Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal KararlarForex HukukuŞirket Hukuku

İtibar-ı Milli Hissesi Değişimi – Yargıtay 11. HD 2024/4233

Yüz yılı aşkın süre bir aile evrakının arasında saklanan üç hisse senedi, 2012 yılının son günlerinde bir banka genel müdürlüğüne teslim edilir. Senetler 1917’de kurulan, 1927’de özel bir kanunla devredilen Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasına aittir. Mirasçılar, dedelerinin ortaklığının bugün kaç paya ve ne kadar değere karşılık geldiğini, yüz yıla yakın süre boyunca ödenmeyen kâr paylarının ne olacağını sorar. Davanın düğüm noktası ise tek bir orandır: Eski banka senetleri yeni banka senetleriyle bire bir mi, yoksa ikiye bir mi değiştirilecektir?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 22.05.2024 tarihli ve E.2023/525, K.2024/4233 sayılı kararıyla, değişimi 1927 tarihli birleşme sözleşmesindeki ikiye bir oranına göre yapan, kâr payı talebinde beş yıllık zamanaşımını uygulayan ilk derece kararını ve bu karara yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Murisin 1917’de satın aldığı, her biri 10 Osmanlı Liralık üç adet Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senedi, 26.12.2012’de kaydileştirme için davalı bankaya teslim edilmiştir. Mirasçılar 1116 sayılı Kanun’a dayanarak bire bir değişim istemiş, banka birleşme sözleşmesindeki ikiye bir oranını uygulamıştır. İlk derece mahkemesi payların toplam değerini 1.650,30 TL olarak tespit etmiş, kâr payında talep edilen 50,00 TL’ye hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ikiye bir oranını yerinde bulmuş, Yargıtay kararı onamıştır.

📜 Üç senet, iki banka, bir kanun

Davacıların murisi, 1917 yılında kurulan Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasından her biri 10 Osmanlı Liralık üç adet hisse senedi satın alarak bankanın ortağı olmuştur. Dava dilekçesine göre murisin pay defterinde kayıtlı başka hisseleri de bulunmaktadır; ancak bu senetler mirasçıların elinde olmadığından kaydileştirme işlemine konu edilememiştir.

Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası, 21 Haziran 1927 tarihli ve 1116 sayılı Kanun ile Türkiye İş Bankasına devredilmiştir. Kanun, bankanın imtiyaz ve muafiyetlerinin devrini ve devlete ait hisse senetlerinin mübadelesini düzenlemektedir. İki bankanın yetkilileri ayrıca 29 Haziran 1927 tarihli bir birleşme sözleşmesi imzalamıştır.

Senet asılları, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun kaydileştirmeye ilişkin 13. maddesi çerçevesinde 26.12.2012 tarihinde davalı bankanın genel müdürlüğüne dilekçeyle teslim edilmiştir. Banka, birleşme sözleşmesini esas alarak değişim ve kaydileştirme işlemini yapmış; mirasçılar ise bu hesaplamaya itiraz ederek İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır.

⚖️ Mirasçıların ve bankanın tezleri

Davacılara göre devralan banka, 1927’deki devirden sonra devlete ve hazineye ait 50.000 adet İtibar-ı Milli hisse senedini kendi 50.000 adet hisse senediyle, hazineye tereke yoluyla intikal eden 4 adet senedi de 4 adet hisse senediyle değiştirmiştir. Sıra diğer gerçek kişi hissedarlara geldiğinde ise iki adet 10 Osmanlı Liralık İtibar-ı Milli senedine karşılık bir adet 10 Türk Liralık senet verilmek istenmiştir. Davacılar bu uygulamanın 1116 sayılı Kanun’un 2. maddesinin son cümlesine, Anayasa’nın 10. ve 35. maddelerine ve AİHS’e Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Davacılar ayrıca 1927’den bu yana ne murise ne de mirasçılara kâr payı ödendiğini belirterek kök hisse sayısının, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları sonucunda ulaşılan pay adedinin ve payların Türk lirası değerinin tespitini; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 50,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faiziyle tahsilini istemiştir.

Davalı banka, dava konusu üç senedin 1927’de birleşilen ve sermayesi 4.000.000,00 TL olan bankaya ait olduğunu, bugünkü karşılıklarının 0,003 adet (A) grubu ve 284,84 adet (C) grubu hisse senedi olduğunu savunmuştur. Banka; Sermaye Piyasası Kanunu’nun 13/4. maddesi uyarınca kaydileştirilmemiş senetlerin 31.12.2012 tarihine kadar ibraz edilmesi gerektiğini, başvuru üzerine değişimin birleşme sözleşmesine göre yapıldığını ve 1927’den beri kâr payı talep edilmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını ileri sürmüştür.

🧮 İlk derece: 1.650,30 TL’lik pay değeri

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi (2014/222 E., 2019/973 K.) bilirkişi raporlarına dayanarak davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkemenin değerlendirmesi şu başlıklarda toplanır:

  • Sermaye artırımları: Senet sahipleri, bankanın bedelli sermaye artırımlarına geçmişe dönük olarak katılmamıştır. Bununla birlikte iç kaynaklardan karşılanan sermaye artırımlarından, ellerindeki hisse oranında yararlanmaları gerekir.
  • Pay karşılığı: Üç senet, dava tarihi itibarıyla 0,003 TL nominal değerli (A) grubu pay ile iç kaynaklardan bedelsiz olarak kazanılan 284,84 TL nominal değerli (C) grubu paya karşılık gelmektedir.
  • Değer: (A) grubu payın dava tarihindeki değeri 49,50 TL, (C) grubu payların değeri 1.600,80 TL, toplam değer 1.650,30 TL‘dir.
  • Kâr payı ve zamanaşımı: Kâr paylarında beş yıllık zamanaşımı uygulanmıştır. Dava tarihinden geriye beş yıllık dönem için 140,69 TL hesaplanmış; daha önceki dönemlere ait kâr paylarının mevzuat uyarınca Hazineye aktarıldığı, bu nedenle istenemeyeceği kabul edilmiştir.
  • Taleple bağlılık: Davacı taraf 50,00 TL’lik kâr payı talebini harç ikmaliyle artırmadığından, hesaplanan 140,69 TL yerine 50,00 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline hükmedilmiştir.
  • Aktif sıfat: Mirasçı olmayan davacıların davası reddedilmiş, terekeye temsilci atanmış miras ortaklığının davası kısmen kabul edilmiştir.

📖 İstinaf: 1116 sayılı Kanun’un iki cümlesi

Miras ortaklığı temsilcisinin vekili istinaf dilekçesinde uyuşmazlığı tek soruya indirmiştir: Değişimde 1116 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci cümlesi mi, yoksa 29 Haziran 1927 tarihli devir sözleşmesinin 9. maddesi mi uygulanacaktır? Vekile göre kanun, sözleşmeden sonra yürürlüğe girmiştir ve emredici kanun hükmüne aykırı sözleşme maddesi uygulanamaz. Kanun maddesinin ikinci cümlesi, kararda aktarıldığı şekliyle şöyledir: “İtibari milli bankasının diğer hisse senedatı ashabının tabi olacakları usul ve şerait aynen caridir.”

Davacı tarafa göre bu cümle bire bir değişimi gerektirir; bilirkişinin senetlerin yarısının ödendiğini kabul eden hesabı, payların yüzde ellisinin kaybına yol açmaktadır. Vekil, değerin bu denli düşük çıkmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, hükmün 0,006 TL nominal (A) grubu ve 569,68 TL nominal (C) grubu pay üzerinden düzeltilmesini istemiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (2020/1647 E., 2022/1854 K.) bu yorumu kabul etmemiştir. Dairenin gerekçesi şöyle özetlenebilir:

  • 1116 sayılı Kanun’un 2. maddesi ikili bir ayrım yapar: İlk cümle devletin elindeki hisselerin nasıl değiştirileceğini, ikinci cümle diğer hisse sahiplerinin durumunu düzenler.
  • İkinci cümle bir önceki cümleye atıf yapmaz; devletin hisselerinin aksine, diğer hissedarlar için özel bir değişim kuralı getirmez.
  • Bu durumda o tarihte yürürlükte olan 1926 tarihli eski Türk Ticaret Kanunu hükümleri, orada da hüküm yoksa sözleşme hükümleri uygulanır. Eski Ticaret Kanunu, hazine dışındaki kişilere ayrıca imtiyaz tanıyan bir düzenleme içermemektedir.
  • Birleşme sözleşmesinde değişimin iki İtibar-ı Milli senedine karşılık bir senet oranında yapılacağı kararlaştırılmıştır; dolayısıyla bir adet eski senet, bir adet yeni senede denk gelmez.

Daire, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2013/15181 K.2014/16481 ve E.2015/6945 K.2016/6218 sayılı kararlarını emsal göstererek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

🏛️ Yargıtay incelemesi ve onama

Davacılar vekili, dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenleri tekrarlayarak kararı temyiz etmiştir. Yargıtay uyuşmazlığı, davalı banka ile devredilen banka arasındaki sözleşme kapsamında Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin değişiminin ikiye bir oranında mı, yoksa 1116 sayılı Kanun’un 2. maddesinin son cümlesi kapsamında mı değerlendirileceği olarak belirlemiştir.

İlgili hukuk olarak HMK’nın 369/1, 370 ve 371. maddeleri ile 1116 sayılı Kanun gösterilmiştir. Daire, kararın usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını HMK m.370/1 uyarınca ONAMIŞTIR. Karar 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli, E.2023/525, K.2024/4233 sayılı onama kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🔍 Kaydileştirme ve kâr payı boyutu

Onanan kararın temel çizgisi şudur: Özel kanunda diğer hissedarlar için ayrı bir değişim oranı öngörülmemişse, birleşme anındaki ticaret kanunu ve iki banka arasındaki sözleşme belirleyicidir; devlete tanınan bire bir değişim kendiliğinden diğer hissedarlara genişletilmemiştir. Pay hesabında yalnız iç kaynaklardan yapılan bedelsiz artırımlar dikkate alınmış, geçmiş kâr payları beş yıllık zamanaşımıyla sınırlanmıştır.

Kaydileştirme sürecinin bugünkü dayanağı 6362 sayılı Kanun’un 13. maddesidir. Maddenin dördüncü fıkrasına göre kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur; teslim edilen araçlar kendiliğinden hükümsüz hâle gelir, teslim edilmeyenler borsada işlem göremez. Aynı fıkranın bazı cümleleri, Anayasa Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli, E.2015/29, K.2015/95 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu dosyada senetler süresi içinde teslim edildiği için tartışma, teslimin sonuçları değil değişim oranı üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kaydileştirilmeyen senetlerin akıbeti için kaydileşmeyen hisse ve Yatırımcı Tazmin Merkezi kararına; murisin paylarının tespitinde husumet sorunu için muris hissesinin tespiti kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, uyuşmazlığın bir özel kanun cümlesinin yorumu ile birleşme sözleşmesi arasındaki ilişkiye dayanmasıdır.

❓ Merak edilenler

Devletin hisseleri bire bir değiştirildiyse diğer hissedarlarınki neden ikiye bir oldu?

Bölge adliye mahkemesine göre 1116 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ilk cümlesi yalnız devletin elindeki hisselerin değişimini düzenlemektedir. İkinci cümle diğer hissedarlar için özel bir oran getirmediğinden, o tarihteki ticaret kanunu ve birleşme sözleşmesi uygulanmış; sözleşmede ise ikiye bir oranı kararlaştırılmıştır. Yargıtay bu değerlendirmeyi onamıştır.

Yüz yıla yakın süre ödenmeyen kâr payları istenebilir mi?

Bu dosyada istenememiştir. İlk derece mahkemesi kâr payı alacağına beş yıllık zamanaşımı uygulamış, dava tarihinden geriye beş yıllık dönem için 140,69 TL hesaplamış, daha önceki dönemlere ait kâr paylarının mevzuat gereği Hazineye aktarıldığını kabul etmiştir. Davacı talebini artırmadığından 50,00 TL’ye hükmedilmiştir.

Mirasçı olmayan davacıların davası neden reddedildi?

İlk derece mahkemesi, davacılardan bir kısmının hisse senetlerinin sahibi olan murisin mirasçıları arasında yer almadığını tespit etmiş ve bu kişilerin davasını aktif sıfat yokluğundan reddetmiştir. Dava, terekeye atanan temsilci aracılığıyla miras ortaklığı adına sürdürülmüştür.

Bedelli sermaye artırımları pay hesabına neden katılmadı?

Mahkemeye göre senet sahipleri bankanın bedelli sermaye artırımlarına geçmişe dönük olarak katılmamıştır. Bankanın iç kaynaklarından karşılanan artırımlardan ise hisse oranında yararlanma kabul edilmiş ve (C) grubu paylar bu yolla hesaplanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında; pay senedi, kaydileştirme ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Yargıtay kararı, bölge adliye mahkemesi gerekçesine ayrıca bir ilke eklemeden onama niteliğindedir; aktarılan değerlendirmeler büyük ölçüde ilk derece ve istinaf gerekçelerine aittir. Eski tarihli pay senetlerine ilişkin başka bir uyuşmazlıkta sonuç; senedin hangi şirkete ait olduğuna, uygulanacak özel kanun ve birleşme sözleşmesine, kaydileştirme başvurusunun zamanına, sermaye artırımlarının niteliğine ve mirasçılık durumuna göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud