Şubeler Farklı, Mağdur Tek Banka – Yargıtay 11. CD 2026/797

Aynı kişi, aynı bankanın farklı şubelerine farklı sahte kimliklerle gidip kredi çektiğinde kaç suç işlenmiş olur? Her şube ayrı bir mağdur mudur, yoksa bütün eylemler tek bankaya karşı işlenmiş sayılıp zincirleme suç hükümleriyle tek cezaya mı bağlanır? Soru teknik görünse de sonucu, birbirinden bağımsız birkaç ağır hapis cezası ile artırılmış tek bir ceza arasındaki farktır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 20.01.2026 tarihli ve E.2021/27646, K.2026/797 sayılı kararıyla, kredi dolandırıcılığında mağdurun kim olduğunu, zincirleme suç değerlendirmesi için hangi dosyaların birlikte incelenmesi gerektiğini ve adli para cezasının nasıl hesaplanacağını ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur.
🪪 Sahte nüfus cüzdanı ve iki kredi
Kararda aktarılan olayda, temyiz dışı sanıklardan biri, katılanlardan biri adına sahte olarak oluşturulan nüfus cüzdanıyla bankanın bir şubesine giderek o kişi adına 13.800 TL kredi almıştır. Temyiz dışı diğer sanık da yine bir başka katılan adına sahte olarak oluşturulan nüfus cüzdanıyla bankanın şubesine giderek 14.650 TL kredi çekmiştir. Her iki belgenin de aslı ele geçirilememiştir.
Belgelerin üzerinde, adına kredi çekilen kişilerin değil, krediyi alan temyiz dışı sanıkların fotoğrafları bulunmaktadır. Krediyi alanlar, savunmalarında sahte kimlikleri kendilerine temyiz incelemesine konu sanığın temin ettiğini ileri sürmüştür. Böylece sanık, şubeye bizzat gitmeyen ancak sahte belgeyi sağlayan kişi konumunda yargılanmıştır.
Dosyada iki ayrı zarar görenler grubu bulunmaktadır: Adına kredi çekilen kişiler ve krediyi kullandıran banka. Kararın ilk ve en önemli tespiti de bu iki grup arasında suçun asıl mağdurunun hangisi olduğuna ilişkindir.
🏦 Kredi dolandırıcılığında mağdur kimdir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, dolandırıcılığın “banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla” işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenler. Aldatılan ve malvarlığı eksilen, krediyi kullandıran kurumdur.
Daire bu noktada iki cümlelik bir ilke koymuştur: Bu suçun “mağdurunun banka olduğu” ve “aynı bankanın değişik şubelerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlendiğinin kabul edileceği.” Şubeler bankanın tüzel kişiliğinden ayrı bir kişilik taşımadığından, bir şubeye yönelik eylem ile aynı bankanın başka bir şubesine yönelik eylem aynı mağdura karşı işlenmiş sayılır.
Bu tespit, adına sahte kimlik düzenlenen kişilerin önemsiz olduğu anlamına gelmez; kararda da bu kişiler “katılan” olarak anılmaktadır. Ancak zincirleme suç değerlendirmesinde esas alınacak mağdur sayısı bakımından belirleyici olan, kredi veren bankadır.
🔗 Zincirleme suç: tek karar, çok eylem
TCK m.43/1’e göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek cezaya hükmedilir; bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesini de aynı kurala bağlar.
Mağdurun banka olarak belirlenmesi, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının önünü açar. Farklı kişiler adına düzenlenmiş sahte kimliklerle aynı bankanın farklı şubelerinden farklı tarihlerde kredi çekilmişse, bunlar “bir kişiye karşı” değişik zamanlarda işlenmiş aynı suç olarak değerlendirilebilir.
Daire, bu değerlendirmenin nasıl yapılacağını da adım adım göstermiştir:
- Hukuki kesinti var mı? İddianame ve suç tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
- Suç işleme kararı yenilendi mi? Sanığın farklı zamanlardaki eylemlerinde suç işleme kararını yenileyip yenilemediği ayrıca tartışılmalıdır.
- Karar yenilenmemişse: Eylemlerin zincirleme şekilde işlenmiş dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir.
- Kesinleşmiş hüküm varsa: Önceki cezaların yeni tayin edilecek cezadan mahsubu gündeme gelir.
Zincirleme suçun farklı mağdurlar karşısındaki sınırını gösteren bir örnek olarak, Dairenin 24.02.2026 tarihli ve E.2021/36907, K.2026/1929 sayılı kararı da anılabilir. O kararda, sahte çeklerin başka ticari ilişkilerde farklı mağdurlara verildiği, bu çekler yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiş; ancak aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. İki karar birlikte okunduğunda ölçüt açıktır: Zincirleme suçun uygulanabilmesi için mağdurun kim olduğunun doğru belirlenmesi gerekir.
📂 Başka mahkemedeki dosyalar ve mahsup
Kararın ispat ve araştırma boyutu, sanığın adli sicil ve UYAP kayıtları üzerinden kurulmuştur. Daire, bu kayıtların incelenmesi sonucunda sanığın farklı kişiler adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanları ile aynı bankanın değişik şubelerinden kredi aldığını tespit etmiştir.
Bunun somut bir örneği de kararda yer almaktadır: Dairenin aynı gün incelediği 2021/38590 Esas sayılı dosyaya konu olan İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli ve 2019/5 Esas, 2020/192 Karar sayılı kararıyla, sanığın aynı bankanın farklı bir şubesinden daha sahte kimlikle kredi çektiği iddiasıyla mahkûmiyetine hükmedilmiştir.
Daire, ilk derece mahkemesinden şunları beklemiştir: Bu dosyanın getirtilerek incelenmesi; sanık hakkında aynı suçlardan açılmış ve kesinleşmiş diğer dava dosyalarının ve tespit edilebilen benzer dosyaların getirtilmesi; mümkünse davaların birleştirilmesi, değilse ilgili delillerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması. Kararda bu araştırmanın iki amacı açıkça sayılmıştır: mükerrer yargılamanın önlenmesi ve teselsül hükümlerinin uygulanabilirliğinin belirlenmesi.
Kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması hâlinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararına atıf yapılarak, “tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği” belirtilmiştir. Böylece aynı suç işleme kararının parçası olan eylemler için sanığın birden fazla tam ceza çekmesinin önüne geçilmektedir. Aynı eylemden iki kez hüküm kurulmasının sonuçları için serideki mükerrer dava kararı incelenebilir.
🧩 Bir eylem, iki nitelikli hâl: (j) ve (d) bentleri
Dairenin ikinci bozma gerekçesi, nitelendirmenin eksik yapıldığına ilişkindir. Sanık kredi dolandırıcılığını, “nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan” ve başkaları adına düzenlenmiş ancak üzerinde temyiz dışı sanıkların fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanlarıyla gerçekleştirmiştir.
Daire bu nedenle eylemin aynı zamanda TCK m.158/1-d’de düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması” hâlini de oluşturduğunun gözetilmemesini hukuka aykırı bulmuştur. Aynı fiilde birden fazla nitelikli hâlin bulunması ayrı bir suç doğurmaz; ancak uygulamada, hüküm fıkrasında gösterilmesi ve temel cezanın belirlenmesinde gözetilmesi gereken bir unsur olarak ele alınır.
Sahte belge üzerinden kurulan dolandırıcılıklarda belge sahteciliği ile dolandırıcılık arasındaki ilişkinin tartışıldığı başka bir örnek için serideki sahte çekle dolandırıcılık kararı da incelenebilir.
🏛️ Dairenin bozma kararı
İnceleme konusu hüküm, ağır ceza mahkemesinin 2019/568 Esas, 2020/179 Karar sayılı mahkûmiyet kararıdır. Tebliğnamede onama görüşü bildirilmiş olmasına karşın Daire, sanığın temyiz nedenlerini yerinde görmüş ve hükmü 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak ve oy birliğiyle bozmuştur.
Kararın önemli bir usul notu da bulunmaktadır: Aleyhe temyiz bulunmadığından, CMUK m.326/son uyarınca ceza süresi ve miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla bozma gerekçelerinden bazıları, örneğin (d) bendinin de uygulanması veya adli para cezasının eksik belirlenmesi, sanığın aleyhine sonuç doğurabilecek nitelikte olsa da yeniden kurulacak hükümde önceki cezanın üzerine çıkılamayacaktır.
🧮 Adli para cezasının hesabı ve TCK m.52
Kararın üçüncü gerekçesi, nitelikli dolandırıcılıkta adli para cezasının hesaplanma yöntemine ilişkindir. TCK m.158/1’in son cümlesine göre (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Daire, bu kuralın uygulanış sırasını şöyle açıklamıştır: Temel gün sayısı, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde belirlenir; artırma ve indirimler bu gün sayısı üzerinden yapılır; ortaya çıkan sonuç gün sayısı, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarla çarpılır. Kararda ayrıca, hapis ve para cezası için aynı gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşıldığı söylendiği hâlde hapis cezası artırılıp para cezasının alt sınırdan belirlenmesi eksik ceza tayini olarak nitelendirilmiştir.
Kararda bir gün karşılığı miktarın TCK m.52 uyarınca 20-100 TL arasında takdir edileceği belirtilmiştir. Burada güncel mevzuata ilişkin bir not düşmek gerekir: TCK m.52/2’nin yürürlükteki metninde bir gün karşılığı adli para cezası en az 100, en fazla 500 Türk Lirası olarak düzenlenmiştir. Kararda anılan aralık, incelenen dosyadaki suç tarihine göre uygulanan hükme dayanmaktadır. Yeni tarihli eylemlerde hangi aralığın uygulanacağı, suç tarihi ve TCK m.7’deki lehe kanun ilkesi çerçevesinde belirlenecektir.
Bu karardaki ilkelerin, birden fazla mahkemede görülen ya da farklı mağdurlara yayılan bir dosyaya etkisi somut olayın özelliklerine göre değişir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümündedir.
❓ Merak edilenler
Bankanın her şubesi ayrı mağdur sayılır mı?
Hayır. Kararda, TCK m.158/1-j kapsamındaki kredi dolandırıcılığında mağdurun banka olduğu ve aynı bankanın değişik şubelerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlenmiş kabul edileceği belirtilmiştir.
Başka bir mahkemede kesinleşmiş ceza, yeni dosyadaki cezayı etkiler mi?
Daireye göre kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığı anlaşılırsa, Ceza Genel Kurulunun 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararı doğrultusunda yeni tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerekir.
Sahte nüfus cüzdanı kullanılması neden ayrı bir nitelikli hâl oluşturuyor?
Kararda nüfus cüzdanı “nüfus müdürlüğünün maddi varlığı” olarak kabul edilmiş, bu belgeyle işlenen kredi dolandırıcılığının aynı zamanda TCK m.158/1-d’deki kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması hâlini de oluşturduğu belirtilmiştir.
Bozma kararı sanığın cezasını artırabilir mi?
Bu dosyada hükmü yalnızca sanık temyiz ettiğinden, Daire CMUK m.326/son uyarınca ceza süresi ve miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına karar vermiştir. Yeniden kurulacak hükümde önceki cezanın üzerine çıkılamaz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yayımlanmış karar metninden aktarılmıştır. Zincirleme suç ve mahsup değerlendirmesi her dosyada suç tarihleri, hukuki kesinti ve delil durumuna göre ayrıca yapılır. Yazıya dayanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



