Maluliyet Oranında Hangi Yönetmelik? – Yargıtay HGK 2026/270

Aynı yaralanma, hangi cetvele bakıldığına göre farklı bir maluliyet oranına, dolayısıyla farklı bir tazminata dönüşebilir. Trafik kazası sonrası açılan bedensel zarar davalarında bu nedenle en çok tartışılan sorulardan biri, sürekli iş göremezlik oranının hangi mevzuata göre belirleneceğidir. Bölge adliye mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin zorunlu trafik sigortası genel şartlarına ilişkin iptal kararından sonra sosyal güvenlik mevzuatındaki çalışma gücü kaybı yönetmeliğinin uygulanması gerektiğini savunarak Yargıtay’ın bozma kararına direndi. Uyuşmazlık, Hukuk Genel Kurulunun önüne geldi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026 tarihli ve E.2025/633, K.2026/270 sayılı kararıyla, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla ve kesin olarak bozmuştur.
🏍️ Kırmızı ışık, tescilsiz motosiklet ve belirsiz alacak
Karar metnine göre davacı, 21.01.2020 tarihinde tescilsiz bir motosikleti kullanırken, dava dışı bir sürücünün idaresindeki aracın kırmızı ışık ihlali yaparak çarpması sonucu ağır şekilde yaralanmıştır. Davacı vekili, kazada tüm kusurun kırmızı ışıkta geçen sürücüde olduğunu ileri sürerek o aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı dava açmıştır.
Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış; şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL bakıcı gideri ve Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmayan 100,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 3.100,00 TL istenmiştir. Talep, bedel artırım dilekçesiyle 105.706,20 TL’ye yükseltilmiştir.
Davalı sigorta şirketi ise şu savunmaları öne sürmüştür:
- Davacının ehliyetsiz ve kasksız, motosikletin ise tescilsiz olduğu tespit edilmelidir.
- Kazada davacı tam kusurludur.
- Geçici iş göremezlik tazminatı ancak davacının bir işte çalıştığı kanıtlanırsa doğabilir; gelir asgari ücret üzerinden hesaplanmalıdır.
- Tazminattan %50’den aşağı olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılmalıdır.
🔁 İlk derece, istinaf, bozma ve direnme
İlk derece mahkemesi (23.02.2021, E.2020/169, K.2021/87): Kusur ve hesap bilirkişisi raporunu hükme elverişli bulmuş, ancak hesaplanan tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapmıştır. Sonuçta geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri kalemlerinden oluşan toplam 84.574,42 TL’nin poliçe limitiyle sınırlı olarak sigortacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi (16.09.2021, E.2021/1087, K.2021/1264): Anayasa Mahkemesinin genel şartlara ilişkin iptal kararından sonra, 01.06.2015’ten itibaren uygulanan genel şartların ve bunların işaret ettiği özürlülük ve engellilik yönetmeliklerinin uygulanma imkânı kalmadığını; haksız fiil tarihindeki düzenlemelerin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Bu yaklaşımla Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre alınan raporu yeterli bulmuştur. Ehliyetsiz trafiğe çıkmanın trafik cezası gerektiren bir eylem olduğunu, müterafik kusur indirimi sebebi olmadığını da kabul ederek davacının istinafını kabul etmiş ve toplam 105.706,20 TL’ye hükmetmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (13.12.2023, E.2021/24916, K.2023/13452): Sigortacının sair itirazlarını reddetmiş, ancak maluliyet raporu yönünden kararı bozmuştur. Daireye göre geçici iş göremezlik süresi ve sürekli iş göremezlik oranı, yetkili sağlık kuruluşlarından oluşturulacak hekim heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenmelidir. Kaza 21.01.2020 tarihinde gerçekleştiğine göre davacı bizzat muayene edilerek Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun rapor alınmalıdır.
Direnme: Bölge adliye mahkemesi, önceki gerekçesini genişleterek direnme kararı vermiştir (E.2024/1517, K.2024/2410). Direnme kararını davalı sigortacı temyiz etmiş, yönetmeliğin kaza tarihine göre belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.
🏛️ Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi
Kurul, uyuşmazlığı “malûliyet oranının tespitinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin mi, yoksa Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin mi uygulanacağı” sorusu olarak tanımlamıştır. Gerekçede öne çıkan noktalar şunlardır:
- Bedensel zararın kalemleri: TBK 54, tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları örnek olarak sayar. TBK 55/1’e göre bedensel zararlar Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.
- Somut hesap kuralının yokluğu: Kanunda ayrıntılı hesap kuralı bulunmadığından gerçek zararın belirlenmesine ilişkin ilkeler içtihatla oluşmuştur. Kusur, gelir, bakiye ömür ve maluliyet oranı birlikte değerlendirilir; bu nedenle oranın usulüne uygun belirlenmesi büyük önem taşır.
- Yetkili kurum: Kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmak koşuluyla belirleme Adli Tıp Kurumu ihtisas dairesi veya üniversite ve araştırma hastanelerinin adli tıp anabilim dallarınca yapılmalıdır.
- Belirleyici an kaza tarihidir: Haksız fiilden doğan zararın tespitinde fiil tarihindeki mevzuat esas alınmalıdır. Aynı tarihte aynı konuda farklı düzenlemeler bulunması, bu genel ilkeden ayrılmayı haklı kılmaz; aksi, hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine aykırı düşer.
- Sonuç: 21.01.2020 tarihli kazada uygulanacak düzenleme, kaza tarihinde yürürlükte ve güncel olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliktir.
Görüşmeler sırasında, oranın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi gerektiği, engellilik ve özürlülük oranının çalışma gücünü karşılamadığı ileri sürülmüş; bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Direnme kararı 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca bozulmuş ve dosya HMK 373/2 gereğince Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
🗓️ Kaza tarihine göre yönetmelik takvimi
Kararın uygulamaya en doğrudan katkısı, Özel Dairenin istikrar kazanmış takvimini Hukuk Genel Kurulu düzeyinde teyit etmesidir. Karar metninde yer alan sıralama şöyledir:
- 11.10.2008 öncesi: Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü
- 11.10.2008 – 01.09.2013: Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği
- 01.09.2013 – 01.06.2015: Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği
- 01.06.2015 – 20.02.2019: Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik
- 20.02.2019 sonrası: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik
Kurul ayrıca KTK’nın 90 ve 99. maddelerinde 6704 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin 26.04.2016’da yürürlüğe girdiğine, kazanın bu tarihten sonra gerçekleştiğine dikkat çekmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli, E.2019/40 sayılı kararıyla KTK 90’daki “genel şartlar” ibareleri iptal edilmiştir. Güncel metinde KTK 90, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğunu, düzenlenmeyen hususlarda TBK’nın haksız fiil hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir. 2021’de 7327 sayılı Kanunla eklenen bir cümle de Anayasa Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli, E.2021/82, K.2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Çocuk yolcular bakımından benzer bir sonuca ulaşan Özel Daire kararı için çocuk yolcunun maluliyet raporu yazısına; raporun zamanlamasına ilişkin bir başka değerlendirme için erken alınan maluliyet raporu yazısına bakılabilir.
🗣️ Karşı oy: Engellilik oranı çalışma gücü kaybı değildir
Kararın oy çokluğuyla verilmiş olması, tartışmanın kapanmadığını gösteriyor. Karşı oyda şu görüşlere yer verilmiştir:
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra sigorta kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde genel şartların esas alınması kanuni dayanağını yitirmiştir. Sigortacının sorumluluğunda öncelikle KTK, onda düzenlenmeyen hususlarda TBK’nın haksız fiil hükümleri, bunlara aykırı olmayan ölçüde de genel şartlar uygulanır. Özürlülük ve engellilik yönetmeliklerinin dayanağı Gelir Vergisi Kanunu, 2022 sayılı Kanun ve Engelliler Hakkında Kanun gibi düzenlemelerdir; engellilik oranı, bireyin toplumsal hayata katılımını, vergi indirimini, erken emeklilik ve engelli haklarını belirler. Çalışma gücü kaybı oranı ise kişinin zararlandırıcı eylem nedeniyle çalışma yeteneğini ne kadar yitirdiğini gösterir. Karşı oy yazarına göre talep iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğundan kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanmalı, direnme kararı onanmalıydı.
🧩 Dosya pratiğine yansımalar
Karar, bedensel zarar davalarında şu gözlemlere imkân vermektedir:
- Raporun dayanağı denetlenir: Kaza tarihine uymayan bir yönetmeliğe göre düzenlenen rapor, hesap ne kadar ayrıntılı olursa olsun bozma sebebi olabilmektedir.
- Muayene ve tedavi evrakı: Özel Daire bozmasında, tüm tedavi evrakının eklenmesi, dosyadaki sağlık kurulu raporlarının irdelenmesi ve davacının bizzat muayene edilmesi istenmiştir.
- Müterafik kusur ayrı bir başlıktır: Bölge adliye mahkemesi ehliyetsiz sürüşü tek başına indirim sebebi saymamıştır. Bu kısım Hukuk Genel Kurulundaki uyuşmazlığın konusu olmamış, Özel Daire de sigortacının bozma dışındaki itirazlarını reddetmiştir.
- Belirsiz alacak notu: Dava belirsiz alacak olarak açılmıştır. HMK 107, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış; HMK 109’a eklenen dördüncü fıkrayla kısmi davada talebin aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabileceği düzenlenmiştir. Bu değişiklik kararın sonucunu etkilememektedir.
❓ Merak edilenler
Trafik kazasında maluliyet oranı hangi yönetmeliğe göre belirlenir?
Anayasa Mahkemesinin genel şartlar kararı bu tabloyu değiştirdi mi?
Yanlış yönetmeliğe göre alınan rapor hükme esas alınabilir mi?
Hukuk Genel Kurulu kararına karşı başka bir kanun yolu var mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, diğer içtihat incelemeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar bir karşı oy içermektedir; maluliyet oranına ilişkin değerlendirmeler somut dosyadaki kaza tarihine ve sağlık raporlarına dayanır. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



