Emsal KararlarMedeni Hukuk

Nüfus Kaydı İptalinde MHRS Kaydı – Yargıtay 2. HD 2023/1667

Bir anne, e-Devlet’te nüfus bilgilerini sorguladığında üzerine kayıtlı ve hiç tanımadığını söylediği ikinci bir çocuk görüyor. Bu kişiye adres bulunamıyor, tebligat yapılamıyor, seçimlerde oy kullandığına dair kayıt da yok. Anne, kaydın gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek nüfus kaydının iptalini istiyor; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ise doğumu bizzat annenin bildirdiğini ve boşanma davasında iki çocuktan söz ettiğini belirterek davayı reddediyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, böyle bir kişinin gerçekten var olup olmadığının okul kayıtları, medula ve MHRS kayıtları ile araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozuyor.

Karar Arama sayfasında “MHRS” araması yapan okuyucular bu karara, Yargıtay’ın bir kişinin gerçekte var olup olmadığını belirlemek için sağlık sistemindeki MHRS kayıtlarının celbini istemesi nedeniyle ulaşmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.04.2023 tarihli ve E.2023/1528, K.2023/1667 sayılı kararıyla bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Davacı, 1988’de evlendiği eşinden tek çocuğu olduğunu, ancak nüfusta 01.01.1991 doğumlu ikinci bir çocuğun kendi üzerine kayıtlı göründüğünü ileri sürerek 5490 sayılı Kanun’un 40. maddesine göre kaydın iptalini istemiştir. Alt mahkemeler, doğum bildiriminin 29.03.1991’de bizzat davacı tarafından yapıldığı ve 1998’deki boşanma davasında iki çocuktan söz edildiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay; önce davacının iki davadaki çelişkili beyanlarının açıklattırılmasını, gerekirse nüfusta baba görünen kişinin dinlenmesini, ardından kayıttaki kişinin okul, medula ve MHRS kayıtlarının getirtilmesini, gerektiğinde re’sen tanık dinlenmesini istemiş; kişi gerçekten varsa usulüne uygun biçimde davaya dahil edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

📱 E-Devlet’te görülen ikinci çocuk

Davacı kadın, 1988’de evlendiği eşinden 22.11.1994 doğumlu tek bir çocuğu olduğunu, e-Devlet üzerinden nüfus bilgilerini sorguladığında 01.01.1991 doğumlu ikinci bir çocuğun da üzerine kayıtlı olduğunu öğrendiğini ileri sürmüştür. Bu çocuk hakkında kendisine daha önce hiçbir evrak gönderilmediğini, kaydın gerçeği yansıtmadığını, hatanın maddi bir hata olmadığını ve kendisinin sunduğu bir belgeye dayanmadığını belirtmiştir. Dava dilekçesinde, kaydın sürmesi hâlinde ileride terekenin paylaşımında sorun çıkacağı da vurgulanmıştır.

Yargılamada nüfus müdürlüğü temsilcisi takdiri mahkemeye bırakmıştır. Nüfusta baba görünen eski eş dava dilekçesine cevap vermemiştir. Nüfusta çocuk olarak görünen kişinin ise MERNİS adresi bulunmamış, emniyet araştırmasında da adresine ulaşılamamış ve dava dilekçesi kendisine tebliğ edilememiştir. Davacı, bu kişinin seçimlerde oy kullanmadığını ve 2015’ten sonra adına bir seçmen adres kaydı bulunmadığını da ileri sürmüştür.

⚖️ Alt mahkemeler neden reddetti?

İlk derece mahkemesi, kayıttaki çocuğun doğum bildiriminin 29.03.1991 tarihinde bizzat davacı tarafından yapıldığını, davacının boşanma davasındaki dilekçesinde bir kız çocuğundan söz ettiğini ve velayetin eski eşe verilmesini istediğini, mahkemenin de velayeti babaya verdiğini tespit ederek iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Bölge adliye mahkemesi aynı gerekçelerle, doğum tutanağındaki beyanın, boşanma dosyasındaki dilekçenin ve duruşmadaki taraf beyanlarının iddiayı çürüttüğünü belirterek istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddetmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2023/1528, K.2023/1667 sayılı ve 06.04.2023 tarihli kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz. Karar, Yargıtay Karar Arama sisteminde de yayımlanmıştır.

🔍 Yargıtay’ın araştırma planı: okul, medula, MHRS

Daire, uyuşmazlığı nüfusta davacının çocuğu olarak görünen kişiye ait kaydın gerçeğe uygun olup olmadığı noktasında toplamıştır. Boşanma dosyasındaki beyanların davacının iddiasıyla çeliştiğini kabul etmekle birlikte, bu çelişkinin tek başına davanın reddi için yeterli olmadığını belirterek mahkemenin izlemesi gereken sırayı ayrıntılı biçimde göstermiştir:

  • Çelişkinin giderilmesi: Davacının boşanma davasındaki beyanları ile eldeki davadaki beyanları arasındaki çelişki davacıya açıklattırılmalıdır.
  • Babanın beyanı: Gerekirse nüfusta baba olarak görünen kişinin de beyanı alınmalıdır.
  • Kayıt araştırması: Çelişkiler giderildikten sonra nüfusta görünen kişinin okul kayıtları ile sağlık sisteminde yer alan medula ve MHRS kayıtları ilgili yerlerden getirtilmelidir.
  • Re’sen tanık: Gerektiği takdirde mahkeme re’sen tanık dinleyerek böyle bir kişinin gerçekte var olup olmadığını tespit etmelidir.
  • Taraf teşkili: Kişi gerçekten varsa davaya usulüne uygun şekilde dahil edilmeli ve toplanacak delillere göre karar verilmelidir.

Bu araştırmalar yapılmadan verilen ret kararı eksik araştırmaya dayalı bulunmuştur. Daire, bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış, ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine karar vermiştir.

Kararın dikkat çeken yönü, bir kişinin hayatta olup olmadığı ya da gerçekten var olup olmadığı sorusunda, kişinin hayatı boyunca bırakması beklenen izlerin aranmasıdır. Sağlık hizmetlerinden yararlanma kayıtları (medula), hastane randevu kayıtları (MHRS) ve eğitim kayıtları, nüfus kaydı dışındaki bağımsız veri kaynakları olarak delil değeri taşır. Yargıtay, nüfusta görünen bir kişinin bu sistemlerde hiç iz bırakmamış olmasını, kaydın gerçeğe aykırılığı iddiasında incelenmesi gereken bir olgu olarak görmüştür.

📚 Nüfus kaydının iptali ve düzeltilmesi

Davacı talebini 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 40. maddesine dayandırmıştır. Bu maddeye göre usulüne göre düzenlenmemiş bir belgeye dayanılarak tesis edilmiş nüfus kayıtları, Genel Müdürlüğün veya nüfus müdürlüklerinin göstereceği lüzum üzerine mahkemece verilecek kararla iptal edilir; nüfus kütüğüne düşülen şerh ve açıklamaların iptali de aynı usule tabidir.

Kanun’un 36. maddesine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır ve nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuruyla görülür. Aynı maddeye göre tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder. Daire, ilgili hukuk olarak 5490 sayılı Kanun’un 38 ve devamı maddelerini göstermiştir.

Soybağına ilişkin kayıtların değiştirilmesi istendiğinde davanın niteliği ayrıca önem kazanır. Nüfus kaydının düzeltilmesi ile soybağının reddi arasındaki ayrım için nüfus kaydı düzeltme mi, soybağı reddi mi (Yargıtay HGK 2026/256) yazısına, aynı kişi tespitine ilişkin bir başka örnek için nüfus kaydında aynı kişi tespiti yazısına bakılabilir. MHRS aramasıyla listelenen bir başka karar için MHRS görevlisine fazla maaş (Yargıtay 4. HD 2023/1310) yazısı incelenebilir.

🙋 Sorular ve cevaplar

Nüfus kaydı davasında MHRS kayıtları delil olarak kullanılabilir mi?

Bu kararda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, nüfusta görünen bir kişinin gerçekte var olup olmadığının tespiti için okul kayıtları ile sağlık sistemindeki medula ve MHRS kayıtlarının ilgili yerlerden getirtilmesini istemiştir. Bu kayıtlar, nüfus kaydından bağımsız veri kaynakları olarak değerlendirilmiştir.

E-Devlet'te görünen ama tanınmayan bir çocuk kaydı nasıl iptal edilir?

Bu dosyada talep 5490 sayılı Kanun’un 40. maddesine dayandırılmıştır. Bu madde usulüne göre düzenlenmemiş bir belgeye dayanılarak tesis edilen nüfus kayıtlarının mahkeme kararıyla iptalini düzenler. Yargıtay, böyle bir davada kayıttaki kişinin gerçekten var olup olmadığının kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç, dosyadaki delillere göre değişir.

Doğumu bildirenin kendisi olması davayı kaybettirir mi?

Alt mahkemeler, doğum bildiriminin davacı tarafından yapılmasını ve boşanma dosyasındaki beyanları ret gerekçesi yapmıştır. Yargıtay ise bu çelişkilerin davacıya açıklattırılması ve ardından kişinin okul, medula ve MHRS kayıtlarının araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Nüfusta görünen kişiye tebligat yapılamazsa ne olur?

Bu dosyada kişinin MERNİS adresi bulunamamış ve emniyet araştırmasında da adresine ulaşılamamıştır. Yargıtay, kişinin gerçekten var olduğu anlaşılırsa davaya usulüne uygun şekilde dahil edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Nüfus kaydı düzeltme davası hangi mahkemede görülür?

5490 sayılı Kanun’un 36. maddesine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır ve nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuruyla görülür.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, medeni hukuka ilişkin diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Kararda yer alan tarihler ilgili dosyaya özgüdür. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud