Emsal KararlarMiras Hukuku

Mirasın Reddinin İptalinde Süre – Yargıtay 7. HD 2026/2545

Borçlu bir kişi annesinden kalacak mirası reddettiğinde, alacaklının aklına gelen ilk soru şudur: Bu ret, alacaklıdan mal kaçırmanın bir yolu olabilir mi ve buna karşı hangi dava, ne kadar süre içinde açılabilir? Bir kamu kurumunun yedi yıl sonra açtığı davada derece mahkemeleri bu soruya iki farklı cevap vermiştir. İlk derece mahkemesi davayı Türk Medeni Kanunu’ndaki “reddin iptali” davası olarak görmüş, bölge adliye mahkemesi ise İcra ve İflas Kanunu’ndaki tasarrufun iptali kurallarını uygulamıştır. Son sözü Yargıtay 7. Hukuk Dairesi söylemiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 07.05.2026 tarihli ve E.2025/4729, K.2026/2545 sayılı kararıyla, alacaklının mirasçıya karşı açtığı davanın TMK m.617’ye dayalı mirasın reddinin iptali davası olduğunu, bu davanın ret tarihinden başlayarak altı ay içinde açılması gerektiğini kabul etmiştir. Daire, davayı İİK m.284’teki beş yıllık süreye göre reddeden bölge adliye mahkemesi kararını gerekçesini düzelterek onamıştır. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: Bir kamu kurumu, 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ettiği borçlunun, annesinden kalan mirası alacağı karşılıksız bırakmak amacıyla reddettiğini ileri sürerek reddin iptalini istemiştir. Ret 16.01.2015 tarihinde yapılmış, dava 18.03.2022 tarihinde açılmıştır. İlk derece mahkemesi TMK m.617’deki altı aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi uyuşmazlığı tasarrufun iptali olarak nitelendirip İİK m.284’teki beş yıllık süreye dayanmıştır. Yargıtay, nitelendirmenin TMK m.617’ye göre yapılması gerektiğini belirterek sonucu doğru bulmuş ve gerekçeyi düzeltmiştir.

🧾 Kamu alacağı ve reddedilen miras

Davacı, bir kamu kurumudur. Kurum, kendisine borçlu olan kişi hakkında ödenmeyen alacakları nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip başlatmıştır. Takip sırasında yapılan araştırmada, borçlunun borcunu karşılayacak değerde malvarlığı bulunamamıştır.

Kurumun anlatımına göre borçlu, annesinin ölümüyle kendisine intikal edecek malları, kurum alacağını karşılıksız bırakmak amacıyla reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesinin tespitine göre mirasın reddine ilişkin işlem 16.01.2015 tarihinde yapılmıştır. Kurum, bu reddin iptali istemiyle 18.03.2022 tarihinde dava açmıştır. Davalı mirasçı davaya cevap vermemiştir.

Dosyanın temel sorusu, ret ile dava arasındaki yaklaşık yedi yıllık aralığın hukuki sonucudur. Bu sonucun ne olacağı ise davanın hangi kanun hükmüne dayandığına bağlıdır.

⚖️ İki mahkeme, iki ayrı nitelendirme

Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2022/139, K.2022/364) davayı mirasın reddinin iptali davası olarak nitelendirmiştir. Mahkemeye göre TMK m.617 uyarınca borcunu ödemeyen, güvence vermeyen ve malvarlığı kendi borcuna yetmeyen bir mirasçı, alacaklılarına zarar vermek kastıyla mirası reddederse, alacaklılar veya iflas idaresi ret tarihinden itibaren altı ay içinde dava açabilir. Somut olayda bu süre geçmiş olduğundan dava reddedilmiştir.

Kurumun istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi (E.2023/1042, K.2025/917) farklı bir yol izlemiştir. Bölge adliye mahkemesine göre ilk derece mahkemesinin nitelendirmesi hatalıdır; uyuşmazlık, İİK m.277 ve devamında düzenlenen tasarrufun iptali niteliğindedir. Bu kabulle mahkeme, İİK m.284’teki beş yıllık hak düşürücü süreyi uygulamış; ret işleminin 16.01.2015, davanın 18.03.2022 tarihli olduğunu belirterek bu sürenin de geçtiğini saptamıştır. Sonuçta istinaf başvurusu kabul edilmiş, ilk derece kararı kaldırılmış ve dava yeniden, bu kez İİK m.284 gerekçesiyle reddedilmiştir.

İki mahkemenin vardığı sonuç aynıdır: Dava reddedilmiştir. Ancak sonuca giden yol tamamen farklıdır. Biri Medeni Kanun’un miras hükümlerine, diğeri İcra ve İflas Kanunu’nun iptal davası hükümlerine dayanmaktadır.

🔍 Yargıtay gerekçeyi neden düzeltti?

Kurum, temyiz dilekçesinde hak düşürücü sürenin ret işleminin kuruma bildirildiği tarihten başlaması gerektiğini, bu nedenle davanın süresinde açıldığını ileri sürmüştür.

Daire önce uyuşmazlığı nitelendirmiştir: Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre davacının iddiası, TMK m.617’de düzenlenen mirasın reddinin iptali niteliğindedir ve ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü isabetlidir. Bölge adliye mahkemesinin “tasarrufun iptali” yönündeki gerekçesi ise yerinde görülmemiştir.

Bununla birlikte Daire, sonucun doğru olduğunu kabul etmiştir. Karar metnine göre davanın, TMK m.617’deki altı aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, başka bir gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru değildir. Ancak bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Daire, HMK m.370/4’ü uygulamıştır. Bu fıkraya göre karar usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır.

Kurumun “süre bildirimden başlar” itirazı ise kabul görmemiştir. Daire, altı aylık sürenin geçtiğini tespit ederken TMK m.617’nin “ret tarihinden başlayarak” ifadesini esas almıştır.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.05.2026 tarihli, E.2025/4729, K.2026/2545 sayılı kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

📜 TMK 617’nin aradığı koşullar

Türk Medeni Kanunu m.617, “Mirasçıların alacaklılarının korunması” başlığını taşır. Kanun metninden reddin iptali davasının unsurları şöyle çıkarılabilir:

  • Borca yetmeyen malvarlığı: Mirası reddeden mirasçının kendi malvarlığı borcuna yetmemelidir.
  • Zarar verme amacı: Ret, alacaklılara zarar vermek amacıyla yapılmış olmalıdır.
  • Güvence verilmemesi: Alacaklılara yeterli bir güvence verilmemiş olmalıdır.
  • Davacı sıfatı: Davayı mirasçının alacaklıları veya iflas idaresi açabilir.
  • Süre: Dava, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde açılmalıdır.

Davanın kabulü hâlinde kanun, mirasın resmen tasfiye edilmesini öngörür. Tasfiye sonucunda reddeden mirasçının payına bir şey düşerse, bundan önce itiraz eden alacaklıların, sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise ret geçerli olsaydı bundan yararlanacak mirasçılara verilir. Bu sistem, reddin tümüyle ortadan kalkması değil, alacaklıların korunmasıyla sınırlı bir sonuç doğurur.

Mirasın reddi, TMK m.609 uyarınca sulh mahkemesine yapılan sözlü veya yazılı beyanla gerçekleşir; sulh hâkimi bu beyanı bir tutanakla tespit eder. TMK m.606’ya göre ret süresi kural olarak üç aydır. Somut olayda Yargıtay’ın esas aldığı “ret tarihi”, bu beyanla gerçekleşen işlemin tarihidir.

🧩 Reddin iptali ile tasarrufun iptali arasındaki fark

Bölge adliye mahkemesi ile Yargıtay arasındaki ayrılık, iki farklı kurumun karıştırılmamasının önemini göstermektedir:

  • Dayanak: Reddin iptali TMK m.617’ye; tasarrufun iptali İİK m.277 ve devamına dayanır.
  • Konu: Reddin iptalinde iptali istenen, mirasçının mirası reddetme beyanıdır. Tasarrufun iptalinde ise borçlunun malvarlığından çıkardığı bir işlem söz konusudur.
  • Süre: TMK m.617’de dava ret tarihinden itibaren altı ay içinde açılır. İİK m.284’e göre iptal davası hakkı, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.
  • Sonuç: TMK m.617’de reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir ve paydan alacaklılara ödeme yapılır.

Bu dosyada iki süre de geçtiği için nitelendirme farkı sonucu değiştirmemiştir. Ancak ret tarihinden altı ay ile beş yıl arasında açılan bir davada aynı farkın belirleyici olabileceği açıktır. Yargıtay’ın gerekçeyi düzeltme ihtiyacı duyması, mirasın reddine karşı alacaklının başvurabileceği yolun TMK m.617 olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Mirasın reddi alanında farklı bir sorun, mirasbırakanın borca batık olduğu iddiasıyla açılan hükmen ret davalarında yapılması gereken araştırmadır; bu konudaki bir değerlendirme hükmen ret ve borca batıklık yazısında yer almaktadır. Tereke alacağının mirasçılarca kendi payları oranında istenip istenemeyeceğine ilişkin bir karar ise mirasçıların pay oranında takibi başlığıyla incelenmiştir.

⏳ Altı aylık süre üzerine notlar

Karar, sürenin başlangıcı bakımından alacaklının öğrenme tarihini değil, kanundaki ret tarihini esas almıştır. Kurum, işlemin kendisine bildirildiği tarihin başlangıç kabul edilmesi gerektiğini savunmuş; ancak Daire bu görüşü benimsememiştir. Karar metni bu konuda ayrıntılı bir tartışmaya girmemekle birlikte, sonucun dayanağı kanun metnidir: TMK m.617, süreyi açıkça “ret tarihinden başlayarak” saymaktadır.

Kararın uygulamaya bakan yönleri şöyle özetlenebilir:

  • Mirasın reddine karşı alacaklının açacağı dava, Yargıtay’a göre TMK m.617 kapsamındadır; İİK’daki beş yıllık süre bu davaya uygulanmaz.
  • Altı aylık süre hak düşürücü niteliktedir ve ret tarihinden işler; alacaklının reddi sonradan öğrenmesi bu dosyada süreyi değiştirmemiştir.
  • Süre geçtikten sonra açılan dava, Daire’nin ifadesiyle usulden reddedilir.
  • Alacaklının kamu kurumu olması ve alacağın 6183 sayılı Kanun’a göre takip edilmesi, sürenin işleyişini farklılaştırmamıştır.

Ret beyanının sulh mahkemesine yapıldığı ve alacaklıya ayrıca bildirilmediği durumlarda alacaklının bu bilgiye ulaşması zaman alabilir. Kararın bu yönü, mirasın reddi işlemlerinin alacaklılar bakımından ne kadar kısa bir zaman diliminde tartışılabildiğini göstermektedir.

❓ Soru ve cevaplar

Alacaklı, borçlunun mirası reddetmesine hangi davayla itiraz edebilir?

TMK m.617, malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçının alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddetmesi hâlinde, yeterli güvence verilmemişse alacaklılara ve iflas idaresine reddin iptali davası açma imkânı tanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu dosyada uyuşmazlığın tasarrufun iptali değil, bu madde kapsamında reddin iptali davası olduğunu kabul etmiştir.

Reddin iptali davası hangi süre içinde açılmalıdır?

Kanun metnine göre dava, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde açılmalıdır. Bu dosyada ret 16.01.2015 tarihinde yapılmış, dava ise 18.03.2022 tarihinde açılmıştır. Daire, altı aylık hak düşürücü süre geçtiği için davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir.

Sürenin alacaklıya bildirim tarihinden başlaması mümkün müdür?

Davacı kurum temyizde bu görüşü savunmuştur. Daire ise temyiz itirazını kabul etmemiş, TMK m.617’deki “ret tarihinden başlayarak” ifadesine göre sürenin geçtiğini kabul ederek bölge adliye mahkemesi kararını gerekçesini düzelterek onamıştır.

Reddin iptaline karar verilirse miras borçlu mirasçıya mı geçer?

TMK m.617’ye göre reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir. Reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir; arta kalan değerler, ret geçerli olsaydı bundan yararlanacak mirasçılara verilir. Bu dosyada dava süre yönünden reddedildiği için bu aşamaya geçilmemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, miras uyuşmazlıklarına ilişkin diğer karar değerlendirmelerine Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan gerekçesi düzeltilerek onama kararından ve kararda aktarılan ilk derece ve istinaf aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir. Sürelerin hesabı ve davanın nitelendirilmesi her dosyanın kendi olgularına göre yapılır; farklı olgulara sahip uyuşmazlıklarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud