Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal KararlarMarka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Markada Ciddi Kullanım İspatı – Yargıtay 11. HD 2026/1721

Bir marka sahibi, gübre ürünleri için tescilli markasına dayanarak rakibine dava açar. Rakip ise karşı hamle olarak o markanın yıllardır kullanılmadığını ileri sürer ve iptalini ister. Marka sahibinin elindeki deliller şunlardır: bir distribütöre verilmiş tek satıcılık sözleşmesi, bakanlıktan alınmış bir ürün tescil belgesi, laboratuvar analiz raporları ve beş yıllık dönemin son yılına ait iki fatura. Mahkemelerin cevabı açıktır: Bu belgeler kullanım niyetini gösterebilir, ama ciddi kullanımı göstermez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 26.03.2026 tarihli ve E.2025/4541, K.2026/1721 sayılı kararıyla, markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi kararını kesin olarak ve oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davacı, davalı adına 1. sınıfta tescilli markanın beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanılmadığını ileri sürerek iptalini istemiştir. Davalı; distribütörlük sözleşmesi, ürün tescil belgesi, analiz raporları ve faturalar sunmuştur. Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi; sözleşmenin tek başına kullanımı ispatlamadığını, 24.06.2016-24.06.2021 döneminde yalnızca 2021 yılına ait iki faturayla 36 adet ürün satıldığını ve diğer belgelerin kullanım niyetini gösterdiğini belirterek markayı iptal etmiştir. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Yargıtay kararı onamıştır.

📘 Kullanma yükümlülüğü: SMK m.9

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 9. maddesinin birinci fıkrasına göre tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.

Aynı maddenin ikinci fıkrası, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılmasını ve yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılmasını da kullanım sayar. Üçüncü fıkra ise bu dosya bakımından özellikle önemlidir: Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.

SMK m.26 iptal hâllerini düzenler ve m.9/1’deki hâli ilk sırada sayar. Maddenin bugünkü metninde iptale talep üzerine Kurumun karar vereceği öngörülmüştür; SMK m.192’ye göre bu hüküm Kanunun yayımından yedi yıl sonra yürürlüğe girmiştir. Bu dosyada ise dava 2021 yılında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılmış ve mahkeme kararıyla sonuçlanmıştır.

🗂️ Davanın arka planı

Davalı adına 2012/51236 sayıyla tescilli marka, Nice sınıflandırmasının 1. sınıfına dahil emtiayı kapsamaktadır. Uyuşmazlıkta söz konusu ürün gübredir. Davacının anlatımına göre davalı, bu markayı tescilli olduğu emtiada kullanmadığı hâlde, markasına dayanarak davacı aleyhine dava açmıştır. Davacı, davalının kullanım iddiasını desteklemek için sunduğu belgelerin ciddi kullanımı ispattan uzak olduğunu ileri sürerek markanın kullanılmama nedeniyle iptalini ve sicilden terkinini istemiştir.

Davalı ise markasını ciddi biçimde kullandığını savunmuştur. Savunmanın dayanakları şunlardır: dava dışı bir şirkete tek satıcılık sözleşmesiyle distribütörlük verilmesi, Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili genel müdürlüğünden alınan enzim katkılı ürün tescil belgesi ve e-arşiv faturalar.

Bu tablo, marka uyuşmazlıklarında sık görülen bir örüntüyü yansıtır: Tecavüz iddiasıyla karşılaşan taraf, dayanak markanın kullanılmadığını öne sürer ve iptal yolunu işletir. İptal kabul edilirse, karşı tarafın dayandığı hak da ortadan kalkar.

🧾 Sunulan beş tür delil ve mahkemenin tartısı

Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (2021/191 E., 2022/136 K.) davalının delillerini tek tek ele almış ve davayı kabul ederek markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar vermiştir. Mahkemenin değerlendirmesi delil türlerine göre şöyle özetlenebilir:

  • Tek satıcılık sözleşmesi (06.06.2018): Sözleşme, markalı gübrelerin tanıtımı, pazarlanması ve satışı için dava dışı şirkete yetki vermektedir. Ancak salt böyle bir sözleşmenin imzalanmış olması kullanımı ispat için yeterli değildir; yetki alan şirketin de markayı ciddi biçimde kullandığının ispatı gerekir. Davalı, distribütörün markasal kullanımlarına dair delil sunmamıştır.
  • Faturalar: İncelenen 24.06.2016-24.06.2021 döneminde yalnızca 2021 yılına ait 2 adet fatura bulunmakta, bunlarla toplam 36 adet ürün satılmıştır. Bu satışlar ciddi kullanımı ispatlar nicelikte değildir; 2016-2020 yılları arasında markalı gübre satışına dair hiçbir delil yoktur.
  • Pazar etkisi: Markalı ürünlerin satış rakamları, davalının faaliyette bulunduğu pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde değildir.
  • Bakanlık tescil belgesi, analiz raporları ve tarihsiz kullanım belgesi: Bu belgeler markanın kullanımından çok kullanım niyetini gösterebilmektedir. Üstelik markanın tescilinden yedi yıl sonra, 2021 yılında temin edilmişlerdir; bu durum davalının ürünleri piyasaya sunmak için ancak 2021’de harekete geçtiğini göstermektedir.
  • Distribütörle ilişki: Distribütör şirket ile davalı arasındaki ticari veya organik ilişkiye dair bilgi ve belge dosyaya yansıtılmamıştır.

Mahkemenin yaklaşımı, SMK m.9/3 ile birlikte okunduğunda anlam kazanır. Kanun, izinli kullanımı marka sahibinin kullanımı sayar; dolayısıyla bir distribütörün markalı ürün satması, marka sahibi lehine kullanım olarak değerlendirilebilir. Ancak bunun için distribütörün fiilî kullanımının faturalar, satış kayıtları, tanıtım materyalleri gibi delillerle ortaya konması gerekir. Yetki veren bir sözleşme, yetkinin kullanıldığını göstermez.

🔄 İstinafın “ciddi kullanım” tanımı

Davalının istinaf başvurusunu inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2023/1078 E., 2025/1204 K.), Kanunun ciddi biçimde kullanımı tanımlamadığını kabul etmiş ve kavramı şöyle açıklamıştır: Markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta, piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması.

Daire, davalının markasını tescilli olduğu emtiada SMK m.9 ve m.26’ya uygun biçimde ciddi olarak kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delille ispat edilemediğini, iptal koşullarının oluştuğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bu tanımda üç unsur öne çıkar: kullanımın markanın ayırt etme işlevine hizmet etmesi, belirli bir yoğunlukta olması ve piyasaya yönelik bulunması. İki fatura ve 36 ürünlük bir satış, Daireye göre bu eşiği karşılamamıştır.

🏛️ Yargıtay’ın onaması

Yargıtay uyuşmazlığı, markanın kullanmama nedeniyle iptali istemi olarak nitelendirmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığını, istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca 26.03.2026 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle onanmıştır.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.03.2026 tarihli, E.2025/4541, K.2026/1721 sayılı onama kararı PDF olarak buradan okunabilir.

📌 Karardan çıkan ölçütler

Yargıtay ayrıca gerekçe yazmamış olsa da, onadığı ilk derece ve istinaf kararları kullanım ispatına ilişkin somut ölçütler içermektedir:

  • Niyet ile kullanım ayrıdır: İzin, ruhsat, analiz raporu ve ürün tanıtım belgesi, piyasaya çıkışa hazırlığı gösterebilir; ancak piyasada fiilen yapılan satışın yerini tutmaz.
  • Zaman dağılımı önemlidir: Beş yıllık dönemin yalnızca son yılına yığılan, düşük hacimli satışlar, dönemin geneline yayılmış bir kullanım olarak kabul edilmemiştir.
  • Hacim pazara göre ölçülür: Satış rakamlarının, faaliyet gösterilen pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde olup olmadığı değerlendirilmiştir.
  • Distribütörün kullanımı ayrıca ispatlanmalıdır: SMK m.9/3 izinli kullanımı marka sahibinin kullanımı sayar; ancak izin belgesinin varlığı tek başına yeterli görülmemiş, distribütörün markasal kullanımına ilişkin delil aranmıştır.
  • Organik ilişki gösterilmelidir: Mahkeme, distribütör ile marka sahibi arasındaki ticari ilişkinin belgelerle dosyaya yansıtılmamasını da eksiklik olarak görmüştür.

Kullanma yükümlülüğü, marka hakkının yalnızca sicilde değil piyasada da var olmasını ister. Sitede incelenen marka yedekleme ve kötü niyetli tescil kararında da kullanmama nedeniyle iptal talebi terditli olarak ileri sürülmüştü. Marka hakkının zaman boyutuna ilişkin farklı bir mesele için markada beş yıllık sessiz kalma değerlendirmesine bakılabilir.

❓ Merak edilenler

Distribütörlük sözleşmesi imzalamak markayı kullanmak sayılır mı?

Bu dosyada ilk derece mahkemesi, markalı ürünlerin tanıtım, pazarlama ve satışı için yetki veren tek satıcılık sözleşmesinin salt imzalanmış olmasını kullanımın ispatı için yeterli görmemiştir. Yetki alan şirketin markayı ciddi biçimde kullandığının da ispatı gerektiğini belirtmiş; distribütörün markasal kullanımına dair delil sunulmadığını tespit etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay bu değerlendirmeyi yerinde bulmuştur.

Az sayıda fatura ciddi kullanımı ispatlamaya yeter mi?

Kararda beş yıllık dönemde yalnızca son yıla ait iki fatura ve toplam 36 adet ürün satışı bulunduğu, bu satışların ciddi kullanımı ispatlar nicelikte olmadığı ve pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde bulunmadığı kabul edilmiştir. Yeterliliğin ölçüsü, ürünün niteliğine ve faaliyet gösterilen pazara göre somut olayda belirlenmektedir.

Bakanlık ürün tescil belgesi neden kullanım delili sayılmadı?

İlk derece mahkemesi, ürün tescil belgesi, analiz raporları ve tarihsiz kullanım belgesinin markanın kullanımından ziyade kullanım niyetini gösterebildiğini belirtmiştir. Bu belgelerin markanın tescilinden yedi yıl sonra, 2021 yılında temin edilmiş olması da davalının ürünleri piyasaya sunmak için ancak o yıl harekete geçtiğinin göstergesi olarak değerlendirilmiştir.

Kullanmama nedeniyle iptal talebinde ispat yükü kimdedir?

Bu dosyada derece mahkemeleri, davalı marka sahibinin markasını ciddi biçimde kullandığını yeterli nitelik, nicelik ve içerikte delille ispat edemediğini tespit ederek sonuca ulaşmıştır. Yargıtay’ın onadığı başka bazı kullanmama kararlarındaki derece mahkemesi gerekçelerinde de kullanımı ispat külfetinin marka sahibinde olduğu vurgulanmaktadır; kullanımı gösteren deliller esasen marka sahibinin elinde bulunur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; marka ve sınai mülkiyet uyuşmazlıklarına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Kaynakta anonimleştirilmiş marka ibaresi ve şirket unvanları yazıya alınmamıştır. Dava, SMK m.26’nın Kurum yetkisine ilişkin hükmü yürürlüğe girmeden önce mahkemede açılmıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; markanın kapsadığı mal veya hizmetlere, incelenen beş yıllık döneme, kullanımın hacmine ve dağılımına, izinli kullanıcıların faaliyetine ve sunulan delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud