İcra Satışında Fazla KDV Şikâyeti – AYM 2020/26457

Tapuda “depo” yazan ama fiilen konut olarak kullanılan iki taşınmaz icra yoluyla satışa çıkarılır. Satış ilanında katma değer vergisi yüzde 18 üzerinden hesaplanmıştır. Alacaklı, alıcı çıkmayınca taşınmazları ihalede kendisi satın alır ve oranın konut için öngörülen yüzde 1 olması gerektiğini söyleyerek icra müdürlüğüne başvurur. Müdürlük talebi aynı gün reddeder, alacaklı aynı gün icra mahkemesine gider. Mahkeme ise şikâyetin satış ilanının tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılmadığını, bir gün geç kalındığını belirterek başvuruyu kesin olarak reddeder. Uyuşmazlığın asıl sorusu da buradadır: KDV oranına itiraz, yedi günlük süreye bağlı sıradan bir şikâyet midir, yoksa her zaman ileri sürülebilecek bir “hakkın yerine getirilmemesi” şikâyeti midir?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 5/5/2026 tarihli ve 2020/26457 başvuru numaralı kararıyla, icra satışında uygulanan KDV oranına yönelik şikâyetin İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında süreye tabi olmadığını, bu nedenle süre aşımı gerekçesiyle verilen ret kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar vermiş ve yeniden yargılama için dosyayı icra mahkemesine göndermiştir.
🏚️ Depo kayıtlı konut ve yüzde 18’lik KDV
Başvurucu, senede dayalı alacağının tahsili için Bingöl İcra Müdürlüğünde E.2016/8322 sayılı takibi başlatmıştır. Borçlu itiraz etmeyince takip kesinleşmiş, borçlu adına kayıtlı iki taşınmazın satışına karar verilmiştir.
Taşınmazlar tapu kütüğünde depo vasfıyla kayıtlıdır. Ancak 17/6/2020 tarihli açık artırma şartnamesi ve tutanaklarda bu yerlerin fiilen konut olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Taşınmazların yüz ölçümü 110 metrekaredir. Başvurucunun iddiasına göre, o dönemde 150 metrekarenin altındaki konutların icra yoluyla satışında KDV oranı %1 olarak uygulanmalıydı; satış ilanında ise oran %18 olarak gösterilmiştir.
Satışa katılım olmayınca, satış işlemlerinin sürmesi ve dosyadan tahsilat yapılabilmesi için başvurucu ihaleye girmiş ve taşınmazları kendisi satın almıştır. Böylece yüksek oranlı KDV’yi bizzat ödeyen taraf da alacaklının kendisi olmuştur. Başvurucu, bireysel başvuruda bu fark nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 14.280 TL zararın tazminini de istemiştir.
⏱️ Bir günlük gecikme ve kesin ret
Süreç tarihleriyle şöyle işlemiştir:
- 17/6/2020: Satış ilan edilmiş ve ilan başvurucuya Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden gönderilmiştir.
- 22/6/2020: Elektronik tebligat okunmuş sayılmış, yani tebliğ gerçekleşmiştir.
- 30/6/2020: Başvurucu icra müdürlüğünden KDV oranının %1 olarak düzeltilmesini istemiştir. Müdürlük, tapu kaydı ile fiili durum farklıysa yüksek oranın uygulanacağı gerekçesiyle talebi aynı gün reddetmiştir.
- 30/6/2020: Başvurucu aynı gün Bingöl İcra Hukuk Mahkemesine şikâyette bulunmuştur.
- 22/7/2020: İcra mahkemesi, yedi günlük şikâyet süresinin tebliğe göre 29/6/2020’de dolduğunu, tebliğin usulsüz olduğuna dair bir iddia da bulunmadığını belirterek şikâyeti kesin olarak reddetmiştir (E.2020/47, K.2020/36).
İcra mahkemesi, şikâyetin konusuna, yani KDV oranının doğru belirlenip belirlenmediğine hiç girmemiştir. Ret, yalnızca bir günlük süre aşımına dayanmıştır. Karar kesin olduğundan başvurucunun önünde olağan bir kanun yolu kalmamış, 19/8/2020 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.
🗣️ Başvurucunun ve Bakanlığın görüşleri
Başvurucu, müdürlüğün ret kararı üzerine aynı gün mahkemeye başvurduğunu, KDV oranının hatalı belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkların İİK 16. maddenin ikinci fıkrasındaki süresiz şikâyet kapsamında kaldığını ve yedi günlük süreye tabi olmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca icra yoluyla satışta tapudaki niteliğin değil fiili kullanımın esas alınması gerektiğine dair emsal kararlar bulunduğunu, yüksek oranın ihaleye katılımı da azalttığını belirtmiştir.
Adalet Bakanlığı ise görüşünde başka bir yola dikkat çekmiştir: Bakanlığa göre fazla ödenen KDV’nin iadesi için düzeltme ve şikâyet yoluna gidilip ret hâlinde vergi mahkemesinde dava açmak ya da ihalenin feshini istemek mümkündü; başvurucunun bu yolları kullandığına dair belge sunulmamıştı. Anayasa Mahkemesi bu görüşe karşın şikâyetin özünü, icra mahkemesine yapılan başvurunun süre aşımıyla reddedilmesi olarak belirlemiş ve incelemeyi mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde yapmıştır.
📘 İİK 16: yedi günlük kural ve iki istisna
İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesinin birinci fıkrasına göre, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı kanuna aykırılık veya olaya uygun olmama sebebiyle icra mahkemesine şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.” hükmünü taşır.
Anayasa Mahkemesi, daha önce benzer olaya ilişkin verdiği ve bu karara emsal aldığı 2019/7966 başvuru numaralı (2/4/2024) kararında Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin içtihadını şöyle özetlemişti:
- İcra memurunun işlemine karşı şikâyet kural olarak yedi günlük süreye bağlıdır.
- Bu kuralın iki önemli istisnası vardır: bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması ile kamu düzenine aykırı işlem. Bu hâllerde süresiz şikâyet mümkündür.
- İcra yoluyla ihalede satışın KDV’den istisna olup olmadığı, icra dairesince alıcıdan KDV alınması ya da uygulanan oranın kanuna uygunluğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesince bir hakkın yerine getirilmemesi olarak değerlendirilmektedir.
- Bu nedenle KDV’ye ilişkin şikâyet İİK 16/2 uyarınca süreye tabi değildir.
⚖️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi
Mahkeme, somut olayı bu ilkeler ışığında ele almıştır. Başvurucu icra müdürlüğünden satışta uygulanacak KDV oranının düzeltilmesini istemiş, talebin reddi üzerine icra mahkemesine başvurmuştur. İcra mahkemesi ise İİK 16. maddenin ikinci fıkrasını ve Yargıtayın konuya ilişkin yerleşik içtihadını dikkate almadan, şikâyeti yedi günlük süre kuralına göre değerlendirmiştir.
Anayasa Mahkemesine göre bu yaklaşım üç yönden sorunludur:
- Öngörülemezlik: Yargıtayın açık içtihadı KDV şikâyetini süresiz kabul ederken başvurucunun bir günlük gecikme nedeniyle esastan inceleme hakkını kaybedeceğini öngörmesi beklenemez.
- Ağır külfet: Ret kararı kesin olduğundan başvurucunun oran itirazı hiçbir yargı merciince esastan incelenmemiştir.
- Ölçüsüzlük: Süre kurallarının meşru amacı olsa da bu yorumla mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahale ölçülü değildir.
Bu gerekçelerle Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucunun %18 yerine %1 oranında KDV ödemesi gerektiğine dayanan mülkiyet hakkı iddiası ise, mahkemeye erişim yönünden ihlal bulunduğu için ayrıca incelenmemiştir.
Giderim olarak kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere Bingöl İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı kabul edilerek 14.280 TL’lik tazminat talebi reddedilmiş, başvurucuya 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedilmiştir.
🧭 Kararın icra pratiğine yansıması
Karar, icra satışlarında sıkça karşılaşılan bir tartışmaya anayasal bir çerçeve getirmektedir. Öne çıkan noktalar şunlardır:
- Kararın kapsamı: Anayasa Mahkemesi KDV oranının %1 mi %18 mi olması gerektiğine karar vermemiştir. Hükmün konusu, oran itirazının süre gerekçesiyle esastan incelenmeden reddedilmesidir. Oranın doğruluğu yeniden yargılamada icra mahkemesince değerlendirilecektir.
- Tapu kaydı ile fiili kullanım: Taşınmazın tapudaki vasfı ile fiili durumu farklı olduğunda hangisinin esas alınacağı, başvurucunun ileri sürdüğü ancak bu kararda esastan çözülmeyen bir sorudur.
- Oranların zaman içinde değişmesi: Dosyadaki %1 ve %18 oranları 2020 yılındaki uygulamaya ilişkindir. Konut teslimlerinde uygulanan oranlar ve koşullar sonraki düzenlemelerle değişmiş olabilir; her satış, satış tarihindeki mevzuata göre değerlendirilir.
- Alternatif yollar: Bakanlık görüşünde vergi yargısı ve ihalenin feshi yolları anılmış, Anayasa Mahkemesi ise başvuruyu kabul edilebilir bularak esastan incelemiştir; bu yolların her dosyada ayrı koşulları ve süreleri bulunmaktadır.
İcra satışlarına ilişkin diğer anayasal değerlendirmeler için ihalenin feshi davasında hükmedilen para cezasını ele alan İhalenin Feshinde %10 Para Cezası – AYM 2022/49505 yazısına; şikâyet yolunun genel işleyişi için İcra Mahkemesinde Şikâyet Yolu sayfasına bakılabilir. İhaleye katılım süreci ise İcradan Taşınmaz ve Araç Almak rehberinde anlatılmaktadır.
❓ Sık sorulan sorular
İcra müdürlüğü işlemine şikâyet her zaman yedi gün içinde mi yapılır?
KDV oranına itiraz neden süresiz şikâyet sayıldı?
Anayasa Mahkemesi KDV'nin yüzde 1 olması gerektiğine mi karar verdi?
Başvurucu neden tazminat alamadı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; icra ve iflas hukukuna ilişkin diğer güncel kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, 2020 yılında yapılan bir icra satışına ve o tarihteki KDV uygulamasına ilişkindir; Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığın esasına ilişkin bir tutum belirlememiş, yalnızca hak ihlalini tespit etmiştir. Benzer görünen bir dosyada sonuç; taşınmazın niteliğine, satış tarihindeki mevzuata, tebligat tarihlerine ve izlenen başvuru yoluna göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




