Emsal KararlarGayrimenkul Hukukuİcra Hukuku

Tazminat İlamı Kesinleşmeden İcra – Yargıtay HGK 2026/407

Tapu iptali ve tescil istemiyle başlayan bir dava, yargılama sürerken taşınmazın icra yoluyla üçüncü kişiye satılması nedeniyle para alacağına dönüşürse, sonunda verilen tazminat kararı hangi kurala tabi olur? Taşınmaz davalarına özgü “kesinleşmeden yerine getirilemez” kuralı mı uygulanır, yoksa sıradan bir para alacağı gibi ilam kesinleşmeden de icraya konulabilir mi? Bu soru, özellikle uzun süren taşınmaz davalarında alacaklının tahsil imkânını yıllarca etkileyebilecek niteliktedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli ve E.2025/704, K.2026/407 sayılı kararıyla bu soruyu yanıtlamıştır. Kurul, ilamlı icra bakımından belirleyici olanın davanın türü değil hükmün niteliği olduğunu kabul etmiş; tapu sicilinde değil yalnızca malvarlığında değişiklik doğuracak bir tazminat hükmünün kesinleşme beklenmeden takibe konulabileceğine karar vererek bölge adliye mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla ve kesin olarak onamıştır.

Kısa özet: Davacı, asliye hukuk mahkemesinde tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmazsa tazminat istemiştir. Yargılama sırasında taşınmaz icra müdürlüğünce üçüncü kişiye ihale edildiğinden tapu iptali ve tescil talebi reddedilmiş, 140.000 Euro tazminata hükmedilmiştir. Alacaklı bu ilamı kesinleşmeden icraya koymuş; borçlu, ilamın taşınmazın aynına ilişkin olduğunu ileri sürerek şikâyet yoluna gitmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kesinleşme şartı arandığı görüşündeyken bölge adliye mahkemesi direnmiş, Hukuk Genel Kurulu direnme kararını onamıştır.

🔎 Temel soru: dava türü mü, hüküm fıkrası mı?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda genel kural, kanun yoluna başvurunun kararın icrasını durdurmamasıdır. Bir ilam, istinaf veya temyiz aşamasında olsa bile kural olarak icra takibine konu edilebilir. Kanun koyucu bu kurala istisna getirmiş; kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceğini düzenlemiştir.

Somut uyuşmazlıkta tartışma, bu istisnanın kapsamına ilişkindir. Davanın konusu başlangıçta taşınmazın aynına ilişkin olsa da hüküm fıkrasında yalnızca para alacağı yer almaktadır. Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı şu şekilde tanımlamıştır: tapu iptali ve tescil mümkün olmaması hâlinde tazminat talep edilen davada tazminata hükmedilmesi karşısında kararın kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilip edilemeyeceği.

🏠 Dosyanın öyküsü: terditli dava ve ihale

Karar metninden anlaşıldığı kadarıyla olaylar şu sırayla gelişmiştir:

  • Davacı, Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde terditli bir dava açmış; öncelikle taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, bu mümkün olmazsa tazminatı talep etmiştir.
  • Yargılama sürerken dava konusu taşınmaz, icra müdürlüğünce yapılan ihale ile dava dışı üçüncü kişiye satılmıştır.
  • Mahkeme 17.03.2021 tarihli ve 2014/559 Esas, 2021/220 Karar sayılı ilamıyla tapu iptali ve tescil talebini konusuz kaldığı için reddetmiş, tazminat talebini kabul ederek 140.000 Euronun faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmetmiştir. Faiz başlangıcı sonradan tavzih şerhiyle 06.11.2009 olarak düzeltilmiştir.
  • Alacaklı vekili 26.12.2023 tarihinde bu ilama dayanarak ilamlı icra takibi başlatmış; 140.000 Euro asıl alacak, 63.913,58 Euro işlemiş faiz ve diğer kalemlerle birlikte toplam 203.913,58 Euro ve 61.605,04 TL talep etmiştir.

Borçlu vekili icra mahkemesine şikâyette bulunarak takibe dayanak ilamın konusunun tapu iptali ve tescil olduğunu, ilamın taşınmazın aynına ilişkin olması nedeniyle kesinleşmeden icraya konulamayacağını ileri sürmüştür. Alacaklı vekili ise takibin yalnızca tazminat alacağına yönelik olduğunu, tapu iptali ve tescil talebinin reddine ilişkin kısmı istinaf etmediklerini ve ilamın sicilde değişiklik yaratacak nitelikte olmadığını savunmuştur.

⚖️ Mahkemeler arasındaki görüş ayrılığı

MerciSonuç ve gerekçenin özü
İcra mahkemesi (06.02.2024, E.2024/15, K.2024/91)Dava terditli olarak tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemli olduğundan ilamın konusu taşınmazın aynına ilişkindir; kesinleşmeden takibe konulamaz. Şikâyet kabul edilmiş, takip borçlu yönünden iptal edilmiştir.
Antalya BAM 12. HD (04.12.2024, E.2024/708, K.2024/2788)İlam tapu sicil kayıtlarında değil malvarlığında değişiklik doğurur; kesinleşme gerekmez. İlk derece kararı kaldırılmış, şikâyet oy çokluğuyla reddedilmiştir.
Yargıtay 12. HD (05.03.2025, E.2025/567, K.2025/1966)İlamda taşınmazın aynı tartışılarak sonuca varılmışsa, tazminata hükmedilmiş olsa da infaz için kesinleşme aranır; davanın reddedilmiş olması bunu değiştirmez. Bozma.
Antalya BAM 12. HD direnme (E.2025/689, K.2025/1077)Önceki gerekçe tekrarlanarak direnme kararı verilmiştir.
Yargıtay HGK (24.06.2026, E.2025/704, K.2026/407)Direnme kararı usul ve yasaya uygundur; onama. Oy çokluğu, kesin.

Görüldüğü üzere Özel Daire “ilamda ne tartışıldı?” sorusunu esas alırken, bölge adliye mahkemesi “ilamın icrası neyi değiştirir?” sorusunu esas almıştır. Hukuk Genel Kurulu ikinci yaklaşımı benimsemiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun direnme kararını onayan ilamı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; kararda geçen doktrin atıfları anonimleştirilmiştir.

📜 HMK 350/2 ve 367/2: kesinleşme şartının amacı

Kurul, istisna hükmünün neden konulduğunu açıklayarak işe başlamıştır. Kararda yer alan değerlendirmeler özetle şöyledir:

  • HMK’nın 350/1 ve 367/1. maddelerine göre istinaf ve temyiz kararın icrasını durdurmaz; ilamlı icra için hükmün kesinleşmesi kural olarak şart değildir.
  • Aynı maddelerin ikinci fıkraları ise kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceğini öngörür. Benzer kural mülga HUMK’nın 443/4. maddesinde de yer almaktaydı.
  • Bu istisnanın nedeni, söz konusu ilamların icrasının tapu sicili veya nüfus sicili gibi kayıtlarda değişiklik gerektirmesi ve hükmün bozulması hâlinde eski durumun iadesinin son derece güçleşmesidir.
  • Tapu sicilinde kesinleşmeden yapılan değişiklikler, sonradan ilamın bozulmasıyla yeniden değişikliğe yol açar; bu arada sicile güvenerek hak edinen iyi niyetli kişilerin durumu ayrıca tartışma konusu olur. Kanun koyucu bu telafisi güç sakıncaları önlemek istemiştir.
  • Para alacaklarında ise İİK’nın 40/2. maddesi, ilam bozulduğunda icranın eski hâline iadesini düzenleyerek alternatif bir güvence sağlar.

Kurul ayrıca Anayasa Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli ve 2015/104 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararına değinmiştir. Bu kararda, kesinleşme şartını öngören düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olmadığı ve kesinleşmeden icra edilen bazı ilamların bozulması hâlinde icranın iadesinin mümkün olamayabileceği vurgulanmıştır.

🧭 Kurulun ölçütü: sicilde değişiklik doğuyor mu?

Kararın merkezinde, ilamlı icrada icra müdürünün neye bakacağı sorusu bulunmaktadır. Kurula göre bir ilamın infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. İcra müdürünün ilamı yorumlama, değiştirme veya tavzih etme yetkisi yoktur; hükmü olduğu gibi uygulamakla yükümlüdür.

Bu çerçevede Kurul şu sonuçlara ulaşmıştır:

  • Takibe konu ilamda para alacağı hüküm altına alınmış, takipte de yalnızca bu alacağın tahsili istenmiştir. Bu nedenle somut olayda taşınmaz mal ile ilgili ayni hakka ilişkin bir karar bulunmamaktadır.
  • İlamın cebri icra yoluyla yerine getirilmesi tapu sicilinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacaktır.
  • Bir kararın taşınmaz mal ile ilgili ayni hakka ilişkin olup olmadığı belirlenirken, kararın yerine getirilmesinin tapu sicilinde değişikliğe yol açıp açmayacağı gözetilmelidir.
  • Aksi kabulde icra müdürünün hüküm fıkrasını bırakıp davanın türünü ve niteliğini araştırması gerekir; bu, hem yasal hem de fiilî olarak mümkün değildir.
  • Kurulun ifadesiyle ilamlı icra bakımından önemli olan davanın türü değil, hükmün niteliğidir.

Kurul bu yaklaşımın yeni olmadığını da belirtmiş; 29.03.2023 tarihli ve 2022/12-692 Esas, 2023/264 Karar sayılı kararı ile malvarlığında değişiklik yaratan ilamlara ilişkin 28.12.2022 tarihli (2021/12-281 E., 2022/1937 K.) ve 10.11.2020 tarihli (2017/8-2833 E., 2020/855 K.) kararlarına atıf yapmıştır. Hüküm bölümünün aynen infazı ilkesine ilişkin olarak da 11.03.2026 tarihli ve 2025/12-286 Esas, 2026/145 Karar sayılı kararını anmıştır.

🗣️ Azınlıkta kalan görüş

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Görüşmeler sırasında bir kısım üye, Özel Dairenin bozma gerekçesini savunmuştur. Bu görüşe göre HMK’daki düzenleme “taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar” ifadesini kullanmaktadır; takibe dayanak ilamda taşınmazın aynına ilişkin hususlar tartışılarak sonuca varılmıştır ve neticede tazminata karar verilmiş olsa da infaz için kesinleşme aranmalıdır. Kurul çoğunluğu, yukarıda açıklanan nedenlerle bu görüşü benimsememiştir.

İki görüş arasındaki fark, uygulamada önemlidir. Azınlık görüşü, davanın konusu ve yargılamada tartışılan meseleleri esas alırken; çoğunluk görüşü, icra organının denetleyebileceği tek unsur olan hüküm fıkrasını ve icranın somut etkisini esas almaktadır.

📌 Uygulamaya yansıyabilecek sonuçlar

Karar, taşınmaz kaynaklı uyuşmazlıkların icra aşamasına ilişkin şu değerlendirmelere imkân vermektedir:

  • Tapu iptali ve tescil ile terditli olarak istenen tazminata hükmedilmesi hâlinde, tazminat ve buna bağlı fer’iler kesinleşme beklenmeden ilamlı takibe konulabilir.
  • Belirleyici ölçüt, icranın tapu sicilinde değişiklik gerektirip gerektirmediğidir. Sicilde iptal, tescil veya terkin gerektiren hükümler bakımından kesinleşme şartı varlığını korur.
  • Kesinleşmeden icraya konulan para alacağı ilamının sonradan bozulması hâlinde, İİK’nın 40/2. maddesindeki icranın iadesi mekanizması gündeme gelir.
  • Kararın hükmü, icra müdürünün ilamı yorumlama yetkisinin bulunmadığı ilkesiyle de doğrudan bağlantılıdır.

Kararın sınırı da belirtilmelidir: Hukuk Genel Kurulu, takibe dayanak tazminat hükmünün esasen doğru olup olmadığını incelememiştir. Uyuşmazlık yalnızca ilamın kesinleşmeden icraya konulup konulamayacağına ilişkindir. İlamlı takibin başka bir yönüne, ilam alacağının devrine ilişkin temlik alanın ilamlı takibi yazısı ile tapu iptali davalarında kesin hüküm etkisini ele alan dolandırılma iddiasıyla tapu iptali yazısı bu kararla birlikte okunabilir.

❓ Sık sorulanlar

Taşınmazla ilgili her karar kesinleşmeden icra edilemez mi?

Hayır. HMK’nın 350/2 ve 367/2. maddeleri, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararları kapsar. Hukuk Genel Kuruluna göre bir kararın bu kapsamda olup olmadığı, yerine getirilmesinin tapu sicilinde değişikliğe yol açıp açmayacağına bakılarak belirlenir. Yalnızca para ödenmesine hükmeden bir karar, dava taşınmaz nedeniyle açılmış olsa bile bu istisnaya girmez.

Bu davada tapu iptali talebi neden reddedilmişti?

Karar metnine göre dava konusu taşınmaz, yargılama devam ederken icra müdürlüğünce yapılan ihale ile dava dışı üçüncü kişiye satılmıştır. Asliye hukuk mahkemesi bu nedenle tapu iptali ve tescil talebinin konusuz kaldığını belirterek reddetmiş ve terditli talep olan tazminatı kabul etmiştir.

İcra müdürü dava dosyasının içeriğine bakarak karar veremez mi?

Kurula göre icra müdürünün takip konusu ilamı yorumlama, değiştirme veya tavzih etme yetkisi yoktur; ilamın infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür ve aynen uygulanmalıdır. Davanın türü ve niteliğinin icra müdürünce araştırılmasını gerektiren bir yorumun hem yasal hem de fiilî olarak mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Kesinleşmeden tahsil edilen tazminat sonradan bozulursa ne olur?

Kararda da değinildiği üzere İİK’nın 40/2. maddesi, icra edilen bir ilamın kanun yolunda bozulması ve borçlunun hiç veya o kadar borcu olmadığının kesin olarak ortaya çıkması hâlinde, ayrıca hükme gerek kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade edileceğini düzenler. Para alacaklarında kesinleşme şartının aranmamasının dayanaklarından biri de bu iade imkânıdır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararını onayan ilamından ve bu ilamda aktarılan icra mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Özel Daire gerekçelerinden derlenmiştir. Değerlendirme, taşınmazın yargılama sırasında icra yoluyla satıldığı ve hüküm fıkrasında yalnızca para alacağının yer aldığı somut dosyaya dayanmaktadır; hüküm fıkrasının içeriği, takip talebinin kapsamı ve kanun yolu aşaması farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu