İcra Takibinde Adli Yardım Reddi – AYM 2022/50367

Parasını kaptırdığını düşünen biri için hukuki süreç çoğu zaman iki cephede birden yürür: Bir yanda savcılığa yapılan şikâyet, öbür yanda gönderilen paranın geri alınması için başlatılacak icra takibi. Ancak ikinci cephe, takip harcı ve masrafları ödenmeden açılamaz. Kredi çekerek para gönderdiğini, üzerine kayıtlı hiçbir malı bulunmadığını söyleyen bir kişi, bu masraflardan kurtulmak için adli yardım istediğinde, icra mahkemesi “önce dolandırıldığınızı ispatlayın” diyebilir mi? Anayasa Mahkemesi, tam olarak bu soruyu ele aldığı bireysel başvuruda, icra mahkemesinin yaklaşımını mahkemeye erişim hakkı bakımından ölçüsüz bulmuştur.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 4.12.2025 tarihli ve 2022/50367 başvuru numaralı kararıyla, ödeme gücünden yoksun olduğu mahkemece de kabul edilen bir kişinin icra takibi için yaptığı adli yardım talebinin, “haklılığını ispatlayamadığı” gerekçesiyle reddedilmesini Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak nitelemiş ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı icra hukuk mahkemesine göndermiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
💸 Şikâyet dilekçesi ve adli yardım talebi aynı gün
Karar metnine yansıyan olgular kısa ama nettir. Başvurucu, bir kişinin kendisini dolandırdığını, bu kişiye kredi çekerek para gönderdiğini ileri sürmüştür. 18.1.2022 tarihinde iki adım birden atılmıştır:
- Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık iddiasıyla şikâyet dilekçesi verilmiştir.
- Aynı gün, gönderilen paraların iadesi için başlatılacak icra takiplerinde harç ve masraflardan muaf tutulmak amacıyla Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesine adli yardım talebiyle başvurulmuştur.
- Talep dilekçesine, borçlu olduğu ileri sürülen kişiye gönderilen paraların banka dökümü eklenmiş; savcılığa şikâyette bulunulduğu bildirilmiştir.
- Başvurucu ayrıca fakirlik belgesi sunmuş ve üzerine kayıtlı mal varlığı bulunmadığını vurgulamıştır.
Başvurucunun talep dilekçesindeki temel argümanı, bu belgeler karşısında başlatılacak icra takibinin “açıkça dayanaktan yoksun” olmadığıydı. Yani ondan istenen şey, alacağın kesin olarak ispatı değil, takibin ciddiyetinin gösterilmesiydi.
🏢 İcra hukuk mahkemesinin ret gerekçesi
İcra hukuk mahkemesi 27.1.2022 tarihli kararında, “adli yardımdan yararlanabilmenin ön koşulu yoksulluk ve davada haklılıktır” tespitiyle işe başlamıştır. Mahkeme yoksulluk koşulunu fiilen kabul etmiştir: UYAP entegrasyon sorgusunda başvurucunun üzerine kayıtlı tapu ve araç kaydının, aktif SGK kaydının bulunmadığı görülmüştür.
Buna karşın talep, ikinci koşul yönünden reddedilmiştir. Mahkemenin gerekçesi üç tespite dayanır:
- Borçlu hakkında dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla açılmış bir ceza davası bulunmamaktadır; yalnızca şikâyet dilekçesi vardır.
- Banka dökümlerinde borçluya çeşitli zamanlarda para havale edildiği görülmekle birlikte, havalelerin ne amaçla yapıldığına dair açıklama bulunmamaktadır.
- Bu hâliyle talep edenin başlatacağı icra takibindeki haklılık durumunu ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.
Başvurucu itiraz dilekçesinde, adli yardım için haklılığın kesin olarak ispatının gerekmediğini, şikâyetten yalnızca dokuz gün sonra soruşturmanın tamamlanıp dava açılmasının zaten mümkün olmadığını ve hesap hareketlerinin borç ilişkisini gösterdiğini ileri sürmüştür. Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi 11.3.2022 tarihinde itirazı, kararın usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucu 7.4.2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
🏛️ Anayasa Mahkemesinin hükmü
Anayasa Mahkemesi önce başvurucunun bireysel başvuru aşamasındaki adli yardım talebini kabul etmiş, ardından esasa geçmiştir. Hüküm fıkrasında şu sonuçlara yer verilmiştir:
- Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia kabul edilebilir bulunmuştur.
- Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
- Kararın bir örneği, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesine (D.İş 2022/17, K.2022/31) gönderilmiştir.
- Başvurucunun 100.000 TL’lik tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.
- 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.
Karar metninde ayrıca, ihlal kararının uyuşmazlığın esasına ilişkin bir tutum anlamına gelmediği, delilleri değerlendirme yetkisinin ilgili mahkemelere ait olduğu özellikle vurgulanmıştır. Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi, başvurucunun gerçekten dolandırılıp dolandırılmadığı ya da alacaklı olup olmadığı konusunda bir sonuca varmamıştır; incelediği şey, adli yardım kapısının hangi ölçütle kapatıldığıdır.
📜 “Haklılık kanaati”nden “açıkça dayanaksızlık”a
Kararın kilit noktası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin birinci fıkrasındaki ölçütün tarihçesidir. Maddenin ilk hâlinde adli yardım isteyenlerin “haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmaları” aranıyordu. Bu ibare, 6459 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle “taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” şeklinde değiştirilmiştir.
Yürürlükteki metne göre, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama veya takip giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kimseler; iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilir. Maddenin kapsamına icra takibinin açıkça alınmış olması, bu karar bakımından özellikle önemlidir.
Anayasa Mahkemesi, değişikliğin gerekçesine de atıf yapmıştır. Gerekçede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin adli yardım isteyen kişinin haklılığının aranmadığı bir sistemi tavsiye ettiği ve değişiklikle adli yardımın kapsamının genişletildiği belirtilmiştir. Somut olayda ise icra mahkemesi, gerekçesinin ilk cümlesinde “davada haklılık” ölçütünü açıkça kullanmış ve başvurucudan icra takibindeki haklılığını ispatlamasını beklemiştir. Anayasa Mahkemesinin tespitine göre bu yaklaşım, kanunun artık aramadığı bir yükü başvurucuya yüklemektedir.
⚖️ Ölçülülük testi: harcın ne zaman istendiği önemli
Anayasa Mahkemesi müdahaleyi Anayasa’nın 13. maddesindeki üç ölçüte göre incelemiştir:
- Kanunilik: Ret kararı HMK m.334/1’e dayandığından kanuni dayanak mevcuttur.
- Meşru amaç: Yargı harçları, yargı hizmetinin maliyetine katkı sağlamak ve ciddiyetten yoksun başvuruları caydırmak amacı taşır; yargılama giderleri için avans alınması da zorunlu giderlerin finansmanına yöneliktir. Bu amaçlar meşru kabul edilmiştir.
- Ölçülülük: Belirleyici değerlendirme bu aşamada yapılmıştır.
Mahkeme, ölçülülük incelemesinde önceki içtihadına dayanarak önemli bir ayrım yapmıştır: Yargılama giderlerinin yargılamanın başında, adeta bir ön koşul olarak istenmesi ile yargılamanın sonunda haksız çıkan tarafa yüklenmesi arasında müdahalenin ağırlığı bakımından ciddi fark vardır. Giderlerin başta istenmesi, erişim hakkına daha ağır bir müdahaledir. İcra takibi de, harç yatırılmadan başlatılamayan bir süreç olduğundan bu ağır müdahale kategorisine girer.
Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, istenen harç ve giderlerin başvurucuya aşırı külfet yükleyip yüklemediğinin ve adli yardım talebini reddeden kararın gerekçesinin yeterli olup olmadığının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuçta, yoksulluğu tespit edilmiş bir kişiden takip aşamasında “haklılık ispatı” beklenmesinin, meşru amaçla korunmak istenen hak arasında makul dengeyi bozduğu ve başvurucuya aşırı bir yük yüklediği sonucuna varılmıştır.
🧾 Banka dökümü ve şikâyet dilekçesi yeterli mi?
Kararın uygulamadaki en somut katkısı, adli yardım aşamasında aranacak delil yoğunluğuna ilişkindir. İcra mahkemesi iki noktaya takılmıştı: ceza davası açılmamış olması ve havalelerde açıklama bulunmaması. Anayasa Mahkemesi ise şu olgulara ağırlık vermiştir:
- Başvurucu, gönderdiği paralara ilişkin banka dökümlerini mahkemeye sunmuştur.
- Dolandırıldığı iddiasıyla savcılığa şikâyette bulunduğunu bildirmiştir.
- Bu belgeler, takibin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını gösteren deliller olarak değerlendirilmiştir.
Başvurucunun itirazında dile getirdiği zamanlama argümanı da dikkat çekicidir: Şikâyet ile adli yardım talebi aynı gün yapılmış, ret kararı ise dokuz gün sonra verilmiştir. Bu kadar kısa sürede bir soruşturmanın tamamlanıp kamu davası açılmasını beklemek, fiilen adli yardımı ceza yargılamasının sonucuna bağlamak anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi kararında “ceza davası bulunmadığı” gerekçesini ayrıca eleştirmemiş olsa da, bu gerekçeye dayanan sonucu orantısız bulmuştur.
Öte yandan karar, her adli yardım talebinin kabul edilmesi gerektiği şeklinde okunmamalıdır. HMK m.334 hâlâ iki koşul arar: ödeme gücünden yoksunluk ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması. Bu dosyada yoksulluk mahkemece tespit edilmiş, alacağa ilişkin ilk görünüş delilleri de sunulmuştu. Delil hiç sunulmayan ya da iddianın ilk bakışta dayanaksız olduğu durumlarda değerlendirme farklı olabilir. Anayasa Mahkemesinin 2025-2026 döneminde, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasını inceleyen çok sayıda bireysel başvuru kararı verdiği de görülmektedir. İcra aşamasında mülkiyet hakkı boyutunu ele alan icradaki paranın nemalandırılmaması kararı ile ihalenin feshinde para cezası nedeniyle mahkemeye erişim hakkını inceleyen yüzde on para cezası kararı, icra hukukunun anayasal yönlerine farklı açılardan bakar.
💬 Sık sorulan sorular
Adli yardım yalnızca dava açarken mi istenebilir, icra takibi için de geçerli mi?
HMK m.334/1, adli yardımın iddia ve savunmalar, geçici hukuki korunma talepleri yanında icra takibi için de istenebileceğini açıkça düzenlemektedir. Bu kararda da başvurucu, henüz başlatmadığı icra takipleri için harç ve masraflardan muafiyet talep etmiş; talep icra hukuk mahkemesince incelenmiştir.
Dolandırıcılık şikâyeti henüz sonuçlanmamışsa adli yardım talebi bu nedenle reddedilebilir mi?
İcra mahkemesi, borçlu hakkında açılmış bir ceza davası bulunmamasını ret gerekçelerinden biri yapmıştı. Anayasa Mahkemesi ise banka dökümleri ve şikâyet bildirimiyle talebin açıkça dayanaktan yoksun olmadığının gösterildiğini kabul ederek, başvurucudan haklılık ispatı beklenmesini ölçüsüz bulmuştur. Somut her talepte sunulan delillerin niteliği ayrıca değerlendirilir.
İhlal kararı başvurucunun alacaklı olduğunu kabul ettiği anlamına mı gelir?
Hayır. Karar metninde, hak ihlali kararının uyuşmazlığın sonucundan bağımsız olduğu ve delilleri değerlendirme yetkisinin ilgili mahkemelere ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi yalnızca adli yardım talebinin reddinde kullanılan ölçütü mahkemeye erişim hakkı yönünden denetlemiştir.
Başvurucu neden tazminat alamadı?
Başvurucu 100.000 TL tazminat istemiştir. Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için icra hukuk mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı sonucuna vararak tazminat talebini reddetmiş; yalnızca 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin ödenmesine hükmetmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün yayımlanmış bireysel başvuru kararından derlenmiştir. İhlal kararı, somut başvurudaki olgulara ve icra hukuk mahkemesinin gerekçesine dayanır; her adli yardım talebinin kabul edileceği ya da başvurucunun alacaklı olduğu anlamına gelmez. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



