Yeğen Yaralanınca Dayıya Tazminat – Yargıtay 4. HD 2026/4076

Trafik kazasında yaralanan bir çocuğun hastane sürecinde anne ve babasının yanında çoğu zaman dayılar, dedeler ve anneanneler de bulunur; masrafları üstlenir, aylarca refakat ederler. Hukuken sorulması gereken soru ise şudur: Yeğeninin yaralanması nedeniyle bir dayı, kazaya sebep olanlardan kendi adına maddi ve manevi tazminat isteyebilir mi? Yerel mahkeme bu soruya “evet” demiş, Yargıtay ise aynı dosyada maluliyet raporu ve tedavi giderleri bakımından da önemli tespitler yaparak kararı bozmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 13.04.2026 tarihli ve E.2023/6652, K.2026/4076 sayılı kararıyla, ehliyetsiz bir sürücünün yaya çocuğa çarptığı kazada verilen tazminat hükmünü üç ayrı yönden oy birliğiyle bozmuştur: dava öncesi alınan mütalaaya dayanılarak maluliyet belirlenmesi, dayılara maddi ve manevi tazminat verilmesi ve tedavi giderlerinin Karayolları Trafik Kanunu m.98 gözetilmeden hüküm altına alınması.
🚸 Kaza ve davacıların talepleri
Dava dilekçesindeki anlatıma göre kaza 05.06.2012 tarihinde meydana gelmiştir. Olay tarihinde 17 yaşında olan ve sürücü belgesi bulunmayan davalının kullandığı araç, kırmızı ışıkta aşırı hızla geçerek yaya olan küçük davacıya çarpmış ve çocuk yaralanmıştır. Davacılar, sürücünün yanı sıra aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürdükleri sürücünün anne ve babasını, aracın malikini ve sigorta şirketini de davalı olarak göstermiştir.
Talepler şöyle sıralanmıştır:
- Yaralanan çocuk için 200.000 TL manevi tazminat ve şimdilik 5.000 TL maddi tazminat,
- Çocuğun annesi için 50.000 TL manevi tazminat ve şimdilik 4.000 TL maddi tazminat,
- Kaza anında çocuğun yanında bulunan dayı için 13.000 TL manevi tazminat,
- Çocuğun kırk günlükten itibaren yanında olduğu, eğitim hayatı ve tedavi süreciyle yakından ilgilendiği belirtilen diğer dayı için 9.000 TL manevi tazminat,
- Dede ve anneanne için 9.000’er TL manevi tazminat,
- Tedavi sürecinde masrafları karşıladıkları ileri sürülen iki dayı için şimdilik 500’er TL maddi tazminat.
Toplam manevi tazminat talebi 290.000 TL’dir. Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur. Dayılar, 17.02.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini 7.284,22’şer TL’ye yükseltmiştir.
⚖️ Ticaret Mahkemesi neye hükmetti?
Ticaret Mahkemesi (2018/467 E., 2021/1020 K.) davayı kısmen kabul etmiştir. Karar metnine göre hüküm şu kalemleri içermektedir:
- Yaralanan çocuk için 252.721,48 TL maddi tazminat; sigorta şirketinin sorumluluğu 225.000 TL ile sınırlı tutulmuş, faiz sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 30.12.2014’ten, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden başlatılmıştır.
- Annenin talebi üzerine 56.273,80 TL tedavi gideri,
- İki dayının her biri için 7.284,22 TL tedavi gideri,
- Çocuk için 40.000 TL, anne için 20.000 TL ve dayıların her biri için 8.000 TL olmak üzere, diğer davacılar dahil çeşitli tutarlarda manevi tazminat.
Maluliyet bakımından mahkeme, davacı tarafın dava açmadan önce bir üniversitenin adli tıp ana bilim dalından aldığı 19.08.2014 tarihli “bilimsel mütalaa” başlıklı raporu esas almıştır. Bu raporda çocuğun kaza nedeniyle %20,7 oranında sürekli iş göremez olduğu belirtilmiştir. Tedavi giderleri ise hukukçu bilirkişiden alınan rapora dayanılarak hüküm altına alınmıştır.
Karar, davalı gerçek kişiler ve sigorta şirketi tarafından kusur, hesap, maluliyet raporu ve tazminat miktarları yönünden temyiz edilmiştir; sigorta şirketi ayrıca zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
👨👧 Dayılar neden tazminat alamadı?
Yargıtay önce genel kuralı hatırlatmıştır: Trafik kazası sebebiyle yaralanma hâlinde, yaralananın yakınlarının olağan şartlarda maddi tazminat isteme hakları yoktur. Bununla birlikte yaralanma ağır bedensel zarar meydana getirmişse, yaralananın yakınları da manevi tazminat talep edebilir. Ana, baba, karı, koca, çocuk gibi çok yakınlardan birinin aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa, onlar da manevi tazminat isteyebilir.
Somut dosyada dayılar iki ayrı talepte bulunmuştur: hastane sürecinde yaptıkları tedavi ve ulaşım masrafları için maddi tazminat ile kendi üzüntüleri için manevi tazminat. Yargıtay her ikisini de kabul etmemiştir:
- Maddi talep: Bedensel zarara uğrayan çocuğun hastanedeki tedavisi sürecinde dayıları tarafından yapılan tedavi ve ulaşım giderleri ahlaki bir yükümlülük olarak nitelendirilmiş, bunun dayılara maddi bir hak kazandırmayacağı belirtilmiştir.
- Manevi talep: Bedensel zarara uğrayan yeğenleri yönünden dayılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Daire, bu nedenle iki dayının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Karar, “yakın” kavramının manevi tazminat bakımından geniş yorumlanmadığını, en dar aile çevresiyle sınırlı tutulduğunu göstermektedir. Kaza anında yanında bulunmak veya çocuğun yetiştirilmesinde rol almak bu sonucu değiştirmemiştir.
🩻 İki rapor, bir tereddüt: maluliyet oranı
Bozmanın ikinci ayağı, hem sigorta şirketinin hem de gerçek kişi davalıların itirazıyla ilgilidir. Yargıtay’a göre çalışma gücü kaybı iddia edildiğinde maluliyetin varlığı ve oranı doğru biçimde belirlenmeli; bu belirleme haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre yapılmalıdır.
Dosyada çelişen iki tıbbi değerlendirme bulunmaktadır. Davacıların sunduğu mütalaa %20,7 sürekli iş göremezlik belirlemişken, aynı olayla ilgili çocuk mahkemesinde görülen ceza davasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 02.05.2014 tarihli raporunda, olaya bağlı olarak organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilmediği mütalaa edilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 26.12.2016 tarihinde raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan görüş alınarak giderilmesi gerektiği gerekçesiyle ceza kararını bozmuş, çocuk mahkemesi 18.04.2017 tarihinde bozmanın bir kısmına direnmiştir. Ceza dosyasının sonraki akıbetine UYAP üzerinden ulaşılamamıştır.
Daire, hukuk mahkemesinin doğrudan bir maluliyet raporu almadığını, ceza dosyasındaki bozma ve sonraki süreci araştırmadığını ve davacının dava öncesinde kendi aldığı mütalaayı hükme esas aldığını tespit etmiştir. Bu durumda yaralanmanın sonuçları konusunda tereddüt doğduğu kabul edilmiş ve şu adımlar sayılmıştır:
- Çocuğun kazadan kaynaklı tüm tedavi evrakının dosyaya getirtilmesi,
- Ceza dosyasında direnme kararından sonraki aşamalara ait bilirkişi raporları ve kararların celbi,
- Güncel film ve grafiler çekilerek muayene yapılması,
- Kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınması,
- Bu yapılırken davalıların usuli kazanılmış haklarının gözetilmesi.
Kaza tarihindeki yönetmeliğin uygulanması meselesinin genel kurul düzeyindeki görünümü için maluliyet oranında hangi yönetmelik yazısına bakılabilir.
🏥 Tedavi giderlerinde SGK’nın yeri
Üçüncü bozma sebebi, annenin talebiyle çocuk için hükmedilen 56.273,80 TL tedavi gideridir. Yargıtay, bu tutarın hukukçu bilirkişi raporuna dayanılarak belirlenmesini eksik inceleme saymıştır. Gerekçenin dayanağı, 6111 sayılı Kanunla değişik Karayolları Trafik Kanunu m.98’dir: Trafik kazaları sebebiyle resmî ve özel sağlık kurumlarının sunduğu sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.
Daire bu çerçevede yapılması gerekenleri şöyle sıralamıştır: Tedavilerin yaralanmayla uyumunun hekim bilirkişi raporuyla irdelenmesi; talep edilen giderlerden KTK m.98 kapsamında kalan ve SGK’nın sorumluluğunda olanların ayrıştırılması; bunun dışında kalan belgesiz tedavi giderleri bakımından ise temyiz eden gerçek kişi davalıların sorumluluğunun ayrıca değerlendirilmesi.
Hüküm, sigorta şirketinin temyizi yönünden maluliyet raporu nedeniyle; gerçek kişi davalıların temyizi yönünden ayrıca dayıların talepleri ve tedavi giderleri nedeniyle bozulmuştur.
📗 Mevzuat notu: TBK m.56 ve KTK m.98
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde “zarar görenin veya ölenin yakınlarına” da uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebileceğini düzenler. Kanun “yakın” kavramını tanımlamamıştır. İncelenen kararda Yargıtay bu boşluğu ana, baba, eş ve çocuk örnekleri üzerinden doldurmuş; dayıları bu çevrenin dışında görmüştür. Karar metninde dayanak “BK md. 56/2” şeklinde gösterilmiştir; yakınların manevi tazminatına ilişkin bu ölçüt, bugün yürürlükteki TBK m.56/2 metniyle örtüşmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu m.98 ise 6111 sayılı Kanunla 2011 yılında değiştirilmiş, 6645 sayılı Kanunla 2015 yılında eklenen cümleyle SGK’nın bu kapsamdakiler için ilave sağlık hizmetleri belirleyebileceği ve protez ile ortezler için farklı birim fiyat tespit edebileceği öngörülmüştür. Kararın sonucuna göre belgeli ve kazayla uyumlu sağlık hizmeti bedelleri bakımından ilk muhatap SGK’dır; belgesiz giderlerde ise sorumluların durumu ayrıca incelenir.
💬 Merak edilenler
Yaralanan bir kişinin yakınları her durumda manevi tazminat isteyebilir mi?
Dayıların yaptığı hastane ve yol masrafları neden karşılanmadı?
Dava öncesinde alınan maluliyet mütalaası neden yeterli görülmedi?
Bozma kararı çocuğun kendi tazminat hakkını ortadan kaldırıyor mu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından ve kararda aktarılan ilk derece ile ceza yargılaması aşamalarından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir; yaralanmaya ilişkin tıbbi ayrıntılar yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Bozma kararı sonrasında yerel mahkemede yürütülecek yargılamanın sonucu bu yazının kapsamı dışındadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



