Emsal Kararlarİş Hukuku

Grev Süresi Kıdeme Sayılır mı? – Yargıtay 9. HD 2026/2140

Kıdem tazminatı hesaplanırken çoğu zaman yalnızca işe giriş ve işten çıkış tarihlerine bakılır; aradaki yıllar tek parça bir hizmet süresi gibi değerlendirilir. Oysa iş sözleşmesinin fiilen işlemediği bazı dönemler, kanun gereği bu hesabın dışında kalır. Kanuni grev de bunlardan biridir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işe iade sonrasında açılan bir alacak davasında, on yedi yıl önce yaşanmış bir grevin kıdem süresinden düşülüp düşülmeyeceği araştırılmadan verilen kararı bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 09.03.2026 tarihli ve E.2026/1161, K.2026/2140 sayılı kararıyla, işverenin “16.10.2007-29.11.2007 tarihleri arasındaki grev süresi hizmetten düşülmedi” itirazını incelemeden hüküm kuran Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. Daire, 6356 sayılı Kanun’un 67. maddesinin üçüncü fıkrasına dayanarak kanuni grevde geçen sürenin kıdem tazminatına esas sürede dikkate alınamayacağını vurgulamıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Kısa özet: İşe iade davasını kazanan işçi süresinde işe başlamak için başvurmuş, işveren ise onu eski işyeri yerine başka bir ildeki birimde görevlendirmek istemiştir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi işe davetin samimi olmadığını kabul ederek fark kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi alacakları kısmen kabul etmiştir. İşveren temyizde, işçinin 2007 yılındaki grev döneminin hizmet süresinden düşülmediğini ileri sürmüştür. Yargıtay, işverenin diğer itirazlarını yerinde görmemiş; ancak SGK hizmet dökümünde ilgili döneme denk gelen “Kod 8 (grev)” eksik gün bildirimleri bulunduğunu belirterek bu itirazın araştırılması için kararı bozmuştur.

🏢 İşe iadeden alacak davasına

Davacı işçi, telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren davalı şirketin bir bölge müdürlüğüne bağlı birimde çalışmaktadır. İş sözleşmesi işverence feshedilmiş, işçinin açtığı işe iade davası kabul edilmiş ve karar kesinleşmiştir. İşçi, kesinleşmenin ardından süresi içinde işe başlamak için işverene başvurmuştur.

Davacı vekiline göre işveren, işçiyi işe davet etmiş; ancak belirtilen gün ve saatte işyerinde hazır bulunan işçiyi son işinde ve unvanında çalıştırmamış, başka bir şehirde görevlendirmiştir. Davacı taraf bu durumu davetin samimi olmadığının göstergesi saymış; fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı, fark yıllık izin ücreti, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin tahsilini istemiştir.

Davalı işveren ise işçiyi işe davet ettiğini, işçinin görev tebliğ belgesini tebellüğ etmesine rağmen işe başlamadığını savunmuştur. Savunmaya göre toplu iş sözleşmesi hükümleri nedeniyle işçinin eski işyerine daveti mümkün olmamış, aynı bölge müdürlüğüne bağlı başka bir birimdeki ihtiyaç nedeniyle görev tebliği yapılmıştır. İşveren, bu davetin esaslı değişiklik oluşturmadığını, aynı coğrafi bölge sınırları içinde kaldığını ve işçinin asıl amacının tazminat almak olduğunu ileri sürmüştür.

⚖️ İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi ne dedi?

İlk Derece Mahkemesi (… 7. İş Mahkemesi, E.2024/560, K.2025/280), işçinin önceki görev yerinden farklı bir ilde görev teklif edildiğini tespit etmiştir. Mahkemeye göre işe iade kararından sonra farklı ilde yapılan iş teklifi, önceki koşullarla aynı şartlarda işe başlatma daveti sayılamaz. Bu nedenle işçiye daha önce ödenen tutar mahsup edilerek kıdem tazminatı talebi kabul edilmiş; işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacakları da hüküm altına alınmıştır. İhbar öneline ait ücret ödenmiş ya da önel kullandırılmışsa yeniden ihbar farkına hak kazanılamayacağı belirtilerek dava kısmen kabul edilmiştir.

Davalının istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (E.2025/2882, K.2025/2876) de işe davetin samimi olmadığı sonucuna varmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi şu noktalara dikkat çekmiştir:

  • İşveren, işe iade kararına konu işyerinin dışında farklı bir ilde görevlendirme teklif etmiştir.
  • SGK kayıtlarında işçinin başvurusundan sonra işverence yapılmış bir işe giriş kaydı bulunmamaktadır.
  • Son işyerinin kapandığına dair delil yoktur ve teklif yazısında işçinin son işyerinde neden çalışamayacağı açıklanmamıştır.
  • Fesih 18.10.2024 tarihi itibarıyla gerçekleşmiş sayılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti yönünden faiz başlangıcını doğru bulmuş; ancak boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatında faiz başlangıcının hatalı belirlendiğini kabul ederek İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırmış ve yeniden hüküm kurarak davayı kısmen kabul etmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

📝 Temyizde ileri sürülen beş itiraz

Davalı vekili temyiz dilekçesinde beş ayrı itiraz ileri sürmüştür: İşçinin davete rağmen işe başlamadığı; mahsup edilen ödemelerin ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte düşülmesi gerektiği; davacının 16.10.2007-29.11.2007 tarihleri arasındaki grev süresinin hizmet hesabında değerlendirilmediği; bilirkişi raporundaki ücret ve hesaplamaların hatalı olduğu; faiz başlangıcının ve faiz türünün yanlış belirlendiği.

Daire uyuşmazlığı; işçinin işe başlatılma talebinin samimi olup olmadığı, işverenin davetinin ciddi olup olmadığı, ücret miktarı, kıdem tazminatına esas hizmet süresinin tespitinde işyerindeki grevin etkisi ve faiz noktasında toplamıştır. Sonuçta grev dışındaki itirazların tamamı yerinde görülmemiştir. Başka bir deyişle, alt derece mahkemelerinin işe davetin samimi olmadığına ilişkin kabulü temyiz incelemesinde bozma sebebi yapılmamıştır. İşyerinin başka bir ile taşınması ve esaslı değişiklik konusunda daha önce yayımlanan il dışına nakil kararı bu yönüyle ayrıca incelenebilir.

🛑 Yargıtay’ın bozma gerekçesi: grevde askıda kalan sözleşme

Bozmanın dayanağı, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Kanuni grev ve lokavtın iş sözleşmelerine etkisi” başlıklı 67. maddesidir. Daire, maddenin üç fıkrasını kararında aynen aktarmıştır. Hükmün öne çıkan unsurları şunlardır:

  • Kanuni greve katılan, greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçip de grev nedeniyle çalıştırılamayan işçilerin iş sözleşmeleri grev süresince askıda kalır (m.67/1).
  • İşveren, grevin başlamasından önce işleyen ücret ve ekleri olağan ödeme gününde ödemek zorundadır (m.67/2).
  • Grev süresince sözleşmesi askıda kalan işçilere bu dönem için işverence ücret ve sosyal yardım ödenemez ve bu süre kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz (m.67/3).
  • Toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine bunun aksine hüküm konulamaz (m.67/3, son cümle).

Kıdem tazminatı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükte kalan 14. maddesi uyarınca işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet sözleşmesinin devamı süresince her tam yıl için 30 günlük ücret üzerinden hesaplanır. 67. madde ise bu “devam süresi” içinden kanuni grev dönemini ayırmaktadır. Askı hâlinde sözleşme sona ermez; ancak taraflar asli edimlerini ifa etmez ve kanun koyucu bu dönemin kıdeme eklenmemesini açıkça öngörmüştür. Fıkranın son cümlesi nedeniyle bu sonuç sözleşmeyle işçi lehine de değiştirilememektedir.

Daire, kararında açıkça “Kanuni grevde geçen sürenin kıdem tazminatına esas sürenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir” tespitini yapmıştır. Farklı dayanaklı bir çalışılmayan dönem için pandemide ücretsiz izin ve kıdem yazısına bakılabilir.

🔎 Grev dönemi dosyada nasıl görünür?

Bu kararın uygulamaya dönük en dikkat çekici yönü, Dairenin itirazın doğruluğunu sorgularken başvurduğu belgedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçinin hizmet süresi, dosyadaki belgeler ve kesinleşen işe iade davası dikkate alınarak belirlenmiş ve “hizmet süresinden dışlanması gereken herhangi bir süre olmadığı” belirtilmiştir. İşveren ise bu rapora itiraz ederek 2007 yılındaki grev dönemini hatırlatmıştır.

Yargıtay, mevcut dosyada ve aynı gün seri olarak incelediği diğer dosyalarda davacılara ait SGK hizmet dökümü cetvellerini incelemiştir. Bu incelemede işverenin belirttiği tarih aralığına denk gelecek şekilde:

  • prim ödemelerinin eksik yapıldığı ve eksik gün bildirimi açıklamasının “Kod 8 (grev)” olarak yer aldığı,
  • ya da aynı tarih aralığına denk gelecek şekilde işyerinden çıkış ve yeniden giriş kaydı yapıldığı

anlaşılmıştır. Daireye göre mahkeme, işverenin bu itirazını araştırmadan ve gerekirse ek rapor almadan karar vermiştir; bu da bozmayı gerektirmiştir. Karar, grev döneminin kendiliğinden kıdemden düşüldüğünü söylemekten çok, ileri sürülen bir grev itirazının SGK kayıtları ve gerekiyorsa ek bilirkişi raporuyla mutlaka incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

🧮 Hesaplamaya etkisi ve sınırlar

Davalının ileri sürdüğü grev dönemi 16.10.2007 ile 29.11.2007 arasıdır; yani yaklaşık bir buçuk aylık bir süre söz konusudur. Bu sürenin hizmetten düşülmesi, kıdem tazminatına esas toplam sürenin ve buna bağlı olarak fark kıdem tazminatının yeniden hesaplanmasını gerektirebilir. Kararda bozma sonrası ortaya çıkacak tutar yer almamaktadır; hesaplama Bölge Adliye Mahkemesinin yapacağı araştırmaya ve alınacak ek rapora bırakılmıştır.

KonuBölge Adliye MahkemesiYargıtay 9. Hukuk Dairesi
İşe davetin samimiyetiFarklı ilde teklif samimi değilBu yöndeki temyiz itirazı yerinde görülmedi
Hizmet süresiDışlanacak süre olmadığı kabul edildiGrev itirazı araştırılmalı, gerekirse ek rapor alınmalı
DayanakBilirkişi raporu6356 sayılı Kanun m.67/3 ve SGK hizmet dökümü
SonuçDavanın kısmen kabulüBozma, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi

Kararın kapsamı da dikkatle okunmalıdır. Hüküm, kanuni grev hakkındaki özel düzenlemeye dayanır. Kanuna uygun olmayan bir iş bırakma eylemi ya da işçinin başka nedenlerle çalışmadığı dönemler bu kararın doğrudan konusu değildir. Ayrıca Daire, SGK kayıtlarında “Kod 8” bildirimi bulunmasını tek başına sonuç doğuran bir delil olarak değil, araştırma yapılmasını zorunlu kılan bir veri olarak değerlendirmiştir.

❓ Merak edilenler

Greve katılmayan işçinin grev dönemi de kıdemden düşülür mü?

6356 sayılı Kanun’un 67. maddesinin birinci fıkrasına göre greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçip de grev nedeniyle çalıştırılamayan işçilerin sözleşmeleri de askıda kalır. Üçüncü fıkra, askıda kalan bu sözleşmeler bakımından grev süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmayacağını öngörür.

Toplu iş sözleşmesiyle grev süresi kıdeme eklenebilir mi?

Maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesine göre toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine bu kuralın aksine hüküm konulamaz. Bu nedenle sözleşmeyle grev döneminin kıdeme sayılacağı kararlaştırılamaz.

Yargıtay işe davetin samimi olmadığı kabulünü neden bozmadı?

Daire, temyiz itirazlarının grev süresine ilişkin olanı dışında kalanlarını dosya kapsamı, uygulanacak hukuk kuralları ve gerekçeler karşısında yerinde görmemiştir. Bu nedenle alt derece mahkemelerinin farklı ildeki görev teklifine ilişkin değerlendirmesi bozma sebebi yapılmamıştır.

“Kod 8” kaydı ne anlama geliyor?

Kararda, SGK hizmet dökümünde ilgili döneme denk gelen eksik gün bildiriminin açıklamasının “Kod 8 (grev)” olarak yer aldığı belirtilmiştir. Daire bu kaydı, işverenin grev itirazının araştırılmasını gerektiren somut bir veri olarak değerlendirmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, işe iade sonrası alacak davasında kanuni grev süresinin kıdem hesabındaki yerine ilişkin tek bir bozma kararına dayanır; bozma sonrası yargılamanın sonucu ve yeniden hesaplanacak tutarlar bilinmemektedir. Hizmet kayıtları, grevin niteliği ve sözleşme koşulları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu