Maden Ortaklığında Rezerv Hilesi – Yargıtay 11. CD 2025/8174

Yurt dışında yapılan bir tanışma, Adıyaman’daki demir madeni sahaları için hazırlanmış ekspertiz raporları ve yüksek rezerv rakamları… Bir yatırımcı, sahada 12.000.000 ton demir cevheri bulunduğuna ikna edilerek bir maden şirketine yüksek payla ortak olur; sonra milyonlarca dolarlık ödemelerin ardından sahada bu kadar maden bulunmadığını ve ruhsat devrine ilişkin iki ayrı sözleşme düzenlendiğini öğrenir. İlk derece mahkemesi sanıkları beraat ettirir. Yargıtay ise olayı “ticari bir yatırım riski” olarak değil, şirket faaliyeti kisvesi altında işlenen nitelikli dolandırıcılık olarak görür.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 01.07.2025 tarihli ve E.2021/18627, K.2025/8174 sayılı kararıyla, iki sanık hakkındaki beraat hükümlerini, eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-h maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuş; hükümden sonra ölen üçüncü sanık hakkındaki kamu davasının ise düşmesine karar vermiştir.
⛏️ Raporlardaki rezerv ve ortaklık teklifi
Karar metnine göre olayın başlangıcı 2011 yılına uzanır. Sanıklardan biri yurt dışına giderek katılanla tanışmış ve Adıyaman’daki zengin demir madeni yataklarının işletilmesi konusunda görüşmüştür. Bu görüşmelerde katılana maden sahalarıyla ilgili ekspertiz raporları gönderilmiş; raporlarda ilgili sahalarda 12.000.000 ton demir madeni rezervi bulunduğu belirtilmiştir.
Taraflar arasında bir sermaye paylaşımı konuşulmuştur. Karar metninde aktarılan anlatıma göre:
- Sanıklardan biri, şirket için 750.000 ABD doları taahhüt etmiştir.
- Katılan ise 1.250.000 ABD doları koymayı kabul etmiştir.
- Katılan yeni bir şirket kurulmasını istemiş; ancak sanık, babası adına kayıtlı bir şirketin devralınmasını teklif ederek katılanı bu yönde ikna etmiştir.
Yatırım dolandırıcılığı denince çoğunlukla internet üzerinden yürütülen forex veya kripto vaatleri akla gelir. Bu dosya ise farklı bir tabloyu gösterir: Gerçek bir şirket, gerçek bir maden sahası ve gerçek ruhsat işlemleri vardır. Tartışma, bu gerçek yapının içine yerleştirilen yanıltıcı bilgilerin ve belgelerin ceza hukuku bakımından ne anlama geldiğidir.
📑 İki ruhsat sözleşmesi ve haciz
Katılanın sonradan yaptığı araştırmalar, tablonun anlatıldığı gibi olmadığını ortaya koymuştur. Karar metninde sayılan olgular şunlardır:
- Maden sahasında raporlarda belirtilen miktarda maden bulunmamaktadır.
- Ruhsat sahibi şirket, sözleşmeden önce sahadaki haklarını dört yıllığına başka bir şirkete devretmiştir.
- Ruhsat devri için haklardan feragat sözleşmesi kapsamında 3.750.000 ABD doları karşılığında bir sözleşme imzalanmıştır.
- Ruhsat devrine ilişkin iki farklı sözleşme bulunmaktadır: 07.04.2012 tarihli sözleşmede bedel 2.750.000 ABD doları, tarihsiz ve sahte olduğu belirtilen diğer sözleşmede ise 6.500.000 ABD dolarıdır.
- Teminat amacıyla, alacaklısı sanıklardan biri olan 5.000.000 ABD doları değerinde bir icra takibi kesinleştirilmiş ve ruhsat üzerine haciz konulmuştur.
İddiaya göre katılan, bu haciz nedeniyle zarara uğramış; ayrıca sanıklardan birine elden 600.000 ABD doları, diğerine peyderpey 6.526.300 ABD doları göndermiştir. Yargıtay’ın tespitine göre sanıklar birlikte hareket ederek önce düşük rezervli maden yatağını yüksek rezervli olarak tanıtmış, katılanın şirkete yüksek payla ortak olmasını sağlamış, sahte sözleşmeyi kullanarak haksız yarar elde etmiş ve sahayı işleten şirketle yapılan sözleşme sonucunda şirketi yüksek miktarda borçlandırmıştır.
⚖️ Beraat kararı ve Yargıtay’ın bozması
Ağır ceza mahkemesi, 2014/492 Esas ve 2015/146 Karar sayılı kararıyla üç sanık hakkında, “tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı” suçlamasından beraat kararı vermiştir. Hükmü katılan vekili ve Cumhuriyet savcısı temyiz etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde onama görüşü bildirilmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi tebliğnamedeki görüşe katılmamıştır. Daireye göre sanıkların, katılanın iradesini etkileyerek anlaşma dışında para almaları ve katılanı zarara uğratmaları şeklindeki eylemleri, TCK’nın 158/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Bu durum gözetilmeden mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi yasaya aykırı bulunmuş; katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görülerek hüküm tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle bozulmuştur.
🏢 Neden 158/1-h? Ticari faaliyet kisvesi
TCK’nın 157. maddesi basit dolandırıcılığı, “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak” şeklinde tanımlar. 158. maddenin birinci fıkrasının (h) bendi ise suçun “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında” işlenmesini nitelikli hâl sayar. Bu hâlde ceza, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
Kararın kurduğu bağlantı şu unsurlar üzerinden okunabilir:
- Hile: Düşük rezervli sahanın yüksek rezervli olarak tanıtılması ve bu yönde raporların gönderilmesi.
- Belge: Ruhsat devri için gerçek bedelden farklı, tarihsiz ve sahte bir sözleşmenin hazırlanıp kullanılması.
- Şirket aracı: Katılanın yeni şirket yerine mevcut bir şirkete yüksek payla ortak edilmesi ve işletmeci şirketle yapılan sözleşme ile şirketin borçlandırılması.
- Zarar ve yarar: Anlaşma dışında para alınması, haciz yoluyla ruhsatın bağlanması ve katılanın zarara uğratılması.
Bu tür dosyalarda savunmanın sıklıkla dayandığı nokta, yatırımın doğası gereği riskli olduğu ve sonucun beklentiyi karşılamamasının suç oluşturmayacağıdır. Yargıtay’ın bozma gerekçesi, olayın bir yatırım riskinin gerçekleşmesinden ibaret olmadığını; rezerv bilgisinden ruhsat sözleşmesine kadar kurulan yapının katılanın iradesini etkilemeye yönelik olduğunu kabul eder. Yatırım vaadinde birden fazla nitelikli hâlin birlikte değerlendirildiği farklı bir örnek için sitedeki forex vaadinde üç nitelikli hal kararına; yatırım ortaklığına ilişkin uyuşmazlığın hukuk boyutu için yurt dışı yatırımcıda ortaklık mı alacak mı yazısına bakılabilir.
🕯️ Ölen sanık: düşme kararı
Dosyanın temyiz aşamasında beklediği süre içinde sanıklardan biri, UYAP üzerinden MERNİS kayıtlarına göre 06.04.2022 tarihinde ölmüştür. Yargıtay bu sanık yönünden esasa girmemiştir.
TCK’nın 64/1. maddesine göre sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir; ancak niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilebilir. CMK’nın 223/8. maddesi de Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı hâlinde davanın düşmesine karar verileceğini düzenler. Daire, bu sanık hakkındaki beraat hükmünü bozmuş; yeniden yargılama gerektirmediği için kendisi karar vererek kamu davasının düşmesine hükmetmiştir.
Düşme kararı, ölen sanık bakımından sübut konusunda bir tespit içermez. Kararın esasa ilişkin değerlendirmesi diğer iki sanık bakımından yapılmıştır.
🗂️ Eski usul: 1412 sayılı CMUK neden uygulandı?
Kararda bozma ve düşme hükümleri 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 ve 322. maddelerine dayandırılmıştır. Bunun nedeni, ilk derece hükmünün bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce, 2015 yılında verilmiş olmasıdır. 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereği bu dönemde verilen hükümlerin temyizinde eski usul hükümleri uygulanmaya devam etmektedir. Bu nedenle dosya istinaf aşamasından geçmeden doğrudan Yargıtay’a gelmiş; karar tarihi olan 2025 yılına kadar, olaydan yaklaşık on dört yıl sonra temyiz incelemesi tamamlanmıştır.
Pratik sonuç: bozmadan sonra ne olur?
Bozma kararıyla dosya yeniden ağır ceza mahkemesine dönecektir. Karar metninde, ilk derece mahkemesinin bozmaya uyup uymayacağı, yeniden kurulacak hükmün içeriği veya zamanaşımı konusunda bir değerlendirme yer almamaktadır. Yazıda bu konularda bir öngörüde bulunulmamıştır. Kararın yatırım uyuşmazlıkları açısından taşıdığı anlam, şirket ortaklığı biçiminde kurulan yatırım ilişkilerinde rezerv, değer veya ruhsat gibi temel bilgilerin gerçeğe aykırı sunulmasının ve buna sahte belgelerin eşlik etmesinin, ceza mahkemesince “ticari ihtilaf” olarak geçiştirilmemesi gerektiğine dair açık bir Yargıtay değerlendirmesi olmasıdır.
❓ Merak edilenler
Yargıtay sanıkları mahkûm mu etti?
Tebliğname onama yönündeyken Daire neden bozdu?
158/1-h bendi yalnızca şirket müdürleri için mi uygulanır?
Ölen sanık yönünden katılanın zararı ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, kararın iddia olunan olayı özetleyen bölümüne dayanır; sanıkların, katılanın ve şirketlerin kimliği kaynakta anonimdir. Bozma kararı sanıkların kesin olarak suçlu olduğu anlamına gelmez; yargılama ilk derece mahkemesinde devam edecektir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



