Emsal KararlarForex Hukuku

Kuyumcuda Bırakılan Altın – Yargıtay 3. HD 2025/4311

Çeyrek altını satın alıp fiziken teslim almadan kuyumcunun kasasında bırakmak, küçük yatırımcılar arasında uzun süredir yaygın bir birikim yöntemidir. Alınan her altın için verilen kaşeli, imzalı bir kartvizit ya da not kâğıdı, çoğu zaman bu ilişkinin tek yazılı izi olur. İşletme batıp altınlar geri verilmediğinde ise soru şuna döner: Kartviziti imzalayan kişi dışında, dükkânın ticaret sicilindeki sahibi de bu borçtan sorumlu tutulabilir mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 25.09.2025 tarihli ve E.2025/778, K.2025/4311 sayılı kararıyla, yatırım amacıyla kuyumcuda biriktirilen 305 çeyrek altının iadesine ilişkin davada, kartvizitte adı birlikte yazılı olan ve işyerinin sicil kaydında sahibi görünen davalının da sorumlu olduğuna hükmeden bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davacı, bir kuyumcudan düzenli aralıklarla altın satın almış, bedelini ödemiş ancak altınları dükkânda bırakmış; karşılığında altın adedini gösteren kaşeli ve imzalı kartvizitler almıştır. İşletme ödeme güçlüğüne düşünce 305 çeyrek altının aynen, olmazsa bedelinin iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi yalnızca kartviziti imzalayan davalıyı sorumlu tutmuş, sicil kaydındaki işletme sahibi yönünden davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, kartvizitte iki ismin birlikte yer almasını üçüncü kişilere karşı birlikte temsil yetkisinin emaresi sayarak her iki davalıyı sorumlu tutmuş; Yargıtay bu kararı onamıştır.

🪙 Kasada bekleyen 305 çeyrek altın

Karar metnine göre davacı, davalıların birlikte işlettiğini ileri sürdüğü bir kuyumcu işletmesinden belirli aralıklarla altın satın almıştır. Altınların bedeli ödenmiş, ancak altınlar fiziken teslim alınmayarak işletmede bırakılmıştır. Her alımın karşılığında davacıya, üzerinde çeyrek altın adedi yazılı, imzalı bir kartvizit verilmiştir. Kartvizitin ön yüzünde her iki davalının adı birlikte yer almaktadır.

Davacının son alımı 07.12.2016 tarihlidir. Bu tarihte davalılardan birinin kaşe ve imzasını taşıyan, “Toplam 300 çeyrek borcum 7-12-2016” ibareli bir kartvizit düzenlenmiştir. Davacı, aslında 305 çeyrek altının bedelini ödediğini, kalan 5 adedin kartvizite yazılmadığını ileri sürmüştür. Alacağını tahsil etmek istediğinde ise davalıların ödeme güçlerinin kalmadığını söyleyerek kendisine bir senet doldurup verdiklerini, bu senette davacı ile dava dışı kardeşinin toplam alacağının 390 çeyrek altın olarak gösterildiğini belirtmiştir.

Davacı, davalıların ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek 305 çeyrek altının aynen iadesini, bu mümkün olmazsa dava tarihindeki değerinin faiziyle tahsilini talep etmiştir.

🗣️ Baba ve oğulun farklı savunmaları

Davalılar arasında baba-oğul ilişkisi bulunduğu karar metninden anlaşılmaktadır. İki davalının savunması birbirinden belirgin biçimde ayrılmıştır:

  • Kartviziti imzalayan davalı, davacıya 390 çeyrek altın borcu olduğunu kabul etmiş; davacının hem kartvizitleri saklayıp hem de senet aldığını, işi battığı için borcunu ödeyemediğini, mali gücü olduğunda ödeyeceğini savunmuştur.
  • İşyerinin sicil kaydındaki sahibi olan davalı ise davacıyı tanımadığını, kartvizitte davacının adının yazmadığını, kaşenin kendisine ait olsa da imzanın kime ait olduğunun belli olmadığını, senedin bono niteliği taşımadığını ve kendisinin imzasını içermediğini ileri sürmüştür. Diğer davalının ticari temsilcisi ya da ticari vekili olmadığını, ticaret sicil gazetesine göre işletmede kendisi dışında ortak, yetkili veya temsilci bulunmadığını da savunmasına eklemiştir.

Uyuşmazlığın düğüm noktası bu ikinci savunmadır: Sicil kaydında tek başına görünen işletme sahibi, fiilen dükkânda işlem yapan ve kartvizitleri imzalayan yakınının üstlendiği altın borcundan sorumlu tutulabilecek midir?

⚖️ İlk derece ile istinaf arasındaki fark

AşamaSonuçDayanılan değerlendirme
Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesiİmzalayan davalı yönünden kabul, sicildeki sahip yönünden ret305 çeyrek altın parası yatırılmış ve altınlar işletmede bırakılmıştır; ancak sicildeki sahibin diğer davalıya açık temsil yetkisi verdiği ispatlanamamıştır.
Kayseri BAM 6. Hukuk DairesiKaldırma; her iki davalı yönünden kabulKartvizitte iki ismin birlikte yer alması, alışveriş yapan üçüncü kişilere karşı birlikte temsil yetkisinin emaresidir; tanıklar da iki davalının işyerini birlikte yürüttüğünü anlatmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (25.09.2025)Onama (oy birliği)Davalıların davaya konu alacaktan birlikte sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesi, davalılardan biri yönünden 305 adet çeyrek altının aynen iadesine, bu mümkün olmazsa 666.425,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi aynı hükmü her iki davalı bakımından kurmuştur.

İstinaf kararında öne çıkan olgular şunlardır: Kartviziti imzalayan davalı, duruşmalarda işyerini oğluyla birlikte işlettiklerini ve işyerini oğlu emekli olsun diye onun adına açtığını beyan etmiştir. Tarih ve işyeri kaşesi taşıyan kartvizitin altın alım-satımı sırasında alacak senedi yerine geçtiği tespit edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi ayrıca taraflar arasında yatırım amaçlı altın alışverişi yapıldığını, davalıların altınların bedelini aldığını, anlaşma gereği altınların davalılarda kaldığını ve davacı istediğinde altınların ya da bedelinin verilmediğini belirlemiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve işletme adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

🏛️ Yargıtayın onama gerekçesi

Sicil kaydındaki işletme sahibi temyiz dilekçesinde; babasıyla hiçbir zaman birlikte çalışmadığını, onu kendi adına işlem yapmakla yetkilendirmediğini, kartvizitin ön yüzündeki adres ile arkasındaki kaşede yer alan adresin farklı olduğunu, davacının sunduğu üç belgenin de diğer davalı tarafından imzalandığını ileri sürmüştür. Tanık beyanına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, HMK 200/1 karşısında tanık dinlenemeyeceğini de temyiz sebepleri arasında saymıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı, davacının davalılar uhdesinde biriktirdiği altınların aynen iadesi, mümkün değilse bedelinin tahsili istemi olarak tanımlamıştır. Onama gerekçesinde şu olgular birlikte değerlendirilmiştir:

  • Kartviziti imzalayan davalının borcu ve kartvizit altındaki imzayı kabul etmesi,
  • Diğer davalının, altınların satın alındığı kuyumcunun sahibi olması,
  • Kartvizitin ön yüzünde iki davalının adının birlikte yazılı bulunması,
  • Bu birlikteliğin, kuyumcudan alışveriş yapan üçüncü kişilere karşı işyerini birlikte temsil yetkisine sahip olunduğunun göstergesi sayılması.

Bu olgulardan hareketle Daire, davalıların davaya konu alacaktan birlikte sorumlu olduğu sonucuna varmış ve bölge adliye mahkemesi kararını HMK 370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır.

🪪 Kartvizit neden belirleyici oldu?

Kararın en dikkat çekici yönü, sıradan bir tanıtım aracı olan kartvizite yüklenen anlamdır. İlk derece mahkemesi, işletme sahibinin diğer davalıya “açık” bir temsil yetkisi verdiğinin ispatlanamadığını esas almıştı. Bölge adliye mahkemesi ve onu onayan Yargıtay ise meseleye müşterinin gözünden bakmıştır: İşletmenin kartvizitinde iki kişinin adı birlikte basılıysa, o dükkândan alışveriş yapan üçüncü kişi bu iki kişinin işyerini birlikte temsil ettiğine inanmakta haklıdır. Bölge adliye mahkemesinin ifadesiyle bu durumun aksi üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Bu yaklaşım, iç ilişkide yetkilendirme yapılıp yapılmadığından bağımsız olarak, işletme sahibinin dışarıya yansıttığı görünümden sorumlu tutulmasına dayanmaktadır. Somut olayda bu görünümü destekleyen başka olgular da bulunmaktadır: İmzalayan davalının işyerini oğluyla birlikte işlettiklerine dair beyanı, işyerinin oğul adına açıldığı yönündeki açıklaması ve tanıkların, sicildeki sahibin işyerinde işlemleri hem diğer davalıyla birlikte hem de tek başına yürüttüğünü gördüklerine ilişkin anlatımları.

Dolayısıyla karar, yalnızca kartvizitte bir ismin geçmesiyle sorumluluk doğacağı şeklinde okunmamalıdır. Daire, kartviziti; sicil kaydı, imzalayan davalının ikrarı ve tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirmiştir.

🧾 Kartvizit, senet ve tanık: ispat tablosu

Yatırım amaçlı altın birikimlerinde uyuşmazlık çıktığında en büyük güçlük, alacağın belgeyle gösterilmesidir. Bu dosyada ispat açısından öne çıkan unsurlar şöyle sıralanabilir:

  • Kartvizitin niteliği: Bölge adliye mahkemesi, tarih ve işyeri kaşesi taşıyan, imzalı kartvizitin altın alım-satımı aşamasında alacak senedi yerine geçtiğini kabul etmiştir. İmzalayan davalı da kartvizitin kendi el ürünü olduğunu ikrar etmiştir.
  • Adet uyuşmazlığı: Kartvizitte 300 çeyrek yazmasına karşın davacı 305 adet talep etmiştir. Senette davacı ve kardeşinin toplam alacağı 390 çeyrek olarak gösterilmiş; davacı bunun 305 adedinin kendisine ait olduğunu açıklamıştır. Mahkemeler 305 adet üzerinden hüküm kurmuştur.
  • Tanık beyanları: Temyiz eden davalı, HMK 200/1 karşısında tanık dinlenemeyeceğini ileri sürmüştür. Tanık anlatımları, borcun varlığından çok sicildeki sahibin işyerindeki fiilî rolünü ortaya koymak için değerlendirilmiş; Yargıtay bu yöndeki temyiz itirazını yerinde görmemiştir.
  • Aynen iade ve bedel: Hüküm öncelikle altınların aynen iadesine, bu mümkün değilse dava tarihindeki değer olan 666.425,00 TL’nin yasal faiziyle tahsiline yöneliktir.

Kuyumcularla yapılan altın ilişkilerinin ceza boyutu da ayrıca gündeme gelebilmektedir. Kâr payı vaadiyle kuyumcuya teslim edilen altınların güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirildiği bir karar için kâr payına verilen altın yazısına; banka altın hesabının rehni bağlamında ise altın hesabı rehninde özel satış yazısına bakılabilir. Bu dosya ise ceza değil, tamamen hukuk yargılamasına ilişkindir.

🔎 Kararın sınırları

Kararın kapsamını doğru belirlemek için şu noktaların altını çizmek gerekir:

  • Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin vakıa tespitlerini ve delil değerlendirmesini onamıştır; kartvizit konusunda genel bir ilke cümlesi kurmamış, somut olayın olgularıyla yetinmiştir.
  • Somut olayda sicildeki sahibin kuyumcunun sahibi olması, imzalayan kişinin onun babası olması ve iş yerini birlikte işlettiklerine dair beyan bulunması sonucu belirleyen unsurlardır. İsmi kartvizitte geçen ancak işletmeyle başka bir bağı bulunmayan kişiler bakımından aynı sonuca ulaşılıp ulaşılmayacağı ayrı bir değerlendirme gerektirir.
  • Davacı ile davalılar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği (satım, saklama ya da başka bir sözleşme) kararda ayrıca tartışılmamış; uyuşmazlık, biriktirilen altınların iadesi istemi olarak ele alınmıştır.

❔ Merak edilenler

Dava neden yalnızca kartviziti imzalayan kişiye karşı sonuçlanmadı?

Bölge adliye mahkemesi, kartvizitte iki davalının adının birlikte bulunmasını, işyerinin sicil kaydının diğer davalıya ait olmasını, imzalayan davalının işyerini birlikte işlettiklerine dair beyanını ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirerek her iki davalının sorumlu olduğuna karar vermiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi onamıştır.

Kartvizit bu davada nasıl bir belge olarak kabul edildi?

Bölge adliye mahkemesine göre tarih ve işyeri kaşesi vurulup imzalanan kartvizit, altın alım-satımı aşamasında alacak senedi yerine geçmiştir. İmzalayan davalı da kartvizitin kendi el ürünü olduğunu kabul etmiştir.

Mahkeme altınların kendisine mi, bedeline mi hükmetti?

Hüküm öncelikle 305 adet çeyrek altının aynen iadesine ilişkindir. Aynen iade mümkün olmazsa 666.425,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Bu karar kesinleşmiş midir?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi kararını 25.09.2025 tarihinde HMK 370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır. Karar metninde karşı oy bulunmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri, Emsal Kararlar arşivinde ise serinin diğer yazıları yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Değerlendirme, kuyumcuda bırakılan altınların iadesine ilişkin belirli bir dosyanın olgularına dayanmaktadır; işletmeyle bağın, belgelerin ve tanık anlatımlarının farklı olduğu durumlarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu