Çekilen Avukata Tebliğ ve Temyiz – Yargıtay 12. HD 2026/4381

Avukat, dosyadan çekildiğini bildiren dilekçeyi mahkemeye verir; birkaç gün sonra mahkemenin kararı yine onun elektronik tebligat adresine gönderilir. Müvekkil ise bu sırada başka bir avukatla çalışmaktadır ve kararın kendisine henüz ulaşmadığını düşünür. Temyiz dilekçesi verildiğinde ortaya çıkan soru basittir ama sonucu ağırdır: Süre, çekilen avukata yapılan tebliğden mi başlar, yoksa müvekkile yapılacak tebliğden mi?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 12.06.2026 tarihli ve E.2026/3626, K.2026/4381 sayılı kararıyla, ihalenin feshi davasında ihale alıcısının temyiz dilekçesini süre aşımı nedeniyle reddeden icra hukuk mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır. Daireye göre vekillikten çekilme beyanı müvekkile tebliğ edilene ve ardından yasal süre dolana kadar avukatın vekâlet görevi devam eder; bu dönemde ona yapılan tebliğ geçerlidir.
📂 İhalenin feshi dosyasının seyri
Uyuşmazlık, bir icra satışında gerçekleştirilen ihalenin feshi istemiyle başlamıştır. Davacı, ihalenin feshi için icra mahkemesine başvurmuş; Bulancak İcra Hukuk Mahkemesi 04.07.2024 tarihli, E.2024/9 K.2024/43 sayılı kararıyla talebi reddetmiştir.
Davacının istinaf başvurusu, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 26.05.2025 tarihli, E.2024/1929 K.2025/953 sayılı kararıyla HMK m.353/1-b.1 uyarınca esastan reddedilmiştir. Davacı bu kararı temyiz etmiş ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 02.10.2025 tarihli, E.2025/5728 K.2025/5855 sayılı kararıyla bozma kararı vermiştir.
Bozma üzerine dosyayı yeniden ele alan Bulancak İcra Hukuk Mahkemesi, 27.01.2026 tarihli, E.2025/69 K.2026/6 sayılı kararıyla bu kez ihalenin feshine karar vermiştir. Kararı, ihaleyi kazanan davalı-ihale alıcısı temyiz etmiştir. İlk derece mahkemesi temyiz talebini süre yönünden reddetmiş; Yargıtay’ın önüne gelen, bu ret kararıdır.
Daire, bozmaya uyularak verilen ilk derece kararına karşı doğrudan temyiz yolunun açık olduğunu HMK m.373/4’e atıfla hatırlatmıştır. Dolayısıyla tartışma, kanun yolunun varlığında değil, bu yola süresinde başvurulup başvurulmadığındadır.
📅 Dört tarih: çekilme, tebliğ, temyiz, bildirim
Kararın bütün ağırlığı aşağıdaki tarih sırasına dayanmaktadır:
- 26.01.2026: Davalı-ihale alıcısının vekili, vekillikten çekilme beyanını içeren dilekçeyi ilk derece mahkemesine sunmuştur.
- 27.01.2026: Mahkeme, ihalenin feshine karar vermiştir.
- 03.02.2026: Bu karar, çekilme dilekçesi veren aynı vekile e-tebligatla tebliğ edilmiştir.
- 23.02.2026: Davalı asilin diğer vekili temyiz dilekçesi sunmuştur.
- 10.03.2026: Vekillikten çekilme dilekçesi davalı asile tebliğ edilmiştir.
Görüldüğü gibi çekilme dilekçesi, karar tebliğ edilmeden önce mahkemeye verilmiştir. Ancak müvekkile bildirilmesi, hem karar tebliğinden hem de temyiz dilekçesinden sonraya kalmıştır. İhale alıcısının temyizi bu sıralamanın yorumuna bağlıdır: Çekilme dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle vekâlet sona ermiş sayılırsa, 03.02.2026 tarihli tebliğ geçersiz olur ve süre işlemeye başlamaz. Vekâlet devam ediyorsa tebliğ geçerlidir ve süre o gün başlar.
📜 Avukatlık Kanunu 41 ve HMK 82
Daire, meseleyi iki kanun hükmüne dayandırmıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 41. maddesine göre belli bir işi takipten isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekâlet görevi, durumun müvekkiline tebliğinden itibaren on beş gün süreyle devam eder.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Vekilin istifası” başlıklı 82. maddesi de aynı yönde düzenleme içerir: İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder. Aynı maddeye göre istifa eden vekil, istifa dilekçesiyle birlikte bu durumu vekâlet verene ihtaren bildirir.
Kararda ayrıca vekilin azli veya istifasının mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmesi için beyanın dilekçeyle bildirilmesi ya da tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde tebligat giderinin peşin ödenmesi gerektiğini düzenleyen hükme de yer verilmiştir.
Her iki düzenlemenin ortak noktası, sürenin başlangıcını mahkemeye verilen dilekçeye değil, müvekkile yapılan tebliğe bağlamasıdır. Kanun koyucu, müvekkilin vekilsiz kalarak hak kaybına uğramasını önlemek için bir geçiş dönemi öngörmüştür.
🔎 Yargıtay’ın gerekçesi
Daire, somut olayda çekilme dilekçesinin müvekkile 10.03.2026’da tebliğ edildiğini, vekâlet görevinin bu tarihten itibaren Avukatlık Kanunu’na göre on beş gün, HMK’ya göre iki hafta daha süreceğini belirtmiştir. Buna göre ilk derece mahkemesi kararının e-tebligatla gönderildiği 03.02.2026 itibarıyla vekâlet görevi yasal olarak devam etmektedir.
Bu tespitin doğal sonucu, 03.02.2026 tarihli tebliğin davalı-ihale alıcısı adına geçerli bir tebliğ olmasıdır. Temyiz süresi bu tarihten başlamıştır. Davalı asilin diğer vekili tarafından 23.02.2026’da sunulan temyiz dilekçesi ise Daireye göre süresinde değildir.
Daire, İİK m.364/2 ve HMK m.366’nın göndermesiyle uygulanan HMK m.352 uyarınca ilk derece mahkemesinin temyiz talebini reddetmesini doğru bulmuş; kararı HMK m.370 uyarınca onamıştır. Temyiz eden ihale alıcısından 732,00 TL temyiz harcının, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik kısmının tahsiline hükmedilmiştir.
Kararda dikkat çeken bir nokta, temyiz dilekçesini sunan ikinci bir vekilin bulunmasıdır. Daire, aynı müvekkilin başka bir vekili olmasını sürenin başlangıcını değiştiren bir unsur olarak ele almamıştır; belirleyici olan, kararın tebliğ edildiği vekilin o tarihte vekâlet görevinin devam edip etmediğidir.
⏱️ Temyiz süresi ve başvuru tarihi
İİK m.364/2, icra mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yoluna kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde başvurulabileceğini ve temyiz yoluna başvurma ile incelemenin HMK’ya göre yapılacağını öngörür. Daire, HMK m.366’nın kıyasen uygulanmasını sağladığı HMK m.343/3 ve m.118 hükümlerine de değinmiştir: Temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarihte temyiz yoluna başvurulmuş sayılır.
Bu çerçevede 03.02.2026 tarihli tebliğden itibaren iki haftalık süre hesaplandığında, 23.02.2026 tarihli dilekçe bu sürenin dışında kalmaktadır. Yargıtay kararında ayrıca bir gün hesabı yapılmamış; sürenin geçtiği tebliğ ve başvuru tarihleri üzerinden tespit edilmiştir.
İhalenin feshi dosyalarında süre meselesinin farklı bir görünümü için nöbetçi mahkemeye başvuru ve süre kararı; kesinlik sınırı yönünden ise süreden ret ve kesinlik kararı incelenebilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, sürenin başlangıcının vekâlet ilişkisinin sona erme anına bağlanmasıdır.
🧭 Kararın ortaya koyduğu ayrımlar
- Dilekçe ile tebliğ ayrımı: Vekillikten çekilme dilekçesinin mahkemeye verilmesi, vekâleti kendiliğinden sona erdirmez. Sona erme, dilekçenin müvekkile tebliğinden itibaren işleyen yasal sürenin dolmasıyla gerçekleşir.
- Geçiş döneminde tebliğin geçerliliği: Bu dönem içinde çekilen vekile yapılan tebliğ, müvekkil adına geçerli kabul edilir ve kanun yolu süresini başlatır.
- İkinci vekilin varlığı: Müvekkilin başka bir avukatla da temsil edilmesi, çekilen vekile yapılan geçerli tebliğin hukuki sonucunu ortadan kaldırmamıştır.
- Bozma sonrası kanun yolu: Bozmaya uyularak verilen ilk derece kararına karşı temyiz yolu açıktır; ancak bu yol, İİK m.364/2’deki iki haftalık süreye tabidir.
Bu sonuçla ihale alıcısının ihalenin feshi kararına yönelik esasa ilişkin itirazları, temyiz süresinde ileri sürülmediği için Yargıtay incelemesine girmemiştir.
💬 Sık sorulan sorular
Avukat dosyadan çekildikten sonra ona yapılan tebligat geçerli midir?
Çekilme dilekçesini mahkemeye vermek vekâleti hemen bitirir mi?
Müvekkilin başka bir avukatı varsa süre değişir mi?
İcra mahkemesi kararlarında temyiz süresi ne kadardır?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; icra ve ihale uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, temyiz talebinin süre yönünden reddine ilişkindir; ihalenin feshi sebeplerinin esası Yargıtay tarafından bu aşamada incelenmemiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; çekilme dilekçesinin ve kararın tebliğ tarihlerine, tebligatın şekline, vekâletnamenin kapsamına ve dosyadaki diğer vekillerin durumuna göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




