Altın Hesabı Rehninde Özel Satış – Yargıtay 11. HD 2025/6973

Bankadaki altın hesabı, birçok kişi için döviz ve mevduatın yanında birikimi değer kaybına karşı koruma aracıdır. Bu hesap bazen bir yakının ya da ortağı olunan şirketin kredi ilişkisinde teminat olarak da kullanılır. Kredi borçlusu ödeme yapamadığında banka rehinli altınları icra dairesine başvurmadan, kendi uyguladığı piyasa fiyatı üzerinden paraya çevirip alacağına mahsup edebilir mi? Böyle bir sözleşme hükmü, rehinli malın borç ödenmezse alacaklıya kalmasını yasaklayan lex commissoria kuralına aykırı mıdır?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.11.2025 tarihli ve E.2025/2293, K.2025/6973 sayılı kararıyla, rehin sözleşmesinde bankaya tanınan “İİK yoluna başvurmadan piyasa rayici üzerinden paraya çevirme” yetkisini geçerli sayan Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır. Hesabındaki 1.632,32 gram altın, üçüncü kişi şirketin kredi borcuna mahsup edilen rehin veren, altının güncel karşılığını geri alamamıştır.
🪙 Temel soru: rehinli altın nasıl paraya çevrilir?
Türk Medeni Kanunu m.949, borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmünü geçersiz sayar. Hukuk literatüründe lex commissoria yasağı olarak anılan bu kural, alacaklının rehin konusu malı değerinin altında sahiplenmesini engellemeyi amaçlar. Öte yandan İcra ve İflas Kanunu, rehinli alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip usulünü düzenler.
Bankacılık uygulamasında ise mevduat veya altın hesabı rehni sözleşmelerine, bankanın borç ödenmediğinde rehinli hesaptaki değerleri doğrudan ya da piyasa rayici üzerinden paraya çevirip alacağına mahsup edebileceğine dair hükümler konulmaktadır. Bu dosyada tartışılan mesele, böyle bir hükmün lex commissoria yasağına takılıp takılmadığı ve rehinli altının paraya çevrilmesi için icra yoluna başvurmanın zorunlu olup olmadığıdır.
📂 Dosyadaki olaylar ve rakamlar
Karar metninden anlaşılan olaylar şöyledir:
- Dava dışı bir limited şirket ile davalı banka arasında 08.05.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır.
- Davacı, 02.01.2014 tarihli iki ayrı mevduat ve altın hesap rehni sözleşmesiyle, hesaplarındaki 1.563,96 gram ve 68,36 gram altını, şirketin doğmuş ve doğacak nakdi ve gayrinakdi borçlarına teminat olarak 750.000,00 TL’ye kadar birinci derecede bankaya rehnetmiştir.
- Rehin sözleşmesinin 2. maddesine göre banka, borç ödenmezse herhangi bir yasal işleme ve İİK’daki taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna başvurmaksızın rehinli altınları doğrudan veya piyasa rayici üzerinden paraya çevirmeye ve alacağına mahsup etmeye yetkili kılınmıştır.
- Şirketin belediye ihalesi için bankaca 115.000,00 TL tutarında, 30.04.2015 tarihine kadar geçerli bir teminat mektubu düzenlenmiştir.
- Kredi 11.03.2015 tarihinde kat edilmiştir. Bu tarihte şirketin 586.430,20 TL nakdi borcu ile 115.000,00 TL teminat mektubu ve 66.000,00 TL çek taahhüdünden oluşan gayrinakdi riski bulunmaktadır.
- Banka, şirket aleyhine icra takibi başlatmış ve 22.08.2016 tarihinde rehinli 1.632,32 gram altını gram başına 124,94 TL üzerinden 203.942,06 TL olarak paraya çevirip şirketten olan alacağına mahsup etmiştir.
Davacı ise teminat mektubunun süresi içinde nakde çevrilmediğini ve geçerliliğini yitirdiğini, riskin ortadan kalkmasına rağmen blokenin çözülmediğini ileri sürerek altının dava tarihindeki Türk lirası karşılığının ticari faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Banka, rehnin yalnızca teminat mektubuna değil şirketin tüm kredi borçlarına ilişkin olduğunu savunmuştur.
🏢 İlk derece mahkemesi: TMK 965 bu olaya uymaz
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi (2020/523 E., 2022/37 K.), bilirkişi incelemesine dayanarak kredi borçlusu şirketin hesap kat tarihindeki 586.430,20 TL borcundan mahsup sonrasında davacıya iade edilecek bir altın kalmadığını tespit etmiştir. Teminat mektubu riskinin sona erdiği kabul edilse bile, toplam borç ile altının nakde çevrildiği 203.942,06 TL karşılaştırıldığında bu iddianın sonucu değiştirmeyeceğini belirtmiştir.
Bilirkişi, TMK m.965’teki “borç vadesinde ödenmezse ödünç verenin, noter ihtarından sonra rehni icra yoluyla paraya çevirtebileceği” kuralının olaya uygulanması gerektiğini düşünmüştür. Mahkeme bu görüşe katılmamış; söz konusu maddenin “rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar” başlığı altında rehincileri düzenlediğini, bankanın kredi teminatı olarak aldığı altın hesabı rehnine uygulanamayacağını belirterek davayı reddetmiştir.
🔎 Bölge Adliye Mahkemesi: özel paraya çevirme yetkisi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (2022/1223 E., 2025/166 K.), davacının istinaf başvurusunu esastan reddederken kararın asıl hukuki çerçevesini çizmiştir. Dairenin gerekçesindeki başlıca tespitler şunlardır:
- Davacı, rehin sözleşmesinde şirketin genel kredi sözleşmesinden doğmuş ve doğacak tüm nakdi ve gayrinakdi borçları için rehin verdiğini açıkça kabul etmiştir; rehnin kapsamı açık ve anlaşılır biçimde yazılmıştır.
- Rehin sözleşmesinde, borç ödenmezse altın hesabının mülkiyetinin doğrudan bankaya geçeceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
- Sözleşme bankaya, İİK’daki taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna başvurmadan rehin konusunu piyasa rayici üzerinden özel yoldan paraya çevirme yetkisi vermiştir.
- Altının ya da altın hesabının paraya çevrilmesi şekle tabi bir işlem olmadığından, satış için mülkiyetin bankaya geçirilmesi gerekmez. Bu nedenle düzenleme lex commissoria yasağı kapsamında kalmamaktadır.
- TMK’da taşınır rehninin paraya çevrilmesinde İİK’daki takip yollarına başvurulmasını emreden bir düzenleme bulunmadığından sözleşme hükmü geçerlidir.
- Davacının okuyarak imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediğini ileri sürmesi mümkün görülmemiştir; davacı iradesinin sakatlandığı iddiasıyla iptal yoluna gitmediği için sözleşme ayakta ve bağlayıcıdır.
Daire, yasal vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesinde de isabetsizlik görmemiştir.
✅ Yargıtay onaması ve kararın sınırları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “mevduat ve altın hesap rehni sözleşmesi uyarınca altın hesabı üzerine konulan rehnin kaldırılması ile dava tarihindeki karşılığının ödenmesi istemi” olarak nitelendirmiştir. Daire, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle kararı HMK m.370/1 uyarınca onamıştır. Karar 24.11.2025 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
Kararın kapsamını doğru okumak için şu sınırların altını çizmek gerekir:
- Yargıtay kendi gerekçesini ayrıntılandırmamış, derece mahkemelerinin kabulünü denetleyerek onamıştır. Lex commissoria ve özel paraya çevirme yetkisine ilişkin ayrıntılı değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
- Sonucu belirleyen önemli bir unsur, rehnin yalnızca teminat mektubuna değil, şirketin genel kredi sözleşmesinden doğan tüm borçlarına ilişkin olmasıdır. Teminat mektubu riskinin sona erdiği iddiası bu nedenle sonuca etkili görülmemiştir.
- Paraya çevirme işleminde uygulanan fiyatın piyasa rayicine uygun olmadığı yönünde bir tartışma karar metnine yansımamıştır; dolayısıyla karar, düşük fiyatla yapılan bir satışın sonuçlarına ilişkin bir değerlendirme içermemektedir.
📌 Rehin veren açısından öne çıkan noktalar
Karar, birikimini altın hesabında tutan ve bu hesabı başkasının kredisine teminat gösteren kişiler bakımından şu sonuçlara işaret etmektedir:
- Rehnin kapsamı belirleyicidir: “Doğmuş ve doğacak tüm borçlar” için verilen rehin, belirli bir işlem (bu dosyada teminat mektubu) sona erse bile diğer kredi borçlarını güvence altında tutmaya devam eder.
- Mülkiyet geçişi ile paraya çevirme farklıdır: Rehinli malın alacaklıya kalması yasaktır; ancak bu kararda, alacaklıya piyasa rayici üzerinden satma ve bedelini mahsup etme yetkisi verilmesi bu yasağın dışında görülmüştür.
- İcra yolu zorunlu sayılmamıştır: Bölge Adliye Mahkemesine göre TMK, taşınır rehninin paraya çevrilmesinde İİK takip yollarını emredici olarak öngörmediğinden sözleşmeyle kararlaştırılan özel satış geçerlidir.
- Kur ve fiyat riski rehin verene kalır: Davacı altının dava tarihindeki karşılığını istemiş, ancak paraya çevirme 2016 yılındaki gram fiyatı üzerinden yapıldığından sonraki değer artışından yararlanamamıştır.
- İrade sakatlığı ayrı bir yoldur: Sözleşme içeriğinin bilinmediği iddiası, hata hükümlerine dayalı bir iptal talebiyle ileri sürülmediği için dinlenmemiştir.
Kıymetli madenle bağlantılı başka bir uyuşmazlıkta, yatırım vaadiyle verilen altının ceza hukuku boyutu serideki kâr payı için kuyumcuya verilen altına ilişkin karar içinde; banka hesabı üzerindeki kısıtlamaların icra hukuku yönü ise bloke paranın iadesi ve haciz kararında ele alınmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
💡 Sorular ve cevaplar
Lex commissoria yasağı nedir ve bu dosyada neden uygulanmadı?
TMK m.949, borç ödenmezse rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmünü geçersiz sayar. Bölge Adliye Mahkemesi, rehin sözleşmesinde altın hesabının mülkiyetinin bankaya geçeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin yalnızca piyasa rayici üzerinden paraya çevirme ve mahsup yetkisi verdiğini belirterek yasağın somut olayda uygulanmayacağını kabul etmiştir.
TMK 965’teki noter ihtarı ve icra yolu şartı neden aranmadı?
İlk derece mahkemesine göre TMK m.965, rehin karşılığında ödünç verme işiyle uğraşan rehincilere ilişkin bir hükümdür ve bankanın kredi teminatı olarak aldığı altın hesabı rehnine uygulanamaz. Bölge Adliye Mahkemesi de TMK’da taşınır rehninin paraya çevrilmesinde İİK yollarını emreden bir düzenleme bulunmadığını belirtmiş, Yargıtay bu kabulleri onamıştır.
Teminat mektubunun süresinin dolması rehni sona erdirmez mi?
Bu dosyada rehin, yalnızca teminat mektubunu değil, şirketin genel kredi sözleşmesinden doğmuş ve doğacak tüm nakdi ve gayrinakdi borçlarını güvence altına almak üzere verilmiştir. İlk derece mahkemesi, teminat mektubu riski sona ermiş kabul edilse bile 586.430,20 TL’lik nakdi borç karşısında mahsup sonrası iade edilecek altın kalmadığını tespit etmiştir.
Karar kesinleşti mi?
Evet. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını HMK m.370/1 uyarınca 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır. Dosya, HMK m.372 uyarınca işlem yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yayımlanmış onama kararı ile bu kararda yer alan ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Rehin sözleşmelerinin kapsamı ve paraya çevirme koşulları her dosyada sözleşme metni ve somut olgularla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



