Emsal Kararlarİcra Hukuku

Şirket Kredi Kartı Borcunda Kefil – Yargıtay HGK 2026/92

Bir şirket, bankayla genel kredi sözleşmesi imzalayan başka bir şirkete müşterek borçlu ve müteselsil kefil olur. İki yıl sonra asıl borçlu şirket aynı bankadan şirket kredi kartı alır; kefilin imzası bu yeni kart sözleşmesinde yer almaz. Kart borcu ödenmediğinde banka, kefili de takip eder. Kefil ise “imzalamadığım sözleşmeden sorumlu değilim” der. Uyuşmazlık, iki derece mahkemesinde kefil lehine, Yargıtay’da banka lehine sonuçlanmış ve sonunda Hukuk Genel Kurulunun önüne gelmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli ve E.2025/61, K.2026/92 sayılı kararıyla, kredi kartı borcundan kefilin sorumlu olmadığına ilişkin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Kurula göre genel kredi sözleşmesi ile kart üyelik sözleşmesinin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, asıl borçlu şirketin kredi kartı borcu da müteselsil kefilin kefalet borcu kapsamındadır.

Kısa özet: Davacı banka, 17.09.2008 tarihli ve 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalı şirket aleyhine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi yalnız tazmin edilen teminat mektupları yönünden davayı kabul etmiş, kredi kartı borcunu kefalet dışında saymıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kredi kartı kalemi yönünden kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, genel kredi sözleşmesinin 29 ve 41.1. maddeleri ile kart sözleşmesinin 19. maddesine dayanarak direnme kararını HMK 371 uyarınca bozmuştur.

📑 İki sözleşme, tek imza

Dosyadaki ilk belge, banka ile dava dışı bir turizm şirketi arasında 17.09.2008 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesidir. Davalı şirket bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Sözleşmenin limiti 100.000,00 TL‘dir.

İkinci belge ise 22.11.2010 tarihli şirket kredi kartı üyelik sözleşmesidir. Bu sözleşme asıl borçlu şirketle yapılmış, davalı kefil tarafından imzalanmamıştır. Kredilerin ödenmemesi üzerine banka 23.01.2015 tarihinde hesabı kat etmiş, ardından Antalya 13. İcra Müdürlüğünün 2015/1602 Esas sayılı dosyasıyla takip başlatmıştır. Kefilin itirazıyla duran takip için itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istenmiştir. Davalı şirket, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.

🔁 Takipten Hukuk Genel Kuruluna

Davanın seyri, aynı sözleşme metinlerinin nasıl farklı okunabildiğini göstermektedir:

  • 30.10.2018 – İlk Derece Mahkemesi (E.2016/621, K.2018/719): Muhatap talebi üzerine 13.10.2014’te tazmin edilen 7.000,00 TL ve 1.750,00 TL tutarlı iki teminat mektubundan doğan toplam 8.750,00 TL’den kefilin sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Asıl borçluya verilen üç çek için istenen 3.600,00 TL depo bedeli, kredi kartı alacağı ve üye işyeri risk kredisi alacağı yönünden ise kefilin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm bulunmadığını belirtmiştir. Sonuçta 8.750,00 TL asıl alacak, 303,33 TL işlemiş faiz ve 15,17 TL gider vergisi olmak üzere 9.068,50 TL için itirazın iptaline ve %20 icra inkâr tazminatına hükmetmiştir.
  • 16.10.2019 – Bölge Adliye Mahkemesi (E.2019/173, K.2019/1937): Diğer alacakların dayandığı sözleşmelerde davalının kefil sıfatıyla imzası bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
  • 01.12.2021 – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (E.2020/4431, K.2021/6742): Diğer temyiz itirazlarını reddetmiş, ancak genel kredi sözleşmesinin 29 ve 41. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde kredi kartı borcunun kefalet kapsamında olduğunu belirterek bu kalem yönünden kararı bozmuştur.
  • Direnme (E.2022/35, K.2022/336): İlk derece mahkemesi, kart sözleşmesinin genel kredi sözleşmesinden sonra imzalandığını, kefilin imzasını taşımadığını ve 29. madde uyarınca ek sayılamayacağını, aksi kabulün kefaletin genel ilkelerine aykırı olacağını belirterek direnmiştir.

Hukuk Genel Kurulunun önündeki soru böylece tek bir kaleme indirgenmiştir: Asıl borçlu şirketin kredi kartı borcu, davalının kefalet borcu kapsamında mıdır?

📎 Karar metni: Hukuk Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, doktrin atıfları çıkarılmıştır.

🔍 Kefaletin kapsamı nasıl belirlenir?

Genel kredi sözleşmesi 2008 yılında imzalandığından Kurul, uyuşmazlığa 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 483 ve devamı maddelerini uygulamıştır. Kararda yer alan temel tespitler şunlardır:

  • Kefalet, kefilin asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi riskini kişisel olarak üstlendiği bir teminat sözleşmesidir (818 sayılı BK 483; 6098 sayılı TBK 581).
  • Sınırları belli olmak şartıyla devamlı, değişik içerikli ve birden fazla yükümlülüğü kapsayan borç ilişkileri için kefil olunabilir. Kefalet tek bir yükümlülükle sınırlı olmak zorunda değildir; ancak hangi yükümlülüklere kefil olunduğu sözleşmeden anlaşılmalıdır.
  • TTK 7 uyarınca ticari iş niteliğindeki bir borca verilen kefalet, kanunda veya sözleşmede aksi belirtilmedikçe müteselsil sayılır.
  • Banka genel kredi sözleşmesi, Türk hukukunda ayrıca düzenlenmemiş isimsiz bir sözleşmedir; banka belirli bir limit dahilinde nakdi veya gayrinakdi kredi kullandırmayı, müşteri de geri ödemeyi üstlenir.
  • TBK öncesi sözleşmelerde kefilin azami sorumluluğu ayrıca yazılmamışsa, Hukuk Genel Kurulunun 01.04.1992 tarihli ve 1992/15-74 E., 1992/224 K. sayılı kararında kabul edildiği üzere genel kredi sözleşmesinin limiti azami sorumluluğu gösterir.
  • Aynı genel kredi sözleşmesi kapsamında limit dahilinde birden fazla kredi kullanılırsa kefil bunların hepsinden sorumludur; sözleşme ilişkisi sürdükçe kefilin sorumluluğu da kural olarak devam eder.

Kurul ayrıca, kefile gönderilen kat ihtarının tebliğine ilişkin belge sunulmadığından kefilin temerrüdünün ödeme emrinin tebliğiyle başladığını kabul etmiştir.

🧩 Sonucu belirleyen üç sözleşme hükmü

Kararın ağırlık merkezi, sözleşme metinlerinin birlikte okunmasıdır. Kurul üç hükmü yan yana koymuştur:

  • Genel kredi sözleşmesi m.29 (“Şirket kredi kartı kredisi”): Genel kredi sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir.
  • Genel kredi sözleşmesi m.41.1 (“Kefalet”): Sözleşmeyi imzalayan kefillerin, müşterinin bu sözleşmeden veya her ne sebeple olursa olsun, yalnız ya da başkalarıyla birlikte, aslen veya kefil sıfatıyla borçlandığı veya borçlanacağı bütün meblağları 1. maddede yazılı kredi miktarına kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak üstlendiğini düzenlemektedir.
  • Kart üyelik sözleşmesi m.19: Kart sözleşmesinin genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduğunu, kart sözleşmesinde hüküm bulunmayan hâllerde genel kredi sözleşmesinin uygulanacağını belirtmektedir.

Kurula göre bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kart borcu genel kredi sözleşmesinden doğan ilişkinin parçasıdır ve limit dahilinde ileride doğacak borçlar kefil tarafından teminat altına alınmıştır. Bu nedenle genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalı şirket, asıl borçlu şirketin kredi kartı borcundan da sorumludur. Direnme kararı 18.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak bozulmuş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

Genel kredi ilişkisinde kefile yönelik başka bir uygulama örneği kefilin yatırım hesabına bloke yazısında ele alınmıştır.

🗨️ Azınlık görüşü ne söylüyordu?

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmelerde, direnme kararının onanması gerektiği de savunulmuştur. Bu görüşe göre:

  • Kredi kartı sözleşmesi ayrı bir sözleşmedir ve bu sözleşmede kefilin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır.
  • Kart sözleşmesinde kefilin sorumlu tutulacağı limit de belli değildir.
  • Şirket kredi kartından doğan borç için kefilin sorumluluğunun kart sözleşmesinde ayrıca düzenlenmesi gerekir.

Bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Çoğunluk, kart sözleşmesinin bağımsız bir ilişki değil, genel kredi sözleşmesine bağlanmış bir ek olduğunu ve kefaletin kapsamının genel kredi sözleşmesindeki limit ve 41.1. maddedeki geniş ifadeyle belirlendiğini esas almıştır.

📘 2012 sonrası kefaletlerde TBK 583

Karar, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde kurulmuş bir kefalete ilişkindir. 01.07.2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ise kefalette şekil koşullarını ağırlaştırmıştır. Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne göre TBK 583:

  • Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesini geçerlilik şartı olarak aramaktadır.
  • Kefilin azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması hâlinde bu sıfatı kendi el yazısıyla belirtmesini zorunlu tutmaktadır.
  • Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerin, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmayacağını düzenlemektedir.

Hukuk Genel Kurulu kararı, bu hükümlerin TBK döneminde kurulan kefaletlere nasıl uygulanacağını ayrıca tartışmamıştır. Somut olayda kefilin sorumluluğu, 2008 tarihli sözleşmedeki limit ve kefalet maddesi üzerinden değerlendirilmiştir. Kefalet tarihi, azami tutar ve el yazısı şartları bakımından farklı nitelikteki sözleşmelerde değerlendirme değişebilir.

❓ Okuyucu soruları

Kefil, imzalamadığı kart sözleşmesinden neden sorumlu tutuldu?

Kurul, kart sözleşmesinin hem genel kredi sözleşmesinin 29. maddesinde hem de kendi 19. maddesinde genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olarak tanımlandığını, kefilin de 41.1. madde ile müşterinin bu sözleşmeden doğan bütün borçlarını limit dahilinde üstlendiğini esas almıştır.

Kefilin sorumluluğunun bir üst sınırı var mı?

Kararda, TBK öncesi sözleşmelerde azami miktar ayrıca yazılmamışsa genel kredi sözleşmesinin limitinin kefilin azami sorumluluğunu gösterdiği belirtilmiştir. Somut olayda bu limit 100.000,00 TL’dir.

Çek depo bedeli ve üye işyeri kredisi ne oldu?

İlk derece mahkemesi bu kalemlerde kefilin sorumluluğunu kabul etmemişti. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kredi kartı kalemi dışındaki temyiz itirazlarını reddettiğinden Hukuk Genel Kurulunun incelemesi yalnız kredi kartı borcuyla sınırlı kalmıştır.

Kefilin temerrüdü hangi tarihte başladı?

Kefile gönderilen kat ihtarının tebliğine ilişkin belge dosyaya sunulmadığından Kurul, kefilin temerrüdünün icra takibindeki ödeme emrinin tebliğiyle başladığını kabul etmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, diğer içtihatlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş ve 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalanan bir genel kredi sözleşmesine ilişkindir. Bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Sözleşme hükümleri, kefalet tarihi ve şekil koşulları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu