Emsal Kararlarİcra Hukuku

Tasarruf Başına Vekâlet Ücreti – Yargıtay 12. HD 2026/3454

Bir borçlu, alacaklı bankanın takibi sürerken birkaç taşınmazını ve aracını farklı kişilere devreder. Banka, bu devirlerin her birini tek bir tasarrufun iptali davasında hedef alır. Yıllar süren yargılamada alacak başka bir yoldan tahsil edilince dava konusuz kalır. Geriye tek bir soru kalır: Yargılama giderleri ve yüz binlerce liralık vekâlet ücreti, yalnızca bir araç ya da bir taşınmaz devralan davalılar dahil herkese müştereken ve müteselsilen mi yüklenecek, yoksa her davalı yalnızca kendi tasarrufunun payından mı sorumlu olacak?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 13.05.2026 tarihli ve E.2025/8847, K.2026/3454 sayılı kararıyla, birden fazla tasarrufun iptalinin istendiği davada her bir tasarruf için ayrı yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilerek davalıların sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararını bu yönden HMK m.370/2 uyarınca düzelterek oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davacı banka, borçludan olan alacağı için 03.10.2016 tanzim ve 08.01.2018 vade tarihli 7.000.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak icra takibi başlatmıştır. Borçlunun taşınmazlarını ve araçlarını farklı kişilere devretmesi üzerine İİK m.277 vd. uyarınca tasarrufun iptali davası açılmıştır. Yargılama sırasında ipotekli taşınmazın satışı ve ek nakdi ödemeyle tahsilat yapılınca dava konusuz kalmıştır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi davacının tüm tasarruflar yönünden haklı olduğunu kabul ederek yargılama giderleri ve 193.944,81 TL nispi vekâlet ücretini tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsile hükmetmiştir. Yargıtay, her tasarruf için ayrı sorumluluk miktarı belirlenmesi gerektiğini belirterek hükmü düzeltmiş ve onamıştır.

📄 Bono, icra takibi ve devredilen mallar

Davacı banka, dava dilekçesinde borçludan olan alacağı sebebiyle 03.10.2016 tanzim, 08.01.2018 vade tarihli ve 7.000.000,00 TL değerinde bir bononun kendisine teslim edildiğini açıklamıştır. Borç vadesinde ödenmeyince Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2018/920 Esas sayılı dosyasıyla takibe geçilmiştir. Bankanın anlatımına göre borç ödenmemiş ve borçlu aciz hâline düşmüştür.

Dava dilekçesinde iptali istenen işlemler şöyle sıralanmıştır:

  • Borçluya ait taşınmazların iki ayrı davalıya devredilmesi,
  • Borçluya ait araçların bir davalı gerçek kişiye ve bir limited şirkete devredilmesi,
  • Taşınmaz devralan davalılardan ikisi arasında üçüncü derece sıhri (kayın) hısımlık bulunması.

Banka, bu devirlerin alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla yapıldığını ileri sürerek tasarrufların iptalini talep etmiştir. Dava, Yargıtay’ın ifadesiyle “İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali” davasıdır.

🛡️ Davalıların savunmaları

Cevap veren davalıların savunmaları birbirine yakın bir çizgide ilerlemiştir:

  • Aciz vesikası bulunmadığı: İİK m.277 uyarınca iptal davasını, elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan alacaklı açabilir; davalılar bu dava şartının gerçekleşmediğini savunmuştur.
  • Zamanaşımı ve hak düşürücü süre: Davalıların tamamı süre itirazında bulunmuştur.
  • İyi niyetli üçüncü kişi: Taşınmaz devralanlardan biri, tapuyu iyi niyetle iktisap eden ve icra takibine yabancı bir üçüncü kişi olduğunu ileri sürmüştür.
  • Borçlunun aciz hâlinde olmadığı: Bir davalı, borçlunun aciz durumunda bulunmadığını savunmuştur.

Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. Araçlardan birini devralan limited şirket ile davalılardan bir gerçek kişi, ilerleyen aşamada kararı temyiz eden taraf olmuştur.

🔄 Tahsilat gelince dava konusuz kaldı

Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 12.01.2023 tarihli ve E.2022/223, K.2023/5 sayılı kararında dikkat çekici bir gelişmeyi esas almıştır: Alacağın teminatını oluşturan ipotekli taşınmaz satılmış, buna ek olarak bir miktar daha nakdi ödeme yapılmış ve bu tahsilat üzerine takip dosyasına devam edilmemesi kararı alınmıştır.

Tasarrufun iptali davası, alacaklıya devredilen mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi kazandırmaya yönelik olduğundan (İİK m.283), takipteki alacağın tahsil edilmesi davanın konusunu ortadan kaldırmıştır. İlk Derece Mahkemesi bu nedenle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş; yargılama gideri ve vekâlet ücreti bakımından ise sorumluluğun kısmen davacı, kısmen davalı tarafta olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, araçlardan birinin şirkete devri yönünden davacıyı haksız görmüş ve bu tasarruf için davalılar lehine vekâlet ücretine hükmetmiştir.

Bu noktada HMK m.331/1 belirleyicidir: Davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Uyuşmazlığın asıl tartışması bu nedenle esastan değil, haklılık durumunun ve gider paylaşımının nasıl belirleneceğinden doğmuştur. Konusuz kalan bir kira davasında aynı kuralın uygulanışı için konusuz kira tespitinde yargılama gideri yazısı da incelenebilir.

🏛️ Bölge Adliye Mahkemesi: Davacı tüm tasarruflarda haklı

Davacı ve bir davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi şu tespitlere ulaşmıştır:

  • Şirkete devredilen araç dışındaki tüm taşınmaz ve araçlar yönünden İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi doğrudur; davalının esasa yönelik istinafı yerinde değildir.
  • Şirkete devredilen araç yönünden de borcun doğum tarihi tasarruftan öncedir ve aracı devralan şirketin sahibi ve yetkilisi, borçlu ile ilişkisi sabit olan bir kişidir.
  • Bu nedenle davacı tüm tasarruflar yönünden davasında haklıdır; yalnızca davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken bir tasarruf yönünden davalılar lehine vekâlet ücreti takdiri hatalıdır.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek HMK m.353/1-b-2 uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış ve konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yeniden hükmetmiştir. Hüküm fıkrasında 193.944,81 TL nispi vekâlet ücretinin ve 26.514,92 TL’lik kalemin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu kararı bir davalı gerçek kişi ile davalı şirket temyiz etmiştir.

🧮 Yargıtay’ın düzeltmesi: Her tasarrufa ayrı hesap

Temyiz incelemesi, davalı tarafın talebi üzerine duruşmalı yapılmış; duruşma 12.05.2026 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi önce, temyiz edenlerin esasa ve diğer konulara ilişkin itirazlarını yerinde görmemiştir. Bu bölümde kararın iddia ve savunmalara, delillere, hukuki nitelendirmeye, dava şartlarına ve ispat kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir.

Ardından Daire, kararın asıl ilkesini ortaya koymuştur: Dava konusu tasarruflar birden fazladır ve borçlu kendisine ait taşınmaz ve araçları farklı kişilere devretmiştir. Bu durumda her bir tasarruf için ayrı yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmeli, davalıların sorumlu olduğu miktar ayrı ayrı belirlenmelidir. Tüm giderin bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi bu nedenle doğru görülmemiştir.

Ancak yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden Daire bozma yerine HMK m.370/2’deki düzelterek onama yolunu seçmiş ve hükmü şu şekilde değiştirmiştir:

  • 193.944,81 TL nispi vekâlet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili korunmuş, ancak temyiz eden davalı gerçek kişinin yalnızca 5.920,00 TL’sinden, davalı şirketin ise yalnızca 25.280,00 TL’sinden sorumlu olduğu hükme eklenmiştir.
  • Hüküm fıkrasının 4. bendindeki 26.514,92 TL bakımından da temyiz eden davalı gerçek kişinin yalnızca 740,00 TL’sinden, davalı şirketin yalnızca 3.160,00 TL’sinden sorumlu olacağı belirtilmiştir.
  • Karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Karar 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir. HMK m.326/3 aleyhine hüküm verilenler birden fazla olduğunda mahkemeye giderleri paylaştırma ya da müteselsil sorumluluğa hükmetme seçeneği tanır. Dairenin yaklaşımı, birden fazla ve farklı kişilere yönelik tasarruf bulunan iptal davalarında bu seçeneğin, her davalının yalnız kendi tasarrufuna düşen pay sınırında kullanılması gerektiğini göstermektedir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.05.2026 tarihli, E.2025/8847, K.2026/3454 sayılı kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🆕 7571 sayılı Kanun sonrası İİK m.278

Dosyadaki iddialardan biri, taşınmaz devralan iki davalı arasında üçüncü derece sıhri hısımlık bulunmasıdır. Hısımlar arasındaki devirler, tasarrufun iptali davalarında bağışlama karinesi bakımından özel bir yere sahiptir. İİK m.278, 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilmiştir. Güncel metne göre:

  • Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.
  • Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eş ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar bağışlama sayılır.
  • Aksi ispatlanmadıkça borçlunun pek aşağı bir fiyatla ivaz kabul ettiği sözleşmeler ile uygun karşılık sağlandığı ispatlanmadıkça ömür boyu gelir, intifa ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri de bağışlama sayılır.

İncelenen karar, dava konusuz kaldığından bu karinelerin somut uygulamasına girmemiş; değişiklik öncesinde açılmış bir davada yalnızca gider sorumluluğunu tartışmıştır. Bununla birlikte değişiklik, akraba devirlerini konu alan yeni dosyalarda ispat yükünün dağılımını doğrudan ilgilendirmektedir. Hısımlar arasındaki devirde karinenin işleyişine örnek olarak akraba karinesi ve kardeşe satışta tasarrufun iptali yazılarına bakılabilir.

💬 Kısa sorular

Alacak tahsil edilince tasarrufun iptali davası neden konusuz kaldı?

İptal davası, alacaklıya devredilen mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi sağlamaya yöneliktir. Somut dosyada ipotekli taşınmazın satışı ve ek nakdi ödemeyle tahsilat yapılmış, takip dosyasına devam edilmemesine karar verilmiştir. Bu nedenle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.

Konusuz kalan davada yargılama gideri neye göre belirlenir?

HMK m.331/1’e göre davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu esas alınır. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının şirkete devredilen araç dahil tüm tasarruflar yönünden haklı olduğunu kabul etmiş, Yargıtay da bu değerlendirmeye yönelik itirazları yerinde görmemiştir.

Yargıtay müteselsil sorumluluğu tamamen kaldırdı mı?

Hayır. Vekâlet ücreti ve diğer gider kalemi tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilecek şekilde korunmuş, ancak temyiz eden davalıların sorumluluğu üst sınırla sınırlandırılmıştır: gerçek kişi davalı vekâlet ücretinin 5.920,00 TL’sinden ve diğer kalemin 740,00 TL’sinden, şirket ise 25.280,00 TL ve 3.160,00 TL’sinden sorumludur.

Daire neden bozmak yerine düzelterek onadı?

Daire, hatanın giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirmediğini belirtmiştir. HMK m.370/2, esas yönünden kanuna uygun olup kanunun olaya uygulanmasında hata edilen ve yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmayan durumlarda Yargıtay’a kararı düzelterek onama imkânı verir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, icra ve iflas alanındaki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan düzelterek onama kararından ve kararda özetlenen ilk derece ile istinaf aşamalarından derlenmiştir. Taraf adları kaynakta anonimdir; araç plakaları ve kişisel bilgiler yazıya alınmamıştır. Yargılama giderlerinin paylaştırılması, somut dosyadaki tasarruf sayısına, davalıların konumuna ve tarafların haklılık durumuna göre farklılık gösterebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud