Başkasının Hesabıyla Borsa İşlemi – Danıştay 13. D 2025/334

Hakkında borsada işlem yasağı bulunan bir yatırımcı, yasak süresince piyasadan uzak durmak yerine bir tanıdığının aracı kurum hesabını kullanır. Hesap sahibi bunu kabul eder; ancak ortada noterde düzenlenmiş bir vekâletname yoktur. Sermaye Piyasası Kurulu iki ay süren bu işlemleri inceler, kişiyi piyasa bozucu eylem gerçekleştirmiş sayar ve o yıl için kanundaki üst sınır olan 958.581,00 TL idari para cezası verir. Yatırımcı, işlemlerden zarar ettiğini, bu nedenle cezanın alt sınırdan belirlenmesi gerektiğini savunur. Dosya, aynı fiilin hem suç hem kabahat olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği ve cezanın neden üst sınırdan kesildiği sorularıyla Danıştay’a ulaşır.
Danıştay 13. Dairesi, 21.01.2025 tarihli ve E.2023/735, K.2025/334 sayılı kararıyla, davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını oyçokluğuyla ve kesin olarak onamıştır. Tetkik hâkimi bozma yönünde görüş bildirmiş, bir üye de karşı oy yazmıştır.
🔐 Yasaklı dönemde başkasına ait hesap
Karar metnine göre inceleme, borsada işlem gören bir sentetik iplik ve elyaf şirketinin paylarında 20.06.2019 ile 26.08.2019 arasında yapılan işlemlere yöneliktir. SPK incelemesi, bu dönemde söz konusu paylardaki işlemlerin başka bir kişi adına kayıtlı hesap üzerinden davacı tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koymuştur. Bu durum hem davacının ifadesinde yer almış hem de hesap sahibinin savunmasında kabul edilmiştir.
Uyuşmazlığa konu düzenleme, Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 7. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Karar metninde aktarıldığı hâliyle bu hüküm, noter marifetiyle düzenlenmiş bir vekâletname ile yetkilendirme olmaksızın borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda:
- bir başkasının hesabını kullanarak bu hesap üzerinden emir iletmeyi, işlem yapmayı veya hesap hareketi gerçekleştirmeyi (a bendi),
- bir başkasına hesabını kullandırarak bu imkânı sağlamayı (b bendi)
piyasa bozucu eylem olarak tanımlar. İlk derece kararında ayrıca, işlem yasaklısı olunan dönemde işlem yapılmasının aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki eylemi oluşturduğu belirtilmiştir. Davacının ilgili dönemde işlem yasaklısı olduğu, mahkemenin cezanın miktarına ilişkin değerlendirmesinde belirleyici bir unsur olarak yer almıştır.
Ceza, 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesinin birinci fıkrasına dayanmaktadır. Maddenin yürürlükteki metnine göre, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan ve borsaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu eylem sayılır; bunları gerçekleştirenlere yirmi bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir. Menfaat temin edilmişse ceza, bu menfaatin iki katından az olamaz. Kanundaki tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden, karar metninde 2019 yılı üst sınırı 958.581,00 TL olarak geçmektedir.
🏛️ İdare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi ne dedi?
Davacı, SPK kararının iptali istemiyle dava açmış ve uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istemiştir. İdare mahkemesi bu talebi, olayın çözümünün özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmediği gerekçesiyle karşılamamıştır. Mahkemenin esasa ilişkin değerlendirmesi iki noktada toplanır:
- Eylemin varlığı: Noter aracılığıyla düzenlenmiş vekâletname olmaksızın bir hesabın başka bir kişi tarafından kullanılması, Tebliğ’in 7/2-a hükmündeki eylemi oluşturur. Davacının ifadesi ve hesap sahibinin savunması karşısında eylem sabittir.
- Cezanın miktarı: Davacı alt sınırdan ceza verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkeme, ihlalin büyüklüğünü, ihlalin daha önce de gerçekleştirilmiş olmasını ve davacının ihlal döneminde işlem yasaklısı bulunmasını birlikte gözeterek, idarenin takdir yetkisi kapsamında üst sınırdan ceza vermesini yerinde görmüştür.
Bölge idare mahkemesi, istinaf başvurusunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilk derece kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
⚖️ Danıştay’ın onama kararı
Temyiz dilekçesinde davacı, SPK’nın önceki uygulamalarında zarar edilen durumlarda alt sınırdan, menfaat elde edilen durumlarda ise menfaatin iki katı oranında ceza verildiğini, kendisinin bu dönemde zarar ettiğini ve üst sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. SPK ise ceza yetkisinin menfaatin iki katıyla sınırlı olmadığını, kanunun yalnızca menfaatin iki katından az ceza verilemeyeceğini öngördüğünü ve davacının Tebliğ’in hem 7/2-a hem de 7/4 hükmünü ihlal ettiğini savunmuştur.
Danıştay 13. Dairesi, temyiz nedenlerini kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmemiş; davanın, ilk derece kararında özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin kararı onaylayan bölge idare mahkemesi kararını İYUK m.49 çerçevesinde onamıştır. Karar kesin olup oyçokluğuyla verilmiştir.
🧩 Tetkik hâkiminin görüşü: suç mu, kabahat mi?
Kararı ilginç kılan unsurlardan biri, tetkik hâkiminin bozma yönündeki ayrıntılı düşüncesidir. Bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir; ancak sermaye piyasası yaptırımlarında sıkça karşılaşılan bir soruyu açıkça ortaya koymaktadır.
Tetkik hâkimine göre vekâletnamesiz hesap kullanımında yaptırıma bağlanan fiil, başkasının hesabı üzerinden emir iletmek, işlem yapmak veya hesap hareketi gerçekleştirmektir. Yalnızca hesap bilgilerini almak ya da hesaba giriş yapmak kabahat oluşturmaz. Bu işlemler aynı zamanda 6362 sayılı Kanun’un 107/1 maddesindeki piyasa dolandırıcılığı suçunun unsurlarını taşıyorsa, tek bir fiille hem suç hem kabahat işlenmiş olur.
Bu noktada 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesinin üçüncü fıkrası devreye girer: Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmışsa yalnızca suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir; suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hâllerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır. Somut dosyada SPK, davacı hakkında hem 107/1 kapsamında suç duyurusunda bulunmuş hem de Tebliğ’in 7/2-a hükmü uyarınca idari para cezası vermiştir. Tetkik hâkimi bu nedenle idarenin, ceza yargılamasının sonucunu beklemesi, adli yaptırım uygulanırsa ayrıca idari para cezası vermemesi, uygulanmazsa idari para cezasına gitmesi gerektiğini düşünmüştür.
Daire bu yaklaşımı benimsemeyerek onama yönünde karar vermiştir. Karar metni, çoğunluğun bu görüşe neden katılmadığını ayrıca açıklamamaktadır; onama, ilk derece kararındaki gerekçeye dayanmaktadır.
📉 Karşı oy: üst sınırın gerekçesi
Karşı oy yazan üye, meseleye farklı bir açıdan, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden yaklaşmıştır. Karşı oyda şu hususlara yer verilmiştir:
- Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesine göre alt ve üst sınırı gösterilen idari para cezalarında, kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte gözetilir.
- SPK’nın 26.03.2013 tarihli ve 10/363 sayılı ilke kararı, alt sınırdan uzaklaşılırken işbirliği, önceki ihlaller, ihlalin önemi, zararın büyüklüğü, kusurun yoğunluğu ve elde edilen menfaat gibi ölçütlerin değerlendirileceğini ve bu talebin gerekçesinin açıkça belirtileceğini öngörür.
- Davacının başkasına ait hesabı kullanması sonucunda elde ettiği net realize menfaat 120.542,80 TL’dir; mevzuat uyarınca asgari ceza bunun iki katı olan 241.085,60 TL’dir.
- Kurul kararında cezanın neden 958.581,00 TL olarak belirlendiği yargısal denetime açık biçimde gösterilmemiştir; ceza bireyselleştirilmemiştir.
Dikkat çeken bir ayrıntı, karşı oydaki “net realize menfaat” tespitinin davacının temyiz dilekçesindeki “zarar edildiği” iddiasıyla örtüşmemesidir. Karar metni bu farkın nasıl ortaya çıktığını açıklamamaktadır. Aynı soruya, yani zarar eden yatırımcıya üst sınırdan ceza verilmesine ilişkin farklı bir dosya için sitede yer alan zarardaki yatırımcıya ceza yazısına ve gerekçe zorunluluğunu ele alan SPK idari para cezasında gerekçe kararına bakılabilir. Bu dosyada ise çoğunluk, işlem yasağı döneminde ve tekrar eden bir ihlal bulunmasını üst sınır için yeterli görmüştür.
📌 Kararın yatırımcılar açısından anlamı
Karardan çıkan başlıca sonuçlar şöyle özetlenebilir:
- Rıza tek başına yetmez: Hesap sahibinin hesabının kullanılmasına izin vermiş olması, noterde düzenlenmiş vekâletname bulunmadıkça eylemi piyasa bozucu olmaktan çıkarmamaktadır. Tebliğ, hesabı kullananı da kullandıranı da ayrı bentlerde düzenlemektedir.
- İşlem yasağı ağırlaştırıcı bir unsurdur: Mahkeme, ihlalin işlem yasağı sürerken gerçekleştirilmesini üst sınırdan ceza verilmesinin gerekçelerinden biri olarak kabul etmiştir. Yasağın etkisinin başka bir hesap üzerinden aşılması, ceza miktarının belirlenmesinde aleyhe değerlendirilmiştir.
- Zarar savunması sonucu değiştirmedi: Davacının zarar ettiği yönündeki itirazı, ihlalin büyüklüğü ve tekrarı karşısında kabul görmemiştir.
- İçtima tartışması açık kalmıştır: Aynı işlemler için hem suç duyurusu hem idari para cezası bulunan dosyalarda Kabahatler Kanunu m.15/3 yönündeki itiraz bu kararda karşılık bulmamış, ancak tetkik hâkimi görüşüyle kayda geçmiştir.
İşlem yasağının hangi koşullarda ve hangi tarihten itibaren uygulanabileceğine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için sitedeki SPK işlem yasağı geriye yürür mü? yazısı da incelenebilir. Hesabını başkasına kullandıran kişilerin hukuki sorumluluğuna ilişkin özel hukuk boyutu ise ayrı davalarda ve farklı kurallarla değerlendirilmektedir.
❓ Merak edilenler
Aile üyesinin veya tanıdığın hesabından borsada işlem yapmak tek başına yaptırım sebebi mi?
Karar metninde aktarılan Tebliğ hükmüne göre, noter marifetiyle düzenlenmiş vekâletname ile yetkilendirme olmaksızın başkasının hesabından emir iletmek veya işlem yapmak piyasa bozucu eylemdir. Bu dosyada hesap sahibinin rızası bulunmasına rağmen ceza hukuka uygun bulunmuştur.
Ceza neden kanundaki beş yüz bin liradan yüksek?
6362 sayılı Kanun’daki tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. Karar metnine göre 2019 yılı için uygulanan üst sınır 958.581,00 TL’dir ve ceza bu tutardan verilmiştir.
Aynı işlem için suç duyurusu varken idari para cezası da verilebilir mi?
Tetkik hâkimi, Kabahatler Kanunu m.15/3 nedeniyle idarenin önce ceza yargılamasının sonucunu beklemesi gerektiği görüşündedir. Daire ise bu görüşü benimsemeden kararı onamıştır. Mesele, bu kararda çoğunluk gerekçesiyle ayrıca tartışılmamıştır.
Karar oybirliğiyle mi verildi?
Hayır. Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oy, cezanın üst sınırdan belirlenmesinin gerekçesinin gösterilmediği ve cezanın bireyselleştirilmediği görüşüne dayanmaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin resmî kaynakta yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde özetlenen ilk derece ve bölge idare mahkemesi kararlarına, tarafların iddia ve savunmalarına, tetkik hâkimi düşüncesine ve karşı oya dayanır; davacının ve hesap sahibinin kimliği kaynakta anonimdir. Tetkik hâkimi düşüncesi ve karşı oy çoğunluk görüşünü yansıtmaz. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Somut olayın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



