Dolandırıcılık mı Hırsızlık mı? – Yargıtay CGK 2025/485

Aynı olay; yağma da olabilir, dolandırıcılık da, banka kartının kötüye kullanılması da, bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık da. Hangisi olduğu, cezanın alt sınırından dava zamanaşımına kadar her şeyi değiştirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025 tarihli ve E.2024/500, K.2025/485 sayılı kararıyla, bir ATM önünde yaşanan tek bir olayı dört ayrı suç tipiyle tek tek karşılaştırarak suç vasfının nasıl belirleneceğini adım adım göstermiştir.
Kararın değeri, sonucundan çok yönteminde: Kurul, önce her suç tipinin kanuni unsurlarını ortaya koymuş, sonra somut olayda hangi unsurun eksik kaldığını tek tek işaretlemiştir.
🏧 ATM önünde yaşananlar
Karardaki anlatıma göre mağdur, 18.09.2009 tarihinde saat 08.10 sıralarında emekli maaşını çekmek için banka şubesi önüne gelmiştir. Daha önceden tanımadığı bir şahıstan ATM’den para çekebilmek için yardım istemiş ve bu kişiye banka kartını vermiştir. Şahıs kartı cihaza takmış, şifresini girmesini istemiş, mağdur şifresini girmiştir. Şahıs bir süre işlem yaptıktan sonra herhangi bir para almadığını belirterek kartı mağdurun eline vermiş ve yanından ayrılmıştır.
Mağdur bankaya girip hesabını sorduğunda, 530,00 TL’sinin aynı saatlerde ATM’den çekilmiş olduğunu ve hesabında 17,00 TL kaldığını öğrenmiştir. Savcılık aşamasındaki beyanında mağdur, kartı geri aldığı sırada kendisinin sağa doğru iteklendiğini ve bu sırada orada bekleyen bir kişinin parayı alıp gittiğini, ancak parayı çeken kişiyi tam olarak teşhis edemediğini ifade etmiştir. Kararda, dosyadaki olay anına ait kamera kayıtları izlendiğinde mağdura yönelik cebir uygulandığına ilişkin herhangi bir görüntüye rastlanmadığı tespiti yer almaktadır.
🔄 Dolandırıcılıktan yağmaya, yağmadan direnmeye
Siirt 1. Asliye Ceza Mahkemesi 14.04.2011 tarihli ve 256-277 sayılı kararıyla sanığı dolandırıcılık suçundan TCK m.157/1 uyarınca 2 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırmıştır. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi 20.06.2019 tarihinde, eylemin yağma suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmü bozmuştur.
Bozmaya uyularak verilen görevsizlik kararı üzerine dosya Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesine gitmiş; bu mahkeme 11.11.2020 tarihli ve 352-262 sayılı kararıyla sanığı nitelikli yağma suçundan TCK m.149/1-c, 168/2 ve 62/1 uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 26.10.2022 tarihinde bu hükmü bozmuştur. Bozma gerekçesinde, mevcut eylemin yağma suçunda aranan boyutta objektif nitelikte ciddi ve korkutucu seviyede cebir ya da tehdit içermediği, bu hâliyle eylemin hırsızlık boyutunda kaldığı belirtilmiştir. Yerel Mahkeme 09.03.2023 tarihli ve 403-63 sayılı kararıyla bozmaya direnmiş; dosya Ceza Genel Kuruluna intikal etmiştir.
🧭 Dört suç tipi, dört ölçüt
Kurul, uyuşmazlığın çözümü için yağma, dolandırıcılık, hırsızlık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarının kanuni unsurlarını sırayla incelemiştir.
Yağma (TCK m.148): Malın teslimine veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak biçimde cebir veya tehdit aranır. Kurul, yağmanın kasten işlenebilen suçlardan olduğunu ve failin cebir veya tehdidinin malın alınmasına ya da teslimine yönelik olması gerektiğini vurgulamıştır.
Dolandırıcılık (TCK m.157) ve nitelikli hâli (m.158/1-f): Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine ya da başkasına yarar sağlamak gerekir. Suçun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi hâli, TCK m.158’in birinci fıkrasının (f) bendinde nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK m.245/1): Kurul, bu suçun oluşması için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini belirtmiştir: başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması; kart sahibinin ya da kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması; failin bu kullanım sonucunda kendisine veya başkasına yarar sağlaması.
Hırsızlık (TCK m.141/1) ve bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık (m.142/2-e): Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır malın bulunduğu yerden alınması esastır. Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlıkta ise fail, suça konu mallarla fiziki temas kurmaksızın bilişim sisteminde bu malları temsil eden ve başka bir yere aktarılması mümkün olan verileri yer değiştirerek bunlar üzerinde hâkimiyet kurar.
💳 Kart hâlâ mağdurun elindeyse TCK m.245 işler mi?
Kurul bu noktada açık bir ölçüt koymuştur. Kararda, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda “ele geçirme veya elde bulundurma” unsurunun gerçekleşebilmesi için failin kart üzerinde fiilî hâkimiyet kurması, yani mağdurun kart üzerindeki zilyetliğinin sona ermesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu nedenle Kurul, yaşlı bir kişinin ATM’den para çekemeyip orada bulunan failden yardım istemesi ve banka kartını ona vermesi durumunda, mağdur olay yerinde bulunduğu ve kart üzerindeki zilyetliği sona ermediği için banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun oluşmayacağını ifade etmiştir. Kartın elden ele geçmesi tek başına yeterli değildir; belirleyici olan zilyetliğin fiilen son bulup bulmadığıdır. Kartın rızayla verildiği bir başka tabloda sorumluluğun nasıl değerlendirildiği konusunda serideki kartını verenin sorumluluğuna ilişkin karar incelenebilir.
🎭 Her hile dolandırıcılık mıdır?
Kararın ikinci ayırt edici ölçütü hile üzerinedir. Kurul, hileli davranışların sergilendiği her olayın dolandırıcılık olarak nitelendirilemeyeceğini; hilenin başka bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak veya işlendikten sonra açığa çıkmasını önlemek amacıyla da kullanılabileceğini belirtmiştir.
Dolandırıcılıkta hile, mağdurun irade ve rızasını elde etmeye yönelik olmalı; mağdurun kanmasını ve menfaati rızasıyla faile ya da göstereceği kişiye teslim etmesini sağlayacak nitelikte bulunmalıdır. Kararın ifadesiyle, hileli davranışlar geçici de olsa rızai bir teslimi doğurmamış ve mal, failin el çabukluğu veya özel becerisi gibi maddi bir hareketiyle bulunduğu yerden alınmışsa eylem dolandırıcılık değil hırsızlık suçunu oluşturur. Kurul ayrıca, hırsızlık suçunun işlenmesinden önce kolaylaştırıcı unsur olarak hile kullanılmasının TCK m.61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceğini eklemiştir.
Aynı mantık bilişim hırsızlığı yönünden de işletilmiştir: banka kartından para çekemeyen kişilere yardım etme bahanesiyle suça konu parayı fiziken alan failin eylemi, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturmaz; çünkü bu suç tipinde alma hareketinin verilerin yer değiştirmesi biçiminde sanal ortamda gerçekleşmesi gerekir.
🧩 Kurulun sonucu ve zamanaşımı
Kurul somut olayda; kamera kayıtlarında cebir görüntüsü bulunmaması nedeniyle yağmanın, para mağdurun rızası dışında alındığı için dolandırıcılığın, mağdurun kart üzerindeki zilyetliği sona ermediği için banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılmasının, para fiziken alındığı için de bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlığın oluşmayacağı sonucuna varmıştır. Geriye kalan nitelendirme TCK m.141/1’deki hırsızlık suçudur.
Bu nitelendirmenin doğrudan sonucu zamanaşımı olmuştur. Hırsızlık suçunun yaptırımı bir yıldan üç yıla kadar hapis olduğundan, TCK m.66/1-e uyarınca asli dava zamanaşımı sekiz yıl, m.67/4 dikkate alındığında kesintili zamanaşımı on iki yıldır. 18.09.2009 tarihli eylemle ilgili olarak zamanaşımını kesen 14.04.2011 tarihli mahkûmiyet hükmünden sonraki ilk kesici işlemin 02.03.2020 tarihli sorgu olduğu gözetildiğinde, sekiz yıllık asli zamanaşımının 14.04.2019 tarihinde dolduğu belirlenmiştir.
Bu nedenle direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına; yeniden yargılama gerektirmediğinden kamu davasının TCK m.66/1-e ve CMK m.223/8 uyarınca düşmesine 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Banka kartını kendi eliyle veren mağdurda TCK m.245 neden uygulanmadı?
Kurul, bu suçta failin kart üzerinde fiilî hâkimiyet kurması, yani mağdurun kart üzerindeki zilyetliğinin sona ermesi gerektiğini belirtmiştir. Mağdur olay yerinde bulunduğu ve kart üzerindeki zilyetliği sona ermediği için suçun oluşmayacağı kabul edilmiştir.
Bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık ne zaman gündeme gelir?
Kararda, bu suç tipinde failin suça konu mallarla fiziki temas kurmaksızın, bilişim sisteminde bu malları temsil eden ve başka bir yere aktarılması mümkün olan verileri yer değiştirerek hâkimiyet kurması gerektiği belirtilmiştir. Paranın fiziken alındığı olayda bu unsur gerçekleşmemiştir.
Hile kullanılmışsa eylem mutlaka dolandırıcılık mı olur?
Hayır. Kurula göre hile, başka bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak için de kullanılabilir. Dolandırıcılıkta hilenin mağdurun rızasıyla teslimi sağlaması gerekir; rızai bir teslim doğmamış ve mal maddi bir hareketle alınmışsa eylem hırsızlık olarak nitelendirilir.
Suç vasfının değişmesi zamanaşımını nasıl etkiledi?
Eylem TCK m.141/1 hırsızlık olarak nitelendirilince suçun üst sınırı üç yıl hapse indiğinden, TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık asli dava zamanaşımı uygulanmıştır. Kurul, bu sürenin 14.04.2019 tarihinde dolduğunu belirleyerek kamu davasının düşmesine karar vermiştir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



