İltisak Tespiti ve Lisans İptali – Danıştay 13. D 2024/3735

Sermaye piyasasında lisans, bir meslek sahibinin piyasaya giriş belgesidir. Gayrimenkul değerleme lisansı da halka açık şirketlerin sermaye artırımlarından birleşme ve bölünmelere kadar pek çok işlemde kullanılan raporların imza yetkisini taşır. Sermaye Piyasası Kurulu, bir değerlemecinin bu lisansını, mevzuata aykırı bir davranışına değil, bir terör örgütüyle iltisakına ilişkin tespitlere dayanarak sürekli olarak iptal etmiştir. İdari yargı, iptal sebeplerinin mevzuatta sayıldığını ve Kurul’un bu sebepler dışında bir yetki kullanamayacağını kabul etmiştir.
Danıştay 13. Dairesi, 02.10.2024 tarihli ve E.2020/3061, K.2024/3735 sayılı kararıyla, gayrimenkul değerleme lisansının sürekli iptaline ilişkin Kurul kararını iptal eden idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi kararını, Kurul’un temyiz istemini reddederek oybirliğiyle ve kesin olarak onamıştır.
📄 Kurul Bülteni’nde ilan edilen iptal
Davacı, sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde gayrimenkul değerleme lisansına sahip bir gerçek kişidir. Sermaye Piyasası Kurulu, Kurul Bülteni’nde yayımlanan bir kararla davacının gayrimenkul değerleme lisansının sürekli olarak iptaline karar vermiştir. Davacı bu Kurul kararının iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmıştır.
Gayrimenkul değerleme hizmeti veren şirketlerin ve bunlarda çalışan değerlemecilerin statüsü, Sermaye Piyasası Mevzuatı Çerçevesinde Gayrimenkul Değerleme Hizmeti Verecek Şirketler ile Bu Şirketlerin Kurulca Listeye Alınmalarına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ ile düzenlenmiştir. İdare mahkemesinin kararına göre Tebliğ’in 7. ve 18. maddeleri, lisansın hangi hâllerde verileceğini ve hangi hâllerde iptal edileceğini belirleyen hükümlerdir.
🔍 İşlemin dayandığı tespitler
Kurul kararında lisansın iptal gerekçesi, şekli bakımdan davacının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na, Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket ettiğinin tespit edilmesi olarak gösterilmiştir. Ancak idare mahkemesinin tespitine göre işlemin asıl gerekçesi, davacının devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunmasıdır.
Kurul’un bu yöndeki değerlendirmesine esas alınan bilgiler, karar metnine göre şunlardır:
- Davacı hakkında bir Cumhuriyet başsavcılığınca FETÖ/PDY terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülmesi,
- Davacının Bank Asya’da hesabının bulunması,
- Davacının KHK ile kapatılan bir derneğe üye olması.
Karar metninde davacı hakkında verilmiş bir ceza mahkûmiyetinden söz edilmemektedir. Kurul da temyiz dilekçesinde, mahkûmiyet bulunmamasının güvenilirliğin zedelenmediği anlamına gelmeyeceğini savunmuştur.
🏛️ İdare mahkemesi: sayılı sebepler dışında iptal olmaz
İdare mahkemesi dava konusu işlemi iptal etmiştir. Gerekçe birbirini tamamlayan üç adımdan oluşur:
- Gösterilen dayanakla gerçek gerekçe örtüşmemektedir: Lisans, Kanun’a ve Kurul düzenlemelerine aykırı hareket gerekçesiyle iptal edilmiş; fakat Kurul, davacının hangi düzenlemeye aykırı davrandığına ilişkin herhangi bir tespite yer vermemiştir. İltisak iddiasının bu tür bir aykırılık sayılabileceği de gerekçeleriyle ortaya konulamamıştır.
- İptal sebepleri mevzuatta sayılmıştır: Lisansın hangi hâllerde iptal edileceği Tebliğ’in 7. ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Kurul’un dayandığı husus bu maddelerden herhangi birine girmemektedir.
- Mevzuatla verilmeyen yetki kullanılamaz: Millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapılarla iltisak veya irtibat tespiti yapılanlar hakkında, mevzuatta bir düzenleme yapılmaksızın lisans iptali işlemi tesis edilemez. Bu, hiçbir idarenin mevzuatla kendisine verilmemiş bir yetkiyi kullanamamasının gereğidir.
Mahkeme ayrıca, davacının mevzuata aykırı hareket ettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin Kurul tarafından dava dosyasına sunulmadığını vurgulamıştır. Bölge idare mahkemesi, ilk derece kararının usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Kurul’un istinaf başvurusunu reddetmiştir.
🗣️ Kurul’un temyiz tezleri
Kurul, temyiz dilekçesinde idarenin takdir yetkisine ve sermaye piyasasının güvenilirliğine dayanan kapsamlı bir savunma ileri sürmüştür:
- İşlem kamu yararı gözetilerek, idarenin takdir yetkisi içinde tesis edilmiştir; teknik bilgi gerektiren alanlarda Danıştay da kurulların değerlendirmeleri üzerinde sınırlı bir denetim yapılması gerektiğini kabul etmektedir.
- Gayrimenkul değerleme lisansı, halka açık şirketlerin sermaye artırımları, birleşme veya bölünme işlemleri gibi pek çok alanda kullanılması zorunlu olan ve yatırımcıların hak ve menfaatlerini doğrudan etkileyen bir lisanstır; mahkeme bu niteliği dikkate almamıştır.
- Bir kişinin devletin bütünlüğüne yönelik faaliyet yürüten bir terör örgütünün sempatizanı veya üyesi olması, mahkûmiyet kararı bulunmasa dahi güvenilirliğini sorgulanır hâle getirir.
- Mevzuat hazırlanırken her olasılığı tek tek sayan kazuistik bir yöntem zorunlu değildir; iltisakın lisans iptal sebebi olarak açıkça yazılmamış olması, 6362 sayılı Kanun’un 1. ve 96. maddeleri uyarınca lisansın iptal edilmesine engel değildir.
Davacı temyiz aşamasında savunma vermemiştir. Kurul’un atıfta bulunduğu 96. maddenin ikinci fıkrası, Kurul’a hukuka aykırı faaliyet veya işlemlerde sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların lisanslarını geçici veya sürekli olarak iptal etme yetkisi tanır. Hükmün lafzı, lisans iptalini belirli bir hukuka aykırı faaliyet veya işlemle ve bu faaliyetteki sorumlulukla ilişkilendirmektedir.
⚖️ Danıştay: onama
Danıştay 13. Dairesi, bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulmasının ancak 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğunu belirtmiştir. Daireye göre temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygundur; Kurul’un ileri sürdüğü temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.
Bu nedenle Kurul’un temyiz istemi reddedilmiş, dava konusu işlemin iptaline ilişkin idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki bölge idare mahkemesi kararı ONANMIŞTIR. Karar 02.10.2024 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.
🧩 Kararın dayandığı iki ilke
Danıştay ayrı bir gerekçe yazmamış olsa da onadığı karar, idare hukukunun iki temel ilkesini sermaye piyasası lisansları bakımından somutlaştırmaktadır.
Birincisi, yetkide kanunilik. Lisansın verilmesi ve iptali için mevzuatta belirli sebepler öngörülmüşse, idare bu sebeplerin dışına çıkarak lisansı kaldıramaz. Kurul’un “kazuistik düzenleme zorunlu değildir” tezi, takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, sınırının ise sayılı iptal sebepleriyle çizildiği yönündeki derece mahkemesi yaklaşımı karşısında sonuç doğurmamıştır.
İkincisi, gerekçe ile dayanak arasındaki uyum. Kurul işlemi “mevzuata aykırı hareket” kalıbına dayandırmış, ancak hangi aykırılığın gerçekleştiğini ortaya koymamış ve dosyaya bu yönde bilgi veya belge sunmamıştır. İdari işlemin gösterilen dayanağı ile fiilî gerekçesi arasındaki bu kopukluk, iptalin bağımsız bir nedeni olarak öne çıkmıştır.
Kararın kapsamı da doğru okunmalıdır: Yargı, iltisak iddialarının doğruluğunu veya ağırlığını tartışmamıştır. Uyuşmazlık, bu iddiaların değerleme lisansı rejiminde bir iptal sebebi olarak öngörülüp öngörülmediği sorusuyla sınırlı kalmıştır. Ceza soruşturmasının sonucu ya da başka mevzuattaki tedbirler bu dosyanın konusu değildir.
Değerleme mesleğinde lisans ve üyeliğin kaldırılmasıyla ilgili farklı bir yönü için, Resmî Gazete’de yayımlanmamış bir disiplin yönetmeliğine dayanan üyelik iptalini ele alan Danıştay 13. D 2025/1837 kararına; değerleme raporlarının içeriğine yönelik SPK yaptırımı için değerleme raporuna SPK cezası kararına bakılabilir. Üç karar birlikte, değerleme alanındaki yaptırımlarda düzenleyici dayanağın ve usulün ne kadar belirleyici olduğunu göstermektedir.
❓ Sık sorulan sorular
SPK bir değerlemecinin lisansını hangi hâllerde iptal edebilir?
İltisak tespiti tek başına lisans iptali için yeterli sayıldı mı?
Danıştay iltisak iddialarının doğru olup olmadığını inceledi mi?
Kurul'un takdir yetkisi savunması neden sonuç vermedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında bulunmaktadır; sermaye piyasası idari yaptırımlarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan onama kararından ve ilgili mevzuat metinlerinden derlenmiştir. Kararda taraf adları, tarihler ve Kurul kararının sayısı kaynakta anonimleştirilmiştir. Danıştay, bölge idare mahkemesi kararını 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi çerçevesinde denetlemiş ve ayrı bir ilke gerekçesi yazmamıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; lisansın türüne, işlemin gösterilen dayanağına, dosyaya sunulan bilgi ve belgelere ve işlem tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




