Emsal KararlarForex HukukuKripto Hukuku

Kripto Hesabına SPK Tedbiri – Ankara BAM 21. HD 2026/282

Sermaye Piyasası Kurulu, kanuna aykırı bir ihraç tespit ettiğinde yalnızca banka hesaplarıyla mı sınırlı kalır? Kripto varlık platformlarındaki bakiyeler de aynı tedbirin kapsamına girer mi? Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 13.03.2026 tarihli ve E.2026/360, K.2026/282 sayılı kararıyla bu soruların pratikte nasıl yanıtlandığını gösteren bir örnek ortaya koymuştur.

Karar iki yönden dikkat çekicidir: tedbir talebinin kapsamına banka ve aracı kurum hesaplarının yanı sıra kripto varlık platformu hesaplarının da açıkça dâhil edilmiş olması; ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca verilen tedbirin, HMK’nın iki haftalık dava açma kuralına tabi olup olmadığı tartışmasının çözümü.

Kısa özet: Kurul, bir kitle fonlama platformu işleten şirket ile şirketin yönetim kurulu başkanı hakkında düzenlenen 31.10.2024 tarihli denetleme raporuna dayanarak, onaylı izahname olmaksızın pay satışı yapıldığı gerekçesiyle tedbir istemiştir. Talep; ilgililerin tüm banka, aracı kurum ve kripto varlık platformu hesapları ile bu hesaplardaki nakit, sermaye piyasası araçları ve diğer varlıkları kapsamaktadır. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 02.01.2026 tarihli değişik iş kararıyla talebi şirket yönünden kabul etmiş, gerçek kişi yönünden ise yalnızca raporda adı geçen banka nezdindeki hesaplar bakımından kısmen kabul etmiştir. Aleyhine tedbir verilenlerin itirazı 28.01.2026 tarihli ek kararla reddedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi 13.03.2026 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

📌 Denetleme raporundan tedbir talebine

Karara konu olayın çekirdeğinde, Kurulun 31.10.2024 tarihli denetleme raporu bulunmaktadır. Raporda, paya dayalı kitle fonlaması faaliyetinde bulunmak üzere listeye alınmış bir şirketin, 01.01.2022 – 31.12.2023 inceleme döneminde gerçekleştirdiği pay satışları ele alınmıştır.

Rapora göre 20.05.2022 tarihinde, platforma kayıtlı yaklaşık 20.000 e-posta adresinin tamamına bir haftalık bülten gönderilmiş; bültende kitle fonlama faaliyetlerine ilişkin bilgilerin yanı sıra platform işleticisi şirkete ve iştiraklerine ortak olma fırsatı sunulmuştur. Bu e-postanın ardından 2.108 kişi ön talep formu doldurmuş, aralarında gizlilik sözleşmesi düzenlenen 1.414 kişinin de bulunduğu toplam 2.009 kişiye yatırımcı sunumu iletilmiştir. Sunumda pay bedellerinin yatırılacağı hesap numarası verilmiş ve 06.06.2022 – 31.08.2022 döneminde 692 kişi tarafından toplam 40.608.452,00 TL yatırılmıştır.

Raporda anlatılan yapı burada bitmemektedir. Para gönderen kişilerin tamamı nitelikli yatırımcı statüsünü taşımadığından, doğrudan ortaklık yerine dolaylı bir yol izlendiği; 29.11.2022 tarihinde ayrı ayrı 50.000 TL sermaye ile iki şirket kurulduğu, 03.04.2023 tarihinde bu şirketlerde sermaye artırımı yapılarak toplanan tutarların kullanıldığı ve para gönderen kişilere bu şirketlerin A grubu paylarının devredildiği tespit edilmiştir. Bu şirketlere konulan sermaye ile bir girişim sermayesi yatırım fonunun katılma payları, fonda toplanan tutarla da platform işleticisi şirketin payları satın alınmıştır. Sonuçta 668 farklı kişi pay defterine işlenmiş ve paylar 12,50 TL fiyatla satılmıştır. Rapor, iadeler düşüldükten sonra 38.304.768,06 TL fon toplandığını; toplanan tutardan bir gerçek kişiye %4,5 oranındaki hissesi karşılığı 14.343.750 TL ödendiğini; aynı kişinin 2.042.777 adet payın fona satışından 25.534.712,50 TL gelir elde ettiğini ortaya koymuştur. Kurula, halka arz izahnamesinin onaylanması talebiyle yapılmış herhangi bir başvuru ise bulunmamaktadır.

🪙 Tedbirin kapsamı: banka, aracı kurum ve kripto varlık platformu

Kurul, bu tespitlere dayanarak 6362 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki izahname hazırlama yükümlülüğüne aykırılık ve 109/1. maddesinde tanımlanan “usulsüz halka arz ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti” gerekçesiyle tedbir istemiştir. Talebin kapsamı kararda şöyle ifade edilmiştir: ilgililerin tüm banka, aracı kurum ve kripto varlık platformu hesaplarına ve bu hesaplarda bulunan nakit, sermaye piyasası araçları ile diğer tüm varlıklara, her türlü harç ve teminattan muaf olarak ihtiyati tedbir konulması.

Bu ifade, kripto varlık platformundaki bakiyenin de tıpkı banka mevduatı ya da aracı kurum nezdindeki portföy gibi, borçlunun üçüncü kişi elindeki malvarlığı değeri olarak tedbir talebine konu edilebildiğini göstermektedir. Kanun’un 91/1. maddesi, Kurula “gerekli tüm tedbirleri almaya” ve ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz istemeye yetki verirken varlık türü bakımından bir sınırlama getirmemiştir.

⚖️ İlk derece mahkemesinin iki kademeli yaklaşımı

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 02.01.2026 tarihli değişik iş kararıyla talebi ikiye ayırmıştır. Şirket yönünden istem kabul edilmiş ve şirketin tüm bankalar ile aracı kurumlar nezdindeki hesaplarına, 91/1. madde gereği teminat alınmaksızın tedbir konulmuştur. Gerçek kişi yönünden ise istem kısmen kabul edilerek, yalnızca dilekçede belirtilen banka nezdindeki hesaplar bakımından tedbire hükmedilmiş, fazlaya ilişkin talep reddedilmiştir.

Aleyhine tedbir verilenlerin itirazı üzerine mahkeme 28.01.2026 tarihli ek kararında bu ayrımın gerekçesini açıklamıştır: şirket yönünden HMK’nın 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş sayılmıştır. Gerçek kişi yönünden ise denetleme raporunun içeriği, rapor eki belgeler ve raporda yer alan banka hesabına gönderim durumları esas alınarak yalnızca raporda adı geçen banka hesapları bakımından tedbire karar verilmiş; diğer bankalar ve yerlerle ilgili istem “soyut nitelikte” bulunarak yaklaşık ispat ölçütünü sağlamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, UYAP Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

⏳ İki haftalık süre tartışması: HMK 397 mi, SPK 91 mi?

İstinaf dilekçesinin ana ekseni usule ilişkindi. Aleyhine tedbir verilenler, HMK’nın 397/1. maddesi uyarınca tedbir talep edenin iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açması gerektiğini, bu yapılmadığı için tedbirin kendiliğinden kalkmış olduğunu ileri sürmüştür. Aynı dilekçede, itirazın reddedilmesinin tedbirin süresiz uygulanması sonucunu doğuracağı; şirketin tüm banka hesaplarına tedbir konulmasının kanunu aşar nitelikte, orantısız ve tedbirin amacını aşan bir uygulama olduğu; şirketin ödemelerini yapamaz hâle geldiği de savunulmuştur.

Daire bu savunmayı kabul etmemiştir. Kararda, 6362 sayılı Kanun’un 91. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında tedbirlerin hangi koşullarda kaldırılabileceğinin, kanuna aykırı gerçekleştirildiği tespit edilen işlemlerin iptali için açılacak davaların açılma zamanının ve koşullarının özel yasa tarafından ayrıca düzenlenmiş olduğu vurgulanmıştır. Bu düzenleme karşısında HMK’nın 397/1. maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, 91. madde hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

🧭 Dairenin hukuki nitelendirmesi

Kararda tedbirin niteliği de ayrıca tanımlanmıştır. Daireye göre 91/1. madde kapsamındaki özel düzenleme uyarınca istenen ve aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hükmedilen tedbir kararları, niteliği itibarıyla Devlet eliyle kamu düzenini korumak amacıyla, özel yasayla belirlenen idari tedbirleri teminen verilmiştir. Kararın taşıyıcı unsurları şöyle özetlenebilir:

  • Tedbir, alacaklının kişisel menfaatini değil, pay satın alan yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasını amaçlamaktadır.
  • Amacı, kanuna aykırı ihracın doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılması ve nakit ile diğer varlıkların hak sahiplerine iadesinin sağlanmasıdır.
  • Bu amaç nedeniyle tedbirin süresi ve kaldırılma koşulları, genel usul hükümlerine değil 6362 sayılı Kanun’un 91. maddesine tabidir.
  • Kanun’un 91/2. maddesinde iade işlemi tamamlanmadan konulan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haczin kaldırılamayacağı öngörülmüştür.

Daire ayrıca, ilk derece mahkemesinin aynı Dairenin benzer nitelikteki 10.02.2020 ve 22.10.2020 tarihli kararlarını gözeterek hüküm kurduğunu da kayda geçirmiştir.

🔍 Yaklaşık ispat ve tedbirin sınırı

Kararda HMK’nın 389/1. maddesindeki tedbir sebepleri ile 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat yükü hatırlatılmıştır. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: tedbir isteyen, dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve esas yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

Somut olayda bu ölçüt, talebin kapsamını fiilen sınırlandırmıştır. Denetleme raporu ve eki belgeler tüzel kişi yönünden yaklaşık ispat için yeterli görülmüş; gerçek kişi yönünden ise yalnızca raporda somut olarak yer alan hesaplar bakımından yeterli sayılmış, raporda karşılığı bulunmayan hesaplara ilişkin istem soyut bulunarak reddedilmiştir. Başka bir deyişle, 91. maddenin geniş yetkisi tedbirin kapsamını kendiliğinden genişletmemekte; her bir hesap ve varlık yönünden dosyadaki somut karşılık aranmaktadır. İstinaf incelemesi HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddedilmiş ve karar, HMK’nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olarak verilmiştir.

İzinsiz sermaye piyasası faaliyetinin ceza boyutuna ilişkin bir başka örnek için serideki izinsiz sermaye piyasası faaliyeti kararı incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Kripto varlık platformundaki bakiye tedbir kapsamına girer mi?

Karara konu talep, ilgililerin tüm banka, aracı kurum ve kripto varlık platformu hesaplarını ve bu hesaplardaki nakit, sermaye piyasası araçları ile diğer tüm varlıkları kapsayacak şekilde ifade edilmiştir. 6362 sayılı Kanun’un 91/1. maddesi varlık türü bakımından bir ayrım yapmamaktadır.

İki hafta içinde dava açılmazsa tedbir kalkar mı?

Kararda, 6362 sayılı Kanun’un 91. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında tedbirlerin kaldırılma koşullarının ve dava açma zamanının özel olarak düzenlenmiş olması karşısında HMK’nın 397/1. maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı belirtilmiştir.

Tedbir neden gerçek kişi yönünden sınırlı verildi?

İlk derece mahkemesi, denetleme raporunda gerçek kişinin banka hesabı olarak yer alan hesaplar bakımından istemi kısmen kabul etmiş; diğer bankalar ve yerlerle ilgili istemi soyut nitelikte bularak HMK’nın 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat ölçütünün sağlanmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Bu tedbir klasik ihtiyati hacizden farklı mı?

Kararda tedbirin, Devlet eliyle kamu düzenini korumak amacıyla ve özel yasayla belirlenen idari tedbirleri teminen verildiği belirtilmiştir. Amacı, kanuna aykırı ihracın sonuçlarının ortadan kaldırılması ile nakit ve diğer varlıkların hak sahiplerine iadesidir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu