İncelenmeyen Katılan Temyizi – Yargıtay CGK 2026/326

Üç sanıklı bir sahtecilik dosyasında sanıklardan biri ilk mahkûmiyet hükmünü temyiz etmez; diğer iki sanığın temyizi üzerine verilen bozma kararı ona da uygulanır. Yeniden yapılan yargılamada bu sanık bir kez daha mahkûm edilir ve hükmü bu kez hem sanık hem de iki katılan temyiz eder. Özel Daire ise yalnız sanığın temyizini inceleyip zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verir. Katılanların temyiz dilekçeleri dosyada durmaktadır, ama hakkında tek satır yazılmamıştır. Ceza Genel Kurulu bu tabloyu, asıl tartışma konusuna geçmeden önce düzeltilmesi gereken bir usul eksikliği olarak görmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.05.2026 tarihli ve E.2026/91, K.2026/326 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını değişik gerekçeyle kabul etmiş, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bozma ve düşme kararını kaldırmış ve sanığın temyizi ile katılanların temyiz talepleri birlikte incelensin diye dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🗂️ Masraf senedi ve üç sanık
Olay, bir ilçedeki Çiftçi Mallarını Koruma Birliği’nde geçmektedir. İnceleme konusu sanık, suç tarihinde birlikte bekçi olarak çalışmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin ikinci kararında aktarılan kabule göre sanık, birliğin başkanı olarak görev yapan diğer sanığın talimatıyla, düzenleme yetkisi bulunmayan 30.11.2006 tarihli masraf senedini başkası yerine imzalamıştır.
Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 22.10.2013 tarihli ve 483-288 sayılı kararıyla üç sanık hakkında hüküm kurmuştur:
- İnceleme konusu sanık, resmî belgede sahtecilik suçundan TCK m.204/1 ve 62 uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmış, cezası ertelenmiştir.
- Diğer iki sanık ise kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan TCK m.204/2 ve 62 uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Bu hükmü yalnız diğer iki sanığın müdafileri temyiz etmiştir. İnceleme konusu sanık hükmü temyiz etmemiştir.
🔗 İlk bozma ve temyiz etmeyen sanığa sirayet
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 12.03.2020 tarihli ve 6126-10083 sayılı kararıyla, oy çokluğuyla, hükümleri bozmuştur. Bozma gerekçesi şöyle özetlenebilir: Bir belgenin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığını belirlemek hâkime aittir. Bu nedenle suça konu belge asılları denetime elverişli biçimde dosyaya getirtilmeli, duruşmada incelenip özellikleri tutanağa geçirilmeli, gerekirse bilirkişi raporu alınmalıydı. Bu yapılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet hükmü kurulamazdı.
Daire, bozmanın niteliği gereği bu sonucun hükmü temyiz etmeyen sanığa da uygulanmasına, yani 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesi uyarınca bozmanın ona teşmiline karar vermiştir.
Daire Başkanı bu noktada karşı oy yazmıştır. Karşı oya göre bozma, belgenin aldatma yeteneğinin bulunmadığına dayansaydı teşmil kaçınılmaz olurdu; ancak burada bozma yalnız bir eksik inceleme tespitidir. Sonucu henüz belli olmayan bir eksikliğe dayanan bozmanın, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunan ve hükmü temyiz etmeyen sanığa yayılması mümkün değildir.
Bozmaya uyan yerel mahkeme 10.09.2021 tarihli ve 218-279 sayılı kararıyla, bu kez sanığı kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan TCK m.204/2, 62/1, 51/1 ve CMUK m.326/son uyarınca yine 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmış ve cezayı ertelemiştir. CMUK m.326/son, yalnız sanık lehine bozulan hükümde yeni cezanın öncekinden ağır olamayacağını düzenleyen aleyhe değiştirme yasağı hükmüdür.
⏳ İkinci temyiz: zamanaşımı ve düşme
İkinci hükmü bu kez üç taraf temyiz etmiştir: sanık, bir katılan vekili ve katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekili.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 07.05.2025 tarihli ve 3858-6136 sayılı kararıyla, yine oy çokluğuyla, hükmü bozmuş ve kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Daireye göre sanığın eylemi TCK m.204/1’deki suçu oluşturur. Bu suçun cezasının üst sınırı, TCK m.66/1-e ve 67/4 uyarınca 8 yıllık asıl ve 12 yıllık uzamış dava zamanaşımı süresine bağlıdır. Suç tarihi olan 30.11.2006 ile hüküm tarihi arasında bu süre dolmuş olduğundan yargılamaya devam edilip hüküm kurulması isabetsizdir.
Ancak Daire bu sonuca, yalnız sanığın temyiz istemini inceleyerek ulaşmıştır. Katılanlar vekillerinin temyiz dilekçeleri hakkında kararda herhangi bir değerlendirme yoktur.
🗣️ Karşı oy ve Başsavcılığın itirazı
İkinci kararda bir Daire Üyesi karşı oy kullanmıştır. Karşı oya göre 22.10.2013 tarihli ilk hükmü süresinde temyiz etmeyen ve bozmadan yalnız sirayet yoluyla yararlanan sanık hakkında, bozmadan sonra kurulan hükmü ne sanık ne de katılan vekili temyiz edebilir. Bu nedenle temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK m.317 uyarınca reddedilmesi gerekirdi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.10.2025 tarihli ve 13178 sayılı yazısıyla, karşı oydaki gerekçeyi benimseyerek itiraz yoluna başvurmuştur. Başsavcılığa göre sanığın ikinci hükmü temyiz etme hakkı yoktur ve temyiz istemi reddedilmelidir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, CMK m.308 uyarınca yaptığı inceleme sonunda 03.12.2025 tarihli ve 8112-14079 sayılı kararıyla itirazı yerinde görmemiş ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
🏛️ Ceza Genel Kurulu: önce katılanların temyizi
Ceza Genel Kurulu uyuşmazlığı, ilk hükmü temyiz etmeyen sanığın sirayet nedeniyle hakkında kurulan ikinci hükmü temyiz edip edemeyeceği olarak tespit etmiştir. Ne var ki Kurul, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesine dayanarak önce bir ön sorunu ele almıştır: Katılanlar vekillerinin incelenmeyen temyiz talepleri hakkında Özel Dairenin inceleme yapması gerekir mi?
Kurul bu soruyu yanıtlarken şu ilkeleri sıralamıştır:
- Adalete erişim: Anayasa m.36 ve AİHS m.6’daki adil yargılanma hakkının bir uzantısı olan adalete erişim hakkı, kanun yollarına başvurmayı da güvence altına alır; temyiz bu hakkın adli yargıdaki son basamağıdır.
- Tek seferde çözüm: Temyiz yargılaması, usulüne uygun açılmış bir temyiz davası üzerine yapılır ve hukuki sorun tarafların tamamı hakkında, bir seferde ve nihai olarak çözülür.
- Kısmi kesinleşme yok: Süresinde verilen temyiz dilekçesi hükmün kesinleşmesini engeller. Bir sanık hakkında bir suçtan verilen hüküm bir bütündür; Cumhuriyet savcısı veya katılanlar hükmü temyiz etmişse, hükmün bir kısmı kesinleşmiş sayılamaz.
- İncelenmeyen itiraz incelenir: Hata sonucu görülmeyen ve incelenmeyen temyiz itirazlarının da incelenmesi gerekir.
- Katılanın kanun yolu hakkı: Katılanların davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı CMK m.234 ve 260 uyarınca tartışmasızdır.
Kurul, katılanlar vekillerinin sanık hakkındaki hükmü temyiz ettiklerini, Özel Dairenin ise yalnız sanığın temyizini incelediğini tespit etmiştir. Temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenerek temyiz davasının sonuçlandırılması gerektiğinden, gelinen aşama ve usul ekonomisi de gözetilerek şu karar verilmiştir:
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne,
- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 3858-6136 sayılı bozma ve düşme kararının kaldırılmasına,
- Sanığın temyiz isteminin yanı sıra katılanlar vekillerinin temyiz talepleri de değerlendirilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmek için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine.
“Değişik gerekçe” ifadesinin anlamı açıktır: Kurul, Başsavcılığın istediği sonuca (sanığın temyizinin reddi) ulaşmamış; yalnız Daire kararının kaldırılması gerektiği noktasında itirazı kabul etmiştir. Sirayetten yararlanan sanığın ikinci hükmü temyiz edip edemeyeceği sorusu bu kararla cevaplanmamış, Özel Dairenin yeni incelemesine bırakılmıştır.
🧭 Kararın usul hukuku bakımından anlamı
Karar, ceza yargılamasında temyiz incelemesinin kimin temyizi üzerine yapıldığı sorusunu öne çıkarır. Ceza Genel Kurulu, sonucun ne olacağından bağımsız olarak, temyiz eden her tarafın dilekçesinin incelenmesini temyiz davasının bütünlüğünün gereği saymıştır. Bu bakımdan kararın öne çıkan yönleri şunlardır:
- Katılanın sesi: Katılan sıfatını almış tarafın temyizi, sanığın temyizine eklenmiş ikincil bir başvuru değildir; ayrı bir değerlendirme gerektirir.
- Açık kalan soru: Daire Başkanının ilk karardaki karşı oyu (eksik inceleme bozmasının teşmil edilemeyeceği) ve Daire Üyesinin ikinci karardaki karşı oyu (sirayetten yararlanan sanığın ikinci hükmü temyiz edemeyeceği), dosyanın yeniden incelenmesinde gündeme gelebilecek iki ayrı tartışmadır.
Ceza Genel Kurulunun temyiz ve itiraz usulüne ilişkin diğer kararları için kesin hükümde lehe suç vasfı temyizi ve aleyhe bozmaya karşı sanığın beyanı yazılarına bakılabilir. Bu dosyayı onlardan ayıran yön, sorunun sanığın değil katılanların kanun yolu hakkından doğmasıdır.
❓ Sık sorulan sorular
Sirayet (teşmil) ne demektir?
Ceza Genel Kurulu sanığın davasını düşürdü mü?
Başsavcılığın itirazı neden “değişik gerekçeyle” kabul edildi?
Katılanın temyizi incelenmezse hüküm kesinleşir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; ceza ve ceza muhakemesi hukukuna ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar bir ön sorun kararıdır; sanığın eyleminin niteliği, zamanaşımı ve sirayetten yararlanan sanığın temyiz hakkı konularında nihai bir değerlendirme içermez ve dosya Özel Dairece yeniden incelenecektir. Benzer görünen bir dosyada sonuç; temyiz edenlerin sıfatına, hükmün kesinleşme durumuna, bozmanın niteliğine ve yürürlükteki usul hükümlerine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




