Nüfus Düzeltme mi Soybağı Reddi mi? – Yargıtay HGK 2026/256

Nüfus kütüğünde abla olarak görünen kişi, gerçekte amcanın kızıysa bu yanlışlık hangi davayla ve hangi mahkemede giderilir? Soru basit görünse de cevabı, davanın kaderini belirler. Uyuşmazlık “soybağının reddi” olarak nitelendirilirse aile mahkemesi görevlidir ve Türk Medeni Kanunu’nun kısa hak düşürücü süreleri devreye girer. “Nüfus kaydının düzeltilmesi” olarak nitelendirilirse asliye hukuk mahkemesi görevlidir ve dava, zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her türlü delille görülebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.04.2026 tarihli ve E.2025/340, K.2026/256 sayılı kararıyla, 1950 doğumlu bir kişinin gerçeğe aykırı beyanla başka bir erkeğin çocuğu gibi nüfusa yazıldığı iddiasıyla açılan davayı nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak nitelendirmiştir. Kurul, aile mahkemesi sıfatıyla esasa girilerek hak düşürücü süreden ret kararı verilmesini doğru bulmamış, ilk derece mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla ve kesin olarak bozmuştur.
👪 Abla görünen kişi, gerçekte amcanın kızı mı?
Dava dilekçesine göre nüfus kayıtlarında davacının ablası olarak görünen 01.01.1950 doğumlu davalı, gerçekte davacının amcasının kızıdır. Davacının anlatımına göre amca, çocuğun doğumundan kısa süre sonra ölmüş; bunun üzerine davacının babası ile çocuğun annesi evlenmiş ve çocuk, gerçeğe aykırı biçimde davacının babasının çocuğu olarak kütüğe yazılmıştır. Davalılar arasında, aynı iddiaya konu 01.01.1946 doğumlu diğer kardeş de bulunmaktadır.
Davacı 27.05.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini netleştirmiştir: davanın, davalıların nüfusta baba olarak görünen kişi kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğunu, soybağının reddi veya babalık hükmü kurulması gibi bir taleplerinin bulunmadığını açıkça belirtmiştir.
Davalılardan biri ise davacının başkasının nüfus kaydının düzeltilmesini isteme yetkisi bulunmadığını, soybağının TMK 282’ye göre kurulduğunu ve davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunmuştur. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
🗂️ Kısmen kabulden direnmeye uzanan yargılama
Dosya, Hukuk Genel Kuruluna ulaşmadan önce altı ayrı karar aşamasından geçmiştir:
| Aşama | Sonuç ve gerekçe |
|---|---|
| İlk derece mahkemesi (02.02.2022, E.2019/152, K.2022/23) | 02.12.2021 tarihli raporla davalının babasının kayıttaki kişi olmadığı tespit edildi; biyolojik baba olduğu ileri sürülen kişinin mezar yeri bulunamadığından bu yöndeki iddia ispatlanamadı. Kısmen kabul. |
| Bölge adliye mahkemesi (18.04.2022, E.2022/789, K.2022/743) | Davanın soybağının reddi ve babalık talepli olduğu, aile mahkemesinin görevli bulunduğu, nüfus müdürlüğünün taraf sıfatı olmadığı ve bu tür davaların özel vekâletname gerektirdiği belirtilerek karar kaldırıldı. |
| İlk derece mahkemesi (28.03.2023, E.2022/73, K.2023/41) | Annenin 01.01.1945’te kayıttaki babayla evlendiği, soybağının TMK 285/1 babalık karinesiyle kurulduğu, kayıttaki babanın 16.09.2007’de öldüğü ve TMK 289’daki bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle ret. |
| Bölge adliye mahkemesi (06.09.2023, E.2023/1647, K.2023/1477) | Nüfus kaydının gerçeğe aykırı oluşturulduğundan söz edilemeyeceği, karinenin aksinin ancak soybağının reddi davasıyla ispatlanabileceği, ıslahın sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddi. |
| Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (23.01.2024, E.2023/10201, K.2024/432) | Davanın nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu, asliye hukuk mahkemesinin görevli bulunduğu, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esasa girildiği gerekçesiyle oy birliğiyle bozma. |
| İlk derece mahkemesi direnme kararı (E.2024/34, K.2024/137) | Dosya kapsamına göre davanın soybağının reddine ilişkin olduğu ve aile mahkemesinin görevli bulunduğu gerekçesiyle direnme. |
Özel Daire bozma kararında, 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile HMK 33’e dayanarak maddi olayları açıklamanın taraflara, bunları hukuken nitelemenin ise hâkime ait olduğunu hatırlatmıştır. Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık, davanın hukuki niteliği itibarıyla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi mi yoksa aile mahkemesi mi olduğudur.
📋 İki dava, iki ayrı rejim: tablo hâlinde karşılaştırma
Kurul, iki davanın sonuç bakımından benzediğini (her ikisinde de kişi haneden çıkarılabilir), ancak içerik ve yargılama kuralları bakımından birbirinden ayrıldığını vurgulamıştır. Karardaki açıklamalar ve ilgili mevzuat birlikte okunduğunda fark şöyle özetlenebilir:
| Ölçüt | Soybağının (nesebin) reddi | Nüfus kaydının düzeltilmesi |
|---|---|---|
| Kaydın niteliği | Kayıt doğru biçimde oluşmuş ve tescil edilmiştir; dava ile sonradan “teknik anlamda” yanlışa dönüştürülür. | Kayıt gerçeği yansıtmaz; baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmiştir. |
| Süre | Hak düşürücü sürelere bağlıdır (TMK 289; çocuğun doğduğu dönemde yürürlükte olan 743 sayılı Kanun m.242’de koca için bir aylık süre). | Zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı değildir. |
| Delil | Babalık karinesinin çürütülmesine yöneliktir (TMK 285-286). | Her türlü delile başvurulabilir. |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi (4787 sayılı Kanun m.4). | Asliye hukuk mahkemesi. |
| Dayanak | Evlilik içi doğum ve babalık karinesi. | 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.35: kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça kütükteki kayıt düzeltilemez. |
🏛️ Kurul çoğunluğu neden nüfus davası dedi?
Kurul çoğunluğunun gerekçesi birkaç adımda ilerlemektedir:
- TMK 282 uyarınca ana ile çocuk arasındaki soybağı doğumla, baba ile çocuk arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur; ayrıca evlat edinme ve resmî evlenme dışındaki birleşmelerden doğan çocukların kaydına ilişkin özel kanunlar yoluyla da soybağı düzeltilebilir.
- Nesebin reddi davası, kocanın evlilik içinde ya da evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun kendisinden olmadığını ileri sürmesine dayanır. Kurula göre somut olayda davacının babası ile davalıların annesi arasında hiçbir zaman evlenme akdi gerçekleşmemiştir.
- Dava dilekçesindeki iddia, davalıların “yanıltıcı ve gerçeğe aykırı beyanla” davacının babasının çocuğu gibi kütüğe işlendiğidir. Bu iddia, baştan yanlış oluşturulmuş bir kaydın düzeltilmesi talebidir.
- Kurul, aynı ilkelerin Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2008 tarihli ve 2008/2-36 E., 2008/47 K. sayılı kararında da benimsendiğini belirtmiştir.
Bu nedenle Kurula göre talep soybağının reddi veya babalık davası olarak kabul edilemez; asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekirken yanlış nitelendirmeyle esasa girmesi doğru bulunmamıştır. Görüşmeler sırasında, 24.03.1958 tarihli tescil belgesi ve 6652 sayılı Kanun nedeniyle anne ile kayıttaki babanın 01.01.1945’ten itibaren evli sayılması ve çocukların evlilik içi doğmuş kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla aile mahkemesinin görevli olduğu görüşü ileri sürülmüş; ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Direnme kararı HMK 371 uyarınca bozulmuş, dosya HMK 373/1 uyarınca kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
🔍 Karşı oy: babalık karinesi ve 6652 sayılı Kanun
Kararın değerini artıran unsurlardan biri, ayrıntılı karşı oy yazısıdır. Karşı oyda çoğunluktan farklı olarak şu tespitlere yer verilmiştir:
- TMK 36/1’e göre kişisel durum resmî sicille belirlenir; TMK 39 ve 5490 sayılı Kanun m.35/1 uyarınca kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça kütükteki kayıt düzeltilemez.
- Nüfus kayıtlarına göre davalının annesi ile kayıttaki babası 01.01.1945’te evlenmiş, davalı 01.01.1950’de bu evlilik içinde doğmuştur. Kayıtlar, 6652 sayılı Tescil Edilmeyen Birleşmeler ile Bunlardan Doğan Çocukların Cezasız Tescili Hakkında Kanun’a dayanan 24.03.1958 tarihli başvuruyla oluşmuştur.
- 6652 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre bu tescillere karşı ilgililer öğrendikleri tarihten itibaren altı ay içinde dava açabilir; bu süre çoktan geçtiği için uyuşmazlık mevcut kayıtlara göre çözülmelidir.
- Mevcut kayıtlara göre TMK 285 babalık karinesi kayıttaki baba lehinedir ve bu karine ancak TMK 286’daki soybağının reddi davasıyla çürütülebilir; asliye hukuk mahkemesinde kayıt düzeltme yoluyla baba adını değiştirerek soybağını ortadan kaldırmak mümkün değildir.
- Soybağının reddi davasında görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesidir; bu nedenle direnme kararı onanmalıdır.
Karşı oy ile çoğunluk arasındaki temel ayrılık, kayıttaki evliliğin varlığına ne kadar ağırlık verileceğidir. Çoğunluk, iddianın özüne, yani kaydın baştan gerçeğe aykırı beyanla oluşturulduğu iddiasına bakmış; karşı oy ise kayıtların mevcut hâline ve bu kayıtların doğurduğu babalık karinesine öncelik vermiştir.
📌 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, soybağı uyuşmazlıklarında dava türünün belirlenmesine ilişkin önemli bir ölçüt sunmaktadır:
- Davanın adı değil, ileri sürülen olaylar belirleyicidir; hukuki nitelendirme hâkime aittir.
- Kaydın baştan gerçeğe aykırı beyanla oluşturulduğu iddiası, Kurul çoğunluğuna göre nüfus kaydının düzeltilmesi davasının konusudur.
- Bu nitelendirme, TMK 289’daki bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkiler.
- Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevsiz mahkemenin esasa girerek verdiği karar bu gerekçeyle bozulmuştur.
Kararın sınırı da belirtilmelidir: Hukuk Genel Kurulu davalıların gerçekte kimin çocuğu olduğu konusunda bir sonuca varmamış, yalnızca davanın hangi mahkemede ve hangi kurallarla görüleceğini belirlemiştir. Soybağının reddi davasında kimin dava açabileceğine ilişkin soybağının reddini kim açabilir yazısı ile babalık davasında DNA incelemesini ele alan kimliksiz çocukta babalık davası yazısı bu kararla birlikte okunabilir.
❓ Merak edilenler
Kardeş olarak görünen birinin nüfus kaydı için davayı başka bir kardeş açabilir mi?
Bu dosyada dava, kayıtta kardeş görünen kişi tarafından açılmıştır. Hukuk Genel Kurulu, nüfus kütüğündeki doğru olmayan kayıtların ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak kayıt düzeltme davasıyla düzeltilebileceğini belirtmiştir. Kurul ayrıca, bu davanın soybağının reddi davası olarak nitelendirilemeyeceğini kabul etmiştir; soybağının reddi davasını açabilecek kişiler ise TMK’da ayrıca sayılmıştır.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davası için bir süre sınırı var mı?
Hukuk Genel Kurulu, nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davaların zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmadığını ve bu davalarda her türlü delile başvurulabileceğini vurgulamıştır. İlk derece mahkemesinin TMK 289’daki bir yıllık süreye dayanan ret kararı, davayı soybağının reddi olarak nitelendirmesinden kaynaklanmıştır.
Davacı “soybağının reddini istemiyorum” dedi diye dava nüfus davası mı sayıldı?
Hayır. Özel Daire ve Kurul, maddi olayları açıklamanın taraflara, hukuki nitelendirmenin ise hâkime ait olduğunu belirtmiştir. Belirleyici olan, ıslah dilekçesindeki ifade değil, kaydın gerçeğe aykırı beyanla baştan yanlış oluşturulduğu iddiası ve Kurula göre ilgili kişiler arasında bir evlenme akdinin bulunmamasıdır.
Bu kararla davalıların babası değiştirilmiş oldu mu?
Hayır. Kurul yalnızca görev konusunu çözmüş ve direnme kararını bozmuştur. Dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş olup, Özel Daire bozma kararına göre asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek işlem yapılacaktır. Kaydın düzeltilip düzeltilmeyeceği, görevli mahkemede yapılacak yargılamanın sonucuna bağlıdır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararını bozan ilamından, bu ilamda aktarılan ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Özel Daire kararlarından ve karşı oy yazısından derlenmiştir. Değerlendirme, kayıtların 1950’li yıllarda özel bir tescil kanununa dayanılarak oluşturulduğu somut dosyaya dayanmaktadır; evlilik kaydının varlığı, tescilin dayanağı ve ileri sürülen olaylar farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



