Emsal KararlarForex Hukuku

Banka Ödemesi Zararı Karşıladı – Yargıtay 11. HD 2025/2364

Vadeli mevduatı olan bir banka müşterisi, şube çalışanlarının yönlendirmesiyle hisse senedi almaya başlar. Bir süre sonra para çekmek için şubeye gittiğinde hesabında bloke olduğunu, adına 1.000.000 TL ve 4.000.000 TL tutarında sermaye piyasası kredisi kullandırıldığını ve hesabının sıfırlandığını öğrenir. Banka iç denetim yapar, çalışanlarını kusurlu bulur ve müşteriye 1.250.000 TL öder; müşteri de bir ibraname imzalar. Birkaç ay sonra müşteri “ibranameyle bağlı değilim” diyerek kalan zararı için dava açar. Mahkemenin önündeki soru şudur: Bankanın kusuru sabit olsa bile, ödenen tutar müşterinin kendi kusuru düşüldükten sonra kalan zararı zaten karşılıyorsa, ek bir tazminat istenebilir mi?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 14.04.2025 tarihli ve E.2025/21, K.2025/2364 sayılı kararıyla, davanın reddine ilişkin Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davacı, banka çalışanlarının yanıltıcı yönlendirmeleriyle hisse senedi aldığını, kredi istek formlarının kendisine sonradan ve boş olarak imzalatıldığını ileri sürmüş; 10.000 TL ile açtığı davayı 715.758,04 TL’ye ıslah etmiştir. Banka, 1.250.000 TL ödeme yapıldığını ve 18.04.2014 tarihli ibranamenin sorumluluğunu sona erdirdiğini savunmuştur. Mahkeme, bilirkişi heyetinin hesapladığı 1.965.758,04 TL toplam zararı taraflar arasında %50 – %50 paylaştırmış; bankanın payına düşen 982.879,02 TL’nin, yapılan 1.250.000 TL ödemeyle karşılandığını kabul ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay bu hükmü usul ve yasaya uygun bulmuştur.

🏦 Mevduattan kredili hisseye: dosyanın arka planı

Karar metnine göre davacı, davalı bankanın müşterisidir ve vadeli mevduat hesabındaki paranın bir kısmıyla, banka çalışanlarının yönlendirmesi sonucu hisse senedi alımı yapmıştır. Davacının anlatımına göre, bu işlemlerle ilgili olduğu söylenerek kendisine sonradan, geçmiş tarihli olarak 17.04.2013 ve 05.06.2013 tarihli “Sermaye Piyasası Araçları Kredi İstek Formu” boş olarak imzalatılmış; güven ilişkisi nedeniyle evrak okunmadan imzalanmıştır.

Davacı, para çekmek için şubeye gittiğinde hesabına bloke konulduğunu öğrenmiş; bunun üzerine banka, kendisine 17.04.2013 tarihinde 1.000.000 TL, 05.06.2013 tarihinde 4.000.000 TL kredi kullandırıldığını bildirmiştir. Davacıya göre çalışanların yanıltıcı işlemleri sonucunda hesabındaki para sıfırlanmıştır.

Dava önce Ankara 3. Asliye Tüketici Mahkemesinde açılmıştır. Bu mahkeme 17.11.2015 tarihinde, hisse senedi alım satımının gelir elde etmeye yönelik olduğunu, bu işlemi yapan kişinin tüketici sayılamayacağını ve uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararı vermiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 25.04.2016 tarihli ve 2016/4419 E., 2016/4628 K. sayılı kararıyla bu kararı onamıştır. Dosya böylece Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.

🧾 Bankanın savunması: ibraname ve risk formları

Davalı banka, davanın reddini istemiş ve savunmasını birkaç dayanak üzerine kurmuştur:

  • Davacı 14.03.2014 tarihli başvurusuyla işlemler nedeniyle 1.829.959,94 TL zararı olduğunu bildirmiş, müzakereler sonunda zarar 1.250.000 TL olarak belirlenip hesabına ödenmiş ve 18.04.2014 tarihli ibraname düzenlenmiştir.
  • Müşteri tanıma formunda davacının “risk getiri tercihi yüksek” olarak belirlendiği, kredi limitinin 05.06.2013 tarihli Menkul Kıymet Kredi Sözleşmesi ile 4.000.000 TL’ye yükseltildiği ileri sürülmüştür.
  • İşlemlerin telefonla alınan talimatlarla yapıldığı, bunun ses kayıtlarıyla ortaya çıkacağı, hesap hareketlerinin davacıya düzenli bildirildiği savunulmuştur.
  • Davacının imzaladığı “Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu”nda gerekli uyarıların bulunduğu ve kredi sözleşmesinin boş imzalatıldığı iddiasının yazılı belgeyle ispatlanması gerektiği belirtilmiştir.

Dosyanın önemli bir yönü, bankanın kendi iç denetim raporudur. Davacının ihbarı üzerine banka müfettişlerinin yaptığı incelemede, ilgili personelin iş akış ve prosedürlerine aykırı işlemlere yer verdiği, işlemlerin personelin inisiyatifiyle gerçekleştirildiği ve telefon görüşmelerinde müşteriye portföyündeki genel zarar ile kredi bakiyesi hakkında ayrıntılı bilgi verilmediği tespit edilmiş; iki banka görevlisi ile amirleri hakkında uyarma ve kınama disiplin cezası önerilmiştir.

🧮 Mahkemenin üç basamaklı hesabı

Davanın sonucunu belirleyen, mahkemenin zararı hesaplama biçimidir. Kararda aktarılan rakamlar şöyle sıralanır:

  1. Toplam zarar: İlk bilirkişi raporu davacının zararını 749.915,71 TL olarak göstermiş, eşit kusur esasına göre talep edilebilir kısmı 374.957,85 TL bulmuştur. İtirazlar üzerine oluşturulan bilirkişi heyeti ise kök ve ek raporlarda toplam zararı 1.965.758,04 TL olarak hesaplamış; bankanın ödediği 1.250.000 TL düşülünce kalan zararı 715.758,04 TL bulmuştur. Davacı da davasını bu tutara ıslah etmiştir.
  2. Kusur indirimi: Mahkeme, bilirkişi heyetinin tarafların eşit kusurunu hesaba katmadığını belirlemiştir. 1.965.758,04 TL toplam zararın yarısı, yani 982.879,02 TL, bankanın sorumlu olduğu kısım olarak kabul edilmiştir.
  3. Mahsup: Bankanın ibraname öncesinde yaptığı 1.250.000 TL ödeme, bankanın sorumlu olduğu 982.879,02 TL’yi aştığından, davacının bankanın sorumluluğunda oluşan zararının karşılanmış olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu yaklaşımın ayırt edici yanı, ödenen tutarın brüt zarardan değil, kusur indirimi yapıldıktan sonra kalan tazminattan düşülmesidir. Bilirkişi heyetinin hesabı ile mahkemenin hesabı arasındaki 715.758,04 TL’lik fark, tam olarak bu sıralama farkından doğmuştur.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

✍️ İbranameye bir yıl içinde itiraz yeterli mi?

Davacı, ibranameyi imzalarken iradesinin sakatlandığını ileri sürmüştür. Mahkeme önce süre meselesini ele almıştır: Davacı, dava dilekçesinde ibranamenin geçersizliğini düzenlenme tarihinden bir yıl geçtikten sonra ileri sürmüş olsa da, dava açılmadan önce 02.07.2014 tarihli ihtarnameyle ibraname ile bağlı olmadığını bankaya bildirmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 39. maddesine göre yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.

Mahkeme burada önemli bir ayrım yapmıştır: Bir yıllık süre içinde “bağlı değilim” bildiriminde bulunulmuş olması, tek başına ibranın geçersizliği sonucunu doğurmaz. İbraname ile bağlı olunmadığının kabulü için ayrıca bir irade sakatlığı hâlinin ispatı gerekir. Mahkeme bir adım daha ileri giderek, banka görevlilerinin kusurunun davacıyı hataya düşürdüğü ve iradesini sakatladığı kabul edilse bile sonucun değişmeyeceğini belirtmiştir; çünkü bu durumda da eşit kusur nedeniyle bankanın sorumlu olduğu zarar 982.879,02 TL’de kalmakta ve yapılan ödemeyle karşılanmaktadır.

Benzer bir ibraname tartışması, ihtirazi kayıt konulan bir borsa hesabı kapanışı bağlamında sitedeki borsa hesabında ibranamenin gücü yazısında ele alınmıştır.

⚖️ Banka da müşteri de kusurlu: %50 – %50

Mahkeme, kusur dağılımını iki yönden gerekçelendirmiştir.

  • Davacı yönünden: Zararı ilk işlemlerden itibaren oluşmaya başlamasına rağmen kredi kullanması ve zarar doğuran işlemlere devam etmesi nedeniyle zarar miktarını kendi eylemleriyle artırdığı kabul edilmiştir.
  • Banka yönünden: Bankanın bir güven kurumu olduğu, müşterilerinin çıkarlarını özen ve sadakatle gözetmesi, personelini dikkatle seçip eğitmesi gerektiği, en küçük ihmalinden dahi sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bankanın iç soruşturmasında kendi çalışanlarını kusurlu bulduğu ve davacı sermaye piyasası işlemlerinde tecrübesiz olduğu hâlde gerekli uyarıların yapılmadığı vurgulanmıştır.

TBK 52/1, zarar görenin zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması hâlinde hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini düzenler. TBK 116 ise borçlunun, borcun ifasını yanında çalışanlar gibi yardımcılarına bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zarardan sorumlu olduğunu öngörür. Kararda bu maddelere numarasıyla atıf yapılmamıştır; ancak kusur paylaştırması ve bankanın çalışanlarının eylemlerinden sorumluluğu, bu hükümlerin çerçevesine denk düşmektedir.

Mahkeme ayrıca risk bildirim formundaki uyarılara, davacının önceki kârlı türev işlemlerine itiraz etmeyip zarar edilen işlemlerin geçersizliğini ileri sürmesinin korunamayacağına ve davacının işlemlere icazet verdiğine de değinmiştir. Kusur dağılımının farklı bir oranla (%70 – %30) yapıldığı bir kredili pay dosyası için sitedeki kredili hissede yanlış bilgilendirme yazısına bakılabilir.

🔍 Kararın yatırım uyuşmazlıklarına yansıması

Yargıtay kararı kısa gerekçeli bir onamadır: “Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre” temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenle kararın içeriği, büyük ölçüde onanan ilk derece gerekçesinden okunur.

Bu gerekçeden çıkan başlıca noktalar şunlardır:

  • Banka çalışanlarının kusurunun bankanın kendi iç denetimiyle sabit olması, müşterinin tüm zararını tazmin ettirebileceği anlamına gelmemiştir; müşterinin zararı artıran davranışı da hesaba katılmıştır.
  • Uyuşmazlık sonrasında yapılan bir sulh niteliğindeki ödeme, sonradan açılan davada kusur indirimi yapılmış tazminat tutarıyla karşılaştırılmıştır.
  • TBK 39’daki bir yıllık süre içinde yapılan “bağlı değilim” bildirimi, irade sakatlığının ispatı yerine geçmemiştir.
  • Hisse senedi alım satımı yapan kişinin tüketici sayılmadığı ve uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görüleceği, aynı dosyada daha önce verilen ve Yargıtay’ca onanan görev kararıyla belirlenmiştir.

Kararın ortaya koyduğu sonuç somut dosyaya özgüdür. Toplam zarar, kusur oranı ve ödenen tutar farklı olsaydı, aynı hesap yöntemi bakiye bir tazminatla da sonuçlanabilirdi.

💬 Okurlardan gelebilecek sorular

Banka çalışanları kusurlu bulunmuşken dava neden reddedildi?

Mahkeme bankayı %50 oranında kusurlu saymıştır. Ancak 1.965.758,04 TL toplam zararın bankaya düşen 982.879,02 TL’lik kısmı, bankanın daha önce ödediği 1.250.000 TL ile karşılandığından ek tazminata hükmedilmemiştir.

İbranameye süresinde itiraz etmek onu geçersiz kılmaz mı?

Bu kararda kılmamıştır. Davacı 02.07.2014 tarihli ihtarnameyle ibraname ile bağlı olmadığını bildirmiştir; mahkeme bunun tek başına yeterli olmadığını, ayrıca yanılma, aldatma veya korkutma gibi bir irade sakatlığının ispatı gerektiğini belirtmiştir.

Bilirkişi heyetinin 715.758,04 TL'lik hesabı neden kabul edilmedi?

Bilirkişi heyeti ödenen 1.250.000 TL’yi brüt zarardan düşmüş, tarafların eşit kusurunu dikkate almamıştır. Mahkeme önce kusur indirimi yapmış, ödemeyi indirimden sonra kalan tutardan mahsup etmiştir.

Davacı neden tüketici mahkemesinde dava görülmesini sağlayamadı?

Ankara 3. Asliye Tüketici Mahkemesi, hisse senedi alım satımının gelir elde etmeye yönelik olduğunu ve bu işlemi yapanın tüketici sayılamayacağını belirterek görevsizlik kararı vermiş; bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 2016 yılında onanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaya ilişkin anlatım, kararda tarafların iddiaları ve onanan ilk derece mahkemesi gerekçesi olarak aktarılan bölümlere dayanır; taraf ve banka çalışanlarının kimliği kaynakta anonimdir. Tutarlar karar metninden aktarılmıştır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara, kusur oranlarına ve ödeme tutarlarına sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu