Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

İşyeri Mühürlemede Görevli Yargı – Danıştay İDDK 2025/2283

Belediye bir işyerini “eksiklikler giderilinceye kadar” faaliyetten men edip mühürlediğinde, bu işleme karşı hangi mahkemeye gidilir: idare mahkemesine mi, sulh ceza hâkimliğine mi? Bu soru teknik görünse de yanlış yere açılan dava, işletmenin aylarca kapalı kalması anlamına gelebilir. İncelenen dosyada da tam olarak bu yaşanmıştır: idare mahkemesi davayı görev yönünden reddetmiş, bölge idare mahkemesi bu kararı onaylamış, Danıştay dairesinin bozma kararına karşı ısrar edilmiş ve uyuşmazlık sonunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03.11.2025 tarihli ve E.2025/484, K.2025/2283 sayılı kararıyla kesin olarak çözülmüştür.

Kurul, süresiz faaliyetten men ve mühürleme işleminin Kabahatler Kanunu anlamında idari para cezası ya da mülkiyetin kamuya geçirilmesi niteliğinde olmadığını, belirli bir süre de içermediğini belirterek davanın idari yargının görev alanında olduğuna hükmetmiştir.

Kısa özet: İstanbul Bağcılar’da akaryakıt ve LPG otogaz istasyonu işleten davacı şirketin, ulaşım ve trafik açısından uygun görülmeyen yeşil alan üzerinden giriş-çıkış yaptırdığı ve uyarıya rağmen geçiş yolunu düzeltmediği gerekçesiyle, 5393 sayılı Kanun m.80 ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik Ek m.3’e dayanılarak 31.01.2023 tarihli ve 797 sayılı Başkanlık Oluru ile işyerinin faaliyetten men edilmesine karar verilmiş, işlem 15.02.2023’te uygulanmıştır. İdare Mahkemesi, işlemin idari yaptırım olduğunu ve Kabahatler Kanunu m.3 ve 27 uyarınca adli yargının görevli bulunduğunu kabul ederek davayı görev yönünden reddetmiş, Bölge İdare Mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi ısrar etmiştir. Danıştay İDDK, ısrar kararını oybirliğiyle ve kesin olarak bozmuştur.

⛽ Akaryakıt istasyonu ve geçiş yolu

Davacı şirket, akaryakıt ve LPG otogaz istasyonu faaliyet konulu işyeri açma ve çalışma ruhsatına sahiptir; işyeri 2. sınıf gayrisıhhi müessese olarak ruhsatlandırılmıştır. Belediye tarafından işyeri için bir geçiş yolu izin belgesi düzenlenmiştir. Ancak kararda, şirketin bir bulvar üzerindeki kamuya ait yeşil alandan giriş-çıkış talebinin ulaşım ve trafik açısından uygun görülmemesine rağmen, UTK kararına aykırı olarak bu alandan giriş-çıkış yapıldığı ve yapılan uyarıya rağmen istasyon giriş-çıkışlarının tanımlanmış geçiş yoluna uygun hâle getirilmediği belirtilmiştir.

Bunun üzerine 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 80. maddesi ile Yönetmeliğin Ek 3. maddesine dayanılarak işyerinin faaliyetten men edilmesine karar verilmiş; bu kararın 15.02.2023 tarihinde yerine getirileceğine dair mühürleme tebligatı yapılmıştır. Şirket hem men işleminin hem de mühürleme tebligatının iptalini istemiştir.

🔄 Görev tartışmasının dört aşaması

Dosya, esasa hiç girilmeden yalnızca görev meselesi üzerinden dört ayrı karar mercii dolaşmıştır:

  • İdare Mahkemesi: Yönetmeliğin Ek 3. maddesindeki düzenlemenin idari yaptırım niteliğinde olduğunu, bu nedenle Kabahatler Kanunu’nun 3. ve 27. maddeleri uyarınca adli yargının görevli bulunduğunu kabul ederek davayı görev yönünden reddetmiştir.
  • Bölge İdare Mahkemesi: Kararı hukuka uygun bularak 2577 sayılı Kanun m.45/3 uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir.
  • Danıştay Dördüncü Dairesi: 10.10.2024 tarihli ve E.2024/3842, K.2024/7189 sayılı kararıyla, işlemin Kabahatler Kanunu m.3 kapsamında idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi niteliğinde olmadığını ve m.19 kapsamında belirli bir süreye ilişkin de bulunmadığını belirterek bozmuş; Uyuşmazlık Mahkemesinin 27.03.2023 tarihli ve E.2022/542, K.2023/227 sayılı kararına atıf yapmıştır.
  • Bölge İdare Mahkemesi (ısrar): İlk kararında ısrar etmiş ve dosya İdari Dava Daireleri Kuruluna gelmiştir.

Temyiz eden şirket, Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin 8. fıkrası kapsamında da idari yargının görevli olduğunu ileri sürmüştür. Danıştay Tetkik Hâkimi de ısrar kararının bozulması gerektiği görüşündedir.

📜 Karara yön veren hükümler

Kurulun değerlendirmesinde birbirine bağlı dört düzenleme öne çıkmaktadır:

1608 sayılı Kanun m.1: Belediye düzenlemelerine aykırı hareket edenlere encümence Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesine göre idari para cezası ve “yasaklanan faaliyetin menine” karar verileceğini öngörür. Kurulun tespitine göre bu Kanun, yaptırımlara karşı görevli mahkemeyi göstermemektedir.

Kabahatler Kanunu m.3: Kanunun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren fiiller hakkında uygulanacağını düzenler.

Kabahatler Kanunu m.19: Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için işyerinin kapatılması, ruhsatın geri alınması gibi yaptırımlara ilişkin hükümleri, ilgili kanunlarda uyum değişikliği yapılıncaya kadar saklı tutar.

Kabahatler Kanunu m.27: Birinci fıkraya göre idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararlara karşı tebliğ veya tefhimden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Sekizinci fıkra ise idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi hakkında idari yargının görev alanına giren kararlar da verilmişse, idari yaptırıma ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargıda görüleceğini öngörür.

Yönetmeliğin 09.06.2020’de eklenen Ek 3. maddesi ise denetimde işletmecinin kusurlu fiili nedeniyle aykırılık tespit edildiğinde bir defaya mahsus on beş günlük süre verileceğini, giderilmezse 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası uygulanacağını ve ayrıca gayrisıhhi müesseselerde aykırılıklar giderilinceye kadar, sıhhi müesseselerde ise on beş günü aşmayan bir süre için faaliyetin menine karar verileceğini düzenler.

📎 Kararın tam metni: Karar, Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi içtihat veri tabanında yayımlanmış ve esas-karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🗂️ Kurulun ayrımı: üç tür yaptırım

Kurulun gerekçesi, kabahat karşılığı uygulanan yaptırımları fiilen üç gruba ayıran bir okuma üzerine kuruludur:

  • İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi: Başka kanunda görevli mahkeme gösterilmemişse Kabahatler Kanunu’nun kanun yolu hükümleri, yani kural olarak sulh ceza hâkimliği yolu uygulanır. Ancak aynı işlem kapsamında idari yargının görev alanına giren kararlar da verilmişse m.27/8 gereği hepsi idari yargıda birlikte incelenir.
  • m.19 kapsamındaki belirli süreli yaptırımlar: Belirli bir süre için işyerinin kapatılması gibi yaptırımlarda, ilgili kanunlarda uyum değişikliği yapılıncaya kadar idari yargıdaki kanun yolları işletilir.
  • Süre içermeyen ve para cezası ya da mülkiyetin kamuya geçirilmesi niteliği taşımayan yaptırımlar: Kurula göre bunlarda “her halükarda” idari işlem niteliği nedeniyle idari yargı yolu işletilmelidir.

Somut olaydaki işlem üçüncü gruba girmektedir. Faaliyetten men, belirli bir süreye bağlanmamış; aykırılıklar giderilinceye kadar süresiz olarak uygulanmıştır. Para cezası ya da mülkiyetin kamuya geçirilmesi de söz konusu değildir.

⏱️ “Belirli süre” ölçütü

Kararın ayırt edici noktası, m.19’daki “belirli bir süre için” ifadesine verilen ağırlıktır. Yönetmeliğin Ek 3. maddesi sıhhi müesseseler için on beş günü aşmayan süreli bir men öngörürken, gayrisıhhi müesseseler için süreyi aykırılıkların giderilmesine bağlamaktadır. Davacının işyeri 2. sınıf gayrisıhhi müessese olduğundan, uygulanan men kararı bir takvim süresine değil, bir koşula bağlıdır.

Kurul bu nedenle işlemin m.19’un da dışında kaldığını kabul etmiş ve genel kurala dönmüştür: idarenin kamu gücüne dayanarak re’sen ve tek yanlı irade açıklamasıyla tesis ettiği, hukuk alanında yeni durum yaratan işlemler idari işlemdir ve özel yasal düzenleme bulunmadıkça idari yargı denetimine tabidir. Kabahatler Kanunu’nun göreve ilişkin 27. maddesinin somut olayda uygulanması mümkün görülmemiştir.

🔨 Bozma ve kesinlik

İdari Dava Daireleri Kurulu, davacının temyiz istemini kabul ederek davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden ısrar kararını bozmuş; kullanılmayan yürütmeyi durdurma harcının istem hâlinde davacıya iadesine ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Karar 03.11.2025 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.

Kurul, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar vermemiştir. Bozma sonrasında işin esası, yani men ve mühürleme işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığı, idari yargı yerinde incelenecektir.

🧩 Uygulamada ne anlama geliyor?

Belediyelerin işyerlerine yönelik yaptırımları çoğu zaman tek bir işlemde birleşir: para cezası, faaliyetten men ve mühürleme aynı encümen kararında ya da aynı olurda yer alabilir. Kararın ortaya koyduğu ayrıma göre, görevli yargı yerini belirleyen şey işlemin adı değil, yaptırımın türü ve süre yapısıdır. Salt para cezası sulh ceza yoluna tabi olabilirken, süresiz men ve mühürleme idari yargının alanındadır; ikisi aynı işlemde yer alıyorsa m.27/8 hükmü birlikte incelemeyi öngörmektedir.

Görev meselesinin ne kadar zaman alabileceğini bu dosya açıkça göstermektedir: 15.02.2023’te uygulanan bir işleme karşı açılan dava, yalnızca hangi yargı kolunun bakacağı sorusu nedeniyle 03.11.2025’e kadar esasa girilmeden sürmüştür. Sulh ceza yolundaki on beş günlük başvuru süresinin (m.27/1) kısalığı da dikkate alındığında, yaptırımın niteliğinin baştan doğru tespiti önem taşımaktadır.

İdari yaptırımlarda başvuru yolunun işlevine ilişkin olarak serideki trafik cezasına itirazda gerekçesiz ret kararı, ruhsat rejimindeki düzenleyici işlemler için ise ruhsat iptali ve haklı beklentiye ilişkin İDDK kararı incelenebilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümündedir.

❓ Soru – cevap

Kurul mühürleme işleminin hukuka aykırı olduğuna mı karar verdi?

Hayır. Karar yalnızca görev meselesine ilişkindir. Kurul, davanın idari yargının görev alanında olduğunu belirleyerek ısrar kararını bozmuş; işlemin esastan hukuka uygun olup olmadığı yeniden yapılacak yargılamada değerlendirilecektir.

Süreli bir kapatma kararında sonuç farklı olur muydu?

Kurulun gerekçesine göre Kabahatler Kanunu m.19 kapsamındaki belirli süreli yaptırımlarda da, ilgili kanunlarda uyum değişikliği yapılıncaya kadar idari yargıdaki kanun yolları işletilir. Kurul bu grubu ayrıca saymış, ancak somut işlemin süresiz olması nedeniyle m.19 kapsamında da bulunmadığını tespit etmiştir.

Aynı işlemde para cezası da verilmişse ne olur?

Kararda, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi hakkında idari yargının görev alanına giren kararlar da verilmişse, idari yaptırıma ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargıda görüleceği belirtilmiştir. Bu, Kabahatler Kanunu m.27/8’in ifadesidir.

Bu karara karşı başka bir kanun yolu var mı?

Kararın sonuç kısmında, kararın 03.11.2025 tarihinde “kesin olarak” oybirliğiyle verildiği belirtilmiştir. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.2025/484, K.2025/2283 sayılı kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut uyuşmazlık kendi koşullarıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu