Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Sahte EFT Ekranı Nitelikli mi? – Yargıtay 11. CD 2026/3212

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde satıcıyı ikna etmenin en kısa yolu, telefona gelen bir “para gönderildi” ekranıdır. Satıcı ekranı görür, malı yola çıkarır; birkaç saat sonra hesabına hiçbir paranın girmediğini fark eder. Böyle bir olayda ceza hukukunun sorduğu soru, “dolandırıcılık var mı?” sorusundan çok daha incedir: Failin gösterdiği şey bir bankanın ürettiği belgenin görüntüsü olduğuna göre, suç bankanın araç olarak kullanılması suretiyle işlenmiş nitelikli dolandırıcılık mıdır, yoksa sıradan bir aldatma mı? Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 25.03.2026 tarihli ve E.2023/6051, K.2026/3212 sayılı kararıyla bu soruya açık bir cevap vermiş; aynı kararda zararın istinaf aşamasında giderilmesinin ceza indirimine etkisini de ele almıştır.

Karar, 1.500 TL gibi küçük bir tutarı konu alsa da, yatırım dolandırıcılığı dosyalarında sıkça görülen “sahte dekont”, “sahte transfer ekranı” ve “ödeme yapıldı bildirimi” gibi araçların hukuki niteliğini belirlemesi bakımından geniş bir uygulama alanına sahiptir.

Kısa özet: Bir internet sitesinde satılık otomobil lastiği ilanı veren katılan ile sanık 1.500 TL bedel üzerinde anlaşmış; sanık, ödemeye ilişkin EFT talimatı verdiğini gösteren bir ekran görüntüsünü katılana göndermiş, katılan da lastikleri otobüsle yollamıştır. Para katılanın hesabına hiç gelmemiştir. İlk derece mahkemesi beraat kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi duruşma açarak basit dolandırıcılıktan (TCK m.157/1) mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 25.03.2026 tarihinde, EFT talimatı ekran görüntüsünün bankanın maddi varlıklarından olduğunu, eylemin TCK m.158/1-f kapsamında kaldığını belirtmiş; ayrıca zararın hüküm öncesinde giderilmesine rağmen TCK m.168/2 yerine üçte bir indirim yapılmasını da hukuka aykırı bularak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

🛞 Lastik ilanından ceza dosyasına

Katılan, bir internet sitesinde satılık otomobil lastiği ilanı vermiştir. Sanık ilandaki numarayı arayarak lastikleri satın almak istediğini söylemiş, taraflar 1.500 TL bedel üzerinde anlaşmıştır. Ardından sanık, anlaşılan paraya ilişkin EFT talimatı verdiğine dair ekran görüntüsünü katılana göndermiştir.

Ödemenin yapıldığına inanan katılan lastikleri sanığa otobüsle göndermiş; ancak katılanın banka hesabına herhangi bir para gönderilmemiştir. Sanık ise savunmasında kendisine ayıplı mal yollandığını, bu nedenle malı kabul etmediğini ve lastiklerin geri götürülmesi için otobüs muavinine para verdiğini ileri sürmüştür.

Dosyanın ilginç yönü, sanığın daha sonra katılanın zararını gidermiş olmasıdır. Kararda bu ödemenin 30.11.2022 tarihinde yapıldığı belirtilmektedir. Bu tarih, aşağıda görüleceği üzere, bölge adliye mahkemesinin hükmüyle aynı gündür ve indirim oranının belirlenmesinde belirleyici rol oynamıştır.

🏛️ Beraat, mahkûmiyet ve bozma: üç aşamalı yargılama

İlk derece: Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 30.06.2022 tarihli ve 2022/122 Esas, 2022/193 Karar sayılı kararıyla, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar vermiştir.

İstinaf: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 30.11.2022 tarihli ve 2022/689 Esas, 2022/1048 Karar sayılı kararıyla duruşma açmış, beraat hükmünü kaldırmış ve sanığı basit dolandırıcılık suçundan TCK m.157/1, 168/2, 50, 52 ve 62 uyarınca cezalandırmıştır. Kararda sonuç ceza “hapisten çevrili 12.000 TL adli para cezası ve 2.200 TL adli para cezası” olarak aktarılmıştır.

Temyiz: Cumhuriyet savcısı, sanığın katılana bankanın maddi varlığı olan banka dekontunu göndermesi nedeniyle eylemin nitelikli dolandırıcılık oluşturduğunu ileri sürmüştür. Sanık ise ayıplı mal savunmasını tekrarlamış, ayrıca avukatı olmadığı hâlde duruşma zaptına avukatının bulunduğunun yazıldığını ve sözlerinin tutanağa geçirilmediğini belirtmiştir.

Yargıtay: Hüküm, 5271 sayılı CMK m.302/2 uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak ve oy birliğiyle bozulmuş; dosya CMK m.304/2 gereğince Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmiştir.

📎 Karar metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Karar Arama sisteminde daire, esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🔍 “Bankanın araç olarak kullanılması” ne demektir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, dolandırıcılığın “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenler. Uygulamada sıkça karıştırılan (l) bendi ise farklı bir durumu, failin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtmasını ya da bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesini karşılar. İncelenen kararda uygulanan hüküm (f) bendidir.

Daire, somut olayı şu cümleyle nitelendirmiştir: Sanık, “katılana bankanın maddi varlıklarından olan EFT talimatının ekran görüntüsünü göndererek lastiklerin teslimini sağlamak suretiyle katılanı dolandırdığı” için eylem TCK m.158/1-f kapsamındadır. Bölge adliye mahkemesinin basit dolandırıcılıktan hüküm kurması “suç vasfında yanılgı” olarak değerlendirilmiştir.

  • Hile aracı bankaya ait bir çıktıdır: EFT talimatı ekranı, bir bankanın olağan faaliyeti sırasında ürettiği bir kayıttır; kararda “bankanın maddi varlığı” olarak nitelenmiştir.
  • Aldatılan kişi katılandır: Bankanın kendisinin aldatılması aranmamıştır; bankaya ait belge görüntüsünün mağduru ikna etmek için kullanılması yeterli görülmüştür.
  • Malvarlığı devri aldatmanın sonucudur: Katılan, ödeme yapıldığı inancıyla lastikleri göndermiştir; illiyet bağı bu noktada kurulmuştur.
  • Ceza aralığı değişir: TCK m.158/1’in son cümlesine göre (f) bendinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

TCK m.157/1’e göre basit dolandırıcılıkta ceza bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası iken, (f) bendinin uygulanması hâlinde dört yıllık alt sınır ve menfaatin iki katından az olmayan adli para cezası devreye girer; bu fark, sonuç cezanın belirlenmesini doğrudan etkiler.

⚖️ Salt havale ile nitelikli hâl arasındaki sınır

Bu karar, bankaların işin içinde olduğu her dolandırıcılığın (f) bendine gireceği anlamına gelmez. 11. Ceza Dairesinin istikrarlı uygulamasında, bankanın yalnızca ödeme aracı olarak kullanılması, yani mağdurun aldatıldıktan sonra parayı kendi iradesiyle bir hesaba göndermesi, tek başına nitelikli hâli oluşturmaz. Nitekim Dairenin 23.01.2025 tarihli ve E.2022/2138, K.2025/1201 sayılı kararında, “bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu nitelikli hâlin uygulanamayacağı” açıkça ifade edilmiştir.

Nitelikli hâlin ölçütü, Dairenin 09.12.2025 tarihli ve E.2022/8935, K.2025/15958 sayılı kararında şöyle tarif edilmiştir: Dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken “banka veya diğer kredi kurumunun mutat faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerinden yararlanılması ya da banka ve kredi kurumlarının mutat faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılması” gerekir. Aynı kararda banka dekontu da bankanın maddi varlığı sayılmıştır.

Bu iki ölçüt yan yana konduğunda ayrım netleşir: Para aldatılan kişi tarafından bankaya talimatla gönderiliyorsa banka yalnızca bir ödeme kanalıdır. Buna karşılık failin hileyi bankanın ürettiği bir belge veya kayıt üzerinden kurması, örneğin sahte ya da gerçekleşmemiş bir transferin dekontunu veya ekranını göstermesi hâlinde banka, aldatmanın bizzat aracı hâline gelir. İncelenen kararda da belirleyici olan, paranın bankaya gönderilmesi değil, hiç gönderilmemiş bir paranın banka çıktısıyla “gönderilmiş gibi” gösterilmesidir.

Benzer bir nitelendirme tartışmasının noter işlemleri üzerinden yapıldığı dosya için serideki noter devriyle araç dolandırma kararı incelenebilir; orada tartışılan, TCK m.158/1-d’deki kamu kurumunun araç olarak kullanılması hâlidir.

🧾 Ekran görüntüsü, dekont ve banka kayıtları

Sahte ödeme ekranı iddialarında ceza dosyasının çekirdeğini genellikle üç tür delil oluşturur: mağdura gönderilen görüntü ve yazışma kayıtları, mağdurun hesap hareketleri ve failin hesabında gerçekten bir EFT talimatı oluşturulup oluşturulmadığına ilişkin banka kayıtları.

İncelenen dosyada Daire, ekran görüntüsünün sahte olarak üretilmiş mi, yoksa gerçek bir talimat ekranı olup sonradan iptal mi edildiği ayrımına girmemiştir. Kararda kullanılan ifade, sanığın “EFT talimatı verdiğine dair ekran görüntüsünü” gönderdiği ve paranın katılanın hesabına ulaşmadığıdır. Nitelendirme bakımından belirleyici görülen, görüntünün banka faaliyetinin ürünü olarak sunulması ve katılanın bu görüntüye güvenerek malı teslim etmesidir.

Sanığın “ayıplı mal” savunması ise suç vasfına ilişkin bozma gerekçesinde ayrıca tartışılmamıştır. Daire, olayın kabul edilen şekline göre değerlendirme yapmış; ilk bozma gerekçesini doğrudan hukuki nitelendirmeye dayandırmıştır. Önceden doğmuş borç ilişkisi ile hileli davranış arasındaki ayrım için serideki havale karinesine ilişkin karar de karşılaştırma imkânı sunar.

💰 Zararın giderildiği aşama ve indirim oranı

Kararın ikinci bozma gerekçesi, etkin pişmanlık indiriminin oranına ilişkindir. TCK m.168’e göre dolandırıcılık suçunda zararın kovuşturma başlamadan önce tamamen giderilmesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadarı (m.168/1), kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmezden önce giderilmesi hâlinde ise yarısına kadarı (m.168/2) indirilir.

Bölge adliye mahkemesi, sanığın zararı “kovuşturma aşamasından sonra, istinaf aşamasında” giderdiğinden bahisle cezadan yalnızca üçte bir oranında indirim yapmıştır. Daire bu yaklaşımı kabul etmemiştir. Kararda, sanığın 30.11.2022 tarihinde katılanın zararını gidermesi karşısında TCK m.168/2 uyarınca “verilecek cezanın yarısına kadarının indirilmesi gerektiği” belirtilmiş ve yapılan uygulama “fazla ceza tayini” olarak nitelendirilmiştir.

Bu tespit, istinaf aşamasının etkin pişmanlık bakımından ayrı bir kategori olmadığını gösterir. Bölge adliye mahkemesi duruşma açıp yeniden hüküm kurduğunda, bu hükümden önce yapılan ödeme “hüküm verilmezden önce” yapılmış sayılmaktadır. Kanun, m.168/2 kapsamında yarıya kadar indirim öngördüğüne göre, indirim oranı somut olayın özellikleri gözetilerek bu sınır içinde takdir edilecektir.

Etkin pişmanlığın farklı sanıklar arasındaki etkisini tartışan bir örnek için serideki zararın diğer sanık tarafından giderilmesine ilişkin karar incelenebilir.

Karardaki ilkelerin somut bir dosyaya nasıl yansıyacağı, olayın delil durumuna ve yargılama aşamasına göre farklılık gösterir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

❓ Sık sorulan sorular

Sahte ödeme ekranı göstermek neden basit dolandırıcılık sayılmadı?

Daire, EFT talimatı ekran görüntüsünü “bankanın maddi varlıklarından” biri olarak kabul etmiştir. Hile, bankanın faaliyeti sonucu üretilen bir belge üzerinden kurulduğu için eylem TCK m.158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmiştir.

Mağdurun parayı bankadan göndermesi de nitelikli hâl midir?

Dairenin uygulamasına göre tek başına değildir. E.2022/2138, K.2025/1201 sayılı kararda bankanın yalnızca ödeme aracı olarak kullanılması hâlinde bu nitelikli hâlin uygulanamayacağı belirtilmiştir. Belirleyici olan, bankanın veya bankaya ait bir belgenin aldatmanın aracı olup olmadığıdır.

Zarar istinaf aşamasında ödenirse hangi indirim uygulanır?

Kararda, zararın bölge adliye mahkemesinin hükmünden önce giderildiği durumda TCK m.168/2’nin uygulanması, yani cezanın yarısına kadar indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir. İstinaf aşamasında olunduğu gerekçesiyle daha düşük oranda indirim yapılması fazla ceza tayini sayılmıştır.

(f) bendi ile (l) bendi arasındaki fark nedir?

(f) bendi bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasını; (l) bendi ise failin kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtmasını veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesini düzenler. İncelenen kararda uygulanan hüküm (f) bendidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; karar özeti Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yayımlanmış karar metninden aktarılmış olup ceza yargılamasında her dosya kendi delil durumu ve yargılama aşaması içinde değerlendirilir. Yazıya dayanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu