Emsal Kararlarİcra Hukuku

Temlik Alanın İlamlı Takibi – Yargıtay HGK 2026/145

Mahkemeden lehine karar alan bir şirketin bu alacağı, örneğin bir borcuna karşılık olarak başka birine devretmesi oldukça yaygın bir durumdur. Alacağı devralan kişi, elindeki temlikname ile mahkeme kararını birlikte icra dairesine sunarak doğrudan ilamlı takip başlatabilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, iki ayrı görüşmede tartışılan bu soruyu “adi yazılı temlikle devralınan ilam alacağı ilamlı takibe konu edilemez” yönünde karara bağlamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.03.2026 tarihli ve E.2025/286, K.2026/145 sayılı kararıyla, mahkeme ilamıyla lehine hükmedilen alacakları yalnız ilam alacaklısının ilamlı icra yoluyla takibe koyabileceğini kabul etmiştir. Kurula göre ilamdan kaynaklanan alacaklar adi yazılı temlik sözleşmesiyle devralındığında, devralan kişi ancak ilamsız takip yoluna başvurabilir. Temlikle başlatılan ilamlı takibe yönelik şikâyeti reddeden icra mahkemesinin direnme kararı bu nedenle bozulmuştur.

Kısa özet: Bir inşaat şirketi, bir idare aleyhine açtığı tazminat davasında 281.512,83 TL maddi tazminata hükmedilmesini sağlamıştır. Şirket, bu ve başka davalardaki alacaklarını 12.01.2021 tarihli adi yazılı temliknameyle, avukatlığını yürüten kişiye vekâlet ücreti ve masraflarına karşılık devretmiştir. Temlik alan, 02.02.2022’de ilam ile temliknameyi UYAP’a yükleyerek 401.946,33 TL için ilamlı takip başlatmıştır. Borçlu idare, takip alacaklısının ilamda taraf olmadığını ileri sürerek takibin iptalini istemiştir. İcra mahkemesi şikâyeti reddetmiş, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bozmuş, icra mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, oy çokluğuyla direnme kararını bozmuştur.

📜 Tazminat ilamı ve vekâlet ücretine karşılık temlik

Uyuşmazlığın temelinde Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2017/326 Esas, 2020/474 Karar sayılı ilamı bulunmaktadır. Bu ilamla davacı inşaat şirketinin maddi tazminat talebi ıslah dilekçesi de dikkate alınarak kısmen kabul edilmiş; 281.512,83 TL maddi tazminatın 100.000,00 TL’sine 24.04.2017 dava tarihinden, bakiyesine 04.05.2017 ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmiştir.

Şirket, 12.01.2021 tarihli adi yazılı temlikname ile bu dosyada lehine hükmedilen asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 400.000,00 TL’yi, aynı temliknamede sayılan dört ayrı davadaki vekâlet ücreti ve masraflarına karşılık olarak, bu davalarda avukatlığını yapan kişiye kayıtsız şartsız temlik etmiştir.

Temlik alan kişi, 02.02.2022 tarihinde mahkeme ilamını ve temliknameyi UYAP sistemi üzerinden takip dayanağı olarak kaydederek borçlu idare aleyhine ilamlı takip başlatmıştır. Takip talebinde 281.512,83 TL ilam asıl alacağı ve 120.433,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 401.946,33 TL istenmiştir.

Borçlu idare, icra emrinde alacaklı olarak gösterilen kişinin kendisinden alacağı bulunmadığını ve bu kişinin takibe dayanak ilamda taraf olmadığını ileri sürerek icra mahkemesine şikâyette bulunmuş ve takibin iptalini istemiştir. Alacaklı ise TBK m.183/2 uyarınca alacağın borçlunun rızası aranmaksızın devredilebileceğini savunmuştur.

🔄 Şikâyetten direnmeye: dosyanın seyri

  1. İcra hukuk mahkemesi, 30.05.2022 (E.2022/135, K.2022/547): Adi nitelikteki temliknamenin icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğuracağı, temlik alanın temlik edenin haklarına sahip olduğu ve icra emrinde onun adının yer almasında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikâyet reddedilmiştir.
  2. Bölge adliye mahkemesi, 13.11.2023 (E.2022/1232, K.2023/1803): Takip dayanağı belgenin ekinde temlik tutanağının bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
  3. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 26.06.2024 (E.2024/132, K.2024/6581): Takip alacaklısının ilamda taraf olarak görünmediği, ilamı ancak alacaklısının takibe koyabileceği, ilamdan kaynaklanan alacakların adi yazılı temlikle devralınması hâlinde ancak ilamsız takip yapılabileceği belirtilerek, takibin iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
  4. Direnme: İcra mahkemesi, TBK m.183 uyarınca temlik alanın temlik edenin bütün haklarına sahip olacağını ve takip yapabileceğini belirterek önceki kararında direnmiştir.
  5. Hukuk Genel Kurulu, 11.03.2026: İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamamış, ikinci görüşmede direnme kararı oy çokluğuyla ve kesin olarak bozulmuştur.

🏛️ Kurulun yaklaşımı: ilam alacaklısı kimdir?

Hukuk Genel Kurulu önce ilamlı icranın mantığını ortaya koymuştur. Alacaklının ilamlı takip yapabilmesi için elinde bir mahkeme ilamı ya da kanunların bu kuvvete sahip kıldığı bir belge bulunmalıdır. İlam veya ilam niteliğindeki belgeye göre lehine hüküm kurulmuş kişi “ilam alacaklısı”dır ve icra emri, takip talebine ve ilama uygun biçimde düzenlenir. Kurulun gerekçesindeki temel tespitler şunlardır:

  • Resen araştırma yükümlülüğü: Takip talebini alan icra müdürü, verilen belgenin ilam olup olmadığını ve takipte alacaklı ve borçlu görünen kişilerin ilama göre bu sıfatları taşıyıp taşımadığını kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür.
  • Hüküm aynen infaz edilir: İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür; icra dairesi de sınırlı yetkili icra mahkemesi de hükümde yer almayan bir hususu yorum yoluyla ilama ekleyemez.
  • Takip alacaklısı ilamda yok: Somut olayda takip talebinde bulunan kişinin ilamda davacı sıfatı bulunmadığından, lehine hükmedilmiş bir alacak da bulunmamaktadır.
  • Temlikin etkisi sınırlıdır: Adi yazılı temlikname icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğursa da, mahkeme ilamıyla lehine hükmedilen alacakları yalnız ilam alacaklısı ilamlı icra yoluyla takibe koyabilir.
  • Açık kalan yol: İlamdan kaynaklanan alacaklar, adi yazılı temlik sözleşmesiyle devralınarak ancak ilamsız takip yoluyla takibe konu edilebilir.

Kurul, alacağın temlikinin borçlunun rızası aranmadan yapılabilen, yazılı şekle bağlı bir devir işlemi olduğunu ve temlik alanın alacakla ilgili olarak temlik edenin haklarına sahip olduğunu da kabul etmiştir. Ancak bu maddi hukuk sonucu, takip hukukunda ilamın tarafı olmayan kişinin ilamlı icra yolunu kullanabilmesine yetmemiştir. Kurul, ilamın hüküm bölümünün aynen infazı ilkesini benimseyen 1997’den 2025’e uzanan önceki Hukuk Genel Kurulu kararlarına da atıf yapmıştır.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

📚 2017 tarihli içtihadı birleştirme kararıyla ilişkisi

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 26.05.2017 tarihli ve 2017/2 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararıyla kurduğu ilişkidir. Bu içtihadı birleştirme kararına göre ilama dayalı bir alacak ilamsız takip konusu yapılamaz. Gerekçede, ilamlı icra yolunun alacaklıyı daha kolay, çabuk ve ucuz yoldan alacağına kavuşturduğu; bu nedenle elinde ilam bulunan alacaklının itiraza tabi ve daha masraflı olabilecek ilamsız takip yolunu seçmekte hukuki yararı bulunmadığı açıklanmıştır.

İlk bakışta bu iki kural bir arada uygulandığında, ilam alacağını devralan kişinin ne ilamlı ne de ilamsız takip yapabileceği düşünülebilir. Hukuk Genel Kurulu bu tereddüdü şu tespitle gidermiştir: Takip talebinde bulunan kişinin ilamda davacı sıfatı bulunmadığından, 2017 tarihli içtihadı birleştirme kararının somut olayda uygulama yeri yoktur. Başka bir anlatımla, söz konusu yasak ilamın tarafı olan alacaklıya yöneliktir; ilamda taraf olmayan temlik alan bakımından ilamsız takip yolu kapalı değildir.

İcra takibinde mahkemeye erişim boyutunu ele alan başka bir karar için serideki icra takibinde adli yardım reddi yazısı, icra mahkemesinin incelemesinin sınırlarına ilişkin bir örnek için ise sahte bonoda icra mahkemesi raporu kararı incelenebilir.

🗣️ Azınlık görüşü: bağlı haklar da geçer

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Kurul görüşmelerinde ve karşı oy yazısında dile getirilen görüş özetle şöyledir:

  • Somut olayda temlikin geçersizliğine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
  • TBK m.189’a göre alacağın devriyle, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer; dava açma ve takip yapma imkânı da bu kapsamdadır.
  • Temlikle birlikte alacak temlik edenin malvarlığından çıkar ve temlik edenin tasarruf yetkisi sona erer. Temlik alan, temlik konusu alacak bakımından temlik edenin yerine geçer.
  • Özel Dairenin bozma gerekçesinde temliknamenin takip talebinde yazılmaması bir bozma nedeni olarak gösterilmemiştir; uyuşmazlık temlik hükümlerine göre çözülmelidir.
  • Çoğunluğun yaklaşımı kabul edildiğinde, ilam alacaklısı alacağını devrettiği için ilamı takibe koyamayacak, temlik alan da içtihadı birleştirme kararı nedeniyle ilamsız takip yapamayacak; böylece mahkeme ilamı infaz edilemez duruma düşecektir.

Bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiş; çoğunluk, yukarıda belirtildiği gibi 2017 tarihli içtihadı birleştirme kararının ilamda taraf olmayan temlik alan bakımından uygulanmayacağını kabul etmiştir.

🧩 Uygulamaya yansıması

Karar, ilam alacaklarının devri sıkça görülen bir işlem olduğundan icra uygulamasında doğrudan etkili olabilecek niteliktedir. Karar metninden çıkarılabilecek sonuçlar şöyle sıralanabilir:

  • Temlikin geçerliliği tartışma dışıdır: Kurul, adi yazılı temlikin geçerliliğini veya hüküm doğurduğunu reddetmemiştir; sorun, devralanın hangi takip yolunu kullanabileceğidir.
  • İcra emrinin dayanağı: İcra müdürünün resen inceleme yükümlülüğü, ilamda adı geçmeyen bir kişinin ilamlı takipte alacaklı olarak gösterilmesini bu karara göre engelleyen bir denetim noktasıdır.
  • Takibin akıbeti: Özel Daire, bu durumda icra mahkemesince takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini belirtmiş; Hukuk Genel Kurulu da bozma kararına uyulması gerektiği sonucuna varmıştır.
  • Kapsam sınırı: Karar, adi yazılı temlik sözleşmesine dayanan somut olaya ilişkindir. Başka biçimlerde gerçekleşen halefiyet veya devir hâllerine ilişkin ayrı bir değerlendirme kararda yer almamaktadır.

İlam alacağının ilamsız takibe konu edilmesi hâlinde borçlunun itiraz hakkı bulunduğundan, alacağın tahsili bakımından takip yolunun seçimi, sürecin süresini ve maliyetini doğrudan etkileyen bir husus olarak öne çıkmaktadır.

💡 Sorular ve cevaplar

Mahkeme kararındaki alacak başkasına devredilebilir mi?

Kararda bu yönde bir engel kabul edilmemiştir. Hukuk Genel Kurulu, TBK m.183 uyarınca alacağın borçlunun rızası aranmadan devredilebileceğini ve adi yazılı temliknamenin icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğurduğunu belirtmiştir. Tartışma, devralanın başvurabileceği takip yoluna ilişkindir.

Temlik alan neden doğrudan ilamlı takip yapamadı?

Kurula göre ilamın hüküm bölümü aynen infaz edilir ve icra müdürü takip taraflarının ilama göre alacaklı ve borçlu olup olmadığını resen araştırır. Takip alacaklısı ilamda davacı olarak yer almadığından lehine hükmedilmiş bir alacak bulunmadığı kabul edilmiş, ilamlı takibi yalnız ilam alacaklısının yapabileceği sonucuna varılmıştır.

İlama dayalı alacak ilamsız takibe konu edilemez kuralı burada uygulanmaz mı?

Hukuk Genel Kurulu, 26.05.2017 tarihli içtihadı birleştirme kararının, takip talebinde bulunan kişinin ilamda davacı sıfatı bulunmadığı bu olayda uygulama yeri olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle kararda, temlik alanın ilamsız takip yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir.

Karar oy birliğiyle mi verildi?

Hayır. İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamamış, karar 11.03.2026 tarihindeki ikinci görüşmede oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısında, TBK m.189 uyarınca takip yapma hakkının da temlik alana geçtiği ve çoğunluk görüşüyle ilamın infaz edilemez duruma düşeceği ileri sürülmüştür.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar bölümünden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar, icra mahkemesinin direnme kararını bozan ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderen bir Hukuk Genel Kurulu kararıdır. Bir ilam alacağının devri hâlinde hangi takip yolunun kullanılabileceği; devrin şekline, takip talebinin ve icra emrinin içeriğine ve somut dosyanın özelliklerine göre farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, takip ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu