Emsal Kararlarİcra Hukuku

Doğacak Alacağın Haczi – Yargıtay HGK 2025/590

Bir şirketin henüz doğmamış KDV iadesi alacağı üzerinde birden çok alacaklı yarışıyor: Bir kısmı alacağı noterde temlik almış, bir kısmı ise vergi dairesine icra dairesinden haciz yazısı göndermiş. Para nihayet ödendiğinde kimin önce alacağı sorusu, aslında daha temel bir soruya bağlıdır: Gelecekte doğacak bir alacak, hangi yöntemle geçerli olarak haczedilebilir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.10.2025 tarihli ve E.2024/437, K.2025/590 sayılı kararıyla bu soruya net bir cevap vermiştir: Müstakbel alacaklar, İİK m.78 kapsamında yazılan bir haciz müzekkeresiyle değil, ancak İİK m.89’daki haciz ihbarnamesi yoluyla haczedilebilir.

Direnme yoluyla gelen karar, oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: Borçlu şirketin KDV iadesi alacağı üzerine bazı alacaklılar 10.07.2019 tarihinde vergi dairesine İİK m.78 kapsamında haciz müzekkeresi göndermiş; müzekkerede “doğmuş, doğacak tüm istihkak bedellerine, tüm hak ediş bedellerine, alacağı tüm KDV iadesi bedellerine” haciz konulması istenmiştir. Diğer iki alacaklı ise KDV iadesi alacağının 250.000,00 TL ve 300.000,00 TL’lik kısımlarını noterde temlik almıştır. Sıra cetvelinde temlik alacaklılarına yer verilmemesi üzerine açılan davalarda ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davaları reddetmiş; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, müstakbel alacağın haciz müzekkeresiyle haczedilemeyeceğini, bu nedenle usulüne uygun haciz bulunmadığını belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

🧾 KDV iadesi alacağı üzerindeki yarış

Uyuşmazlığın merkezinde, borçlu bir limited şirketin vergi dairesinden alacağı KDV iadesi bulunmaktadır.

Haciz yolunu seçen alacaklı: Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan ve kesinleşen takiplerde, 10.07.2019 tarihinde vergi dairesine, borçlunun “doğmuş ve doğacak” tüm istihkak, hak ediş ve KDV iadesi bedellerine İİK m.78 kapsamında haciz konulması için müzekkere gönderilmiştir.

Temlik yolunu seçen alacaklılar: Asıl davadaki alacaklı, 26.11.2019 tarihli noter temlik sözleşmesiyle KDV iadesi alacağından 250.000,00 TL’lik kısmı; birleşen davalardan birindeki alacaklı ise Ocak 2020 tarihli noter temliknamesiyle 300.000,00 TL’lik kısmı devralmıştır. Temlikler vergi dairesine bildirilmiştir.

Vergi dairesi, haciz yazılarını ve temlikleri sıra cetveli yapılmak üzere icra müdürlüğüne göndermiş; icra müdürlüğü sıra cetvelini yalnızca icra dosyaları arasında düzenlemiş, temlik alacaklılarını sıraya almamıştır. Sıra cetveline göre ilk beş sıradaki dosyalara ödeme yapıldıktan sonra kalan 181.063,51 TL de altıncı sıradaki dosyaya ayrılmıştır. Temlik alacaklıları, sıradaki yerine itiraz eden alacaklılar ve borçlu şirket dava açmış; davalar birleştirilmiştir.

🔁 Beş aşamalı yargılama süreci

1. İlk derece mahkemesi (16.06.2022, 2020/174 E., 2022/288 K.): İİK m.89’a göre haciz için ihbarnamenin gönderildiği yerde doğmuş bir alacak bulunması gerektiğini, İİK m.78’de ise doğmuş veya ileride doğması muhtemel alacak için müzekkere gönderilebileceğini kabul etmiş; sıra cetvelini usule uygun bularak asıl ve birleşen davaları reddetmiştir.

2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi (18.10.2022): Borçlunun üçüncü kişilerdeki mevcut ve ileride doğması muhtemel alacaklarının İİK m.106/2 gereği taşınır hükmünde olduğunu ve m.78 uyarınca müzekkereyle haczedilebileceğini belirtmiştir. Haczedilmiş paranın temlikinin haciz alacaklısına karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle kararı düzelterek davaları reddetmiş; borçlu şirketin şikâyetini ise aktif husumet yokluğundan usulden reddetmiştir.

3. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (30.10.2023, 2022/5400 E., 2023/3564 K.): Borçlunun şikâyetinin usulden reddini isabetli bulmuş; ancak doğması muhtemel alacaklar için İİK m.89’a göre haciz ihbarnamesi gönderilmesi gerektiğini, sadece haciz tezkeresiyle konulan haczin m.88 kapsamında taşınır haczi sayılacağını ve yalnızca mevcut bir alacak üzerine konulabileceğini belirterek bozmuştur.

4. Direnme (2023/1691 E., 2024/215 K.): Bölge adliye mahkemesi, kanunda müstakbel alacakların yalnızca haciz ihbarnamesiyle haczedileceğine dair emredici bir hüküm bulunmadığını, bildirim şeklinin sadece üçüncü kişinin beyanlarının sonuçlarını değiştireceğini savunarak önceki kararında direnmiştir.

5. Hukuk Genel Kurulu (01.10.2025, 2024/437 E., 2025/590 K.): Direnme kararını, Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle HMK m.371 uyarınca oy birliğiyle ve kesin olarak bozmuştur.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🌱 Müstakbel alacak ne demektir?

Genel Kurul, uyuşmazlığı çözmeden önce “müstakbel (beklenen) alacak” kavramını tanımlamıştır. Karardaki tanıma göre müstakbel alacaklar, takip borçlusu ile onun borçlusu olan üçüncü kişi arasında mevcut olan bir hukuki ilişkiye dayanan, henüz doğmamış olmakla beraber ileride doğması muhtemel bulunan alacaklardır.

  • Mevcut bir hukuki ilişki bulunmalıdır: Birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği anda borçlu ile üçüncü kişi arasında süregelen bir ilişki aranır.
  • Alacağın cinsi ve borçlusu belli olmalıdır: Bu ilişkiden doğacak alacağın niteliği ve kimden isteneceği belirlenebilir olmalıdır.
  • Devamlılık gösteren bir alacak söz konusu olmalıdır: Karara göre bu ilişki nedeniyle borçluya ödenecek ve devamlılık gösteren bir alacağın bulunması gerekir.
  • Sırf ümit ve ihtimale dayalı alacaklar kapsam dışıdır: Mevcut bir hukuki ilişkiye dayanmayan beklentiler müstakbel alacak sayılmaz.

📄 Haciz müzekkeresi ile haciz ihbarnamesi farkı

Kararın çekirdek tespiti şudur: İİK m.89’daki yola başvurulmadan İİK m.78 kapsamında haciz müzekkeresiyle konulan haciz, m.88 kapsamında taşınır haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir. Genel Kurulun ifadesiyle, “Haciz müzekkeresinin tebliğinden sonraki bir tarihte alacağın üçüncü kişide bulunmasının önemi bulunmamaktadır.”

Karara göre İİK m.88 bakımından taşınır bir malın haczedilebilmesi için o malın somut olarak üçüncü kişinin elinde bulunması gerekir.

Haciz ihbarnamesi ise farklı bir mekanizmadır. Genel Kurula göre ihbarname ile üçüncü kişinin elinde o anda bulunan mal, alacak ve haklar haczedilebildiği gibi, borcun tamamen ödenmesine kadar geçecek sürede üçüncü kişi nezdinde oluşacak alacakların da haczine olanak tanınmıştır. Ayrıca ihbarname usulünde üçüncü kişiye itiraz yolu açıktır; Özel Daire kararında da belirtildiği üzere müzekkere yönteminde üçüncü kişinin itirazına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

📬 İİK m.89’da üç ihbarname sistemi

Genel Kurul, kararında İİK m.89’un işleyişini adım adım açıklamıştır. Kanun metniyle birlikte özetlendiğinde sistem şöyledir:

  1. Birinci haciz ihbarnamesi: Üçüncü kişiye, borcunu artık yalnızca icra dairesine ödeyebileceği bildirilir. Üçüncü kişi borcu olmadığı, malın elinde bulunmadığı, borcun önceden ödendiği gibi iddialarını tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı veya sözlü olarak bildirebilir.
  2. İkinci haciz ihbarnamesi: Süresinde itiraz edilmezse borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır ve bu durum ikinci ihbarnameyle bildirilir. Genel Kurulun vurguladığı gibi bu karine kesin değildir; üçüncü kişi ikinci ihbarnameye de yedi gün içinde itiraz edebilir.
  3. Üçüncü bildirim: İkinci ihbarnameye de itiraz etmeyen ve ödeme yapmayan üçüncü kişiye, on beş gün içinde parayı ödemesi ya da bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi hâlde ödemeye zorlanacağı bildirilir.

Kanun metnine göre, menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim eden üçüncü kişi hakkındaki cebri icra işlemleri, dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu davada üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını ispatla yükümlüdür; davayı kaybederse dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

Genel Kurulun sonucu bu dengeye dayanır: Kanun koyucu üçüncü kişilerdeki alacakların haczi için özel bir yol öngörmüştür.

🧩 Genel Kurulun sonucu ve sıra cetveli

Genel Kurul somut olayda şu tespitleri yapmıştır: Bedelin tamamının sıra cetvelinde isabet ettiği alacaklının dosyalarından İİK m.89’a göre haciz ihbarnamesi gönderilmemiştir. Müzekkereye “doğmuş, doğacak tüm istihkak bedellerine, tüm hak ediş bedellerine, alacağı tüm KDV iadesi bedellerine” ibaresinin yazılması yeterli değildir. Gönderilen yazı İİK m.78 kapsamında bir haciz müzekkeresidir ve m.88 uyarınca taşınır haczi olarak ancak mevcut bir alacak için geçerli olur.

Belirleyici olgu da şudur: Borçlunun KDV iadesi alacağı, İİK m.78’e göre yazılan haciz müzekkeresinden sonra doğmuştur. Bu durumda Genel Kurula göre usulüne uygun bir haciz konulduğundan söz edilemez ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekir. Bölge adliye mahkemesinin direnmesi bu nedenle yerinde bulunmamıştır.

Bölge adliye mahkemesi, haczin temlikten önce konulduğunu ve haczedilmiş paranın temlikinin haciz alacaklısına karşı ileri sürülemeyeceğini kabul etmişti. Genel Kurulun tespitiyle bu değerlendirmenin temeli ortadan kalkmaktadır: Geçerli bir haciz yoksa, haczin temlikten önce gelmesi üzerinden kurulan öncelik de yoktur. Temlik alacaklılarının sıra cetvelindeki durumu bozma sonrası yapılacak yargılamada belirlenecektir.

🛠️ Uygulamaya yansımaları

Kararın ortaya koyduğu ilkeler şöyle özetlenebilir:

  • Üçüncü kişideki alacağın haczinde kanunun öngördüğü yol İİK m.89’dur; m.78’e dayalı müzekkere, m.88 anlamında taşınır haczi niteliğindedir.
  • Müzekkereye “doğacak” ifadesinin eklenmesi, onu haciz ihbarnamesine dönüştürmez.
  • Müzekkere tarihinde doğmamış bir alacak, sonradan doğsa bile bu müzekkere ile haczedilmiş sayılmaz.
  • Usulüne uygun konulmamış bir haciz, sıra cetvelinde öncelik kazandırmaz ve sıra cetvelinin iptali sonucunu doğurabilir.

İİK m.89’un kanun metnine göre haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği tüzel kişinin şubesine veya tüm şubeleri kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilebilmektedir; ihbarnamelerin bildirimi ve bunlara verilecek cevaplar güvenli elektronik imza ile UYAP ve entegre sistemler üzerinden de yapılabilmektedir. İcra ve iflas hukukunda haciz işlemlerinin niteliğine ilişkin bir başka Genel Kurul kararı için serideki haciz tutanağının aciz vesikası sayılmasına ilişkin karar, haczin geçerliliğini etkileyen bir başka durum için haczin düşmesine ilişkin HGK kararı incelenebilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Henüz doğmamış bir alacak haczedilebilir mi?

Evet, ancak şartları vardır. Hukuk Genel Kuruluna göre borçlu ile üçüncü kişi arasında mevcut bir hukuki ilişki bulunmalı, bu ilişkiden doğacak alacağın cinsi ve borçlusu belli olmalıdır. Bu nitelikteki müstakbel alacaklar İİK m.89’daki haciz ihbarnamesiyle haczedilebilir.

“Doğmuş ve doğacak tüm alacaklarına” ibaresi içeren müzekkere yeterli mi?

Kararda bu ibarenin yeterli olmadığı açıkça belirtilmiştir. İİK m.78 kapsamında gönderilen yazı, m.88 anlamında taşınır haczi niteliğindedir ve yalnızca müzekkere tarihinde mevcut olan alacak için sonuç doğurur.

Birinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmezse ne olur?

İİK m.89/3 uyarınca borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır ve bu durum ikinci ihbarnameyle bildirilir. Genel Kurul, bu karinenin kesin olmadığını, üçüncü kişinin ikinci ihbarnameye de yedi gün içinde itiraz edebileceğini hatırlatmıştır.

Bu karar sıra cetvelini nasıl etkiledi?

Genel Kurul, bedelin tamamının isabet ettiği alacaklının usulüne uygun bir haczinin bulunmadığını, çünkü KDV iadesi alacağının müzekkereden sonra doğduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle sıra cetvelinin iptali gerektiği sonucuna varılmış ve direnme kararı bozulmuştur.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu