Repo, Ceza Kararı ve Zarar Hesabı – Yargıtay 11. HD 2026/73

Özelleştirilecek bir elektrik dağıtım şirketinin kasasındaki para, devirden hemen önce borç ödemesinde kullanılmak yerine repoya yatırılırsa bu nakit kimin hesabına yazılır? Bu sorunun ceza yargılamasında bir cevabı verilmiş, şirket çalışanları görevi ihmal suçundan mahkûm olmuş ve karar kesinleşmişti. Hukuk mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi de ceza kararını esas alarak tazminat uyuşmazlığını sonuçlandırdı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise ceza kararının hukuk hâkimini neye kadar bağladığını yeniden çizdi: Maddi olgular bağlayıcıdır, fakat alacağın miktarı ayrıca hesaplanmalıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 12.01.2026 tarihli ve E.2025/2559, K.2026/73 sayılı kararıyla, kesinleşmiş ceza kararına dayanılarak, fazla ödeme ve alacak kalemleri hesaplanmadan kurulan hükmü eksik inceleme gerekçesiyle bozmuştur.
🔌 Blok satış ve devir öncesi repo
Uyuşmazlık, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında yürütülen bir elektrik dağıtım özelleştirmesinden doğmuştur. Dağıtım şirketinin hisselerinin %100’ü, 03.09.2010 tarihli hisse devri satış sözleşmesiyle özel bir enerji şirketine devredilmiştir. Özelleştirme kararı 26.06.2010 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Devirden sonra hazırlanan bir İnceleme ve Soruşturma Raporu, devir sırasında taraflar arasındaki para hareketlerinin özelleştirme mevzuatına ve ihale dokümanına uygun işlem görüp görmediğini incelemiştir. Bu rapora dayanılarak devredilen şirketten 12.861.000,00 TL istenmiş, şirket de dava haklarını saklı tutarak bu tutarı ödemiştir.
Ardından iki dava açılmıştır:
- Asıl dava: Devredilen şirket, ödediği tutarın haksız tahsil edildiğini ileri sürerek faiziyle iadesini istemiştir.
- Birleşen dava: Kamu tarafı, devre esas bilanço tarihinde banka hesaplarındaki paranın kısa vadeli repoya yatırılması nedeniyle anapara dışında gecikme faizi ve KDV dahil 8.125.282,06 TL bakiye alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; bu tutarı devredilen şirket ile repo işlemlerinde imzası bulunan kişilerden müştereken ve müteselsilen istemiştir.
📊 İki tarafın bilanço okuması
Devredilen şirket, satışın blok yöntemle yapıldığını vurgulamıştır. Bu yöntemde faaliyetini rutin şekilde sürdüren şirket, bilanço mevcutlarıyla, yani alacakları, borçları, hak ve yükümlülükleriyle birlikte özel sektöre devredilir. Şirkete göre bilançodaki nakit de satış bedelinin içindeydi ve sonradan ayrıca istenemezdi.
Kamu tarafının cevabı ise şu noktalara dayanmıştır:
- Blok satışta devir bilançosu, kasa, stok, demirbaş sayımı veya sayaç okuması gibi işlemler yapılmamıştır.
- Dağıtım şirketlerine gönderilen yazılarda, kasada veya bankada bir iki günlük cari harcama dışında nakit bulundurulmaması, kısa vadeli nakit ihtiyacını aşan kısmın enerji borcu ödemesinde kullanılması istenmiştir.
- Devre esas bilanço tarihinde yüksek tutarda repo bulunan şirketler için geriye dönük altı aylık repo ortalaması alınmıştır.
- Enerji borçları ödenmeyip 12.861.000,00 TL devralan özel şirkete aktarılmış, özel şirket sebepsiz zenginleşmiştir.
Birleşen davanın davalıları da ihale şartnamesindeki istisna hükmü çerçevesinde birikmiş kamu ve tarımsal sulama alacakları ile enerji borçlarının şirket bilançosundan çıkarıldığını, kalan tüm kalemlerin özelleştirme bedeli içinde değerlendirildiğini, şartnamede ve sözleşmelerde aksi yönde bir hüküm bulunmadığını ve temerrüde düşmediklerini savunmuştur.
🏢 İlk derece ve istinaf: ceza kararı yeterli görüldü
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi (2014/348 E., 2022/166 K.), ihale şartnamesinde konuya ilişkin bir hüküm bulunmadığını kabul etmekle birlikte şu olgulara dayanmıştır: Özelleştirmenin Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra şirket yetkilileri, talimatlara ve mutat uygulamaya aykırı olarak üretim şirketine ödenmesi gereken borçları ödememiş ve devirden önce 14.186.000,00 TL‘yi repoya yatırmıştır. Bu nedenle çalışanlar yargılanmış, mahkûmiyet kararı Yargıtay incelemesinden geçerek onanmıştır. Mahkeme, kesintinin ve tahsilatın yerinde olduğunu kabul ederek asıl davayı reddetmiş, birleşen davayı kabul etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi (2022/982 E., 2025/174 K.) istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesine göre, bekletici mesele yapılan Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/240 E. sayılı dosyasında birleşen davanın iki davalısının, şirkete ait nakit varlıkların üçüncü kişiye geçmesini sağlayarak görevi ihmal suçunu işlediği sabit görülmüş ve mahkûmiyet kesinleşmiştir. Ceza mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kabulü TBK 74 uyarınca hukuk hâkimini bağlamaktadır.
⚖️ Yargıtay: olgular bağlar, rakam hesaplanır
Yargıtay önce, aşağıdaki bozma nedeni dışında kalan temyiz itirazlarını reddetmiştir. Daireye göre uyuşmazlık, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının alacağı belirlemeye elverişli olup olmadığıdır: Asıl davada davacının fazla ödemesi bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı, birleşen davada ise alacak miktarının gerçekten saptanıp saptanmadığı.
Daire, TBK 74 ve kendi uygulamalarına dayanarak hukuk hâkiminin kesinleşmiş mahkûmiyet kararında tespit edilen maddi olgularla bağlı olduğunu teyit etmiştir. Ancak bu bağlılık, davanın sonuçlanması için yeterli değildir:
- Asıl davada, davacının davalıya fazla ödeme yapıp yapmadığı ve yapmışsa miktarı belirlenmelidir.
- Birleşen davada, dava dilekçesinde belirtilen KDV, faiz ve diğer kalemlere ilişkin alacağın miktarı belirlenmelidir.
- Bu tespitler, konusunda bilgi sahibi kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan alınacak, hüküm kurmaya elverişli bir raporla yapılmalıdır.
Bu inceleme ve hesaplama yaptırılmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılmıştır. Bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararı HMK 373/1 uyarınca bozularak kaldırılmış, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
📘 TBK 74’ün iki katmanı
TBK 74’ün metni, ceza ve hukuk yargılaması arasındaki ilişkiyi iki fıkrada düzenler. Birinci fıkraya göre hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir. İkinci fıkraya göre ise ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.
Yargıtay’ın kararı bu yapıyla uyumludur. Mahkûmiyet kararında sabit görülen olgular, yani nakdin talimatlara aykırı biçimde repoya yatırıldığı ve borçların ödenmediği, hukuk yargılamasında yeniden tartışılmaz. Buna karşılık bu olgulardan doğan alacağın tutarı, hukuk hâkiminin kendi delil değerlendirmesiyle belirlenmelidir. İlk derece mahkemesi kararında geçen 14.186.000,00 TL’lik repo tutarı ile kamu tarafının altı aylık ortalama yöntemine dayanarak istediği 12.861.000,00 TL’nin farklı olması, hesaplamanın neden ayrı bir inceleme gerektirdiğini somut olarak göstermektedir.
Hukuk davasında ceza dosyasının bekletici sorun yapılmasına ilişkin bir başka örnek için VİOP zararında ceza davası yazısına, ceza davası ile tazminat davasının ilişkisini ele alan bir karar için hesabını kullandırana tazminat yazısına bakılabilir.
🧮 Bozma sonrası hesaplanacak kalemler
Bozma kararı, ilk derece mahkemesinin yeniden yapacağı incelemenin çerçevesini çizmektedir. Karar metnine göre bilirkişi incelemesinin cevap vermesi gereken başlıca sorular şunlardır:
| Dava | Belirlenmesi gereken husus |
|---|---|
| Asıl dava (iade) | Ödenen 12.861.000,00 TL’nin bir kısmının fazla ödeme niteliği taşıyıp taşımadığı ve miktarı |
| Birleşen dava (alacak) | 8.125.282,06 TL olarak istenen gecikme faizi, KDV ve diğer kalemlerin gerçek tutarı |
| Her iki dava | Ceza kararında sabit görülen olgulara bağlı kalınarak, hüküm kurmaya elverişli hesaplama |
Kararın sonucu, ceza mahkûmiyetinin hukuk davasında sonucu kendiliğinden belirlemediğini göstermektedir. Ceza dosyası olayın nasıl gerçekleştiğine dair tartışmayı kapatırken, kaç liralık bir alacağın doğduğu hukuk yargılamasının konusudur. Bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir.
❓ Sorular ve cevaplar
Yargıtay ceza kararının hukuk hâkimini bağlamadığını mı söyledi?
Hayır. Daire, hukuk hâkiminin kesinleşmiş mahkûmiyet kararında tespit edilen maddi olgularla bağlı olduğunu açıkça teyit etmiştir. Bozma nedeni, bu olgulardan doğan fazla ödeme ve alacak miktarının bilirkişi incelemesiyle hesaplanmamış olmasıdır.
Ceza davasında hangi suçtan mahkûmiyet verilmişti?
Bölge adliye mahkemesi kararında aktarıldığına göre, birleşen davanın iki davalısı hakkında, şirkete ait nakit varlıkların üçüncü kişiye geçmesini sağlayarak zarara ve alacağın geç tahsiline neden oldukları gerekçesiyle görevi ihmal suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Blok satış yöntemi neden tartışma konusu oldu?
Devredilen şirket, blok satışta şirketin tüm bilanço mevcutlarıyla devredildiğini, bu nedenle nakdin satış bedeline dahil olduğunu savunmuştur. Kamu tarafı ise bu yöntemde sayım yapılmadığını ve dağıtım şirketlerine fazla nakdin enerji borçlarına kullanılması talimatı verildiğini ileri sürmüştür.
Dosya hangi mahkemeye gönderildi?
Bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararı bozularak kaldırılmış ve HMK 373/1 uyarınca dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar bozma kararıdır; bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Özelleştirme yöntemi, ihale şartnamesi ve ceza dosyasındaki tespitler farklı olan uyuşmazlıklarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



