildiği için hakaret suçunun unsurları oluşmamıştır. Karar bir aldatma suçuna ilişkin değildir.
Tek kişiye gönderilen kısa mesaj Cumhurbaşkanına hakaret suçu oluşturabilir mi?
Daire bu kararda aleniyet sorununa değil, hakaretin unsurlarına odaklanmıştır. Mesajın muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığını, sövme veya somut olgu isnadı içermeyip siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde kaldığını tespit ederek suçun oluşmadığı sonucuna varmıştır.
Bozma sonrasında dosya nereye gidiyor ve bu karar benzer dosyalarda bağlayıcı mı?
Dosya CMK 304 uyarınca Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir; hüküm bu mahkemece yeniden kurulacaktır. Yargıtay daire kararları benzer uyuşmazlıklarda yol göstericidir, ancak her dosya kendi mesaj içeriği ve somut koşullarıyla değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



