Kaza Tuzağında Çalınan Araç – Yargıtay 4. HD 2026/1844

Ağustos 2018’de bir şirket aracı yolda seyrederken arkadan gelen bir araç ona çarpar. Sürücü aracını sağa çeker, ne olduğunu anlamak için iner ve kendisine çarpan araca doğru yürür. Tam o sırada, diğer taraftan yaklaşan ve yüzünü tam göremediği biri sürücü koltuğuna oturur ve kontakta bıraktığı anahtarla aracı alıp gider. Araç bir hafta sonra plakası sökülmüş, kapısı vuruk ve şanzımanından yağ akıtır hâlde bulunur. Onarım bedelini ödeyen şirket, kasko sigortacısından tazminat ister; sigortacı ise aracın “kendi anahtarıyla” çalındığını söyleyerek ödeme yapmaz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 18.02.2026 tarihli ve E.2023/2132, K.2026/1844 sayılı kararıyla, kasko tazminatı istemini reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararını oy birliğiyle onamıştır.
🚗 Arkadan çarpma, inen sürücü, giden araç
Davaya konu araç, davacı şirket adına kayıtlıdır ve şirketin mühendisi ve yetkilisi olan bir çalışana tahsis edilmiştir. Araç, 28.05.2018-28.05.2019 dönemini kapsayan genişletilmiş kasko poliçesiyle davalı sigorta şirketine sigortalanmıştır.
Dava dilekçesindeki anlatıma göre 25.08.2018 günü araç seyir hâlindeyken arkasından bir araç çarpmıştır. Sürücü aracı sağa çekmiş, ne olduğunu anlamak için inmiş ve kendisine çarpan araca doğru yönelmiştir. Bu sırada, aracın öbür tarafından gelen bir kişi hızla araca binip aracı götürmüştür. Davacı tarafa göre bu, önceden kurgulanmış organize bir hırsızlıktır; sürücü olağan bir kaza yaşadığını düşünmüş ve kazanın yarattığı psikolojiyle anahtarı almadan araçtan inmiştir.
Olay 155 aranarak kolluğa bildirilmiş, araç 01.09.2018 tarihinde emniyet tarafından bulunarak şirkete teslim edilmiştir. Teslim tutanağına göre aracın plakası sökülmüş, sol kapının arka tarafı vuruk, alt şanzımanı yağ akıtır vaziyette ve araç çalışmaz hâldedir. Araç yetkili servise götürülmüş, onarım masrafları şirket tarafından ödenmiştir.
📑 Şirketin talebi ve sigortacının savunması
Şirket, 11.10.2018 tarihli noter ihtarnamesiyle sigortacıya başvurmuş, sonuç alamayınca dava açmıştır. Talep, onarım için ödenen 51.641,00 TL‘nin zarar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilidir.
Sigortacı ise hasar dosyası açtığını, ancak aracın kendi anahtarıyla çalındığını, hırsızlığın anahtarın aracın üzerinden alınmasıyla gerçekleştiğinin sabit olduğunu savunmuştur. Sigortacıya göre bu oluş şekli, poliçe ve Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında değerlendirildiğinde teminat dışındadır.
Böylece uyuşmazlığın odağı netleşmiştir: Aracın çalındığı ve hasar gördüğü tartışmalı değildir. Tartışma, anahtarın kontakta kalmasının kurgulanmış bir kaza ile sağlanmış olmasının teminat sonucunu değiştirip değiştirmeyeceği üzerindedir.
⚖️ İlk derece ve istinaf: anahtar kontaktaydı
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi (2019/293 E., 2020/306 K.) davayı reddetmiştir. Gerekçe kısadır: Sürücü araçtan inerken anahtarı araçta bırakmıştır; taraflar arasındaki poliçede, araç anahtarının araç üzerinde veya içerisinde bırakılması sonucu oluşan çalınmalar teminat kapsamında değildir.
Davacının istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi (2020/1884 E., 2022/2162 K.) olayı ceza hukuku kavramlarıyla da tartmış ve şu tespitlere dayanarak istinafı esastan reddetmiştir:
- Olayda cebir ve şiddet kullanılmamıştır; sürücü bir kazayla kandırılmış ve anahtarı üzerinde bırakarak araçtan çıkmıştır.
- Failin yaptığı, bu durumdan faydalanarak aracı almaktır; eylem oluş şekli itibarıyla gasp suçunu oluşturmamaktadır.
- Soruşturma aşamasında da olay hırsızlık olarak nitelendirilmiştir.
- Araç anahtar üzerindeyken çalındığından zarar, Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca poliçe teminatı dışındadır.
🏛️ İrade sakatlığı itirazı ve onama
Davacı şirket temyizde meseleyi sürücünün iradesi üzerinden kurmuştur. Temyiz dilekçesine göre sürücü, arkadan çarpma olayının etkisiyle bilinçli hareket etmeden anahtarı unutarak inmiştir; olası bir kazada böyle davranmak hayatın olağan akışına uygundur. Sürücünün iradesi planlanmış bir kaza senaryosuyla sakatlanmıştır ve irade sakatlığı hâlinde hukuki işlem istenen sonucu doğurmaz. Davacı, derece mahkemelerinin irade sakatlığını kabul etmesine rağmen yalnızca sigorta sözleşmesinde bu durumun teminata alınmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay uyuşmazlığı, genişletilmiş kasko poliçesiyle teminat altına alınan aracın çalınması nedeniyle oluşan hasarın tazmini talebi olarak nitelendirmiştir. Kararın; tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kurallarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve gerekçeye göre usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğini belirtmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle onanmıştır.
🔍 Hırsızlık ile gasp arasındaki çizgi
Kararın en dikkat çekici yanı, bölge adliye mahkemesinin teminat sorusunu cevaplarken eylemin ceza hukukundaki niteliğine başvurmasıdır. Daire, sürücünün kandırılarak araçtan indirildiğini kabul etmekle birlikte, araç alınırken sürücüye karşı cebir veya şiddet kullanılmadığını vurgulamıştır. Bu tespit, olayı gasp (Türk Ceza Kanunu’ndaki adıyla yağma) değil hırsızlık olarak nitelendirmeye yetmiştir.
Ayrımın önemi şuradadır: Poliçedeki anahtarla çalınma istisnası, anahtarın sigortalı ya da sürücü tarafından araçta bırakılması hâline bağlanmıştır. Anahtarın zor kullanılarak alındığı bir olayda tartışma farklı bir zeminde yürüyebilecekken, bu dosyada anahtar fiilen kontakta kalmış ve fail bu durumdan yararlanmıştır. Derece mahkemeleri, failin önceden bir kaza kurgulamış olmasını bu sonucu değiştiren bir unsur olarak görmemiştir.
- Kandırma ile zor arasındaki fark: Sürücünün araçtan inmesi bir hileyle sağlanmıştır, ancak aracın alınması sırasında kişiye yönelik bir zor uygulanmamıştır.
- Soruşturmadaki nitelendirme: Bölge adliye mahkemesi, ceza soruşturmasında olayın hırsızlık olarak değerlendirildiğini de gerekçesine eklemiştir.
- Sürücünün psikolojisi: Kaza anındaki şaşkınlık ve anahtarı unutmanın olağanlığı, teminat kapsamının belirlenmesinde belirleyici kabul edilmemiştir.
- Onamanın niteliği: Yargıtay ayrıca bir gerekçe geliştirmemiş, bölge adliye mahkemesinin değerlendirmesini usul ve kanuna uygun bulmuştur.
Davacının “irade sakatlığı” argümanı da bu çerçevede karşılık bulmamıştır. İrade sakatlığı, kural olarak bir hukuki işlemin geçerliliğine ilişkin bir kavramdır; somut olayda ise sürücü ile fail arasında bir hukuki işlem bulunmamaktadır. Sürücünün anahtarı araçta bırakması bir işlem değil, fiilî bir durumdur ve poliçedeki istisna da bu fiilî duruma bağlanmıştır. Derece mahkemelerinin ve Yargıtay’ın sonucu, bu okumaya uygun düşmektedir.
📂 İspat yükü ve poliçe metninin rolü
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1409. maddesine göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur; rizikolardan birinin veya bazılarının teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu dosyada sigortacının istisnaya dayanma imkânı, oluş şeklinin bizzat davacı tarafın anlatımıyla ortaya konmasından kaynaklanmıştır. Dava dilekçesi, sürücünün anahtarı almadan araçtan indiğini açıkça kabul etmektedir; tartışma bu nedenle olgular üzerinde değil, olguların nasıl nitelendirileceği üzerinde yoğunlaşmıştır.
Kararda öne çıkan ikinci unsur poliçe metnidir. İlk derece mahkemesi, istisnayı genel bir kural olarak değil, taraflar arasında düzenlenen poliçede yer alan bir hüküm olarak uygulamıştır. Kasko poliçelerinde anahtarla çalınmaya ilişkin düzenlemeler, ek sözleşme ve klozlarla farklı biçimlerde kurulabildiğinden, benzer görünen olaylarda sonucu belirleyen ilk metin, ilgili poliçenin ve eklerinin içeriğidir. Sitede incelenen kiraya verilen araçta kasko klozu kararı da teminat kapsamının poliçedeki özel hükümlere göre nasıl daraldığını gösteren bir örnektir. Hırsızlık rizikosunda zorlamanın varlığının tartışıldığı bir başka dosya için hırsızlıkta kırılan kapı ve sigorta değerlendirmesine bakılabilir.
Dosyada aracın kısa sürede bulunması da dikkat çekicidir. Talep, aracın bedeli değil, bulunduktan sonraki onarım masrafıdır. Mahkemeler zararın varlığını ya da tutarını tartışmamış; davayı doğrudan teminat dışılık nedeniyle reddetmiştir. Bu nedenle kararda 51.641,00 TL’lik onarım bedelinin doğruluğuna ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır.
💬 Sık sorulanlar
Sürücü bir kaza kurgusuyla kandırılmışsa kasko yine de ödemez mi?
Olay gasp olarak nitelendirilseydi sonuç değişir miydi?
Kaskoda teminat dışı hâli kim ispat eder?
Araç bulunduğu hâlde neden dava açıldı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; kasko ve diğer sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar metninde anonimleştirilmiş taraf ve sürücü bilgileri yazıya alınmamıştır. Karar 2018 yılında düzenlenmiş bir kasko poliçesine ve o poliçedeki özel hükme dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; poliçe ve eklerinin içeriğine, olayın oluş şekline, ceza soruşturmasındaki tespitlere ve sunulan delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




